|
29
Ağustos 2005
Muharrem ÖZDEMİR
Vergi Denetmeni
denetmen47@yahoo.com
BELEDİYELERİN
TAŞINMAZ MAL TESLİMLERİ VE DİĞER VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLER
I-GİRİŞ:
03/07/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunun
([1])
yürürlüğü girmesi ile birlikte 1930 yılından beri yürürlükte olan 1580 sayılı
kanun ile bu kanunu ilga eden 7/12/2004 tarih ve 5272 sayılı Belediye Kanunu da
yürürlükten kaldırılmıştır.
Özel Bütçeler, yerel gider ve
gelirleri içeren bütçelerdir. Bu tür bütçelerin en belirgin örneği belediyelerdir.
5393 sayılı Belediye
Kanunun 3’üncü maddesine göre Belediye,belde sakinlerinin mahallî müşterek
nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler
tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel
kişisini ifade eder. Belediyenin bütçesi, Belediye Gelirlerinden (Md.110) ve
Belediye Masraflarından (Md.117) oluşur. Bu gelir ve giderler ise kanunda
sayılan kalemlerden ibarettir. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu
([2]),
Belediyelerin, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan ve
kanunda sayılan gelirlerin vergilendirilmesinin usul ve esaslarını içermektedir.Bu
kanunun 103/2 fıkrasına göre maddesine göre vergi usul kanunuyla mahallin en
büyük mal memuruna verilmiş görev ve yetkileri Belediye Gelirleri yönünden
Belediye Başkanı tarafından kullanılacağını belirtilmiştir. Ancak bu yetki
kullanılırken Belediye Kanunun 125’nci maddesinde Bütçe harici sarfiyat ve tahsil cezai müeyyideye bağlanmıştır.
Makalemizin bu bölümünde özet olarak Belediye Kanunu yanısıra Belediye
Gelirleri Kanununa da değinilmiş olup makalemizin diğer safahatlarında
Belediyelerin iş ve işlemlerinin vergi mevzuatı karşısındaki durumu ele
alınacaktır.
II.BELEDİYELERİN KURUMLAR VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMLARI:
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 1’nci maddesinde
kurumlar vergisi mükellefleri sayılmış
C bendinde ise Kamu İktisadi Müesseselerine yer verilmiştir.
Buna göre İktisadi
Kamu Müesseseleri ([3])“Devlete,
özel
idarelere, belediyelere ve diğer kamu idarelerine ve müesseselerine ait ve tabi
olup faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci maddenin (A), (B) işaretli
bentleri haricinde kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler” olarak
tanımlanmıştır. Buna göre İktisadi Kamu Müessesesi olan Belediyenin iktisadi
işletmelerinin vergiye tabi olmanın bir takım koşulları mevcuttur. Bunlar
sırasıyla; İktisadi işletmenin belediyeye ait olması ve bu işletmenin
ticari, sınai ve zirai nitelik göstermesi ve faaliyetin devamlı olarak yapılması
yanında saydığımız koşulları taşıyan sermaye şirketi veya kooperatif olarak
kurulmamaları gerekmektedir. Belediye tarafından işletilen iktisadi işletmenin
faaliyetinin devamlı surette yapılması kriteri önem arz etmektedir. Devamlı
surette icra edilmeyen faaliyetten dolayı elde edilen kazanç arızi kazanç olarak
addolunacağı için kurumlar vergisi kapsamında vergilendirilmeyecektir.
Çünkü
Kurum kazancı, Gelir Vergisi mevzuuna giren gelir unsurlarından terekküp eder (KVK
Md.1).Bu bağlamda gelirin unsuru olan Ticari, sınai ve zirai faaliyet ile
serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir vergisi
kanunu hükümlerine göre; Gelir vergisi kanununda açıklık bulunmadığı hallerde,
Türk
Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edilir.
(KDV
Md.1/h). Bu bağlamda 1 No’lu Katma Değer
Vergisi Genel tebliğine göre; Gelir Vergisi Kanunu’na göre, ticari, zirai ve
serbest meslek kazancı elde eden faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve
hizmetler vergiye tabi olacaktır hükmü mevcuttur. Bunların kazanç gayesi
gütmemeleri, faaliyetin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunması, tüzel
kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş
sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerine tesir etmez. Böyle
olmakla birlikte kanun koyucu bazı kurumların kurumlar vergisi karşısında
muafiyetini öngörmüştür. Belediyelerin İlgili kanunun 7’nci maddesinde sayılan kurumlar
arasında olması nedeniyle bu
faaliyetleri her halükarda kurumlar vergisinden muaf olacaktır. Bunlar;
- ................................
- ................................
- Kamu idare ve müesseseleri tarafından ilim,fen ve güzel
sanatlar ile tarım ve hayvancılığı öğretmek,yaymak,ıslah ve teşvik etmek
maksadıyla işletilen müesseseler (Okullar, okul atölyeleri,
konservatuarlar, genel kütüphaneler,
tiyatrolar, müzeler, sergiler, nümunefidanlıkları,
tohum
ve hayvan ıslah ve üretme istasyonları, yarış yerleri, kitap, gazete ve mecmua
yayınevleri ve emsali müesseseler);
- Kamu idare ve müesseseleri tarafından genel insan ve
hayvan sağlığını korumak ve tedavi işletilen müesseseler (Hastane, nekahathane,
klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum,
çocuk bakımevleri, hayvan
hastaneleri ve dispanserleri, veteriner bakterolojı, serolojı ve distofajın gibi
müesseseler;
- Kamu idare ve müesseseleri tarafından içtimai
maksatlarla işletilen müesseseler (Şefkat, rehin ve sandık yardımları,
fukara
aşhaneleri, ceza ve ıslah evleri atölyeleri, içtimai sigorta kurumları,
öğrenci
yurtları ve pansiyonları gibi müesseseler;
- Kamu idare ve müesseseleri tarafından Hükümetin veya
yetkili idare mercilerin müsaadesi ile açılan mahalli, milli veya milletlerarası
mahiyetteki sergiler, fuarlar, panayırlar;
-
...................................
- Beden Terbiyesi Teşkilatına dahil derneklere veya kamu
idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseseleri ile sadece idman ve spor
faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler:
-
.................................
- Yaptıkları iş veya hizmet mukabilinde resim ve harç
alan kamu müesseseleri;
- İl özel idareleri,
belediyeler ve köyler ile bunların
teşkil ettikleri birlikler veya bunlara bağlı müesseseler tarafından işletilen:
- Su,
elektrik, havagazı ve soğuk hava deposu işletmeleri,
-
Belediye sınırları içindeki yolcu taşıma işletmeleri;
- Mezbahalar
(Kesim, taşıma ve muhafaza işlerine münhasır
olmak şartıyla);
- Köylere,
köy birliklerine ve köy belediyelerine ait
tarım işletmeleri ile bunlar tarafından köylünün umumi ve müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla işletilen hamam, çamaşırhane ve değirmenler
ile bunların bağlı oldukları il sınırları içindeki yolcu taşıma işletmeleri,
- Genel ve Katma bütçeli dairelere ait olup sadece kamu
mensuplarına hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan
kreş, konuk evleri ve bunların kantinleri,
- Münhasıran verem tedavi eden sanatoryum ve prevantoryum
ile münhasıran kanser, cüzam ve trahom tedavi eden hastaneler,
.................................................
Belediyelerin hangi faaliyetinin kurumlar vergisi açısından
vergilendirilip vergilendirilmeyeceği teoride bu kadar sarih gözükürken uygulamada
sıkıntılar oluşturmaktadır. Bu bağlamda yargının değişik kararları ve maliye
müktezaları bu ayrımın oluşmasında netlik ortaya koyamamıştır. Ancak şekli ve
amacı ne olursa olsun ve hangi suretle yapılırsa yapılsın belediyelerin
ticari, sınai ve zirai faaliyetleri muafiyet kapsamına alınmamışsa her halükarda
kurumlar vergisine tabi olacaktır. Kısaca aşağıda sıralayacağımız faaliyetler bu
bağlamda kurumlar vergisi mükellefiyeti aranılacaktır.
-
Taşınmaz Mal Teslimleri,
-
Otel, Misafirhane ve eğlence amaçlı
sosyal tesis işletmesi,
-
Lokal ve Büfe işletmeleri,
-
Kanunda sayılan amaçlarla kurulan ve
hizmet veren hastaneler hariç her türlü hastane ve poliklinikler,
-
Ekmek fabrikaları,
-
Otopark İşletmeciliği,
-
Bilgisayar ve Dil Kursları,
-
Kaplıca İşletmeciliği,
-
Matbaa İşletmeciliği,
Misal
1: ..........Belediye Başkanlığı tarafından sadece belediye personelinin çocuklarının eğitilmesi
amacıyla ve ücret alınmaksızın okul öncesi kreş açması ve bunu işletmesi nasıl değerlendirilecektir?
*
Kurumlar Vergisi Kanunun 7/13’nci maddesinde;
Genel ve Katma bütçeli
dairelere ait olup sadece kamu mensuplarına hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve
üçüncü kişilere kiralanmayan kreş, konuk evleri ve bunların kantinlerinin
işletilmesi faaliyeti kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur. Dikkat etmek
gerekirse bu muafiyet Genel ve Katma bütçeli dairelere mahsustur.Belediyenin
her nekadar sadece personeline ve üstelik ücretsiz olarak sunduğu kreş
hizmetini muaf olarak addetmek gerektiği gibi görülse de bunu bu şekilde
yorumlamak yasa koyucunun iradesine ters düşmek olur.Bu nedenle Belediyenin
yaptığı bu kreş hizmetini ticari faaliyet olarak değerlendirmek gerekecektir.
Misal 2: ...........Belediye başkanlığı Yolcu Taşıma hizmeti vermek amacıyla şehir
içi otobüs seferleri düzenlemektedir.Belediyenin vatandaşlara verdiği bu
hizmetin kurumlar vergisi karşısındaki durumu ne olacaktır?
* İl özel idareleri,
belediyeler ve
köyler ile bunların teşkil ettikleri birlikler veya bunlara bağlı müesseseler
tarafından işletilen Belediye sınırları içindeki yolcu taşıma işletmeleri
kurumlar vergisinden muaftır. (KVK Md.7/11-b).Belediyenin, Belediye içi yolcu
taşıma hizmeti kurumlar vergisinden muaf olsa da aynı hizmet belediye içi ve
dışı ayrımı gözetmeksizin katma değer vergisine tabi tutulacaktır. (KDV Md.3-g)
İlçe ve İl Belediyelerin sınırları
dışında verdiği otobüs hizmetleri hangi amaç ve niyetle yapıldığına
bakılmaksızın katma değer vergisinde olduğu gibi kurumlar vergisine de tabi
olacaktır. Burada belediye içi ve dışı ayrımına dikkat çekildiğini hatırlatmakta
fayda görüyorum.
III.BELEDİYELERİN KATMA
DEĞER VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 1/1maddesinde, ”Ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler” Katma Değer Vergisi kanunu kapsamına
alınmıştır. Söz konusu kanunun 1/3-g maddesinde ise “Genel ve katma
bütçeli idarelere, il özel idarelere, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil
ettikleri birliklere,üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki
kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen
müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya diğer
müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetler”
verginin konusuna girdiği kesin hükme bağlanmıştır. Bu faaliyetlerin kanunların
veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılması, bunların yapanların
hukuki statü ve kişilikleri,Türk tabiiyetinde bulunup bulunmamaları,ikametgah
veya işyerlerinin yahut kanuni merkez veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup
olmaması işlemlerin mahiyetini değiştirmez ve vergilendirmeye engel teşkil
etmez.(Md 1/h-3)
Madde hükmü değerlendirildiğinde
Belediyelerin teslim ve hizmet ifaları ticari,
sınai, zirai
ve mesleki nitelikte olması halinde Katma Değer Vergisi açısından verginin
konusunu oluşturmaktadır. Bu bağlamda Maliye Bakanlığı Gelirler Genel
Müdürlüğünün 31.03.1998 tarih ve B.07.0.GEL.0.54./5401-2674/12245 sayılı
özelgelerinde Belediyeler tarafından yapılan arsa ve arazi satışlarının katma
değer vergisine tabi olacağı alıcının Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi olmasının
vergilemeyi etkilemeyeceği ifade edilmiştir.
Katma Değer Vergisi kanunun 10’ncu
maddesinde Su, elektik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya
kullanımında bunları bedellerinin tahakkuk ettirilmesi vergiyi doğuran olayın
meydana geleceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla Belediyelerin Su teslimleri bu
bedeller tahakkuk ettirildiklerinde Katma değer vergisi doğmuş olacaktır. 27.12.2004
tarih ve 2004/8301 sayılı Kararnameye ekli II.
sayılı listeye 14’üncü maddesi
ile eklenen hükme göre” Belediyeler veya bunların iktisadi işletmeleri
tarafından verilen atık su hizmetleri % 8’lik orana tabi tutulmuştur.
Su
teslimleri eskiden olduğu % 18’lik orana tabi olacağı açıktır.
Belediyelerce, aşağıdaki faaliyetlerin
yapılması katma değer vergisi kanunu ışığında iktisadi faaliyetin varlığının
delili kabul edilecektir.Bu bağlamda Belediyenin iktisadi faaliyet çerçevesinde
bu tür hizmetlerin ticari,
sınai, zirai ve mesleki teslim ve
hizmet ifaları olarak telakki edilmesi gerekeceğinden katma değer vergisi
tahsil edilmesi gerekecektir
*
Otobüs Hizmetleri,
*
Su ve Elektrik Teslimleri,
*
Otogar ve Otopark işletmeciliği,
*
Yol kaplama ve onarma işleri,
* Kanal Temizleme,
*
Belediye’ye ait gayrimenkul arsaların
satışı,
*
Soğuk Hava Depoları,
*
Odun Kömür satışları,
3065
sayılı katma Değer vergisi kanunun 1’nci maddesinin d bendine 4076 sayılı
kanunun 8’nci maddesi ile eklenen 18.07.2001 tarihinden geçerli olmak üzere
yürürlüğe giren hükme göre “Hazinece yapılan taşınmaz mal teslimleri hariç...... “ her türlü taşınmaz
mal teslimi verginin konusunu oluşturmaktaydı. 5228 sayılı kanunun 59/2-a
maddesi ile 01.08.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğü giren hüküm ile
hazinece yapılan taşınmaz mal teslimleri verginin konusunun dışına çıkartılarak
aynı kanunun 17/4-p maddesine hüküm eklenerek istisna altına alınmıştır.
Bu yeni
düzenlemeye göre 5228 sayılı kanunun 15’nci maddesi ile eklenen hükme göre”
Hazine()
ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce yapılan taşınmaz mal teslimleri ile hazinece
yapılan irtifak hakkı tesisi” işlemi katma değer vergisinden sarih bir şekilde
istisna edilmiştir. 3065 sayılı kanunun Geçici 21’inci maddesine eklenen hüküm ile
([5])
Karayolları
Genel Müdürlüğünce yapılacak taşınmaz mal teslimleri ile Orman Genel Müdürlüğü
Döner Sermaye sabit kıymetlerinde kayıtlı tapulu taşınmaz malların teslimleri
31.12.2006 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesna edilmiştir.
Bu istisna
hükümlerinden anlamamız gereken kanun koyucunun tadadi olarak
saydığı ve teslimlerini istisna ettiği kurumların taşınmaz mal teslimlerinde
katma değer vergisi tahsil edilmeyeceğidir. Bu bağlamda sayılan kurumlar
arasında yer almayan Belediyelerin taşınmaz mal teslimleri her halükarda Katma
Değer vergisine tabi tutulacaktır.
Misal 3:.........
Belediye Başkanlığı tarafından satışa çıkartılan taşınmaz mal teslimleri ticari
bir teslim olup katma değer vergisinin konusuna girdiğinden teslimler
dolayısıyla % 18 katma değer vergisi tahsil edilecektir. Buna mukabil
Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğü tarafından satılan taşınmazlar katma değer
vergisine konusuna girmekle birlikte
kanunun 17/4-p maddesi ile istisna edildiğinden katma değer vergisi
tahsil edilmeyecektir.
Belediyelerin Su,
Otobüs, Taşınmaz mal satışları
gibi her türlü teslimleri dolayısıyla tahsil ettikleri katma değer
vergilerinden ancak bu teslimler dolayısıyla yüklendikleri katma değer
vergilerini indirim konusu yapabilirler. Belediye Kanununun Belediyeye yüklediği
kamu hizmetinin icrası nedeniyle yaptığı diğer harcamalar nedeniyle yüklendikleri
katma değer vergilerini iktisadi işletmeden doğan katma değer vergilerinden indirim
konusu yapamayacaklardır. Belediyelerce
beyan edilecek katma değer vergisi
(Tahsil edilen ve Yüklenilen katma
değer vergisi) mukayesesi sadece iktisadi işletmeyi kapsamalıdır. İktisadi
işletmeyi kapsamayan bu tür harcamaların nedeniyle yüklenilen katma değer
vergisinin indirim konusu yapılması halinde reddi gerekecektir.
IV.
VERGİSEL DİĞER
ÖDEVLER:
A.
Defter Tutma
Ödevi:
213
sayılı Vergi Usul Kanunun 172’nci maddesi Defter tutacakları sıralamıştır. Buna
göre Aşağıdaki yazılı gerçek ve tüzel kişiler bu kanunun esaslarına göre defter
tutmaya mecburdurlar:
1.
Ticaret ve Sanat Erbabı,
2.
Ticaret Şirketleri,
3.
İktisadi kamu müesseseleri,
4.
Dernek ve vakıflara ait iktisadi
işletmeler,
5. Serbest Meslek erbabı,
6.
Çiftçiler
İktisadi kamu müesseseleriyle dernek ve
vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutma bakımından tüccarların tabi
oldukları hükümlere tabidirler.
Aynı kanunun 173’üncü maddesinde ise defter
tutma mecburiyetinin uygulanmayacağı gerçek ve tüzel kişiler sayılmıştır.
1..........................
2.............................
3.
Kurumlar vergisinden muaf olan:
a)
İktisadi
kamu müesseseleri
b) Dernek ve
vakıflara ait iktisadi işletmeler,
Yukarıda istisna hükümlerinin gelir veya
kurumlar vergilerinden muaf olmakla beraber diğer vergilerden birine tabi olan
ve bu vergileri götürü usulde tespit edilmeyen mükelleflerin muaf olmadıkları
vergiler için tutacakları defterlere şümulü yoktur.
Hernekadar
kurumlar vergisinden muaf tutulan İktisadi kamu müesseselerinin defter tutma
mecburiyeti olmasa da diğer vergilerden birine tabi olması halinde bu istisna
hükmünün bir anlamı kalmayacaktır. Mesela; Belediyelerin Su, elektrik, havagazı
teslimleri Kurumlar Vergisinden
muaftır.
(Md.7/11-a) Belediyenin aynı hizmetleri ise Katma Değer
Vergisinin 1 ve 10/g maddeleri gereğince KDV’ye tabidir. Bu durumda Belediye
Kurumlar Vergisinden muaf olsa da Katma Değer Vergisi karşısındaki durumu
nedeniyle defter tutacaktır.
Kurumlar Vergisine tabi tüzel kişiliği
olan Belediyelerin iktisadi işletmeleri defter tutma bakımından birinci sınıf
tüccarın defter tutma bakımından tabi olduğu esaslara uyacaktır.
Şöyle ki; Bilanço Esasında aşağıdaki defterler
tutulur. (VUK Md.182)
-
Yevmiye Defteri,
-
Defter-i Kebir,
-
Envanter Defteri,
Bu saydığımız defterlerden Yevmiye Defteri ve Envanter Defteri aynı zamanda tasdike tabi
defterlerdir. (Md.220) Bu defterlerin ilgili kanunun 220, 221, 222, 223, 224,
225 ve
226’ncı maddeleri gereğince tasdik işlemlerinin yapılması gerekecektir.
B.
Defter Tutmamanın Müeyyideleri:
Belediyelerin kurumlar vergisinden mükellefiyeti bulunmasa da katma değer
vergisine tabi olması halinde defter tutulması gerektiğini makalemizin önceki
safahatlarında açıklamış idik. Buna göre; defter tutmamanın tüm indirimlerin
reddi gibi ağır ceza-i müeyyideyi gerektireceği açıktır.
*
İndirimlerin
Reddiyatı:
Vergi Mevzuatımızda düzenlenen en ağır yaptırımlardan
birisi de indirimin konusu yapılan
katma değer vergilerinin reddi işlemidir. Katma Değer Vergisi kanunun üçüncü
bölümünde düzenlenen ve “Vergi İndirimi” başlığını taşıyan bu düzenlemede indirimin
bazı koşulları mevcuttur. İlgili kanunun
29. maddesinde indirim sistematiği 34’üncü maddesinde ise indirimin
belgelendirilmesinin şartlarını düzenlemiştir. Buna göre indirimin yapılabilmesi
için;
- İndirimin Alış Faturası veya benzeri
vesikalar ve gümrük makbuzuna dayanması,
-
Takvim yılı aşılmaması,
-
Kanuni defterlere kaydedilmiş olması,
-
Belgenin gerçek mahiyet taşıması,
koşulları büsbütün taşıması gerekir.
Görüleceği
üzere Belediyenin yüklendiği katma değer vergisini indirim konusu yapabilmesi
için yasal defterleri tutması ve alış
faturaların bu yasal defterlere işlenmesi gerekmektedir.
V.
SONUÇ:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre Belediyelerin ücret
mukabili olmayan gelirleri ve 5393
sayılı Belediye Kanununa göre yaptıkları kamu hizmetleri dolayısıyla yapılan
teslim ve hizmetler katma değer vergisinin konusuna girmez. Hangi hizmetlerin
kamu hizmeti olarak değerlendirileceği hususu uygulama da tartışma konusu olsa
da kamu hizmetinin ayrımında Belediye
Gelirleri ile Belediye Kanununu baz almak gerekir. Ancak bu böyle olmakla
beraber kanun koyucu Su,
Otobüs ve Havagazı teslimlerinde olduğu
gibi kamu hizmeti mahiyetindeki bazı
teslimleri de ticari kapsamda
değerlendirmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken kanun koyucunun belediyelerin ticari mahiyetteki
faaliyetlerinin özel sektör ile rekabette
vergisel eşitsizliğe meydan
vermemek amacıyla kurumlar vergisi ve katma değer vergisi kanunlarında gerekli
düzenlemelere yer vermiş olmasıdır.
Belediyelerin görev alanlarına giren
harcamaları ile iktisadi işletmeye ait olan harcamaların birbirinden ayrılarak
iktisadi işletmenin işletilmesinden kaynaklanmayan harcamalar nedeniyle
yüklenilen katma değer vergilerinin indirimin yapılmaması, indirim yapılması
halinde ise incelemeler sırasında reddedileceği bilinmelidir.
Bu bağlamda belediyelerin uygulama da ek vergisel işlemlere muhatap olmaması
için asli görevleri ile ilgilenmesi buna rağmen iktisadi faaliyette bulunması
halinde de hiçbir imtiyaza yer verilmemek suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.
Aksi düşüncenin ise, haksız rekabete yol açacağı unutulmamalıdır.
|