|
05
Mayıs 2006
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.com.tr
İŞ
YERİNDE İKRAMİYE UYGULAMASI KALDIRILABİLİR Mİ?
İkramiye
ödemesi işyeri uygulamalarından ve iş sözleşmesi ile toplu sözleşmelerden
kaynaklanan bir uygulamadır. İşverenler çalışanlarına ikramiye ve benzer ek
ödemelerle sosyal yardımlar sunarak motivasyon artışı sağlamaya çalışırlar.
Bunun
yanında İnsan kaynakları uygulamasında Sosyal paket de dediğimiz bu tür
ödemeler bir işletmenin çalışanlar tarafından rağbet görmesine de neden
olmaktadır. Yoğun rekabetin yaşandığı sektörlerde bu tür imkânlar sağlayan işletmelerin
çalışanlar bakımından daha çok tercih edildiği bilinmektedir.
İşletmelerin
işçilik maliyetlerini gözden geçirmeleri gerektiğinde ise (ekonomik kriz vb. durumlar)
ikramiyelerin en çok göze batan ve işverenlerin ödeme konusunda istekli
davranmadıkları kalem olduğunu da biliyoruz.
Peki, ama
İkramiye keyfi bir ödeme midir? yani işveren istemezse ikramiye ödemeyebilir
mi? Ve giderek işveren ikramiye
ödemezse bunun hukuksal bir yaptırımı söz konusumudur. Her zaman olduğu gibi bu
konuya da Yargıtay içtihatlarının ışığında bakacağız.
Ancak önce
ikramiye konusunu biraz daha açalım dilerseniz.
“İşyerlerinde
neredeyse ücret kadar sık görülen bir uygulama, ikramiyedir. İkramiyelerin
genel tanımlarından hareketle şöyle bir sonuca varılabilir. “ikramiye, iyi
çalışma karşılığı verilen bir ödül niteliğindedir” Ancak, bugünkü yaygın
uygulama, ikramiyelerin bu niteliğini ortadan kaldırmış ve yalnızca yılda
üç-dört kez ödenen bir ücret niteliğine büründürmüştür.
İkramiye verirken,
aynı durumdaki işçiler arasında ayrım yapılmaz. İşveren, haklı bir nedeni
olmadıkça, aynı durumda bulunan işçi grubuna verdiği ikramiyeyi bazılarından
esirgeyemez. İşten çıkarılan işçiler ise, sözleşmelerde karşıt bir kural
konulmadıkça, çalıştığı süre ile orantılı ikramiyenin ödenmesi gerekir.
Yargıtay, çeşitli karalarında, bu görüşü benimsemiştir.”[1]
Yukarıdaki
alıntımızda da net bir şekilde görülebileceği gibi işverenin ortada bir neden
yokken işçiler arasında ikramiye bakımından ayrımcılık yapmaması gerekmektedir.
İkramiyenin
işçi bakımından bir hak haline dönüşmesi bu ikramiyenin düzenli bir ödeme
şeklinde olmasıyla bağlantılıdır. Yani somut bir örnek verecek olursak,
işverenin bir bayram işçilerine ikramiye niteliğinde bir ödeme yapması ardından
3 sene sonra bir daha benzer bir davranışta bulunması o işletmede bir bayram
ikramiyesinin olduğu anlamına gelmez. Bu olsa olsa işverenin işçiye karşı bir
jestidir.
Ancak aynı
işletmede sürekli olarak her bayram işçiye bayram ikramiyesi ödenmesi söz
konusu ise ve bu ödeme ücret bordrolarında net bir biçimde görülüyorsa iş
sözleşmesinde ya da toplu iş sözleşmesinde yer almasa dahi ikramiye o işyerinde
bir gereklilik halini almış ve işçiler açısından kazanılmış bir hak haline
dönüşmüştür diyebiliriz.
Diğer
taraftan ikramiyenin sözleşmelerde yer alması halinde artık işveren bakımından
bunun bir taahhüt ve işçi içinde bir hak olduğu konusu tartışmasızdır.
Buraya
kadar ikramiye ile ilgili genel konulara baktık ve nasıl hak haline
dönüşebileceğini gördük. O halde şimdi asıl soruna bakalım. Yani işveren artık
bir hak haline dönüşmüş olan ikramiyeyi artık” ödemek istemezse ne olacaktır.
Öncelikle
şunu hemen belirtmeliyiz ki işveren tek taraflı bir kararla işçinin çalışma
koşulları, ücret ve özlük hakları konusunda değişiklik yapma hakkına sahip değildir.
Bu değişiklikler konusunda işçiye öneride bulunma ve onun onayını alması
gerekmektedir. Ayrıca yapacağı bu değişiklikleri açıklanabilir gerekçelere
dayandırmak zorundadır.
Bir
işletmede geçerli herhangi bir sebep yokken işçilere daha önce sağlanmış olan
bazı hakların kısıtlanması yada tamamen kaldırılması mümkün değilken bu
uygulamanın kanıtlanabilir ekonomik nedenlere (ekonomik kriz, talep
daralması, vb.) dayandırılması koşulunda durum farklı olacaktır. Şimdi
dilerseniz konuyu bu yönüyle de inceleyelim.
Bilindiği
gibi Yeni iş yasamızla çalışma yaşamımıza değişiklik feshi kavramı
getirilmiştir.[2] Buna göre sözleşme koşullarında değişiklik
mümkün olmakla birlikte işverenin önce bu değişiklik önerisini işçiye yazılı
olarak iletmesi ve işçinin de 6 iş günü düşünme süresi vardır. 6 iş günlük süre
sonunda işçi öneriye yanıt vermelidir.
Bu
açıklamalardan sonra konuyu ikramiye örneğimize uyarlayacak olursak; Öteden
beri ödenmekte olan ve sözleşme şartı haline dönüşmüş ikramiyenin işletme
yönetimince kaldırılması da bir değişikliktir.
Dolayısı
ile bu değişiklik konusunda da işletme yönetiminin işçiye öneri götürmesi ve
değişikliği yazılı olarak bildirmesi gerekmektedir. İşçi bu konudaki öneriye 6
iş günlük süre içinde olumlu ya da olumsuz yanıt vermelidir. Herhangi bir
itirazda bulunmamak kabul anlamına gelmektedir. Aşağıda sizlere sunduğumuz
Yargıtay kararı da [3] gerek 6 iş
günlük süre gerekse itiraz bakımından (her ne kadar eski yasaya atıfta bulunsa
da ) konumuza uygun bir karardır.
Karar:
Davacı, davalı işverenin ücretlerde değişiklik
yaptığını, yasa ve sözleşme hükümleri
gereği ödenmediğini, bu nedenle iş sözleşmesini
1475 sayılı Yasa'nın 16/II.d maddesi gereğince haklı
olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı isteğinde
bulunmuştur.
Davalı
ücretlerle ilgili değişikliğin 04.03.2002 tarihinde
yapıldığını, davacının itiraz etmekle birlikte bu durumu
kabul ederek ücretleri aldığını, fesih hakkını
1475 sayılı Yasa'nın 18. maddesinde öngörülen
6 günlük hak düşürücü
süre içinde kullanmadığını belirterek davanın
reddini savunmuştur. Mahkemece; "Davacı ikramiyelerin
ödenmemesi ve ücretlerin eksik ödenmesi
nedeni ile zamanında ihtar çekmiş olup, iş sözleşmesini
bu nedenle feshetmesi haklıdır" gerekçesi
ile istek kabul edilmiştir. Dosya içeriğine göre
davacı işçi davalının ücretlerle ilgili
olarak aleyhine değişiklik getiren 04.03.2002 tarihli
düzenlemeye zamanında 08.04.2003 tarihinde itiraz
etmiş ise de çalışmasını sürdürerek,
bu düzenlemeye göre ödenen ücretleri
kabul etmiş, üstelik bu itirazından 02.09.2002
tarihli ihtar ile vazgeçmiş ve yaklaşık bir yıl
sonra kıdem tazminatı isteğinde bulunarak ayrılmıştır.
Somut bu maddi olgulara göre, ücretle ilgili
düzenlemeye her ne kadar itiraz edilmiş ise de
bundan vazgeçilmiş ve feshi doğuran olaydan itibaren
1475 sayılı Yasa'nın 18. maddesi gereğince 6 günlük
sürede fesih hakkı kullanılmamıştır. Davacı iş
şartlarındaki bu değişikliği kabul etmiştir. Yaklaşık
bir yıl sonra bu olguya dayanması yasaya aykırıdır.
Davanın reddi yerine, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Bu konudaki
diğer bir yüksek mahkeme kararında da benzer vurgular yapılmaktadır.[4]
Nisan
2000 tarihinde işverenin işyerinde oluşum yaparak ekonomik
kriz sebebiyle işyerindeki ikramiye ve yemek parasının
kaldırıldığını bildirmiş ve bu tarihten sonra akdin
feshedildiği 01.12.2001 tarihine kadar ikramiye ve yemek
parası ödemesi yapılmamış, tüm işçilerin
ve bu arada davacı bu değişikliğe karşı çıkamayarak
bu uygulamayı benimsemiştir. Aradan bir buçuk
sene geçip hizmet akti feshedildikten sonra işverenin
uygulamasına karşı çıkmış ikramiye ve yemek parası
alacak isteğinde bulunmuştur.
İkramiye
ve yemek parasının kaldırılması tüm işçilerin
karşı çıkmayarak kabulü ile işyeri uygulaması
haline gelmiştir. Böyle olunca ikramiye ve yemek
ücreti alacak isteklerinin reddi gerekirken yazılı
şekilde kabulü hatalıdır.
Bunun
sonucu kıdem ve ihbar tazminatına esas ücretin
belirlenmesinde ikramiye ve yemek ücretinin dahil
edilmemesi gerekir. Bilirkişiden bu konuda ek rapor
alınıp sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Diğer
taraftan işçinin bu değişikliği kabul etmesi koşulunda ise zaten ortada bir
sorun olmayacaktır.
Sonuç
itibarı ile sözleşme şartlarına ilişkin değişikliklerde işçi işveren arasında
bir uzlaşma olmalıdır. Bu uzlaşma olduğu takdirde değişiklik yapılabilir
ikramiyenin kaldırılması da bu çerçevede olasıdır.
Bu arada
işçinin ikramiye ya da diğer özlük haklarının değişimine ilişkin konularda bir
itirazı varsa bu itirazı süresi içinde yapmalıdır.
[2] MADDE 22. - İşveren,
iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği
ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında
esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle
yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü
içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi
değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli
bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu
yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini
feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava
açabilir.Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman
değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe
konulamaz.
|