|
“International
Finance Corporation (IFC)” tarafından 2-3 Ekim 2003
tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan “Microfinance:
Global Experience and Prospects for Turkey' Workshop”
konulu konferans için doküman:
MİKROFİNANS
1.
Mikrofinans nedir?
Çoğu
kişiye göre, mikrofinans, çok yoksul ailelerin
üretici faaliyetlere girişmelerine veya çok
küçük işletmelerini büyütmelerine
yardımcı olmak amacıyla onlara çok küçük
meblağlarda kredi (mikrokredi) açılması ve verilmesi
anlamına gelir. Zamanla, geleneksel resmi finans kuruluşlarına
erişim olanağı bulunmayan yoksulların ve çok
yoksulların çeşitli farklı finans ürünlerine
gereksinim duydukları anlaşıldıkça, mikrofinans
kapsamı, daha geniş bir hizmet yelpazesini (kredi, tasarruf,
sigorta, vb.) içerecek şekilde genişledi.
Bangladeş,
Brezilya ve bazı başka ülkelerdeki ilk denemeler
30 yıl kadar daha geriye gitmesine rağmen, mikrokredi
uygulaması 1980li yıllarda yaygınlaşmaya başladı.
Mikrokredinin önemli farkı; daha önceki “belirli
hedeflere yönelik kalkındırma amaçlı ödünç
verme” işlerinin yarattığı tuzaklardan, kredinin geri
ödenmesi üzerinde ısrar ederek, kredi açma
masraflarını karşılayabilecek düzeyde faiz oranları
uygulayarak ve alternatif kredi kaynağı gayri resmi
sektör olan müşteri grupları üzerinde
odaklaşarak kurtulmasıdır. Bunun sonucunda, faaliyetin
odak noktası, hedeflenmiş belirli sektörleri desteklemek
amacını güden mali destekli kredilerin hızla kullandırılmasından,
yoksullara hizmet etmek amacına yönelik sürdürülebilir
mahalli finans kuruluşlarının kurulmasına kaydı. Mikrokredi,
açıkça politik görünmekten kaçınan
bir özel (kâr amacı gütmeyen) sektör
inisiyatifiydi ve bundan dolayı, kalkındırma amaçlı
ödünç verme faaliyetlerinin diğer şekillerinin
hemen hemen tümüne kıyasla daha iyi bir performans
gösterdi.
Geleneksel
olarak, mikrofinans, çok standardize edilmiş
bir kredi ürünü vermek üzerinde
odaklanmıştı. Diğer bütün insanlar gibi yoksullar
da, malvarlığı sahibi olmak, tüketimi stabilize
etmek ve kendilerini risklere karşı korumak için
çok çeşitli finansal araç ve enstrümanlara
gereksinim duyarlar. Sonuçta, mikrofinans kavramında
bir genişleme gözlemliyoruz. Şimdi önümüzdeki
görev, daha zengin bir mikrofinans ürünleri
menüsü sunmanın etkin, etkili ve güvenilir
yollarını bulmaktır.
2.
Mikrofinansın müşterileri kimlerdir?
Tipik
mikrofinans müşterileri, resmi finans kuruluşlarına
erişim olanağı bulunmayan düşük gelirli kişilerdir.
Mikrofinans müşterileri, normalde, genellikle kendi
evinde çalışan serbest meslek sahibi girişimcilerdir.
Kırsal alan ve bölgelerde, genellikle küçük
çiftçiler ve gıda işleme ve küçük
esnaflık gibi düşük gelir getiren faaliyetlerle
iştigal eden kişilerdir. Kentsel alan ve bölgelerde
ise, mikrofinans faaliyetleri daha çeşitlidir
ve dükkan sahipleri, hizmet sağlayıcılar, zanaatçılar,
seyyar satıcılar, vb. gibi grupları kapsar. Mikrofinans
müşterileri, yoksullar ya da yoksul olmayan ve
oldukça istikrarlı bir gelir kaynağı bulunan,
fakat korunmasız olan kişilerdir.
Pek
çok sebeple, geleneksel resmi finans kuruluşlarına
erişim olanağı ile gelir düzeyi arasında ters orantı
vardır: ne kadar yoksulsanız bu finans kuruluşlarına
erişim olanağınız o kadar düşüktür. Öte
yandan, büyük olasılıkla, ne kadar yoksulsanız,
gayri resmi finansal düzenlemeler o kadar pahalı
veya külfetli olacaktır. Ayrıca, gayri resmi
finansal düzenlemeler belirli finans hizmeti gereksinimlerine
uygun olmayabilir ya da sizi bir şekilde dışlayabilir.
Bu dışlanmış ve yeterince hizmet alamayan pazar kesiminden
bireyler de mikrofinans müşterileri olurlar.
Mikrofinansın
kapsamına giren hizmet tipleri kavramını genişlettiğimizde,
mikrofinans müşterilerinin yarattığı olası pazar
da genişler ve büyür. Örneğin, mikrokredinin
pazar alanı ve kapsamı, çeşitli farklı tiplerde
tasarruf ürünleri, ödeme ve havale hizmetleri
ve çeşitli sigorta ürünlerini içeren
daha zengin ve çeşitli bir finans hizmetleri
dizisine göre çok daha sınırlı olabilir.
Örneğin, çok yoksul çiftçilerin
çoğu ödünç almak istemeyebilirler
ve bunun yerine, kendi günlük yaşam ve geçim
gereksinimleri için harcadıkları birkaç
aylık bir süre içinde, tarımsal mahsullerini
ve bu mahsullerin getirilerini korumak ve muhafaza etmek
için daha emin bir yer tercih ederler.
3.
Mikrofinans yoksullara nasıl yardımcı olur?
Deneyimler,
mikrofinansın yoksullara gelirlerini artırmaları, yaşayabilir
ve başarılı olabilecek işler kurmaları ve dış şok ve
darbelere karşı savunmasızlıklarını azaltmalarında yardımcı
olabileceğini göstermektedir. Mikrofinans, başta
kadınlar olmak üzere yoksulların ekonomik değişim
aracıları olmalarına olanak vererek onların kendi ayakları
üzerinde durmaları için güçlü
bir araç da olabilir.
Yoksulluk
çok boyutludur. Mikrofinans, yoksulluğun pek
çok yönüne karşı mücadelede, finans
hizmetlerine erişim olanağı sağlayarak önemli bir
rol oynar. Örneğin, bir işletmenin getirdiği gelir
sadece ticari faaliyetlerin genişlemesi ve artmasına
yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda aile gelirine
de katkıda bulunur ve buna bağlı olarak, uygun gıda
temini, çocukların eğitimi, vb. gibi ek faydalar
sağlar. Ayrıca, çoğu ortam ve yerde kamusal yaşamdan
uzakta kalan kadınlar için, resmi finans kuruluşlarıyla
ilişki kurmak ve iş yapmak onların kendilerine güven
kazanmalarına ve kendi ayakları üzerinde durmalarına
da yardımcı olabilir.
Son
araştırmalar, yoksulluk sınırının yakınında yaşayan
kişilerin ailede geliri bulunan bir kişinin hastalanması,
iklim koşulları, hırsızlık veya benzeri başka olaylar
gibi şoklara karşı ne kadar savunmasız olduklarını göstermiştir.
Bu şok ve darbeler, aile biriminin zaten kısıtlı olan
mali kaynaklarına olan talebi artırır ve bunu dengeleyebilecek
etkin finans hizmetlerinin bulunmaması halinde, aileyi
daha derin bir yoksulluğa itebilir ve ailenin bu yoksulluktan
kurtulması yıllar alabilir.
4.
Mikrofinans hangi durumlarda uygun bir araç
değildir?
Mikrofinans,
giderek artan sayıda finansal hizmeti kapsayan bir işlemdir:
tasarruflar, krediler, sigorta, yurtdışından havaleler
ve diğer ürünler. Bugün dünyada
herhangi bir resmi finansal hizmetin tasarlanamayacağı
ve kullandırılamayacağı bir ailenin bulunduğunu düşünmek
zordur. Fakat gerçekte, bugün çoğu
insan “mikrofinans”’ı hâlâ mikrokredi olarak
düşünmekte ve böyle tasavvur etmektedir.
Mikrokredi
sadece belirli durumlarda ve sadece belirli müşteri
tipleri için uygun ve kullanışlıdır. Çok
sayıda yoksul insanın ve özellikle çok yoksul
olan insanların mevcut haliyle ve koşullarıyla mikrokrediden
uzak durduklarını gözlemliyoruz. Herhangi bir düzenli
ve istikrarlı geliri bulunmayan çok muhtaçlar
ve evsizler gibi çok yoksul kişiler, mikrofinans
müşterileri olmamalıdırlar, çünkü
geri ödeyemeyecekleri kredi ve borçlarla
daha büyük borçlara batacak ve daha
derin yoksulluğa düşeceklerdir. Mevcut haliyle
ve koşullarıyla, mikrokredi, yoksul ailelerin devamlı,
düzenli ve çoğunlukla büyük meblağlarda
ödeme yapmalarını gerektirir. Bu açıdan,
yoksulluğun temel sebebi aslında devamlı, düzenli
ve yeterli bir geliri sahip olmamaktır. Bir aile uzun
yıllar boyunca büyük ve yeterli bir gelire
sahip olsa bile, hiç gelir elde edemediği aylar
da olabilir ve bu durum, onun bugün MFI’lerin (mikrofinans
kuruluşları) çoğunun talep ettiği tipte taahhütlere
girme ve gereğini yerine getirme olanaklarını azaltır.
Bazı insanlar çok yoksuldur ya da günümüzün
kredi ürünlerini kullanmak için güvenilemeyecek
düzeyde gelir sahibi olabilir. Yoksulluk sınırının
altında yaşayanların da en alt yüzde dilimlerinde
yer alan bu çok yoksul insanlar, onların temel
gereksinimlerinin karşılanmasına yardımcı olabilecek
net güvenlik programlarına ihtiyaç duyarlar.
Bu programların bir kısmı, yeni “mezun”’ların mikrofinans
programlarına katılması amacına yönelik planlar
da içermektedir.
Hükümetler
ve yardım kuruluşları, sıklıkla, mikrofinansı sel, iç
karışıklık ve savaştan kaçan göçmenlerin
yerleştirilmesi, meslek eğitimi veren kurumların yeni
mezunları ve yeni işten çıkartılan işçiler
gibi bazı başka sosyal problemleri çözmenin
bir aracı olarak kullanmak istemektedirler. Mikrokredi
bir yoksulluk azaltma aracı olarak satıldığından dolayı,
ilgili insan sınıflarının bir bütün olarak
“yoksullaştığı” bu tip sorun ve durumlara da yanıt vermesi
beklenmektedir. Fakat bu tip sorunları çözmek
amacına yönelik mikrokredi programları çok
nadiren işe yaramaktadır. Kredinin başarılı olabilmesi
için yüzde 98 ‘başarı’ oranına ulaşması
gerekir. Bunun anlamı şudur: kredi geri ödeme oranlarının
programın genel başarısı ve sürdürülebilirliği
için yeterince yüksek olabilmesi için,
örneğin meslek okullarının yeni mezunlarının ya
da evlerine geri dönen göçmenlerin
yüzde 98’inin bir mikro-işletme kurmak ve sürdürmek
konusunda başarılı olmaları gerekir. Bu hedefin gerçekçi
olmadığı açıktır. Bir programın büyük
temerrüt (geri ödememe) oranlarıyla sürdürülmesi
kredi kavramının altını oyar ve aslında kredi geri ödeyebilecek
olan, fakat pek çok kişinin aldıkları krediyi
geri ödememesinden dolayı aptal görünme
riski bulunan insanlar arasında da kredi disiplinini
bozar.
Mikrokredinin
en çok işe yaradığı kişiler, bir ekonomik fırsat
yakalayan ve küçük meblağda bir hazır
nakit kaynağı buldukları takdirde bu ekonomik fırsattan
yararlanabilecek konumda olan kişilerdir. Dolayısıyla,
istikrarlı veya büyüyen ekonomilerde çalışan,
önerilen faaliyetleri girişimci bir ruhla üstlenme
ve yürütme yeteneğine sahip olduklarını gösteren
ve borçlarını geri ödeme taahhüdüne
girme isteği bulunan (krediyi bir tür toplumsal
yeniden dağıtım/paylaşım aracı olarak görenler
değil) yoksullar, mikrokredi için en iyi adaylardır.
Ancak “mikrofinans” kavramının daha geniş bir kapsama
sahip olduğunu düşündüğümüzde,
potansiyel kredi müşterisi tabanı da katlamalı
bir şekilde genişler ve büyür.
Mikrofinans
müşterileri için pazar yaratan ve yapan
temel müdahaleleri tasarlamak ve yapmak da önemlidir.
Bu müdahaleler gerekli altyapının kurulmasından
yoksulların ürettiği ürünler için
yeni pazarlar açılmasına ve iş geliştirme hizmetlerinin
sunulmasına kadar değişik şekillerde olabilir. Bu müdahaleler
genellikle mikrofinans için gerekli fırsat ve
koşulları yaratır ve bunun aksi söz konusu değildir,
yani mikrofinans bu tip müdahalelere yol açmaz.
Mikrofinansı, doğrudan doğruya, insanların geçim
yolları ve kaynaklarının bozulduğu ortam ve durumlarda
kalkınma sorunlarını çözmek amacıyla kullanmaktan
kaçınmak gerekir.
5.
Mikrofinans kuruluşları yoksul insanlara neden
bu kadar yüksek faiz oranı uyguluyorlar?
Yoksul
insanlara finansal hizmetler vermek, özellikle
ilgili işlemlerin büyüklüğüne kıyasla
oldukça pahalıdır. Bankaların küçük
krediler açmamalarının en önemli sebeplerinden
birisi de budur. Örneğin, 100 $’lık bir kredi,
2.000 $’lık bir kredi kadar personel ve kaynak gerektirir
ve bu da, birim işlem başına kredi maliyetini artırır.
Kredi memurlarının müşterinin evini veya işyerini
ziyaret etmeleri, müşterinin ailesiyle ve referans
gösterdiği kişilerle görüşmeler yaparak
müşterinin kredibilitesini değerlendirmeleri ve
çoğu durumda, geri ödeme kültürünü
desteklemek amacına yönelik devam ve takip ziyaretleri
yapmaları gerekir. Bir mikrokredi açmanın maliyeti
kolaylıkla 25 ABD$ olabilir. Bu rakam mutlak değeri
açısından makul gözükebilir, fakat
aynı zamanda kredi meblağının yüzde 25’i gibi yüksek
bir oranı temsil edebilir ve bu da, kredi yönetim
maliyetini karşılayabilmek için bankayı “yüksek”
bir faiz oranı uygulamaya zorlayabilir.
Mikrofinans
kuruluşları, yoksulların krediye daha “kolay ulaşabilmelerini”
sağlamak amacıyla krediler için devlet yardımları
(sübvansiyonlar) alabilir. Çoğu bunu yapmaktadır.
Ancak bu durumda mikrofinans kuruluşu bu devlet yardımının
devamlılığına bağımlıdır. Devlet yardımına bağımlı bu
tip kredi programları kendilerini bütçe
kesintilerine karşı koruyabilmek için sürekli
mücadele halindedirler ve çok nadiren bu
tip programlar büyümektedir. Özellikle
başka mikrokredi kuruluşları kredi verebileceklerini
ve “yüksek” faiz oranlarıyla büyüyebileceklerini
ve bu yolla daha fazla sayıda müşteriye ulaşabileceklerini
gösterdikleri takdirde, bu tip devlet yardımına
bağımlı programlar, sürdürülebilirlik
özelliklerini kaybederler.
Deneyimler,
müşterilerin daha uzun vadeli krediye erişebilmek
için daha yüksek oranlarda faiz ödemeye
istekli olduklarını göstermektedir. Müşteriler,
– gayri resmi finans sektöründe (tefeciler,
vb.) uygulanan daha yüksek faiz oranları ya da
hiç kredi alamamak gibi – alternatiflerin kendileri
için daha az çekici olduğunu görmektedirler.
Gayri resmi finans sektöründe faiz oranları
bazı kentsel bölge tefecilerinde günde yüzde
20’ye kadar çıkabilmektedir. Yoksulların yaptığı
ekonomik iş ve faaliyetlerin çoğunda işçilik
getirisi oldukça düşüktür ve likidite
ve sermayeye erişim olanağı yoksulların daha yüksek
getiri elde etmelerine ya da ekonomik fırsatlardan istifade
etmelerine olanak sağlayabilir. Bu tip yatırımların
getirisi, çoğu durumda, uygulanan faiz oranından
daha yüksek olabilir.
Ayrıca,
faiz oranı toplam kredi işlem maliyetinin sadece küçük
bir kısmıdır ve mikrofinans kuruluşları daha kolay erişilebilir
kredi verdikleri takdirde, zaman, seyahat, kırtasiye,
vb. gibi önemli maliyet kalemleri azaltılabilir
ve bu da yoksulların yararına olur. Yapılan çok
sayıda araştırma, devlet yardımlı faiz oranları uygulayan
pek çok programın, sonuçta, aşırı talebe
göre kredi dağıtımı için kredi tahsis mekanizmaları
kullandıklarını göstermiştir. Bu mekanizmalar,
borçlunun kredi alabilmek için “pek çok
güçlüğü aşmak” zorunda kalmakta
ve bu da, onun kredi alabilmek için harcaması
gereken zaman ve parayı artırmaktadır. Gerçekte,
bu işlemlerin maliyeti faiz giderlerinden genellikle
daha yüksektir ve bu, borçlunun faiz oranı
sübvansiyonundan sağladığı faydayı ve avantajı
alıp götürmektedir. Bununla birlikte, yoksulların
krediye uzun vadeli ve sürdürülebilir
bir esasta erişim olanağının artması büyük
faydalar sağlayabilir ve mikrofinans kuruluşlarının
verimlilik/etkinlik düzeylerini geliştirmek ve
ölçek ekonomilerini iyileştirmek için
çalışmaya devam etmeleri gerekir. Bu, kredi açmanın
maliyetini azaltacak ve yoksullara transfer edilen bu
tip kaynak ve faydalar kredi ürünlerini geliştirecek,
kredilere daha iyi erişim olanağı sağlayacak ve borçlanma
maliyetini düşürecektir.
6.
Yoksullar tasarruf yapamayacak kadar yoksul değil
mi?
Yoksullar
bizim “normal” tasarruf olarak görmeyebileceğimiz
çeşitli yol ve yöntemlerle zaten tasarruf
yapıyorlar. Örneğin, gelecekte nakde kolay çevrilemeyecek
olan mallara (altın mücevher, evcil hayvanlar,
inşaat malzemeleri, vb.) yatırım yapıyorlar. Fakat onların
da herkes gibi ani nakit ihtiyaçları olabiliyor;
örneğin, hastalıklar, okul ücretleri, konutu
genişletme ihtiyacı ve cenaze durumları.
İnsanların
bu gayri resmi tasarruf yol ve yöntemlerinin getirdiği
problemler vardır. Aniden küçük miktarda
bir nakit ihtiyacı doğduğunda, ailenin tasarruf mekanizmasını
temsil eden bir keçinin bir ayağını kesmek çok
güçtür. Ya da bir yoksul kadın “tasarruf
ederek biriktirdiği” paraları çalınmaya karşı
korumak amacıyla bir aile üyesine emanet ettiğinde
(çünkü bunun alternatifi, paraları
yastık altında saklamak olacaktır), bu paralar bir ihtiyaç
olduğunda kullanıma hazır olmayabilir. Yoksullar, hem
emniyetli hem de likit (kullanıma hazır) tasarruflara
gereksinim duyarlar. Tasarruf ve birikimleri üzerinden
kazanabilecekleri faiz oranlarına pek dikkat etmezler,
çünkü finansal enstrüman ve araçlarla
tasarruf yapmaya alışık değildirler ve acil ihtiyaçlarını
karşılamak ve mallarını artırmak amacıyla tasarruflarının
derhal kullanıma hazır olmasına çok daha büyük
değer verirler.
Bu
tasarruf ve birikim hizmetlerinin yoksulların özel
talep ve isteklerini ve nakit akış çevrimlerini
karşılayabilecek şekilde uyarlanması gerekir. Çoğunlukla,
yoksullar sadece düşük gelir sahibi değildir,
aynı zamanda gelir akışları da düzensizdir. Bu
nedenle, yoksulların tasarruf eğilimini teşvik etmek
ve artırmak için, finans kuruluşlarının hem yatırılacak
tutarlar hem de hesaba/fona ödeme yapma ve itfa
sıklığı açısından esnek olanaklar ve koşullar
sunmaları gerekir. Bu, çok küçük
birikimleri de kârlı bir şekilde toplayabileceğini
henüz tam kavrayamamış olan mikrofinans endüstrisi
için aşılması gereken önemli bir engeldir.
7.
Mikrofinans Kuruluşu (MFI) nedir?
Çok
basit bir şekilde tanımlarsak, mikrofinans kuruluşu,
çok yoksullara finans hizmetleri sunan bir kuruluştur.
Mikrofinans kuruluşlarının çoğu, düşük
gelir düzeyindeki nüfusun belirli kesimlerine
yardım etmek amacını güden sivil toplum örgütleri
ve kuruluşlarıdır. Bu kuruluşların hemen hemen tümü
mikrokredi verirler ve genel olarak kamudan değil, sadece
bu kredilerin borçlularından küçük
miktarlarda tasarrufları geri alırlar. Mikrofinans endüstrisinde,
mikrofinans kuruluşu terimi, bu tip hizmetleri vermek
amacıyla kurulmuş çok değişik ve farklı kuruluşları
anlatmak amacıyla kullanılmaktadır: örneğin, sivil
toplum örgütleri, kredi birlikleri, kooperatifler,
özel ticaret bankaları ve banka dışı finans kuruluşları
(bazıları sivil toplum örgütlerinden özel
imtiyazlı kuruluşlara dönüşmektedir) ve devlet
bankalarının belirli bölümleri gibi.
“Mikrofinans
kuruluşu” denilince çoğumuzun aklına ilk gelen
izlenim, mikrofinans kuruluşlarının bir finansal sivil
toplum örgütü, yani hemen hemen tamamen
ve sadece finans hizmetleri vermek amacını güden
bir sivil toplum örgütü olduğudur; çoğu
durumda, mikrokredi sivil toplum örgütlerinin
genel kamudan tasarruf mevduatı toplamalarına izin verilmez.
Birkaç yüz sivil toplum örgütünden
oluşan bu grup, bütün dünyada önce
mikrokredinin, daha sonra da mikrofinansın gelişmesini
sağlamıştır. Bunların çoğu, genellikle ve yaygın
olarak “en iyi uygulama” kuruluşları olarak anılan bir
grubu oluşturur. Bir başka deyişle, ekonominin yoksul
sektörlerine devamlı ve sürdürülebilir
bir esasta ulaşmalarına olanak sağlayan etkin ve verimli
yolları yaratan en yeni kredilendirme tekniklerini kullananlar.
Mikrokredi
veren sivil toplum örgütlerinin büyük
kısmı, belki de çoğunluğu, pek çok başka
finans-dışı kalkınma ve geliştirme faaliyetleriyle de
uğraşmaktadırlar ve bunların esas olarak finans kuruluşu
olduğu tezi bile onların saçlarını diken diken
etmeye yeter. Buna rağmen, endüstri perspektifiyle
bakıldığı takdirde, bunlar yoksullara finans hizmetleri
vermekle de iştigal ettiğinden dolayı, bunları mikrofinans
kuruluşları olarak adlandırıyoruz. Aynı durum, mikrofinans
hizmetleri veren az sayıda ticaret bankası için
de geçerlidir. Bizim amaçlarımızla, bunların
varlıklarının sadece küçük bir kısmı
yoksullara finans hizmetleri sunmaya ayrılmış olsa bile,
biz bu tip ticaret bankalarını da mikrofinans kuruluşları
olarak adlandırıyoruz. Her iki durumda da, bu endüstride
insanlar mikrofinans kuruluşundan bahsettiklerinde,
aslında sadece o kuruluşun mikrofinans hizmeti sunan
kısmına veya bölümüne atıf yapmaktadırlar.
Ancak
kendilerini mikrofinans işinde gören ve yeniden
şekillendirilen ve derinleştirilmiş finans sektöründe
kesinlikle bir rol oynayacak olan başka kuruluşlar da
vardır. Bunlar, mahalli topluma dayanan finansal aracılardır.
Kredi birlikleri ve inşaat kooperatifleri gibi bazıları
üyelik bazlı kuruluşlardır. Diğerleri ise mahalli
girişimciler veya belediyelerin sahip olduğu ve yönettiği
kuruluşlardır. Bu kuruluşların müşteri tabanı finansal
sivil toplum örgütlerinin müşteri tabanından
daha geniştir ve onlar da kendilerini resmi finans sektörünün
bir parçası olarak görmektedirler. Ülkeden
ülkeye farklılık arz etmesine ve bu kuruluşların
finansal sivil toplum örgütleri kadar pazara
ulaşmak gibi bir amacı olmamasına rağmen, yoksul insanların
çoğu bu tip kuruluşlara erişim olanağına sahiptir.
8.
Mikrofinans kârlı olabilir mi?
Evet,
olabilir. MicroBanking Bülteninden alınan verilere
göre, dünyanın en büyük mikrofinans
kuruluşlarından 63’ünün ortalama getiri (kâr)
oranı, enflasyon ayarlaması yapıldıktan ve bu programların
aldığı devlet yardımları çıkartıldıktan sonra,
bunların toplam aktiflerinin yaklaşık yüzde 2,5’idir.
Bu oran, ticari bankacılık sektöründeki kâr
oranlarıyla kıyaslanabilen bir düzeydedir ve mikrofinansın
perakende bankacılık sektörüne giriş için
yeterince çekici bir yol olabileceği konusundaki
yaygın umudu beslemektedir. Pek çok kişi, mikrofinans
yöntemi bankacılık sistemine dahil edildiğinde,
müşteri sayısında kitlesel bir artışın olabileceğine
inanmaktadır.
Başka
kişiler ise, mikrofinans kârı konusuna aşırı ilgi
göstermenin mikrofinans kuruluşlarını daha büyük
meblağlarda kredi alabilecek ve durumu biraz daha iyi
olan müşterilere hizmet etmek amacıyla pazarın
üst kesimine yöneltebileceğinden endişelenmektedirler.
Bu, “crowding out” etkisidir. Evet, böyle bir şey
olabilir; fakat daha bankacılık sektörünün
ulaşamadığı çok sayıda yoksul ve çok yoksul
insanlar ve yoksul olmayan, fakat savunmasız ve korunmasız
insanlar vardır.
En
yoksul müşterilere ulaşan programlar, bir grup
olarak, biraz daha iyi durumdaki müşteri kesimlerine
ulaşan programlar kadar iyi performans göstermemelerine
rağmen, onların performansı da, geniş bir müşteri
tabanına hitap eden programların bir kaç yıl
önce gösterdiği ivme ve hızla iyileşmekte
ve düzelmektedir. Giderek daha çok sayıda
mikrofinans kuruluşu yöneticisi, sürdürülebilirliğin
katlamalı bir şekilde artan sayıda müşteriye ulaşmanın
ön koşulu ve öncülü olduğunu anlamaya
başlamışlardır. Bu nedenledir ki, önde gelen mikrofinans
kuruluşlarının yöneticileri, işletme verimliliğini
hızla ve büyük oranda artırmanın yollarını
aramaktadırlar. Kısaca, en yoksul mikrofinans müşterilerine
ulaşan programların olgunlaştıktan sonra ve bu yolda
devam ettikleri takdirde sürdürülebilir
hale gelebileceğini ummak için haklı sebeplerimiz
vardır. Mevcut deliller de bunu göstermekte ve
desteklemektedir.
9.
Hükümetin mikrofinansın desteklenmesindeki
rolü nedir?
Hükümetin
mikrofinans konusunda karmaşık bir rolü vardır.
Son yıllara kadar, hükümetler, genel olarak,
dezavantajlı insanlar için kredi programları
da dahil “kalkındırma finansı” kaynağı yaratmanın kendi
sorumlulukları olduğuna inanıyorlardı. Kırsal bölge
kredi programlarının yirmi yıllık geçmişi ve
eleştirisi, hükümetlerin yoksullara kredi/ödünç
verme konusunda çok kötü bir iş yaptıklarını
göstermektedir. Politikacıların kontrolü altındaki
kredi kuruluşları için kısa vadeli politik kazançlar
baştan çıkarıcı bir işlev görmektedir; bu
kuruluşlar fonlarını çok çabuk (ve düşüncesiz)
harcamakta ve sadece arada sırada (temerrüde düşen
borçlulara karşı sert davranmakta isteksiz) tahsil
etmektedirler. Kentsel bölgelerde ise, hükümetler
aslında bu işe hiç girmediler. Kentsel bölgelerde,
devlet yardımlı mikro-işletme kredisi kırsal bölgelere
kıyasla hâlâ oldukça seyrek ve nadirdir.
Fakat
artık mikrofinans oldukça popüler bir hale
gelmiştir ve hükümetler mikrokredi dağıtmak
için tasarruf bankaları, kalkınma bankaları,
posta tasarruf bankaları ve ziraat bankaları gibi kuruluşları
kullanma eğilimini göstermektedir. Ancak hükümetin
geçmişteki tuzaklardan kurtulma niyeti ve bunu
yapmak için uygun ve açık bir yolu olmadıkça
ve olmadığı sürece, bu, genel olarak iyi bir fikir
değildir. Pek çok hükümet, fonları
çok taraflı ajanslardan mikrofinans kurum ve
kuruluşlarına yönlendiren üst kurul ve kurumlar
kurmuşlardır. Bu üst kurul ve kurumlar oldukça
karmaşık olabilir ve mikrofinans konusunda birkaç
tane başarılı örneği vardır. Mikrofinans konusunda
başarılı olan üst kurul ve kurumlar, başarılı mikrofinans
kuruluşlarının sırtında yükselirler ve bunun tersi
söz konusu değildir. Son olarak, hükümetler,
çok sayıda finansal aktörün çok
yoksul insanlara finans hizmetleri sunma yeteneğine
etki eden mevzuat çerçevesiyle ilgilenerek
de mikrofinans işine dahil olabilirler.
10.
Finansal düzenleyicilerin mikrofinansın gelişmesinin
desteklenmesi
konusundaki rolü nedir?
Pek
çok kişi, bir finansal düzenleyicinin mikrofinansın
gelişmesinin desteklenmesi konusunda oynayabileceği
en önemli rolün, sağlam finansal sivil toplum
örgütleri, kredi birlikleri ve diğer mahalli
toplum bazlı aracıların genel kamuya mevduat toplama
hizmetleri verebilmek ve üst kurul ve kurumlar
aracılığıyla fon toplayabilmek için gerekli ruhsatı
ve lisansı almalarına olanak veren alternatif bir kurum
tipi yaratmak ve oluşturmak olduğuna inanır. Az sayıda
bazı ülkelerde, bu, uygun bir strateji olabilir.
Ancak pek çok ülkede, mikrofinans endüstrisinin
genel gelişme düzeyi, yoksullara hizmet edecek
ayrı bir finans kuruluşu tipi ve sınıfına ruhsat vermeye
uygun seviyeye henüz gelmemiştir. Ve pek çok
ülkede, bankacılık mevzuatı düzenleyicilerinin
karşı karşıya olduğu bütçe kısıtlamaları,
onların çok sayıda küçük kurumdan
oluşan böyle bir sektörü denetleyebilmesini
olanaksız hale getirmektedir; bu tip kurumların toplam
aktifleri bir bütün olarak toplam finans sisteminin
çok küçük bir yüzdesini
oluşturabilir, fakat bunları uygun ve etkin bir şekilde
denetlemenin maliyeti ilgili düzenleyici kurumun
toplam bütçesinin yüzde 25 ile yüzde
50’sine karşılık gelebilir.
Bu
yolun yerine, düzenleyiciler, ilgili ticaret kanunlarında
öngörülen uygun faiz oranı seviyelerine
göre tefeci faizi limitlerini değiştirmek, temerrüde
düşen borçluların bir mikrofinans kuruluşundan
diğerine gitme olanağını sınırlamak amacıyla bu tip
müşteriler hakkındaki bilgilerin paylaşılması amacına
yönelik kredi bilgi paylaşım kurumları kurmak,
en temel mevzuat altyapısından bile yoksun olan geçiş
dönemi ekonomilerinde mahkemelerin özel kredi
sözleşmelerinin metnini anlayabilmesini sağlamak
amacıyla sivil otoritelerle işbirliği yapmak ve mikrofinans
kuruluşlarının mevzuata zamanla uyum sağlaması amacına
yönelik raporlama koşulları gibi konularda, çoğu
ülkede yeni gelişmeye başlayan mikrofinans endüstrisiyle
birlikte çalışabilirler.
Düzenleyiciler,
geleneksel bankacılık kurumlarının mikrofinans yapma
olanağını sınırlandıran kanunlar, hükümet
kararları ve iç tüzük ve yönetmelikleri
de inceleyebilirler. Bu mevzuat, teminatsız verilebilecek
kredilerin portföyünün toplam kredi portföyü
içindeki yüzdesi, grup garanti/teminat mekanizmaları,
raporlama koşulları, şube operasyonları (programlama
ve teminat) ve kredi dosyalarının içeriği hakkında
sınırlama ve koşullar içerir. En azından, bankacılık
düzenleyicilerinin büyük bankalarda mikrokredi
portföylerini nasıl ve hangi yolla değerlendirebileceklerini
incelemeleri gerekir.
11.
On önemli web sitesi:
Mikrofinans
hakkında sık sorulan sorulara yanıtlar veren web siteleri
hakkında küçük bir araştırma yaptık
ve on web sitesi seçtik. Bu sitelerde verilen
yanıtları faydalı bulacağınızı ümit ediyoruz. Mikrofinans
hakkında faydalı bilgiler veren başka web sitelerini
de lütfen bize bildirin.
Bankademie
FAQ (Sık Sorulan Sorular) sitesi, “yaratıcı bankacılık
ve finans çözümleri için bir
know-how ortağı” olarak Mikro Bankacılık Yetkinlik Merkezinin
bir parçasıdır ve somut yanıtlar vermektedir.
CGAP
web sitesi, mikrofinans hakkında en çok sorulan
on soruya verilen yanıtların bir listesini içermektedir.
Bu kapsamlı yanıtlar, “Mikrofinans müşterileri
kimlerdir?”, “Mikrofinans yoksullara nasıl yardımcı
olmaktadır?”, “Mikrofinans kârlı olabilir mi?”,
“Mikrofinansı desteklemek konusunda hükümetlerin
rolü ne olmalıdır?”, ”Mikrofinansın gelişmesinin
desteklenmesi konusunda finansal düzenleyici otoritelerin
rolü nedir?”, vb. gibi sorularla ilgilidir.
Everything,
mikrofinansın temel koşulları hakkında yaratıcı yanıtlar
vermektedir. Mikrokredi, mikroborçlanma, model,
kredi, Grameen, ACCION, vb. gibi anahtar sözcüklere
tıklayabilir ve bu konulardaki yanıtları alabilirsiniz.
FINCA’nın
web sitesinde, çok sık sorulan “50$ veya 100$’ın
bir insana yapabileceği iyilik ne olabilir?” sorusunun
yanı sıra, temel kavramların altyapısını da açıklayan
mikrokredi FAQ’larıyla (sık sorulan sorular) ilgili
bir bölüm vardır. FINCA’nın web sitesi, bu
kurumun ürünlerini sunmak için kullandığı
model olan köy bankacılığı modeline ilişkin pek
çok soruya verilen yanıtları da içermektedir.
Life
in Africa web sitesinde, “Mikrofinans nasıl çalışır?”
gibi daha basit sorulara verilen yanıtlardan mikrofinans
kuruluşlarının risklerini nasıl yönettiğine ilişkin
açıklamalara kadar çeşitli konuları içeren
bir “Mikrofinans nedir?” bölümü mevcuttur.
Bu bölüm, mikrofinansın dünyada yoksulluk
düzeyinin azaltılmasında yardımcı olup olamayacağı
ve ne kadar yardımcı olabileceği sorusunun yanıtıyla
da ilgilenmektedir.
Islamic
Finance Net, İslami gelenek ve inançlara uygun
bir şekilde mikrofinans yapmanın yolları hakkında yazılar
içermektedir. Bu web sitesinde, Malezya’daki
bir kurumla ilgili bir vaka etüdü ve ayrıca,
Kırsal İslami Yatırım Şirketleri ve Musharakah Finansman
Modeline ilişkin yazılar da bulunmaktadır.
Microcredit
Summit Campaign’ın FAQ (sık sorulan sorular) bölümü,
“Mikrokredi nedir?”, “Mikrokredi Zirve Kampanyası nedir?”,
“Neden kadınları hedeflemeli?” gibi konular hakkında
bilgiler içermektedir. Tek yapmanız gereken,
ilgilendiğiniz konulardan birine tıklamak ve resimler
ve örneklerle birlikte verilen bilgileri okumaktır.
SEF’in
mikrofinans bölümü, mikrofinansla ilgili
son gelişme ve olaylar hakkında genel bilgiler vermekte
ve mikrofinans konusuyla ilgili üç C (Karakter,
Kapasite ve Sermaye) de dahil temel mikrofinans prensipleri
hakkında açıklamalar vermektedir.
The
World Council of Credit Unions (Dünya Kredi Birlikleri
Konseyi) web sitesi, Afrika, Asya, Avustralya, Kanada,
Karaipler, Çek Cumhuriyeti, Fiji, Büyük
Britanya, İrlanda, Latin Amerika, Yeni Zelanda, Polonya,
Romanla, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri’ne
hizmet eden bölgesel ve ulusal kredi birlikleri
ve çeşitli kooperatif birlikleri ve iş/hizmet
organizasyonları da dahil, WOCCU üyesi olan kredi
birliklerinin çalışmalarında esas aldığı temel
prensipler hakkında bilgi vermektedir.
The
US Public Broadcasting Service web sitesi, son olarak,
“Global Yoksulluk ve Mikrokredi” ve “Amerika’da Yoksulluk
ve Mikro-işletmeler” hakkında iki video yapmış ve yayınlamış
bulunmaktadır. Web sitesinin “olaylar” bölümünde
yoksulluk hakkında bilgiler ve dünyanın en yoksul
insanlarının ortalama gelir düzeyi, mikro-borçlanma,
kadınlar, vb. konularda yanıtlar bulabilirsiniz.
Türkiye
Bankalar Birliği'nden İktibas Edilmiştir.
|