|
17
Mayıs 2006
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.com.tr
FENERBAHÇE’DE LİDERLİK
VE YÖNETİM SORUNUMU VAR?
(Organizasyonlarda
başarısızlığın nedenleri)
Fenerbahçe'de
çifte kupayla şampiyonluğa gidilirken her iki şampiyonluktan da olunması bir
kez daha başarısızlığın nedenleri konusunda gerekli araştırmaların yapılması
konusunu gündeme getiriyor.
Gerçektende
bu yıl ezeli rakiplere kaybedilen kupa ve lig şampiyonluklarının üzüntüsü
kolay kolay bitmeyecek gibi görünüyor. Türkiye liglerinde son haftaya lider
giren hiçbir takımın şampiyonluğu kaybetmediği göz önüne alınırsa Fenerbahçe’nin
özellikle stres yönetimi konusunda ciddi sorunlar yaşadığını söyleyebiliriz.
Artık
herkesin dilinde Fenerbahçe’nin bir final takımı olmadığı finallerin yükünü
kaldıramadığı söylemi var. Peki, ama Ülkemizin hatta Avrupa liglerinin en ciddi
bütçeleriyle oluşturulmuş (takımın oyuncu değeri 70 milyon Euro) ve yıldızlar
topluluğu görünümünde olan Fenerbahçe gerek yurt dışında ve artık yurt içinde
de bu başarısız sonuçlara niye mahkûm oluyor? Milyonlarca Fener seyircisi niye
üzülüyor?
Aslında
Fenerbahçe’nin başarısızlığı sorununu araştırırken de sebep sonuç ilişkisinden
yararlanmalıyız. Hiçbir sonuca nedensiz ulaşılmaz. Öyleyse Fenerbahçe’nin
başarısız sonuçlarının ardındaki sebep nedir? Sorusunun yanıtına da bu çerçevede
aramalıyız. Bunu yaparken de sadece Fenerbahçe örneğini değil futbol dünyasında
kulüplerin organizasyonel yapısını ve Lider kadrolarının başarı yönünden
kıyaslamasını yapmalıyız.
Başarı
kavramı tarihte üzerinde en çok düşünülen ve kafa yorulan kavramlardandır. Ülke
yönetiminde başarı, Parti yönetiminde başarı, Şirket yönetiminde başarı ve
kulüp yönetiminde de başarı nasıl sağlanır.
Bu
organizasyonlar ölçekleri bakımından birbirlerinden farklı görünseler de onları
başarıya ya da başarısızlığa götüren faktörler önemli benzerlikler
göstermektedir.
Gerçektende
iyi yönetilmeyen hiçbir organizasyonun başarılı olabilmesi mümkün değildir.
Belki kalıcı olmayan ve zaman, zaman tesadüfî ya da kişisel becerilerin ön
plana çıktığı sıradan başarılar elde edilebilir ama bunlar bizi o organizasyonun
geniş anlamda başarılı olduğu sonucuna götürmez.
Yönetim
bilimi uzun yıllar yönetimde başarı sorununa çözümler aramıştır. Pek çok
yönetim bilimcisi özellikle de başarılı İnsan kaynakları yönetimi konusuna
yaklaşık 100 yıldır mesai harcamaktadır. Bu çalışmaların sonucunda önemli
gelişmelerin olduğundan söz etmemiz mümkündür. Küresel rekabet ortamında pek
çok kuruluş bu yöntemlerden yararlanmaktadır.
Bir kurumun
başarısı için en önemli faktör doğru ve sağlıklı bir yönetsel organizasyon
oluşturmaktır. Bu bir binanın temelini oluşturmak kadar mühimdir. Ardından iş
süreçleri incelenerek amaçlara ve hedeflere uygun bir biçimde o organizasyonun
alt dalları oluşturulur. Bütün bu çalışmalara ise elbette ki Liderlik
özellikleri taşıyan birinin önderlik etmesi gerekmektedir.
Lider
yönetici günümüzde bir organizasyonun başarısı için son derece önem arz
etmektedir. Liderlik vasfı taşımayan yöneticilerin büyük organizasyonları
başarıya götürebilmeleri olası değildir.
Başarılı bir liderde olması gereken temel
özelliklere baktığımızda ise Lider yöneticinin;
- Bir liderde olması gereken
bilgi birikimi ve donanımlara sahip,
- Duygu ve davranışlarını
denetleyebilen,
- Mütevazı,
- İnsan ilişkilerinde son derece
başarılı,
- Eleştirilere açık,
- Demokratik ve adil kişilikte,
- Ekibine saygılı, onların
gelişimine son derece önem veren,
- İşleri delege eden,
- Sosyal sorumluluk sahibi,
- Başarının ekip çalışmasının
gücünden geldiğine inanan,
- Başarısızlıklarda lider olarak
kendi hatalarını sorgulayan
Başarılı Lider
üzerine yaptığımız bu tanımlamaları arttırabilmek mümkündür. Şimdi dilerseniz
birde başarısız liderlerin özelliklerine bakalım.
İşler
istediği gibi gitmediğinde kolayca parlar, beklenmedik çıkışlar yapar.
- Risk almaktan çekindiği için karar veremez,
tereddüde düşer ya da çelişkili kararlar verir.
- İnsanlara güven duymaz, sözlerde ve
davranışlarda ard niyet arar, kuşkucudur.
- İnsanlarla iletişim kurmayı önemsemez, onların
ihtiyaçlarına duyarsızdır.
- Kendisine hayrandır ve her şeyin hakkı olduğuna
inanır.
- Önünü sonunu düşünmeden bol keseden vaatte
bulunur; sonra da verdiği sözleri unutur veya sözünü tutmaz.
- Her durumu küçük veya büyük krize dönüştürür;
duruma hakim olmak için çevresini tedirgin eder.
- Fevri ve yanlış kararlar alır, çevresindekileri
zora sokar.
- İnsanlar üzerinde sıkı kontrol uygular,
zorlayıcıdır ve ayrıntılarla uğraşır.
- Herkesi memnun etmek için onların suyuna gider,
insanlara hoş görünerek istediğini yaptırabileceğini düşünür.
- İnsanlara, gelişen olaylara ve sorunlara
yeterince zaman ayırmaz, tembel ve gevşektir. Eğlenceye, oyuna, uykuya çok
zaman ayırır.
Şimdi çok
kabaca tanımını yaptığımız bu teorik kavramları Futbol kulüplerinin organizasyonel
yapılarına ve lider tiplemelerine uyarlayacak olursak aslında sorunun
nedenlerini önemli ölçüde yakalamış oluruz.
Futbol
kulüplerimizde Yönetimlere ve özellikle de Başkanlığa gelen kişilerde aranılan
temel nitelik sermaye sahibi ve nüfuzlu insanlar olmalarıdır. Bunun
nedenleri ise tüm kamuoyu tarafından açıkça bilinmektedir. Bizim yukarıda
örneklerini verdiğimiz Liderlik nitelikleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan
bu kişiler sadece "güçlü" kişiler oldukları için kulüp başkanlıklarına
getirilmektedirler.
Bu
kişilerin oluşturduğu Organizasyonel yapılarda doğal olarak kendi otoritelerine
ve oluşturacakları oligarşik yapıya uygun organizasyonlar olacaktır. Süreç
içersinde Başkan otoritesine muhalefet oluşursa bu kişilerin süratle tasfiyesi
yoluna gidilecektir.
Demokrasinin
olmadığı ve sadece liderlik sultasına dayalı bu tür organizasyonel yapıların
ülkemizde partileri ve diğer organizasyonları ne hale getirdiğinin örneklerini
hep birlikte gördük. Başarı için çağdaş ve demokratik Liderler ve buna bağlı
organizasyonlara ihtiyaç var. Aksi halde başarısızlık kaçınılmaz oluyor.
Kulüplerinde
başarısızlık yaşayan ve çoğu iş adamı olan bu Başkan ve yöneticilerin kendi
kendilerine sormaları gereken en kritik iki soru şudur bence;
Başarısız olan şirketlerde(
organizasyonlarda ) gerçek sorumlu kimdir?
Bu tür şirketlerimde ne tür önlemler
alırım?
Birinci
sorumuzda iki seçenek var;
Yönetim
sorumluluğunu üzerine alan ve şirketleri yöneten kişiler başarısızlık
sonucunda "bütün işçileri işten atalım iyi çalışmadılar" mı demeliler yoksa
"Yönetim
hakkı bizde, bu kadroyu biz kurduk doğru kararlar alıp doğru seçimler yapsaydık
bu sonuca ulaşmazdık" mı demeliler.
İkinci
sorumuzun yanıtları da birinciyle bağlantılı aslında;
"Biz
elimizden geleni yaptık, Şirketi başarıyla yönettik her türlü imkânı
sağladığımız çalışanlarımız başarısızlığımızın sorumlusudur. Hepsinin iş
sözleşmesini fesih edelim ve yerlerine yeni elemanlar istihdam edelim."
Ya da
Yönetim
kurulu ve Genel Müdür olarak yönetim hakkımızı iyi kullanamadık, çalışanları
iyi motive edemedik, İş süreçlerini iyi yönetemedik başarısız sonuçtan biz
sorumluyuz asıl istifa etmesi gerekenler bizleriz.
Şimdi Fenerbahçe
Kulübünün lideri ve Yönetim kadrosu bu sorulara yanıt aramalıdır kanaatimizce.
Ancak tarih
göstermiştir ki. Başarıları sonuna kadar sahiplenenler başarısızlıklardan
kendilerine hiçbir dönemde pay ayırmazlar.
Bu yıl da
bu geleneğin böyle süreceğini içinde bulunduğumuz transfer günlerinde birlikte
göreceğiz.
Fenerbahçe
taraftarı ise bu zihniyetin ve bu yönetim anlayışının hâkim olduğu bir camiada
başarıya daha uzun yıllar özlem duyacaktır ne yazık ki.
|