ENFLASYON DÜZELTMESİ İLE İLGİLİ BAZI DÜŞÜNCELER VE KARŞI DÜŞÜNCELER   

 

09.10.2003

Murat BAYRAM

SMMM – Bağımsız Denetçi

murbayram@hotmail.com

Enflasyon düzeltmesi ile ilgili bazı düşünceler ve karşı düşünceler

Muhasebeyle ilgisi olan da olmayan da bu sıralar enflasyon düzeltmesi ile ilgili fikirler ve eleştiriler öne sürmektedir. Eleştiriler eksik bilgiden kaynaklanan son derece hatalı eleştiriler olup yersizdir.

Halk arasında enflasyon muhasebesi diye adlandırılan (aslında halkın bu işle pek ilgisi yoktur) sistem tamamen bir düzeltme işlemi olup hesapların belli dönem sonlarında güncellenmesidir. Bence bu sistem muhasebeyi de kapsayan bir güncelleme ve yeniden hesaplama işlemidir.

Birkaç gün önce okuduğum eleştirilerden bazı örnekler sunarak bunların yersiz olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Eleştirilerden bazı örnekler :

1) Enflasyon düzeltmesi uygulaması başlayınca, borcu alacaklarından daha çok olan işletmelerin daha çok vergi ödeyeceği eleştirisi.

Bunun sebebi olarak da tasarı yasalaştığında işletmelerin hem alacaklarını hem de borçlarını reeskont yapmak suretiyle değerlemeye tabi tutacak olmaları gösterilmektedir. Özellikle banka kredi borçlarının reeskontu nedeniyle oluşacak reeskont tutarının vergilendirileceği düşünülmektedir.

Bu sistemde borçlar, parasal kalemler olarak dikkate alınmıştır. Parasal kalemler herhangi bir düzeltme işlemine tabi tutulmamaktadır. Mevcut tasarıda da bunun aksi bir düzenleme mevcut değildir. Yani kredi borçları reeskonta tabi tutulmayacak ve düzeltme işlemine tabi tutulmayacaktır. Ancak parasal varlıkların ve parasal yükümlülüklerin (borçlar) dönem başı ile dönem sonu arasındaki kayıp veya kazançları hesaplanmaktadır. Mevcut durumda sonuç 0 çıkmaktadır. Çünkü enflasyon etkisi giderilmemiştir. Ancak bu sistem yasalaşırsa ve uygulama başlarsa sonuç 0 çıkmayacaktır ve borcu varlıklarından çok olan şirketlerde parasal kazanç çıkacaktır. Bu da gayet doğaldır. Varlıklar zamanla enflasyon karşısında eridiğine göre yükümlülükler de zamanla enflasyon karşısında erimektedir. Haliyle borcu çok olanın bu durumdan kazancı daha çok olmaktadır. Kısaca şirketten çıkacak fonlar azalmaktadır.

Reeskont işlemlerine gelince. Şu anki durumda SPK Mevzuatına göre senetli alacaklar ve borçlar ile 3 aydan uzun vadeli senetsiz alacak ve borçlar reeskont işlemine tabi tutulmaktadır. Bu durum mali tablolarda borç ve alacakların dönem sarkmalarını önlemektedir. Ancak vergi usul kanunumuzda, ancak senetli alacakların ve senetli borçların reeskonta tabi tutulabileceği düzenlenmiştir. Senetsiz borç ve alacaklar reeskonta tabi  tutulamamaktadır. Düşünülen düzenlemeyle bunlar da reeskonta tabi tutulursa mali tablolardaki dönem sarkmaları da giderilecektir. Bir borcunuz varsa, bu borcun ilgili olduğu dönemle ilgili olan kısmı mali tablolarda gösterilmelidir. Bu da ancak toplam borcun altında (-) olarak ifade edilecek olan borç reeskontu ile gösterilebilir. Sonuçta borç reeskontu gelir olarak dikkate alındığında vergiye tabi olması gayet doğaldır. Ancak bunda mantıksız bir durum söz konusu değildir. Çünkü sonraki yılda daha az vergi ödeyecektir.

2) Borcu çok olanlar daha çok vergi ödemek zorunda kalacaklar denilmektedir. Bugünkü durumda çoğu kimse borç ile çalıştığından dolayı vergi yükleri de artacak denilmektedir. Bunun bir haksızlık olduğu düşünülmekte ve borç aynı borçken neden daha fazla vergi yükü ile karşılaşıldığı sorgulanmaktadır.

Kurlardaki düşme neticesinde dövizli borçlardaki azalmadan dolayı da bir vergi yükünün oluşacağından bahsedilmektedir.

2003 yılı içinde kurların düşmesi neticesinde borcu olanlar bir kur farkı geliri ile karşı karşıyadırlar. Örnek olarak bir milyon USD borcu olan şirketin borcu yine bir milyon USD’dir. Ama artık ödeyeceği TL. tutarı daha azdır. Bunun sonucunda şirketten çıkacak fonlar azalmaktadır. Bu borç önceki dönemlerden geliyorsa vergi de çıkmamaktadır. Önceki dönemlerde bu borçla ilgili kur farkı gideri halen geçmiş yıllar zararları hesabında bulunuyorsa vergi hesaplamadan önce bu zararlar indirilir. Bu borç bu yılda alınmış ve hep kur farkı geliri oluştuysa o zaman bu paranın harcadığı yer büyük önem taşımaktadır. Parayı boş işlere harcayan işletmelere diyecek bir sözümüz yoktur.

Yıllarca enflasyondan dolayı borçla çalışmaya alışan işletmeler bu durumdan çıkar sağlamışlardır. Ama bu sistemde bu çıkarları vergilendirilecektir. Böylece işletmelerin özsermayelerini güçlendirmeleri ve yine özsermaye ile çalışmaları da sağlanmış olacaktır.

Sistemin ana mantığı, şirkete konulan sermayenin ve bu sermayenin harcandığı kalemlerin bilanço günlerinde güncellenmesidir. Bu işlem de paranın harcandığı zaman ile bilanço günü arasında geçen zamanda oluşan enflasyon etkisinin giderilerek o günkü satın alma gücü ile ifade edilmesidir

Sistemin amaçlarından biri de mali tablolardaki tutarların doğru ve karşılaştırma amacını da kapsayan bir sistemle ifade edilmesidir. 30 sene önce kurulan bir fabrikanın sermayesi, ihtiyaç duyduğu makine tesis ve cihazların alımı için harcandıysa; sermayenin ve makine tesis ve cihazların enflasyon etkisi giderildiğinde ortaya aynı tutarda kar ve zarar çıkmakta ve hiçbir ek vergi yükü oluşmamaktadır. Ancak asıl olan amaca ulaşılmakta ve ilgili kalemlerin o günkü satın alma gücü ile ifade edilmesi sağlanmaktadır. Yani bu fabrikanın bugünkü parayla 30 sene önce ne kadara mal olduğu görülebilmektedir. Yıllarca şirket fonlarını şirket dışına kaçıran zihniyet bu sistemin mantığını anlamakta zorluk çekmektedir ya da bu sisteme karşı direnmektedir. Dürüstçe çalışan şirketlerin bu sistemden çekinecek bir durumlarının olduğu düşünülemez.

Muhasebe sistemi ve mantığı bir günde ortaya çıkmış bir sistem değildir. Herkes aynı ölçüyü kullandığı zaman kimse haksız bir vergi yükü ile karşılaşmaz. Şirketlerin yönetilme tarzlarından ve stratejilerinden kaynaklanan farklar onların farklı bir sistemi kullanma gereğine zemin hazırlamaz. Enflasyonla uzun yıllardır yaşamaya alışmış bir toplum olarak artık bu canavardan kurtulma zamanı gelmiştir. Önce mali tablolarımızdan atmamız gerekir bu canavarı. Enflasyon düştü daha da düşecek ne gereği var demek çok yanlıştır. Geçmişten gelen etkiyi yok edebilirsek ne mutlu bize.