|
29
Temmuz 2004
Murat
Ceyhan
Bilge
Adam Muhasebe Bölüm Sorumlusu/Doktora Öğrencisi
murat.ceyhan@bilgeadam.com
ÇAĞIMIZDA
İHTİYAÇ DUYULAN MUHASEBECİ PROFİLİ
Dünyadaki
en eski bilimlerden bir tanesi hiç kuşkusuz muhasebedir.
Devlet ve şirket yönetimi için gerekli olan
hayati bilgiler ilgili kurumun finansal bilgi sisteminden
gelir. Sadece “muhasebe denetimi” biliminin kökeninin
bile Roma’ya kadar uzandığını, yüzyıllar önce
surlar, kaleler için amortisman ayrıldığını hatırlatmakta
fayda görüyorum. Özellikle son 500 yılda,
“muhasebenin babası” olarak kabul edilen Luca Pacioli
sonrasında muhasebe biliminde günümüz
mantığının temelleri atılmıştır. 1994 yılında dünyanın
çeşitli ülkelerinden gelen muhasebeciler
İtalya’nın San Sepulcro kasabasında “çift kayıtlı
sistemin” 500. yılını kutlamışlardır. Sanayi devrimi
ve sonrasında ise özellikle mühendis kökenli
insanların iş hayatına dahil olması muhasebe ile ilgilenmeleri
sonucunda “maliyet muhasebesi” gelişmiş, II. Dünya
Savaşı yıllarını takiben ise özellikle Japonya’da
“maliyet ve yönetim” muhasebesinde yeni modeller
geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Tam zamanlı
maliyetleme, kaizen sistemi, faaliyet tabanlı maliyetleme,
hedef maliyetleme, kalite maliyetleri bu konuda örnek
olarak verilebilir. Muhasebe biliminin bu derece gelişmesinde
en önemli faktör, geçen süre zarfında
piyasa ekonomisine ilişkin olarak serbestleşmenin artmasına
paralel bir şekilde rekabetin acımasız bir boyuta erişmesi,
müşteri bilincinin artması, milli ekonomilerin
devletlerin elinden büyük firmaların eline
geçmesi gösterilebilir. Bunların neticesi
olarak “maliyet-gider kontrolünün” değeri
artmış ve bu yöndeki raporlamaların, hesaplamaların
gelişmesi ivme kazanmıştır.
Herhangi
bir konuda karar verebilmek için ilgili alanda
net, kesin ve zamanında elde edilmiş bilgilere ihtiyaç
vardır. İnsanların bile öldükten sonra cennet
ya da cehenneme (kar-zarar) gitmeleri, yaşarken (hesap
dönemi) yaptıklarına (ticari-mali işlemler) bağlıdır.
Bu işlemler, ilahi düzende sevap ve günahları
yazan katibe melekleri (muhasebeciler) tarafından kayıt
altına alınır. Söz konusu kayıtların temelini ise
insanoğlunu yaptıkları (belge) oluşturur. Yani, gerek
soyut gerek ise somut dünyanın analizi muhasebe
ile yapılır. Normal hayatta da aynı durum geçerlidir.
Örneğin; insanlar ilişkilerinde farkında olmadan
sürekli “fayda-maliyet analizi” yaparlar. Maliyeti
muhasebede, “katlanılan fedakarlıklar toplamı” olarak
tanımlarsak, insanlarda fedakarlıklarının karşılığını
alamadığında önce zarar (kavga), devam etmesi halinde
ise iflas (ayrılık) istemek durumunda kalırlar.
Kısa
bir süre öncesine muhasebe bu kadar önemli
olmasına karşın, insanlar için cazip bir iş alanı
değildi. Bunun nedeni, mesleğin stresli olmasının yanı
sıra fiziksel olarak yorucu ve yıpratıcı olması idi.
Oysa günümüzde “kurumsal kaynak planlamaları”
(ERP) ve gelişmiş muhasebe yazılımları ile bu meslek
daha çekici hale gelmiştir. Elbette bunun sonucunda
muhasebeciden beklentiler de artmıştır. Hatta MRP (malzeme
ihtiyaç planlaması) ile uğraşan maliyet muhasebesi
uzmanları bile vardır.
İyi
bir muhasebeci teorik bilgisi ile pratik çözümler
arasında rahatlıkla doğru köprüyü kurabilendir.
Muhasebeci için bu iki özellikten bir tanesi
eksik olduğunda vizyon konusunda sıkıntı yaşaması olağan
hale gelir. Şöyle ki, teorik bazda yeterli donanıma
sahip olan bir muhasebeci, bilgisayar karşısına oturduğunda
işlevsiz hale geliyorsa çağımız için ideal
olarak kabul edilemez. Ama kanımca tersi daha vahimdir.
Eksik bilgi ile bilgisayar karşısına oturan muhasebeci
aynı zamanda tehlikelidir. Alt yapı olmadan, çoğu
zaman otomatiğe bağlanmış bir şekilde kayıt girer. Dolayısıyla
firmanın can damarı olan muhasebe verilerini direkt
olarak etkiler.
Sonuç
olarak; günümüz muhasebecisi, teorik
bilgi ile uygulamaya dönük pratik bilgiye
sahip olmalıdır. Teorik bilgiden kastımız: finansal
muhasebe, maliyet muhasebesi, iş kanunu, sosyal güvenlik
kanunu, vergi kanunları, yönetim muhasebesi, dış
ticaret muhasebesi; pratik bilgiden kastımız ise piyasada
var olan uygulamalar, değişik muhasebe programlarının
kullanımı, ERP uygulamalarıdır. Elbette sık sık değişen
vergi kanunları hakkında muhasebecinin kendisini sürekli
güncel bilgilerle donatması kaçınılmazdır.
Örneğin günümüzde bir muhasebeci;
ne kadar büyük bir firma olursa olsun çok
detaylı bir hesap planı kullanıyorsa, sadece tek para
birimi cinsinde rapor üretebiliyorsa, yazılım kullanmak
suretiyle cari-stok-kasa-banka raporlarını alamıyorsa,
üretim sürecini bilgisayardan kontrol edemiyorsa
ya da bunların tamamını ve daha fazlasını yapmakla birlikte
bunları neden yaptığını ve nasıl yaptığını bilmiyorsa
başka bir deyişle geliştirme için fikir üretebilecek
bilgi hazinesine sahip değilse “ideal” olmaktan uzaktır.
İşletmelerin
tek koruyucusu; muhasebecilerdir zira bütün
finansal bilgi sistemi onların elindedir ve hatta o
sistemin kurucusu ve kullanıcısı onlardır. İşletme faaliyetlerinin
sonuçlarını doğru tespit etmek ve sağlıklı bir
analiz yapabilmek ancak teorik ve pratik anlamda donanım
sahibi muhasebeciler için geçerlidir.
Meslek adayı genç arkadaşların kanımca bu konuya
eğilmeleri faydalı olacaktır.
|