|
17.09.2004
Dr. Mehmet
Özkara
Öğretim
Görevlisi Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
mehmetozkara@anadolu.edu.tr
EKONOMİK KRİZLERİN TEMEL SEBEBİ: DÜŞÜK VERGİ YÜKÜ
Kamu ekonomisinin
fonksiyonları ile vergi yükü ve kamu harcamalarının büyüklüğü arasındaki
ilişkileri konu alan araştırmalara göre, bir ülkenin sosyal ve ekonomik
gelişmişlik düzeyi ile toplam vergi yükü arasında yakın bir ilişki olduğu
görülmektedir. Vergi yükü yüksek olan ülkelerin yüksek refah düzeyinde
oldukları görülmektedir. Vergi gelirlerinin yüksekliği nedeniyle bu ülkeler
sosyal ve ekonomik nitelikli alt yapılarını kolayca oluşturabilmişlerdir.
Buna karşın, toplam vergi yükünün düşük olduğu ülkeler ise, sosyal ve
ekonomik altyapı ve gelir dağılımı yönünden kötü durumdadırlar. Gelişmiş
ülkeler yıllardır GSMH'nın % 30 civarında bir kısmını vergi
olarak almakta ve bunu devlet kanalıyla harcamaktadırlar. Bu
ülkelerde dolaysız vergilerin toplam bütçe gelirleri içindeki payı
% 70' lere yaklaşırken, dolaylı vergilerin payı ise %
30'lara kadar inmektedir.
Türkiye'de, 1980 yılında %
14 civarında olan vergi yükü, 1985 yılında % 10 seviyelerine düşmüştür. Dokuz
yıllık bir aradan sonra ancak 1994 yılında yeniden % 15'ler seviyesine
yükselen vergi yükü, 1995 yılından itibaren hemen her yıl yükselerek, 2002
yılında % 21.8 olarak gerçekleşmiştir. Sosyal devlet anlayışının gereği
olarak devletten beklenen görevlerin artmış olduğu göz önüne
alındığında, ülkemizdeki vergi yükünün yeterli olmadığı
görülmektedir.
Türkiye'de 2002 yılında, dolaylı vergilerin toplam
bütçe gelirlerine olan oranı % 66, dolaysız vergi gelirlerinin ise %
34 olarak gerçekleşmiştir 2000'li yıllarda 1990'lara
göre, Türkiye'nin vergi yükünde aşırı bir artışın olduğu
görülmektedir. Ancak, bu artan vergi yükünü sayıca azalan vergi yükümlüleri
kendi aralarında paylaşmak zorunda kalmışlardır. Aynı zamanda vergi
yükündeki artış doğrudan doğruya dolaylı vergilerdeki anormal
artışlardan kaynaklandığından vergi yapısını tersine çevirmiştir. Söz konusu
vergi yükü artışı devlet borçlarının finansmanı sorunu nedeniyle
ortaya çıktığından, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sosyal ve ekonomik
alt yapının oluşturulmasına kanalize edilememiştir. Böylece,
dolaylı vergiler arttıkça refah düzeyi de hızla düşerek, ekonomik krizler
ve yoksullaşma yaşanmaya başlanmıştır. Türkiye'de uygulanmakta
olan vergi sistemi ve vergi oranları giderek Avrupa Birliği
ortalamasına yaklaşmaktadır. Ancak, ülkemizde vergi yapısının bozukluğu
nedeniyle, vergi gelirlerinde reel artış sağlanamamaktadır. Kayıt dışı
ekonominin büyüklüğünün resmi ekonominin yarısına ulaşması nedeniyle, benzer
vergi yapısı uygulandığı halde, Avrupa Birliği ülkelerinin toplam
vergi gelirlerinden oransal olarak daha az bir vergi geliri
elde edilebilmektedir.
Türkiye'de 1980'li yıllardan
beri uygulanmakta olan, vergi alma yerine borçlanmayı tercih etme biçimindeki
politikalar olumsuz etkisini, kamu ekonomisinin temel fonksiyonlarından
sapmalara yol açarak, üretimin düşmesi biçiminde göstermiş ve ekonomik kriz
ortamının yaratılmasına yol açmıştır. Çünkü devlet borçları arttıkça,
çevrilmesi de sorun olduğundan borç faizleri giderek artmış ve devletin son
derece yüksek oranlarda reel faiz ödemesine yol açmıştır. Böylece, yüksek
reel faizden yararlanma yolunu seçen çok sayıda işletme yatırım yapma
yerine vergisiz ve risksiz olan devlet tahvili ve hisse senedi
satın almışlardır. Devlet ise, topladığı vergilerin önemli bir bölümünü
üst gelir grubundakilere faiz ödemeleri şeklinde transfer ederek,
gelir dağılımının aşırı derecede bozulmasına yol açmıştır. Bu durumun
sonucu olarak, devlet yeterli miktarda ve kalitede kamusal mal ve
hizmet üretememiştir. Böylece, bir yandan toplum refahı önemli
ölçüde düşerken, öte yandan özel sektöre dışsal ekonomiler
yayma potansiyelinde olan kamu projeleri ve alt yapı yatırımları
da yapılamamıştır.
Ekonomik krizlerle karşılaşmamak için vergi yükünün
gerekli düzeylere getirilmesi ve dolaylı-dolaysız vergi uyumunun sağlanması
gereklidir. Sosyal devlet anlayışı ilkeleri çerçevesinde devlet görevlerinin
yerine getirilebilmesi için ülkemizdeki vergi yükünün % 25-30
aralığına yükseltilmesi ve bu yükselmede dolaysız vergilerin daha fazla
paya sahip olması sağlanmalıdır. Dolaysız vergilerin payının
artırılabilmesi için de öncelikle azalan yükümlü sayısı üzerindeki vergi
yükünü artırmak yerine, vergi yükümlüsü sayısını artırarak kayıt
dışı ekonominin kayıt altına alınması, gelir ve kurumlar vergilerinde
vergi oranları düşürülerek vergi yükünün bireylerin ve
firmaların katlanabilecekleri düzeye getirilmesi, istisna ve muafiyetlerin
kapsamı daraltılarak verginin yaygınlaştırılması gibi
önlemlere başvurulmalıdır.
|