|
07
Eylül 2005
Muharrem ÖZDEMİR
Vergi Denetmeni
denetmen47@yahoo.com
ACİZ HALİ
I-GİRİŞ:
Anayasamızın 73’ncü
maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, kamu
giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödeme yükümlülüğüne” ikinci
fıkrasında ise “vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye
politikasının sosyal amacı” olduğuna vurgu yapılmıştır. Vergiye yüklenen kamu
giderlerini karşılama gibi asli
görevinin yanında, devletin sosyal amaçlarının karşılamasında da önemli bir
misyon yüklenmiştir. Devletin bu derece
önemli gelir kaynağı olan verginin takip ve tahsilinde devletin ilgisiz kalması düşünülemez. Kamu
alacaklarının takip ve tahsilinde başarı sağlamada kuşkusuz bazı temel ilkelere
riayet etmek kaçınılmazdır. Bu bağlamda salınan verginin mali güce göre
alındığı, devlet-millet kaynaşması, kaynakların yerinde kullanıldığı izlenimi
gibi psikolojik boyutu, yolsuzlukla mücadeledeki kararlılık ana temel ilkelerdir.
Verginin
özel hukuk sahasının dışında kamuyu ilgilendiren yanı olması hasebiyle, takip
ve tahsilde ayrı bir metod izlenmesi gerektiği lüzumu pek tabii açıktır. Türk
vergi mevzuatında kamu alacaklarının tahsilinde keyfiliğe yer bırakmayarak özel takip ve tahsil sitemi geliştirilmiş ve bu anlamda 6183
sayılı kanun([1])yürürlüğe
girmiştir.
II.
ACİZ
HALİNDE TAKİPİN GERİ BIRAKILMASI:
Kamu
harcamalarının karşılığını teşkil eden vergi, tarh ve tahakkuk ettikten sonra
tahsil işlemleri rızaen yapılmaz ise 6183 sayılı kanun kapsamında cebri tahsil
yöntemlerine başvurulacaktır. Cebren takip safhasının ilk adımı borçlunun
borcunu ödemediğinin idarece tespitinden sonra ‘Ödeme Emri’ tebliği ile başlar.
Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere borçlarını ödemeleri veya mal
bildiriminde bulunmaları lüzumu bir ödeme emri ile tebliğ olunur.
(Md. 55) Mal
bildirimi, borçlunun gerek kendisinde, gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan
mal, alacak ve haklardan borcuna yetecek miktarın nevini, mahiyetini, vasfını, değerini
ve her türlü gelirini veya hacze kabil mal ve gelirinin bulunmadığını ve yaşayış
tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle
ödeyebileceğini yazı ile veya sözlü ile tahsil dairesine bildirmesidir.
(Md. 59)
Mal bildiriminde, malı olmadığını gösteren veyahut borca yetecek kadar mal
göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirlerindeki artmaları
bildirmek zorundadır. (Md. 61) Borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil
dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul mallar ile
gayri menkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı
tahsil dairesince hacz olunur. (Md. 62) Haczedilen her türlü mallar satılarak
paraya çevrilir. (Md. 74)
Ödeme
emri ile tebliğ olunan amme alacağı borçlunun mal bildiriminde gösterdiği mal
varlığına haciz konmak suretiyle tahsil yapılır. Tüm bu anlattığımız cebri takip
usulleri borçlunun ekonomik olarak varlığını sürdürmesi amme alacağını
ödeyebilecek güçte ve kapasitede olması halinde geçerli olacaktır.
Vergi
mevzuatımızda, Anayasamızın Sosyal Devlet ilkesi gereği mükelleflerin ekonomik
durumları göz önünde bulunduran sosyal ve ekonomik amaçlı bazı korumalara
rastlamaktayız. Bu tür korumalara verginin terkini (VUK Md. 115), tahakkuktan
vazgeçme (VUK Mük. Md. 115) gibi örnekleri
gösterebiliriz. 6183 sayılı kanunda da benzer uygulamalara rastlamaktayız. Bunlardan
başlıcaları “Tabi Afetler Nedeniyle Terkin” (Md.105), “Tahsil İmkansızlığı
Nedeniyle Terkin” (Md. 106)’dir. İşte bu ve buna benzer kolaylıklardan en
önemlisi de ekonomik gücünü kaybetmiş ve borcunu ödemeyecek duruma düşmüş mükellefler için önemlilik arz eden “ACİZ HALİ” makalemizin ilerleyen
bölümlerinde açıklanmaya çalışılacaktır.
6183 sayılı kanunun 75’nci maddesi
‘Aciz Hali’ başlığını taşımakta ve ilgili düzenlemeyi içermektedir. Buna göre ”Yapılan
takip sonunda haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli
borcunu karşılamadığı taktirde borçlu aciz halinde sayılır. Yapılan takip
safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz hali tespit
olunur“ hükmü mevcuttur. Uygulamaya Vergi Daireleri İşlem Yönergesi yön
vermektedir. Yapılan ödeme emrinde yer alan tahsil aşamasına gelmiş amme
alacakları için borçlu mal bildiriminde malı olmadığını beyan ederse veya
saptanan malların borcu karşılayamadığı anlaşılırsa bunun üzerine icra servisi mal araştırması([2])
başlatır. Borçlunun adına kayıtlı Gayrimenkul malların olup olmadığı, belediyelerin
emlak birimlerinden ve tapu dairelerinden, taşıtlarının (kara, deniz, hava) olup
olmadığı ilgili vergi dairesi ve bu araçların sicilinin tutulduğu
kuruluşlardan, üçüncü kişiler elinde mal, alacak ve haklarının bulunup
bulunmadığı araştırılır. Araştırmada borçlunun ikametgahının bulunduğu ve/veya
nüfusa kayıtlı olduğu iller ile mal varlığının bulunabileceği ihtimali bulunan
illerde yoğunlaştırılır. Yapılan yazışmalar ve araştırmalar neticesinde
borçlunun malı bulunmaz veya saptanan malların satışı yapılmasına rağmen borcu karşılamayacağı anlaşılırsa üç
nüsha “Aciz Fişi” düzenlenir.
İcra servisinin tüm bu araştırmaları ve yapılan takibatlara rağmen
mükellefin/borçlunun Aciz Hali tespiti yapılmışsa 6183 sayılı kanunun 76’ncı maddesi
uyarınca amme idaresine olan borçları teminat ve faiz aranılmadan iki seneye
kadar tecil edilir.Vergi daireleri İşlem Yönergesine uygun 3 örnek olarak
hazırlanan aciz fişinin bir örneği borçluya, bir örneği hesap takip masasındaki dosyasına ve son
örneği de haciz varakasına iliştirilerek dosyasında saklanır.
Aciz durumu kesinleşmiş borçlunun, amme idaresi borçlarını terkin etmek
için mali durumunu zamanaşımı süresi içinde devamlı olarak takip eder
(Md. c 76). Vergi
Daireleri İşlem Yönergesine göre aciz
halinde bulunan borçluların durumları zamanaşımı süresi içinde yılda en az iki
kez olmak üzere sürekli olarak izlenir. İcra memuru veya tahsildar tarafından
yapılan araştırma sırasında borçlunun durumunda bir değişiklik olup olmadığı
iki örnek olarak düzenlenecek bir tutanakla saptanır. Düzenlenen tutanak
borçluya ve borçlunun bağlı bulunduğu muhtara imzalatılır. İcra servisi
tarafından aciz halinin tespit edilmesine istinaden hesap ve takip masası tarafından borç ertelenir.
Borcu tecil edilen ve aciz halinde bulunan borçlunun sonradan edindiği
malları ve gelirindeki artmaları (mal edinme ve artmaları) aynı kanunun 61’nci
maddesine göre edinme ve artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde tahsil
dairesince bildirmeye mecburdur. Borçlunun 61’nci maddesinde belirtilen şekilde
edinilen malları ve gelirlerindeki artışları bu süre içinde bildirmeyenler, amme alacağının tahsilini
engellemiş ve zorlaştırmış olanlar için sulh işlerine bakan mahkemelerden bir aydan bir seneye kadar hapis ile
cezalandırılması istenecektir.
6183 sayılı kanunun 75
nci maddesiyle Aciz Hali tespit edilen ve aynı
kanunun 76 ncı maddesiyle de tecil edilen amme alacağı, yapılan tüm takiplere
rağmen borçlunun aciz halinin devam etmesi nedeniyle tahsil edilemez ise haciz
varakalarının takibi durdurularak terkin işlemleri 213 sayılım Vergi Usul
Kanununun düzeltme hükümleri çerçevesinde yapılır. Diğer taraftan 395 sayılı
Tahsilat Genel Tebliğinde([3]),
6183 sayılı kanun un 75’nci maddesine göre
aciz halinde olduğu tespit olunan borçlular hakkında yurt dışına çıkma
yasağı da uygulanmayacaktır.
III-SONUÇ:
Makalemizin birinci ve
ikinci bölümlerinde belirtildiği üzere ekonomik durumunu kaybetmiş ve sosyal
bakımdan dara düşmüş olan mükelleflerin tahakkuk etmiş ancak ödenemeyecek duruma
gelmiş amme alacaklarının, ilgili mevzuat çerçevesinde takibinden vazgeçilmesi
sosyal devlet gereğidir. Ancak vergi dairelerinde bu bariz yasa hükmüne rağmen aciz
hali ile ilgili işlem yapılmamaktadır. Bu da bakanlığın bu konuyu uygulamada tebliğ
ve genelgelerle işlevsel hale getirmemesinden kaynaklanmaktadır. Halk dilinde
söylenen "Devlet alır, vermez" sözü bu konuda da geçerliliğini
göstermektedir. Aciz hali ile ilgili
uygulamaya yön verecek düzenlemelerle hem yıllardır tahsil edilemeyen
amme alacaklarının vergi dairelerindeki dosyalarının temizlenmesine faydalı
olacak, hem de amme alacaklarını ödeyebilecek güçteki borçluların üzerine daha
etkin gidilmesini sağlayacaktır.Bu
yöntemle hazine alacaklarının uzun yıllar sürüncemede kalmasının da önüne
geçilmiş olacaktır.
|