|
23
Mayıs 2005
Mehmet Ali AKTAŞ
S.M.M.M.- Doktora Öğrencisi
mali@malianaliz.com
İÇ
KONTROL SİSTEMİ VE VERİMLİLİK İLİŞKİSİ
Genel olarak kontrol
sözcüğünün konuşma dilinde denetim, murakabe, teftiş sözcükleri ile
karıştırıldığı ve tümünün eş anlamlarda algılandığı görülmektedir. Bu bir çok
kaynakta da konuşma dilinde var olduğu şekli ile yer almakta olduğundan ne
yazık ki kullanım yanlışlığı çok olağan bir hal almıştır. Oysa bir tarafta
eylemin gerçekleşmesi ve bundan sonra olayın fotoğraflanması var iken diğer
tarafta eylem gerçekleşmeden olaya müdahale söz konusudur. Bu nedenledir ki, İç
Kontrol Sistemi bir “Zarar Önleme Metodu” olarak kendisine yer bulmakla
verimliliği artırıcı yönde önemli etkilere sahip bulunmaktadır. Denetimde
verilen zararlar mevcut iken kontrolde muhtemel zararlardan söz
edilmektedir.
İşletmelerde süreklilik esası
vardır. İşletmelerin hedeflerine ulaşmasında esas olan işletme dahilinde
bulunan kişi ve bunların oluşturduğu departmanların amaç birliğidir.
İşletmenin esas amaçlarından söz edildiğinde genel olarak kâr’dan söz edilmektedir. Burada sözü edilen
kâr her kesim için kâr'dır. Bir başka anlatımla, ortaklar, çalışanlar, yönetim,
devlet ve muhtemel ortaklar mutlu olmalıdır. Bu mutluluğun nasıl sağlanacağı
veya nasıl katkı yapılacağı hususunda değişik görüşler bulunmaktadır.
İşletmeler zarar
ettiklerinde veya daha fazla kâr elde etmek arzusunda olduklarında ilk
akla gelen satışları artırmak veya kâr oranına müdahale etmektir. Zararı artırıcı etkenlerin ortadan kaldırılması veya azaltılması
ise genellikle en son aşamada gündeme gelmektedir.
Buradan da hareketle,
verimliliği kabaca “eldeki kaynaklarla daha çok üretmek” şeklinde
tanımlamak yetersiz kalır; öyle ki, çıktı kalitesini sağlamadan ulaşılan
verimlilik günümüzde hiçbir anlam taşımamaktadır. Kaliteyi ölçüt almadan
gerçekleştirilen üretim, götürülen hizmet, ek kaynak tüketimine neden olarak
verimliliği düşürmektedir.
Aynı kaynaklar ile daha çok
çıktı elde etmek ya da aynı çıktıyı daha az kaynak ile sağlamak, yine çıktının
kaynaklardan daha hızlı çoğalmasını sağlamak ile çıktı aynı kalırken, kaynak
tasarrufu gerçekleştirmek verimlilik artışı anlamına gelir [1].
Netice olarak verimsizliğe
neden olan etkenlerin azaltılması veya yapılabiliyorsa ortadan
kaldırılması verimliliğin artırılmasına olanak sağlar. Buradan hareketle
işletmelerde verimliliğin artırılması veya tersinden bakışla verimsizliğin
azaltılarak yok olma aşamasına getirilmesinde iç kontrol sisteminin bir Zarar
Önleme Metodu olarak montesi ile çalıştırılması önem arz etmektedir.
İç kontrol, yönetim
amaçlarını sağlamak, işlerin düzenli pratik ve verimli sonuçlanması
için; varlıkların muhafazası, kayıtların güvenliği, güvenilir mali
enformasyonun zamanında hazırlanması da dahil olmak üzere tesis edilen
organizasyon planı ve düzenleştirme sistemlerini kapsar. Bir organizasyon veya
işletmede iç kontrol; yönetimin belli amaçlara ulaşmasına yardımcı olmak üzere
tasarlanan birçok sistemden oluşur. Her sistem bazıları karşılıklı bağımlı,
bazıları bağımsız olarak işleyen çeşitli iç kontrolleri kapsar. Muhasebe
bilgilerinin doğruluk ve güvenilirliğini sağlayan “iç kontrol” sistemi birçok
sistemden oluşmakta ise de muhasebe
kontrolü ve yönetim kontrolü olarak ikiye ayrılır. İç kontrollerin
incelenmesi sırasında bunların var olup olmadığı, uygulanıp uygulanmadığı ve ne
derece etkili oldukları üzerinde durulur. Bunlar [2];
- Hata ve olumsuzlukların
önlenmesi,
-
Hata ve olumsuzlukların
ortaya çıkarılması,
- Hata ve olumsuzlukların
giderilmesi,
-
Yüksek riskli alanlardaki
kontrol yetersizliklerinin giderilmesi,
-
Kaynakların savurganlıktan,
suiistimalden, yetersiz yönetimden, hatalardan, yolsuzluklardan ve diğer
düzensizliklerden kaynaklanan kayıplara karşı korunması,
-
Yasalara, yönetmeliklere ve
yönetimin direktiflerine uyulması,
-
Güvenilir mali ve idari
verilerin hazırlanması ve saklanması ve bu verilerin uygun zamanlı raporlarda
tam ve doğru olarak açıklanmasıdır.
İşletmede iç kontrol yapısı;
- Düzenli, ekonomik, verimli,
etkin uygulamalar yoluyla kuruluşun amaç ve misyonuna uygun kaliteli mal ve
hizmet üretmek,
- Kaynakların israf edilmesine,
kötü kullanılmasına ve kötü idare edilmesine, hata ve suiistimallere mani
olmak,
- Kanun, tüzük, yönetmelik gibi
yasal düzenlemelere ve yönetimin talimatlarına uyulmasını sağlamak,
- Güvenilir mali ve yönetsel
verilerin ışığı altında durumu doğru olarak ve zamanında gösterecek bir
iletişim sağlamak,
şeklinde yer bulmaktadır.
Verimliliği sürekli artırmaya
(işletme yönetimi, ortaklar, çalışanlar, vb. için), kaliteli (sürekli
mükemmeli arayan döngü) iş ve hizmet üretmeye, yardımcı olacak bir
sistemin oluşturulması ve yenilenebilir olması esas amaç olarak kendisini
göstermektedir. Bir başka anlatımla; sürekli aktif, verimli, kaliteli ve
bir defada doğru yapma ilkesine uygunluk (hemen onaylanabilme özelliğine haiz)
birincil derecede önem arz etmektedir.
İşletmeler büyüdükçe ve daha
karmaşık hale geldikçe, iç kontrolün önemi artmaktadır. Üst düzey yöneticilerin
işletme faaliyetleri konusunda doğrudan bilgi sahibi olma olanakları
azalmaktadır. Bu nedenle; hata, hile, savurganlık ve yolsuzlukları en aza
indirecek aynı zamanda verimliliği artıracak, doğru, güvenilir bir defada doğru
rapor alınmasını sağlayacak, işletmenin yapısına ve büyüklüğüne uygun etkin ve
sürekli yenilenebilir bir iç kontrol sisteminin kurulması, çalıştırılması önem
arz etmektedir.
Tüm işletmelerde bir şekilde
oluşturulmaya çalışılan İç Kontrol Sisteminin doğru kurulması ve arzu edildiği
şekli ile hile ve yolsuzlukları önlemede etkili olması, verimliliği artırması
dileği ile…
-------------------------------------------
[1]
MPM, Verimlilik Nedir.S.3
[2]
ÖZER, Hüseyin, Türkiye’de Kamu Yönetimi ve Risk Denetimi, Euro 2000 Avrupa İç
Denetim Konferansı IV. Türkiye İç Denetim Kongresi, Türkiye İç Denetim
Enstitüsü, İstanbul, 11-12 Mayıs 2000, S.16
|