|
18 Mayıs 2006
İbrahim KOCABEY
Yeminli Mali Müşavir
ibrahim.kocabey@moorestephens.com.tr
İNDİRİMLİ
ORANA TABİ İŞLEMLERDE KDV İADESİNDE YILI İÇİNDE
İADENİN ÖNÜ AÇILDI (MI?)
Bu
yazımızda; indirimli oranda KDV’ne tabi tutulan teslim ve hizmetler dolayısıyla
yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesinde;
-
2006
yılında uygulanacak iade alt sınırını 10.000.- YTL olarak belirleyen ve
-
Yüklenim
yılı içinde aylık mahsuba olanak sağlayan 2006/10379
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir.
Bilindiği
üzere; “Bakanlar Kurulu tarafından vergi
nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup yılı içerisinde
indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilen sınırı aşan KDV” Katma
Değer Vergisi Kanununun 29/2 nci maddesi uyarınca iade edilmektedir.
Yılı içinde mahsup
yoluyla aylık dönemler itibariyle iade
5035[1]
sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde yıllık uygulamaya konu olan iade
işlemi; 5035 sayılı Kanunla madde metninde yapılan değişiklikle yılı içinde aylık
mahsuben iadeye konu edilmiş, bu yolla giderilemeyen KDV’nin de yıllık olarak
nakden ve/veya mahsuben iade edileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak Bakanlar
Kurulu ve/veya Maliye Bakanlığı’nın madde metninde sözü edilen usul ve esasları
belirleme yetkisini kullanmaması nedeniyle şu tarihe dek yılı içinde mahsup
yolu ile aylık iade imkanı bulunamamıştır.
İadenin Alt Sınırı
İndirimli
oranda mal ve hizmet tesliminde KDV’nin iade edilebilmesi için; indirim
mekanizması yolu ile giderilemeyen yüklenim KDV tutarının Bakanlar Kurulunca
belirlenen sınırı aşması gerekmektedir. Bu sınırın altında kalan tutarlar için
KDV iadesi söz konusu olmamaktadır.
“İndirimli
Orana Tabi İşlemlerde İade Edilecek Verginin Alt Sınırının
Tespitine İlişkin 2006/10379
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı[2]” ile söz konusu uygulamadaki sınır 2006 yılına ilişkin iade işlemleri için 10.000.- YTL olarak
belirlenmiştir.
“Yılı İçinde Aylık
Mahsubun Yolunu Açan” Düzenleme
Bugüne
dek indirimli oranda mal ve hizmet tesliminde KDV iadesi alt sınırı belirlemeye
yönelik olarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları hep bir önceki yıl
iadelerine ilişkin hesaplamalarda dikkate alınması gereken alt sınırları
belirlerken, bu yazımıza konu 2006/10379
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilk kez “iade edilecek verginin alt sınırı”nın cari
yıla (2006 yılına) ilişkin iade işlemlerinde kullanılacağı belirtilmiştir.
Bu
değişikliğin nedeni aşağıda da izah edileceği gibi, KDV Kanunu’nun 29/2 nci maddesinde
belirtildiği üzere “teslim
ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı
Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan verginin, bu mükelleflerin;
- vergi
ve sosyal sigorta prim borçları ile
- genel
ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da
- döner
sermayeli kuruluşlar ile
- sermayesinin
%51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya
- özelleştirme
kapsamında bulunan işletmelerden temin ettikleri
mal ve hizmet bedellerine ilişkin
borçlarına yılı içinde aylık dönemler
itibariyle mahsuben ödenmesinin önünü açmaktır.
Bakanlar
Kurulu Kararında yer alan ifadenin bir gereği olarak; 2006 yılında indirimli
vergi oranına tabi tutulan/tutulacak olan teslim ve hizmetler dolayısıyla
yüklenilen ve indirim yolu ile telafi edilemeyen katma değer vergisinin
10.000.- YTL’yi aşan kısmı iadeye konu olacak, bunun altındaki tutarlar için
iade hesaplaması yapılmayacaktır.
İndirim
yolu ile telafi edilemeyen katma değer vergisi iadesinde haddin belirlendiği
bir Bakanlar Kurulu Kararı ile ilk kez;
“indirimli
vergi oranına tabi tutulan teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen ve
indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisinin 10.000,- YTL'yi aşan
kısmı yılı içinde mahsuben iade edilir.”
ifadesine
yer verilmiş bulunmaktadır. Bunun
da indirimli oranda mal ve hizmet teslimi dolayısıyla iadeye hak kazananların, bu
iade tutarlarının en azından yukarıda sayılan kendi vergi ve diğer bazı kamu borçlarına aylık mahsubunun önünü
açmış bulunduğunu düşünmekteyiz.
Aylık Mahsup İşlemleri Ne
Zaman Başlayacaktır?
Alt
sınırı belirleyen Bakanlar Kurulu Kararında yer alıyor olsa da yukarıdaki ifadenin,
aylık mahsup işlemlerinin derhal başlaması için yeterli olup-olmayacağı açık
değildir. Zira söz konusu iade işlemlerine ilişkin usul ve esaslar Maliye
Bakanlığı’nca belirlenmektedir. Muhtemeldir ki bu usul ve esaslar belirlenmeden
önce Vergi Daireleri aylık mahsup işlemlerini yapmayacaklardır.
Maliye
Bakanlığı’nın gerekli düzenlemeyi kısa sürede yapması ve uygulamanın başlaması beklenmektedir.
Bu nedenle indirimli orana tabi işlemleri olan mükelleflerin Ocak/2006 ve
izleyen dönemlerdeki iadelerinin en azından yılı içinde kendi vergi ve diğer
bazı kamu borçlarına mahsubu işlemlerinin hızlı bir şekilde
gerçekleştirilebilmesi için gerekli hazırlıklara bir an önce başlamaları ve
hesaplama işlemlerini tamamlamaları yararlarına olacaktır.
Mükelleflerin
yılı içinde vergi ve diğer bazı kamu borçlarına mahsup edemedikleri iade kısmı
ise doğaldır ki izleyen yılda (Aralık ayının KDV beyannamesinin verilmesini
müteakip[3]) mevcut
esaslar dahilinde nakden iade olarak talep edilebilecek ya da ortakların
ve/veya tedarikçilerin borçlarına mahsup edilebilecektir.
Düzenleme Yapılmada
Gecikilmesinin Yarattığı Sorunlar
Herhangi
bir Kanun maddesinin uygulanmasına yönelik usul ve esasları belirleme konusunda
gerek Bakanlar Kuruluna gerekse Maliye Bakanlığı’na tanınan yetkilerin
zamanında kullanılmaması, kanunla
verilen hakların kullanımında gecikmelere yol açmaktadır.
İndirimli
vergi oranına tabi tutulan teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen ve
indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisinin yılı içinde (mahsup
yolu ile de olsa) iadesinde de yaşanan budur.
Sonuç
Vergi
Usul Kanunu’nda yapılacak bir düzenleme ile Kanun maddesi ile Bakanlar Kurulu
ve/veya Maliye Bakanlığı’na usul ve esasları düzenleme/belirleme yetkisi
verilen durumlarda bu usul ve esasların düzenlemesi/belirlemesine yönelik işlemlerin
belirli bir sürede (örneğin 30/45/60 gün içinde) tamamlanması gerektiği yönünde
bir hüküm ihdasının, kanunla verilen
hakların kullanımında, tali mevzuatın engel oluşturmasını ve gecikmeleri
önlenme açısından yararlı olacağını düşünmekteyiz.
[3] Yıllık
iade uygulaması sırasında bu işlemler yılın bitmesini müteakip, izleyen yıl
Ocak-Kasım arası beyannamelerinden biri ile beyan edilebiliyor ve iade bundan
sonra gerçekleşebiliyordu. Oysa aylık mahsuba geçilmesiyle birlikte, Aralık ayı
beyannamesinde yer alan ve yılı içinde mahsubu gerçekleştirilemeyen tutarın,
Aralık ayı beyannamesinin verilmesini müteakip yıllık iadesine imkan
doğacağını, en azından yapılacak düzenlemenin buna izin verecek şekilde olması
gerektiğini düşünmekteyiz.
|