ZAYİ BELGESİNİN HUKUKİ VE VERGİSEL NİTELİĞİ     

 

18 Mayıs 2006

 

Muharrem ÖZDEMİR

 

Gelir İdaresi Başkanlığı

Vergi Denetmeni

Denetmen47@yahoo.com.tr

 

ZAYİ BELGESİNİN HUKUKİ VE VERGİSEL NİTELİĞİ

 

I-GİRİŞ

 

Vergi Usul Kanununa göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar[1] tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar (Md.253). Bu kanunun 172’nci maddesinde sayılan  gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar.

 

Türk Ticaret Kanununun 68’nci maddesine göre; Defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer hesap ve kağıtları tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklamaya mecburdurlar. Hakiki şahıs olan tacirin ölümü halinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi halinde kendisi defter ve kağıtları birinci fıkra gereğince saklamakla mükelleftirler. Ancak mirasın resmi tasfiyesi halinde defter ve kağıtlar birinci fıkrada yazılı müddetle sulh mahkemesi tarafından saklanır. Türk Ticaret Kanununa göre defterlerin muhafaza süresi 10 yıl iken bu süre Vergi Hukukumuzda 5 yıl olarak öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanununda muhafaza sürelerinin başlangıcı farklı kriterlere bağlanmıştır. Türk Ticaret Kanununda kağıt ve belgelerin tarihlerinden itibaren 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüşken iken vergi mevzuatımızda ise ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlayarak beş yıldır.

 

Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır (TTK Md.20/2). Basiret kelimesinin sözlük anlamı; görüş, görme yeteneği, akıllılık, temkin, iki gozle görebilmek anlamına gelir. Dolayısı ile basiretli tacir, tüm ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi ve ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek yanında olumsuzlukları önceden öngörerek tedbir almak zorundadır.

 

Ancak, beşeri akıl ile kontrol edilemeyen olağanüstü doğa afetleri karşısında basiretli iş adamının çaresiz kalmaması olanaksızdır. Mükelleflerin muhafaza ve ibraz zorunda oldukları defter ve belgeleri, yangın, sel felaketi, yer sarsıntısı, su basması ve deprem gibi afetler nedeni ile elden çıkmış olabilir. Dolayısıyla alınan tüm tedbirlere rağmen muhafaza etmek zorunda olunan defter ve belgeler ZAYİ olabilmektedir.

 

Zayi kavramı; kaybolmuş, yok olmuş ve elden çıkmış, işe yaramayan, yitik mal anlamlarına gelmektedir. Vergi mevzuatımızda zayi mal kavramına dair net bir tanım yapılmamıştır. Ancak 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30/c bendinde zımmi de olsa bu konuya değinilmiştir. Buna göre; Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi indirim konusu yapılamayacaktır. Kanun koyucu yangın, deprem ve sel felaketi gibi nedenlerle oluşan durumları zayi mal kavramı içerisinde ele almış ancak çalınma, kaybolma, hırsızlık gibi sebepleri bu kapsamda değerlendirmemiştir.

 

Bir tacirin[2] saklamakla mükellef olduğu defter ve kağıtlar; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesinden kendisine bir vesika verilmesini isteyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılır (TTK Md 68). Görüleceği üzere Türk Ticaret Kanununda öngörülen ve talep edilecek zayi belgesi defter ve belgelere ilişkindir. 213 Sayılı vergi usul Kanununun 13’uncü maddesinin 4.bendine göre; Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması da mücbir sebep hali olarak sayılmıştır. 282 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre[3] tabii afet nedeniyle defter ve belgeleri zayi olan mükelleflerin durumu Türk Ticaret Kanunun 68 inci maddesi uyarınca yetkili mahkeme kararı ile belgelemeleri gerekmektedir. Şöyle ki;

 

- Türk Ticaret Kanununa ve Vergi Usul Kanununa göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde bulunduğu belgelerini kaybeden mükellefler durumu öğrendikleri tarihten itibaren 2 ay içinde yetkili mahkemeden kendilerine bu durumu tespit eden bir belge verilmesini isteyebileceklerdir.

 

- Bunun yanı sıra tabii afete uğrayan yerlerde bulunan mükellefler, defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin belgeyi dilerlerse il veya ilçe idare kurullarından da alabileceklerdir. Bu şekilde alınan belgeler de yetkili mahkemeden alınmış belge sayılacaktır.

 

Muhafaza süresi içersinde yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet nedeniyle defterlerin zayi olması halinde tacirin 15 gün içerisinde mahkemeye başvurarak “ZAYİ BELGESİ” alması gerekir. Bilinmelidir ki muhafaza ve saklama görevi basiretli tacirin asli görevi olduğundan zayi belgesi ancak kendi iradesi dışında oluşan sebeplerle talep edilebilir.

 

Bunun yanında ticari malların da yukarıda zikrettiğimiz sebeplerle tamamen veya kısmen zayi olması da mümkündür. Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir (VUK Md.278). Zayi olan mallara ait emsal değerler Takdir Komisyonlarınca tespit edilmektedir. Emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile veya mahkemeye müracaat edilerek tespit yaptırılması gerekmektedir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır (VUK Md.267). Takdir komisyonu malların bedellerini tamamen yok olmuş ve bedellerini sıfır(0) olarak kabul ederek tamamen zayi veya malın belli bir kısmının zayi olduğuna da hükmedebilir. Zayi olan mallar için de ilgili birimlerden alınacak Ekspertiz Raporu, İtfaiye Raporu, tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu veya muhtarlıktan alınacak yazı ve/veya raporlarda bu durumları tevsik edebilirler. Bilinmelidir ki bu gibi durumlarda ispat külfeti[4] tacire aittir.

 

Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, çalınma, kaybolma ve zayi olan mallara ait katma değer vergisi indirim konusu yapılamayacaktır (KDV Md.30/c). Zayi olan mallara ait KDV indirim konusu yapılamayacağına göre, indirilmeyecek verginin gelir veya kurumlar vergileri açısından bir gider unsuru olarak dikkate alınması mümkündür. Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ile mükellefçe indirilebilecek katma değer vergisi, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez (KDV Md.58). Bu bağlamda malların zayi olması durumunda bu malların alış belgelerinde gösterilen katma değer vergisi indirim konusu yapılamayacağına göre aynı kanunun 58’nci maddesi hükmü gereğince bu indirilemeyen verginin gelir ve kurumlar  vergisi matrahının tesbitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

Mahkemeden alınacak zayi belgesi mükellefin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 ve 373’uncu maddeleri gereğince kaçakçılık ve vergi cezalarına muhatap olmaktan kurtalacak ancak ilgili dönemlerde indirime konu belgeleri inceleme elemanı veya gelir idaresine ibraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırmayacaktır[5].

 

II-DANIŞTAY KARARLARI:

 

Karar 1

T.C.

Danıştay Onbirinci Daire

 

Tarih :01.03.1999

Esas No: 1998/4471

Karar No: 1999/842

 

KONU: Zayi Belgesi Olmayan Defter ve Belgelerin KDV İndirimi

 

Defter ve belgelerin yangın sonucu zayi olduğu ancak ticaret mahkemesinden zayi belgesi alınmadığı durumlarda, mükellefin KDV indirimine ilişkin belge örneklerinin vergi mahkemesine ibrazı halinde, bu belgelerdeki KDV indiriminin kabulü gerekir.

 

İstemin Özeti: 1991 yılı yasal defterleri ile bir kısım belgelerin yangın sonucunda zayi olduğu belirtilerek incelenmeye ibraz edilmemesi nedeniyle indirimleri kabul edilmeyerek  yükümlü şirket adına aynı yılın Temmuz-Aralık dönemleri için kaçakçılık cezalı katma değer egrisi tarhiyatı yapılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; 3065 Sayılı Katma Değer vergisi Kanunu'nun 29. maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebileceklerinin hükme bağlandığı, olayda yükümlü şirketin işyerinde yangın çıktığının 09.03.1996 günlü itfaiye raporu ve aynı tarihli olay yeri inceleme ve tespit tutanağı ile hasar tespit tutanağıyla sabit olduğu, defter ve belgelerin ibraz edilmesinin istenmesi üzerine söz konusu yangında zayi olduğunun farkına verıldığı ve bu nedenle zayi belgesinin alınmadığının anlaşıldığı, ibraz edilemeyen defter ve belgeler nedeniyle vergi matrahının tamamen veya kısmen maddi delillere dayanılarak saptanması olanağı ortadan kalktığından, olayda re'sen tarh nedeniyle oluştuğu, ancak defter ve belgelerin yangın neticesi zayi olmasının, katma değer vergisi indirimlerinin ispat ve buna ilişkin belge örneklerini ibraz hak ve yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle alınan ara kararı üzerine yükümlü şirket tarafından, mal alınan kişilerden temin edilen indirime konu vergilere ait belge üörnekleri üzerinde mahkemelerince yapılan inceleme sonucunda, anılan belgelerde gösterilen katma değer vergisinin beyan edilen indirimlerini teyit ettiğinin anlaşıldığı, bu durum karşısında indirimleri kabul edilmemek suretiyle yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.

 

Karar 2

T.C.

Danıştay

Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu

 

E. 1999/127

K. 1999/470

T. 12.11.1999

 

DEFTER VE BELGELERİN İNCELEMEYE SEVKEDİLMEMESİ (Zayi Belgesi Alınmış Olması - Yangından Sonraki Durumun İtfaiye Raporuyla Tekrar Tesbiti Gerektiği - Katma Değer Vergisi İndirimlerinin Reddinin Yasaya Aykırı Olmadığı)

 

KATMA DEĞER VERGİSİ İNDİRİMLERİNİN REDDİ (Yangın Nedeniyle Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi - Katma Değer Vergisi İndirimlerinin Reddi - Yangın Sonrası Durumu Belirten İtfaiye Raporunun Olmayışı)

 

ZAYİ BELGESİNİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI (Ticaret Mahkemesince Verilen Zayi Belgesinin Geçerli Olma Koşulu - Yangından Sonraki Durumu Belirten İtfaiye Raporuna Dayanmayan Zayi Belgesinin Geçersiz Olduğu - Mücbir Sebeplerin İsbatı)

 

MÜCBİR SEBEP (Yangın Nedeniyle Defter ve Belgelerin İncelemeye Sevkedilmemiş Olması - Katma Değer Vergisi İndirimlerinin Reddi Gerektiği - Yangın Sonrası Durumu Açıklamayan Zayi Belgesinin Geçersiz Olduğu)

 

Özet: Mücbir sebeplerden birinin varlığını hukuken itibar edilebilecek belgelerle ortaya koymadan defter ve belgelerini incelemeye ibraz edemeyen davacının yaptığı katma değer vergisi indirimlerinin, başka belgelerle belgelenmesinin yeterli olmadığı, tarhiyatın kaldırılması yolundaki kararın, 3065 sayılı Yasanın 54. maddesine aykırı düşmektedir.

 

İstemin Özeti: Yükümlü şirketin defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle, katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek adına 1995 yılı için kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır.

 

Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen İstanbul 6. Vergi Mahkemesi. 6.11.1997 günlü. E:1997/149. K:1997/1171 sayılı kararıyla: davacı şirketin 1993. 1994 ve 1995 yıllarına ilişkin defter ve belgelerinin yandığının ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.3.1997 günlü kararıyla sabit olduğu, indirim konusu yapılan katma değer vergilerine ilişkin gümrük makbuzlarının ayrı ayrı incelenmesi sonucu dönemler itibariyle yapılan indirimlerin gerçeğe uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle tarhiyatı kaldırmıştır.

 

Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi. 15.10.1998 günlü. E:1998/959, K:1998/3497 sayılı kararıyla; olayda defter ve belgelerin yandığından bahisle incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle resen tarh nedeni bulunduğu, defter ve belgelerin yanmış olmasının ibraz zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı, emtia satın aldığı kişileri bilmek durumunda olan alıcının gerekli girişimleri yaparak alış belgelerinin mevcudiyetini ispat edebileceği, aksi halde indirimin kabul edilmeyeceği, vergi mahkemesince ara kararıyla da bu belgelerin yükümlüden sağlanabileceği, defter ve belgelerinin inceleme elemanınca 13.8.1996 tarihli yazı ile istenmesi üzerine yükümlünün, 22.8.1996 tarihinde defter ve belgelerin zayi olduğuna dair tespit yaptırmak üzere mahkemeye müracaat ettiğinin anlaşıldığı, ibrazı mümkün olmadığı halde, 24.1.1997 tarihli dava dilekçesinde, mahkemece defter ve belgeler istendiğinde ibraz edileceğinin belirtilmesine karşın, mahkemece istendiğinde zayi belgesi ile bir kısım gümrük makbuzları, gümrük giriş beyannameleri ve bu belgelerdeki bilgilerin dökümlerini içeren listenin mahkemeye ibraz edildiği, tüm bu tespitlerden davacı şirketin çelişkili tutumunun vergi incelemesinden kaçınmaya yönelik olduğu, işlemlerinin inandırıcı olmadığı sonucuna varıldığı, tarhiyatı kaldıran mahkeme kararında isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

 

Bozma kararına uymayan İstanbul 6. Vergi Mahkemesi, 25.1.1999 günlü, E:1999/19, K:1999/62 sayılı kararıyla; davacı şirketin 10.12.1998 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde ibraz edeceğini bildirdiği defter ve belgelerin kanuni, mühürlü defterler olmayıp, elde mevcut bilgisayar kayıtları, kopya defterler ile gümrükten sağlanan makbuzlar olduğunun belirtildiği, 2577 sayılı Yasanın 20 nci maddesi uyarınca yükümlü şirkete indirim hakkından yararlandığı belgeleri araştırıp tedarik etme fırsatı tanınarak ihtilafın buna göre çözümlendiği gerekçesiyle ilk kararında ısrar etmiştir.

 

Direnme kararı, vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmeyen davacı adına salınan cezalı vergide yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

 

Yükümlü şirketin defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle, katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek, adına 1995 yılı için salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisini kaldıran vergi mahkemesi ısrar kararı vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin l/a bendinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri aynı Kanunun 34 üncü maddesinin l inci bendinde yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği, 54 üncü maddenin 1 inci fıkrasında da katma değer vergisi mükelleflerinin tutulması mecburi defter kayıtlarını bu verginin hesaplanmasına ve kontrolüne imkan verecek şekilde düzenlemeleri gerektiği kurala bağlanmış, fıkranın devamında, bu kayıtlarda yer alması gereken asgari hususlar dört bent halinde sayılmıştır.

 

Bu hükümler karşısında, katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için söz konusu verginin fatura ve benzeri belgeler ile gümrük makbuzunda ayrıca gösterilmesi ve bu belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olması koşullarının bir arada yerine getirilmesi gerekmektedir.

 

İnceleme elemanınca 1995 yılına ilişkin defter ve belgelerinin 13.8.1996 tarihli yazı ile istenmesi üzerine yükümlü: 22.8.1996 tarihinde mahkemeye müracaat ederek, elektrik tesisatında oluşan kısa devre sonucu yangın çıktığını, yangın ve söndürme çalışmaları sırasında 1993, 1994 ve 1995 yılına ait ticari defterlerin zayi olduğunu ileri sürerek zayi belgesi verilmesini istemiş ve mahkemece davacının isteği doğrultusunda zayi belgesi verilmiştir.

 

Söz konusu zayi belgesinin: tanık beyanları ve davacı istemi üzerine, yangının tarihi ve ne şekilde oluştuğunu belirten ve yangından sonraki durumu saptayan bir itfaiye yangın raporu aranmaksızın verildiği anlaşılmaktadır. Bu durum, yangının ve sonuçlarının somut olarak saptanmadığını göstermektedir. Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde belirtilen mücbir sebeplerden birinin varlığı ve defter ve belgelerin bu sebeple incelemeye ibraz edilemediği belgelenmeksizin yasal defterlerin yandığı yolundaki iddia ve zayi belgesi; mücbir sebep nedeniyle deftere kayıt koşulunun yerine getirilmiş sayılmasına yeterli olmadığından ve olayda 3065 sayılı Yasanın 34 üncü maddesinde öngörülen her iki koşulun da aranması gerektiğinden, tarhiyatın kaldırılması yolundaki kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

 

Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 25.1.1999 günlü, E:1999/19, K:1999/62 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 12.11.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

III-SONUÇ

 

Makalemizin bir ve ikinci bölümlerinde açıklanan bilgiler ışığında;

 

Mükellefler, muhafaza ve ibraz zorunda oldukları defter ve belgelerin, yangın, sel felaketi, yer sarsıntısı, su basması ve deprem gibi afetler nedeni ile zayi olmaları halinde Türk Ticaret Kanununun 68’nci maddesinin son fıkrası hükmü gereğince 15 gün içerisinde ticari işletmesinin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesine başvurarak  kendilerine Zayi Belgesi verilmesini talep etmelidirler.

 

Defter ve belgelerin zayi olduklarına dair ispat külfeti mükellefe ait olduğundan ilgili birimlerden alınacak ekspertiz raporu, itfaiye raporu, emniyet raporu veya muhtarlıktan alınacak yazı ve/veya raporlarda bu durumlar tevsik edilerek mahkeme ibraz edilmelidir. Bilinmelidir ki  bu raporlar kendi başlarına hüküm ifade etmezler.

 

Mahkemeden alınacak zayi belgesi mükellefin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 ve 373’uncu maddeleri gereğince kaçakçılık ve vergi cezalarına muhatap olmaktan kurtaracak ancak ilgili dönemlerde indirime konu belgeleri inceleme elemanı veya gelir idaresine ibraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırmayacaktır,

 

Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi indirim konusu yapılamayacak ancak gelir veya kurumlar vergisi açısından gider olarak kabul edilecektir.

 

Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenecek bu malların değerlerinin takdiri için takdir komisyonuna başvurulacaktır.

 


 

[1] Aşağıda yazılı gerçek ve tüzel kişiler bu kanunun esaslarına göre defter tutmaya mecburdurlar (VUK Md.172).

1. Ticaret ve sanat erbabı;

2. Ticaret şirketleri;

3. İktisadi kamu müesseseleri;

4.  Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler;

5. Serbest meslek erbabı;

6. Çiftçiler.

İktisadi kamu müesseseleriyle dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutma bakımından tüccarların tabi oldukları hükümlere tabidirler.

[2]  Tacir, Bir ticari işletmeyi,kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtalariyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır (T.K Md.14).

[3]  21.12.1999 tarih ve 23913 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

[4] İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir (VUK Md.3/B).

[5] ÖZDEMİR, Muharrem. Vergi Denetmeni. Mücbir Sebep Halinin Defter Ve Belge İbraz Yükümlülüğüne Etkisi. Maliye ve Sigorta Yorumları Dergisi. Sayı;448