|
22
Şubat 2005
Dr. Mehmet
Özkara
Öğretim
Görevlisi Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
mehmetozkara@anadolu.edu.tr
Kurumlar vergisinden istisna
kazançlar genel olarak KVK’ nın 8. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak geçici
maddelerde yer alan istisnalarla birlikte özel kanunlarda yer alan birçok
düzenleme bulunmaktadır. Özellikle dışa açık ekonomik büyüme programına bağlı
olarak 1980-1994 yıllarında Kurumlar Vergisi Kanununda kazanç ve faaliyet
türlerine göre çok sayıda istisna hükmü getirilmiştir. 3946 sayılı kanunla
yapılan değişiklikle 1.1.1994 tarihinden itibaren bu istisnaların çoğunluğu
kaldırılmıştır. 4369 sayılı kanunla yapılan değişiklikler ile de bazı
istisnalar kaldırılarak bugünkü uygulama ortaya çıkmıştır. Kurumlar vergisinden
istisna kazançları üç grup halinde toplamak mümkündür. Bunlar Kurumlar Vergisi
Kanununda yer alan istisnalar (yatırım indirimi istisnası dahil), Kurumlar
Vergisi Kanununa eklenen geçici maddelerde yer alan istisnalar (geçici madde
24, 28 ve 29. maddeler gibi) ve diğer kanunlarda yer alan kurumlar vergisi ile
ilgili istisnalardır. Bu istisnalar, devamlı olarak uygulanabilecek olan
sürekli istisnalar ve geçici bir süreyle uygulanması mümkün olan geçici
istisnalar olarak iki gruba ayrılabilir. Bunlardan ilki iştirak kazançları
istisnasıdır.
İştirak Kazançları İstisnası
Kurumların
tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine
iştiraklerinden elde ettikleri kazançlar kurumlar vergisinden istisna
edilmiştir. İştirak kazançları istisnası yatırım fonlarının katılma belgeleri
ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları için
söz konusu değildir (KVK. Md. 8/1).
Ekonomik hayatta bir kurumun başka bir kuruma sermaye
koyarak, ortak sıfatına haiz olması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu
ilişki ortak sıfatına haiz kurumların portföyündeki hisse senetleri veya
ortaklık payları ile ifade edilmektedir. Böyle bir durumda, biri sahip olduğu
sermayesini başka bir kuruma koyan “iştirak eden" (ana kurum), diğeri
başka bir kurumun sermayesini kabul eden “iştirak edilen” (yavru kurum)
kurumlardan söz edilebilir. Bu ilişki içinde iştirak edilen yavru kurum önce
kazancı elde edecek ve sonra bunu iştirak eden ana kuruma aktaracaktır.
İştirak edilen kurum elde ettiği kazancı dağıtmadan
önce üzerinden kurumlar vergisi ödeyecektir. Bir başka deyişle yavru kurumdan
ana kuruma verilen kazanç esasen yavru kurumda kurumlar vergisine tabi tutulmuş
kazançtır. Bu kazancın ayrıca bir defa daha ana kurumun vergi matrahına girip
vergilendirilmesi, daha önceden iştirak edilen kurum tarafından vergisi ödenen
kazancın bir defa daha iştirak eden kurum tarafından vergilendirilmesinden
başka bir şey olmayacaktır. Aynı kazancın iki ayrı kurumda vergilendirilmesi
ise mükerrer vergileme anlamına gelecektir. Mükerrer vergilendirmeyi önlemek
için ihdas edilen “iştirak kazançları istisnası” yavru kurumda vergilendirilen
kazancın ana kurumda ikinci defa vergilendirilmesini önlemek amacıyla
getirilmiştir (Şenyüz, 1999:313).
İştirak kazançları istisnası uygulamasında ana kurumun tam
veya dar mükellefiyete tabi olmasının önemi yoktur. Türkiye’de dar mükellefiyet
esasında vergilendirilen kurumların, başka bir kurumun sermayesine iştirâk
karşılığı elde ettikleri kârlar da istisnadan yararlanacaktır. İştirâk
kazançları istisnasından yararlanmak için kazancın elde edildiği yavru kurumun
tam mükellefiyet esasında vergilendirilmiş olması gerekmektedir. Dar
mükellefiyete tabi kurumlardan elde edilen kazançlar istisna kapsamı dışındadır
(Konor, 1996:65).
İştirak kazançları, GVK’
nın 94. maddesinin 6. bendine göre vergi kesintisine tabi tutulmayacaklardır.
İştirak kazançları istisnasının düzenlendiği KVK 8/1. madde hükmünde, “yatırım
fonları katılma belgeleri ile yatırım ortaklıkları hisse senetlerinden elde
edilen kâr paylarının kapsam dışı olduğu” belirtilmiştir. Yatırım fonları ve
ortakları tam mükellefiyete tabi bulunmakla beraber, kazançları KVK 8/4.
maddesi hükmüyle kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Stopaj
mükellefiyetleri bakımından da, GVK’ nın 94/6. maddesinde özel bir pozisyona
alınmışlardır. Halen portföylerinde en az % 25 oranında hisse senedi bulunan
fon ve ortaklıklardaki stopaj oranı % 0 (sıfır), diğerlerinde % 10 dur. Bu
stopaj oranlarına göre; yatırım fon ve ortaklıklarının elde ettikleri kazanç,
kendi bünyelerinde (B Tipi menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıklarındaki %
10 stopaj hariç) hiçbir vergi yüküne katlanmadan dağıtılabilecektir. Bu
niteliği ile, fon ve ortaklıklardan sağlanan kâr payları iştirâk kazançları
istisnası kapsamına alınmamışlardır (Özbalcı, 2001:165). Türkiye’de 1997-2001
yıllarında uygulanan iştirak kazançları istisnası dolayısıyla alınmasından
vazgeçilen vergiler aşağıdaki tabloda hesaplanmıştır.
Tablo 1:İştirak Kazançları
İstisnası Nedeniyle Alınmasından Vazgeçilen Vergiler (Milyon TL)
|
|
Yıllar
|
1997
|
1998
|
1999
|
2000
|
2001
|
Ort.
|
|
1
|
İstisna tutarı
|
372,360,509
|
425,470,349
|
733,038,031
|
1,466,739,649
|
1,670,166,670
|
|
|
2
|
Vergi oranı
|
%25
|
%25
|
%30
|
%30
|
% 30
|
|
|
3
|
Alınmasından vazgeçilen kurumlar vergisi
tutarı (1x2)
|
93,090,127
|
106,367,587
|
219,911,409
|
440,021,894
|
501,050,001
|
|
|
4
|
Hesaplanan kurumlar vergisi
|
621,811,388
|
1,087,506,984
|
2,689,914,308
|
2,995,339,981
|
6,314,294,740
|
|
|
5
|
Vazgeçilen kurumlar vergisinin hesaplanan
kurumlar vergisine oranı (3/4)
|
% 15
|
% 10
|
% 8
|
% 15
|
% 8
|
% 11,2
|
Tablo 1’de görüldüğü
gibi, iştirak kazançları istisnası uygulanması nedeniyle, söz konusu olan beş
yıllık dönemde ortalama olarak alınan kurumlar vergisinin % 11.2’si tutarında
bir verginin alınmasından vazgeçilmiştir. Bu istisnanın uygulanma amacı; aynı
kazancın iki ayrı kurumda vergilendirilmesi anlamına gelen mükerrer
vergilendirmeyi önlemek olduğu göz önüne alındığında, istisna nedeniyle hiç
vergiye tabi tutulmayan bir kazancın bulunmadığı ve aynı kazancın ikinci defa
vergilendirilmesinin önlendiği görülmektedir (Özkara, 2004:214)
KAYNAKÇA
ŞENYÜZ, Doğan (1999).Türk
Vergi Sistemi, Ezgi Kitapevi Yayınları, Bursa.
KONOR, Vedat (Ağustos 1996). “İştirak Kazançları
İstisnası ve Buna İlişkin Giderler”, Mükellefin Dergisi, S. 44.
ÖZBALCI, Yılmaz (2001). Kurumlar Vergisi
Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Oluş Yayıncılık, Ankara.
ÖZKARA, Mehmet
(2004). Türk Vergi Sisteminde İstisna ve Muafiyet Uygulamalarının
Vergilemenin Mali Amacı Bakımından Değerlendirilmesi. Anadolu Üniversitesi
Açıköğretim Fakültesi Yayınları No:1595/844. Eskişehir.
|