GVK NUN GEÇİCİ 69’UNCU MADDESİ ve 1.1.2006-7.4.2006 TARİHLERİ ARASINDA YAPILAN YATIRIM HARCAMALARININ DURUMU     

 

15 Mayıs 2006

 

İbrahim KOCABEY

Yeminli Mali Müşavir

ibrahim.kocabey@moorestephens.com.tr

 

GVK NUN GEÇİCİ 69’UNCU MADDESİ ve 1.1.2006-7.4.2006 TARİHLERİ ARASINDA YAPILAN YATIRIM HARCAMALARININ DURUMU

 

Bu yazımız 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılan ve yatırım indiriminden yararlandırılması bunun için de ihtirazi kayıt beyanı verilip-verilmemesi yönünde farklı tartışmalar olan GVK nun geçici 69 uncu maddesine ilişkin açıklamaları içermektedir.

 

Bir kısım vergiciler 2006/1. geçici vergi dönemi gelir/kurumlar vergisi beyannamesinin ihtirazi kayıtla verilmesinin, yatırım indirimini sona erdiren, (hatta kazanılmış hak mahiyetinde olanların kullanımını dahi 3 yıl ile sınırlayıp) üstelik düşürülmesi beklenen kurumlar vergisi oranını değil de adeta cezalandırarak, %30’luk kurumlar vergisi oranı ile vergilemeyi getiren GVK geçici 69 uncu maddesinin kabulü anlamına gelip-gelmeyeceğini sorgulamaktadır.

 

1- Söz konusu ihtirazi kayıt münhasıran 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasındaki yatırımların, geçici vergi uygulaması bakımından yatırım indiriminden yararlanması gerektiği yönündeki bir talepten ibarettir.

 

GVK nun 19 uncu maddesini 1.1.2006 tarihi itibariyle mülga hale getiren 5479 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ortada iken hiçbir vergi dairesinin bu ihtirazi kaydı dikkate alması mümkün değildir. Bu hak ancak dava açılması ve bunun da kazanılmasıyla mümkün olabilir. Dava açılması ise ihtirazi kaydı müteakip 30 gün içinde yerine getirilmelidir. Dava açılmaması ihtirazi kaydın düşmesi demektir ve ihtirazi kayıt tek başına hiçbir şekilde bir tercihin ortaya konması anlamına gelmez, gelemez.

 

Zaten, geçici vergi yönünden yapılan bir ihtirazi kaydın kurum kazancının tespiti açısından bir hüküm ifade etmesi mümkün olmayıp, bu yalnızca verildiği geçici vergi dönemini ilgilendirir.

 

Peki, o halde 2006/1. geçici vergi dönemi beyannamelerine niçin ihtirazi kayıt konmalıdır.?

 

2- Bu konuyu öncelikle ihtirazi kayda konu edilmesini önerdiğimiz yatırım harcamalarının hukuki yönünden ele alırsak bu önerimizn nedeni kendiliğinden açığa çıkacaktır.

 

Bilindiği üzere 5479 sayılı Kanun GVK nun 19 uncu maddesini 1.1.2006 itibariyle yürürlükten kaldırmıştır. Ancak kanun koyucu bu yürürlükten kaldırma tarihinden önce başlanmış yatırımlar için istisnai bir düzenleme yapmış ve GVK geçici 69 uncu maddesinde yaptığı bir düzenleme ile;

  • 31.1.2005 tarihi itibarıyla mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indirilemeyen yatırım indirimi istisnası tutarları ile;
  • 24.4.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, (yani teşvik belgeli sistem dediğimiz kapsamda) başlanılmış yatırımlar için belge kapsamında 1.1.2006 tarihinden sonra yapılacak yatırım harcamaları ve
  • 1.1.2006 itibariyle yürürlükten kaldırılan GVK m.19 kapsamında (yani belgesiz dediğimiz kapsamda) 1.1.2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılacak yatırım harcamalarını

2008 yılına kadar yatırım indirimi istisnasından yararlandırmayı benimsemiştir.

 

Burada tek sorun yukarıdaki tanımlara uymadığı halde mülga GVK m.19 kapsamında yatırım harcaması niteliğinde olup da 1.1.2006-7.4.2006 arasında yapılan harcamalarla ilgili olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Kanun koyucu geçmişte kullanılamayanlarla devamlılık arz eden yatırımlarda kazanılmış hak vardır diyerek olumlu bir tavır ortaya koymuş ve bunların belirli bir süreyle (2008 e kadar) kısıtlı da olsa yatırım indirimi istisnasından yararlandırılmasını kabul etmiştir.

 

Ancak aynı kanun koyucu 8.4.2006 tarihinde çıkan bir Kanun’un, çıkacağından habersiz olup bu Kanunun yayınlanmasından hemen önce yatırım harcaması yapanların haklarını dikkate almamıştır. 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında örneğin taşımacılık yapıyorsa bir kamyon, araç kiralama işi yapıyorsa 500 adet binek oto alan (ya da bunun için gayrı-kabili rücu bir şekilde sözleşme yapan, pey akçesi, kaparo ödeyen) bir mükellefin kazanılmış hakları dikkate alınmamıştır.

 

3- Oysa bu mükellef kuvvetle muhtemeldir ki yatırım indirimi istisnasının varlığına güvenerek bu yatırım harcamalarına girişmiş (ya da yatırım kararları almıştır). Basında yatırım indiriminin kaldırılacağını okumuş olması ya da TBMM gündeminde bu yönde bir yasanın görüşülmekte olması onun derdi olamaz onun derdi işini büyütmek, varsa kendine verilen yasal hakları kullanmaktır. Ta ki bu haklar usulüne uygun olarak elinden alınıncaya ya da kaldırılıncaya kadar. Bunun usulü ise bellidir. TBMM yasayı kabul eder, Cumhurbaşkanlığı makamı bunu onaylar ve nihayet Cumhuriyet’in Resmi Gazete’sinde yayımlanarak yasa yürürlüğe girer. İşte yatırımcının “haberim yoktu” diyemeyeceği noktadır bu. Bundan önceki safhalar hakkın kullanılmasına engel olamaz. Mükellef olan biteni izlemek ya da haberdar olmak zorunda değildir. Aksi yargıdan döner.

 

Kişisel olarak 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılan yatırım harcamalarının yatırım indirimi istisnasından yararlanabileceğini işte bu nedenle düşünmekteyiz. Bu konuda tartışmalı bir taraf da görmemekteyiz.

 

4- Bugün olmasa bile 2006 yılı kurum kazançlarının beyan edileceği dönemde, 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılan yatırımlar için ihtirazi kayıt verilmelidir. İşte o tarihte verilmesi gereken ihtirazi kayıtları, geçici vergi dönemine alarak 2006 yılı kurum kazancına ilişkin bir yargı işlemini 11 ay öne çekmek mümkündür. Böylece 2006 yılı kazançları beyan edilirken (2007 Nisan ayında) ilk merci mahkeme kararları belki de alınmaya başlamış olacaktır.

 

Dava edilse ve bu dava kazanılsa bile bunların yatırım indirimi ile ilgili bir tercihi ortaya koymak olup olmayacağına daha doğrusu GVK geçici 69 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği gibi “vergi oranına ilişkin hükümler dahil” 31.12.2005 deki kapsamda dikkate alınıp alınmayacağına cevabımız: “TABİİ Kİ HAYIR”dır.

 

5- GVK nun geçici 69 uncu maddesinin hangi yatırım harcamalarına ilişkin olduğu ortadır. Bunlar daha önce kullanılamamış olan yatırım indirimi hakları ile 1.1.2006 dan önce başlanmış olanların devamı niteliği olanlardır. Bizim ihtirazi kayıt önerimiz GVK nun geçici 69 uncu maddesi kapsamında yer almayan, 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılmış yatırım harcamalarıdır. GVK nun geçici 69 uncu maddesi bunlara ilişkin bir düzenleme zaten içermemektedir. Eğer bunlar (yargı kararıyla) yatırım indiriminden yaralanacaksa doğaldır ki GVK nun 19 uncu maddesinin kaldırılmasından önceki halinden yararlanacaklardır.

 

Bu durumda 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılmış yatırım harcamalarının %40’ı yatırım indirimi istisnasından yaralanacak, istisna dışındaki kurum kazancı ise 2006 yılı kazançları için öngörülen oranda (%30 ise %30’dan, %20 ise %20’den, %33 ise %33’den) vergilendirilecektir. Zira yatırım indirimi istisnasından yaralandırıldıklarında, bunlar için 31.12.2005 de cari mevzuatın uygulanabileceğine ilişkin bir düzenleme yoktur.

 

6- Son olarak belirtmek gerekir ise 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılmış yatırımlar için ihtirazi kayıt verilmesi ya da dava açılması bir kabul şeklinde değerlendirilecekse, henüz adı var kendi yok %20 kurumlar vergisi oranını kaybetmemek için mükelleflerin 31.12.2005 den devreden dahil hiçbir yatırım harcamalarını bu dönem geçici vergi beyanları ile ilişkilendirmemeleri gerekir ki böyle bir öneri onları yanlış yönlendirmek olur.

 

Velev ki devreden yatırım indirimi dahil bu tercih hakkı kullanılmadı ve yılsonunda da kurumlar vergisi %20’ye inmek yerine %33’e çıkarıldı. Şimdi mükellefler, tercih gibi algılanır, 31.12.2005’deki oranlardan vergilenmeyelim diye geçici vergi dönemlerinde yatırım indirimi göstermedikleri için 2006 yılı kazançlarına ilişkin olarak hem yatırım indirimi haklarını kaybedip hem de %33’den mi vergilenmek durumundadırlar?

 

Henüz ortada düşürülmüş bir kurumlar vergisi yokken ve bir taraftan da 2006 yılının ilk geçici vergi beyanının yapılmasına günler hatta saatler kalmışken, 1.1.2006-7.4.2006 tarihleri arasında yapılan yatırımlar için ihtirazi kayıtla beyan verilmesinin bağlayıcı olacağını ve kurum kazancı ile yatırım indirimi tutarı arasındaki farkın yeterli olmaması durumunda eski (mevcut) orandan vergilenmenin bağlayıcılığını kabul etmek anlamına geleceğini iddia etmek bizce “kanun yapıcılık” nedir bunu bilmemek anlamına gelir.

 

Bugün için kurumlar vergisi henüz değişmemiştir. 31.12.2005 den devreden yatırım indirimine yönelik bir tercih kullanılabilmesi için alternatifinin bilinmesi gerekir. Bizim elimizdeki tek bilgi Sayın Başbakan’ın bir toplantı sırasında kurumlar vergisi oranının %20’ye düşürüleceğini ifade etmiş olmasıdır. Oysa bunun ne zaman anlam ifade edeceğine ilişkin usul izahtan varestedir.

 

7- Kaldı ki, ne Kanun koyucu ne de bu kanunla ilgili hazırlığı yapan Maliye Bakanlığı’nın henüz ortada kurumlar vergisi ve oranı ile ilgili bir düzenleme yokken birinci geçici vergi döneminde yatırım indirimi kullanıldı ya da kullanılmadı diye tercih hakkının ortaya konmuş olduğunu kabul eden bir yasal düzenlemeyi destekleyeceğini düşünmüyoruz. Günü gelip kurumlar vergisi oranı düşerse eminiz ki o zaman mükelleflere, geçici vergi dönemleri itibariyle kullandıkları ya da kullanmadıkları yatırım indirimleri hakkında tercihleri sorulacaktır. Hatta daha önce kullananlar bunun yararsızlığını gördüklerinde kurum kazancı itibariyle bunu kullanmaktan vazgeçecek olurlarsa geçici vergi dönemlerinde kullandıkları yatırım indirimleri dolayısıyla ortaya çıkacak ilave vergi için dahi her hangi bir ceza ödemek durumunda kalmayacaklarını düşünmekteyiz.

 

Aksi, mükelleflerin tereddüde düşürülmesi ve yanıltılması olacaktır. Ne kanun koyucu ne de Maliye

Bakanlığı böyle bir çabanın içinde olmaz, geçmişte de olmamıştır.