MENKUL SERMAYE İRATLARINDA İSTİSNA UYGULAMASI     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

08.11.2004

 

Dr. Mehmet Özkara

Öğretim Görevlisi
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi

mehmetozkara@anadolu.edu.tr       


MENKUL SERMAYE İRATLARINDA İSTİSNA UYGULAMASI

 

Menkul kıymetler, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinde; ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte ve seri halde çıkartılan, ibareleri aynı olan evrak olarak tanımlanmıştır. Menkul kıymetlerin vergilendirilmesinde bu tanımdaki niteliklerden yola çıkılarak özellik ve getiri yapısı itibariyle vergi hukuku karşısındaki durumları tespit edilmiştir (Kıldiş ve Saraç, 1999:138).

 

Menkul kıymetler üzerinden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde esas dayanak GVK’ nın 75. maddesi hükümleridir. İlgili maddede; sahibinin ticari, zirai ve mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradı olarak tanımlanmıştır.

 

Menkul sermaye iratlarında önemli olan nokta, kişilerin özel mal varlığındaki sermayelerini kendileri dışında iktisadi faaliyet gösteren ve gelir yaratan gerçek ve tüzel kişi işletmelerine yatırarak gelir elde etmeleridir. Elde edilen bu gelir irat olmaktadır. Sermaye sahibi kişiler bunları söz konusu işletmelere ya ödünç verirler ve karşılığında faiz geliri sağlarlar ya da işletmelerden hisse alırlar ve karşılığında kâr payı elde ederler.

 

Bir gerçek kişinin parasını kendi ticari işletmesine  yatırması halinde işletmeye konan değer nakdi sermayedir. Konan bu paranın kişinin işletmesinde çalıştırılması sonucunda ortaya çıkan gelir menkul sermaye iradı değil, ticari kazanç kabul edilmektedir. Diğer taraftan bir kişinin işletmesinin aktifinde kayıtlı bulunan bir paranın başkasına borç olarak verilmesi karşılığında elde edilen gelir, menkul sermaye iradı değil yine ticari kazanç olmaktadır. Eğer kişinin verdiği borç para özel mal varlığına dahilse bu durumda elde edilen gelir, menkul sermaye iradı sayılacaktır. Benzer şekilde, işletmesine dahil tahvillerden faiz geliri elde eden kişinin bu geliri ticari kazanç sayılırken, adı geçen tahvillerin kişinin özel mal varlığında bulunması halinde elde edilen gelir menkul sermaye iradı olacaktır (Şenyüz, 1999:182).

 

Menkul sermaye iratlarının belirlenmesi açısından öngörülen sistem, uygulamanın yapısı itibariyle gerçek gider usulü olarak nitelendirilebilir. Bununla birlikte, menkul sermaye iratlarının kural olarak kaynakta vergilendirilme sistemi içerisinde vergilendirildiğinin gözden uzak tutulmaması gerekmektedir. Genel bir kural olarak, gerçek kişilerin elde ettiği menkul sermaye iratlarından, gelirin elde edilmesi sırasında gelir vergisi kesintisi yapılmaktadır. Kaynakta kesinti usulü uygulamasında; menkul sermaye iradı ödeyenler [1], GVK’ nın 94. maddesine göre kesinti yapmaya ve kestikleri bu vergileri muhtasar beyanname ile birlikte ertesi ayın 20. günü akşamına kadar beyan ederek, 26. günü akşamına kadar vergi dairesine yatırmak zorundadırlar. Menkul sermaye iratlarında 3 tür istisna uygulanmaktadır (Özkara, 2004:97).

 

 

Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin % 25’i, Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan diğer sigorta şirketlerinden on yıl süreyle prim ödeyenler ile vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin % 10’u ve tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin tamamı gelir vergisinden istisna tutulmuştur (GVK Md. 22/1). İstisna edilen tutar üzerinden GVK 94. maddesi, birinci fıkrasının (15) numaralı bendine göre tevkifat yapılmayacaktır.

 

2) Her Nevi Hisse Senedi Kâr Payları, İştirak Hisselerinden Doğan Kazançlar ve Kurumların İdare Meclisi Başkan ve Üyelerine Verilen Kâr Payları İle İlgili İstisna

 

Tam mükellef kurumlardan elde edilen, her nevi hisse senedi kâr payları, iştirak hisselerinden doğan kazançlar ve kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisna tutulmuştur (GVK Md.22/2). İstisna tutulan tutar üzerinden GVK 94. maddesi uyarınca vergi tevkifatı yapılacaktır. Tevkif edilen verginin tamamı, kâr payının yıllık beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

 

 

GVK’ nın geçici 59. maddesi hükmüne göre; 31.12.2006 tarihine kadar geçerli olmak üzere, 26.7.2001-31.12.2004 tarihleri arasında ihraç edilen devlet tahvilleri ve hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden çıkarılmasından sağlanan diğer kazançlar toplamanın, 2001 yılında 50 milyar lirası, 2002 ve izleyen yıllarda, bu tutarın veya artırılmış tutarın her yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmasıyla bulunacak olan tutar, gelir vergisinden istisna tutulmuştur.

 

İstisna tutarı 2003 yılı için 121 milyar 794 milyon lira ve 2004 yılı için 156.505.290.000.- lira olarak uygulanacaktır. İstisna kapsamına giren söz konusu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceği gibi, diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannamede bu kazançlar dahil edilmeyecektir.

 

Söz konusu istisna, faiz gelirleri ile elden çıkarma dolayısıyla elde edilen diğer kazançlar toplamına uygulanacaktır. Bir gerçek kişinin, hem faiz hem de elden çıkarma dolayısıyla elde ettiği kazancın bulunması ve gelir toplamının istisna sınırını aşması halinde, istisnanın hangi kazanca uygulanacağı mükellefçe serbestçe belirlenecektir (Maliye Bakanlığı, 2002:7).

 

Bu madde hükümlerine göre; 26.7.2001-31.12.2004 tarihleri arasında ve TL cinsinden ihraç edilen, 2003 yılında elde edilen söz konusu gelirlerin 2004 yılında vergilendirilmesinde, önce % 57,5 olan indirim oranı uygulanacak, daha sonra 121 milyar 794 milyon liralık istisna uygulandıktan sonra, kalan tutar 12 milyar lirayı da aşmıyorsa beyanname verilmeyerek hiçbir vergiye tabi tutulmayacaktır.

 

Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden devlet tahvili veya hazine bonosu faizleri ve diğer her türlü tahvil ve bono faizleri için indirim oranı uygulaması mümkün bulunmamaktadır.

 

Bu istisna hükümlerinden yararlanılarak, 2002 yılında 660.700.000.000 lira, 2003 yılında 314.809.411.764 liralık devlet tahvili veya hazine bonosu faizi elde eden bir gerçek kişi herhangi bir vergi yükü ile karşılaşmayacaktır. İstisna sadece gerçek kişilerce elde edilen kazançlar yönünden geçerli olup, ticari işletmelere ait olan bu tür gelirler ile ilgili olarak uygulanmayacaktır.

 

KAYNAKÇA

 

KILDİŞ, Yusuf ve Özgür SARAÇ (1999), “Türkiye’de Finans Piyasalarının Vergilendirilmesi”, Globalleşme Sürecinde Türkiye’de Finans Piyasalarının Gelişimi Sempozyumu, Anadolu Matbaacılık, İzmir

Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü (2002), Menkul Sermaye İradı Elde Edenlerin Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi, Ankara, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Yayınları.

ŞENYÜZ, Doğan (1999), Türk Vergi Sistemi, Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 5.Baskı, Bursa, Ezgi Kitabevi Yayınları ÖZKARA, Mehmet (2004), Türk Vergi Sisteminde İstisna ve Muafiyet Uygulamalarının Vergilemenin Mali Amacı Bakımından Değerlendirilmesi,  Eskişehir, TC Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları No:1595/844.

 

 
_________________________________

[1] Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, menkul kıymetler yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre belirleyen çiftçiler GVK’ nın  94. maddesinde sayılan iratlar için ödeme yaparken, hak sahiplerinden vergi kesintisi yapmak zorundadırlar.