|
04
Temmuz 2005
Dr.
Murat Ceyhan
Bilge
Adam Kurumsal
Business
Solutions Leader
murat.ceyhan@bilgeadam.com
Vergi
İncelemesi Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Ülkemizde modern vergi sistemine geçme yolundaki
çalışmalar 1943 yılında başlamıştır. Bu çalışmalar sonucunda, bilimsel ve
modern yapılı vergi sistemine Gelir ve Kurumlar Vergisi ile Vergi Usul
Kanunu’ndan oluşan vergi reformu ile 1950’li yıllarda geçilmiştir. Sözü edilen
vergiler, temelde beyan esasına dayanmaktadır. Mükelleflerin beyanname ile
vergilerini bildirmesi esasına dayanan bu sistemde, yapılan beyanların
doğruluğunun incelenmesi gerekliliği doğmaktadır.
Beyanların
incelenmesi suretiyle;
- Bir yandan fiilen var olan, diğer yandan da
potansiyel olarak oluşabilecek vergi kayıp ve kaçağı önlenebilir. İnceleme
sonucunda, tespit edilen vergi kayıp ve kaçağı dolayısıyla alınacak vergi ve
cezalar devlete ek gelir sağlar.
- Kayıt dışı ekonomik faaliyetler engellenebilir.
Böylelikle bir yandan ticaretteki haksız rekabet önlenebilir, diğer yandan
vergi kayıplarının neden olacağı bütçe açıklarının ekonomide yapacağı
enflasyonist etkinin önüne geçilebilir.
- Vergi, ödeme gücüne göre alınabilir, bu suretle gelir
dağılımının düzenlenmesi mümkün hale gelir.
- Vergi kanunlarının tam ve doğru olarak uygulanması
sağlanır. Bu da, devletin saygınlığını ve gücünü gösterir.
Yukarıda açıklanan gerekler, vergi incelemesine vergi
kanunlarımızda yer verilmesine neden olmuş, Vergi Usul Kanunu’nda vergi
incelemesi ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bilindiği üzere, yürürlükteki
vergi sistemimiz beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esasının uygulandığı vergi
sistemimizde, yoklama, inceleme, arama ve bilgi toplama gibi çeşitli kontrol
araçları etkin olarak yer almaktadır. Mükelleflerin eksik ya da beyan dışı
bıraktıkları kazanç ve iratları için farklı ağırlıklarda ekonomik veya
hürriyeti bağlayıcı vergi cezaları öngörülmüştür.
Vergi incelemesi konusunda, mevzuat bilgilerine kanun
bazında ulaşılmak istenmesi durumunda Vergi Usul Kanunu’nun “öncelikle” 134’üncü
maddesi ile 147’inci maddeleri arasına bakılmalıdır. Buna göre maddelerin
özellikleri aşağıdaki gibi özetlenebilir;
- Madde 134: Amaç (Vergi İncelemeleri)
- Madde 135: Yetkililer (Vergi İncelemeleri)
- Madde 136: Kimlik İbrazı (Vergi İncelemeleri)
- Madde 137: İncelemeye Tabi Olanlar (Vergi
İncelemeleri)
- Madde 138: İnceleme Zamanı (Vergi İncelemeleri)
- Madde 139: İnceleme Yeri (Vergi İncelemeleri)
- Madde 140: İnceleme Esasları (Vergi İncelemeleri)
- Madde 141: İnceleme Tutanakları (Vergi İncelemeleri)
- Madde 142: Arama Yapılabilecek Haller (Arama)
- Madde 143: Aramada Bulunan Defter ve Belgeler (Arama)
- Madde 144: İnceleme Usulü (Arama)
- Madde 145: İncelemenin Sona Ermesi (Arama)
- Madde 146: Kayıtların Yeniden İşlenmesi (Arama)
- Madde 147: Genel Hükümlerin Uygulanması (Arama)
Vergi İncelemesinde Amaç: Vergi Usul Kanunu’nun 134’üncü maddesine göre, vergi
incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve
sağlamak amacıyla yapılır. İncelemeye yetkili olanlar tarafından gerek
görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili
envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların
tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve
incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.
Madde hükmünden anlaşılacağı üzere, vergi incelemesi
yalnızca, vergi kayıp ve kaçağını tespit etmeye yönelik değildir. İncelemede,
ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu araştırılıp, tespit edilmekle birlikte,
vergi mükellef ve sorumlularının doğru vergi ödemeleri de sağlanır. Vergi
incelemesi yapmaya yetkili elemanlar, inceleme konusu vergiyle ilgili gerçek matrahı;
defter, belge, kayıt ve hesapların incelenmesinin yanısıra, fiili durumları
araştırıp incelemek suretiyle de yapabilirler.
Vergi İncelemesinde Yetkililer: Vergi incelemesine yetkili olanları düzenleyen yasa
maddelerinin tarihi gelişiminin incelendiği takdirde, vergi incelemesi yetkisinin
temelde hesap uzmanlarına verildiği görülecektir. 5432 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun gerekçesinde de 1950’lerde yapılan vergi reformunun başarı sağlaması
için gerekli görülen vergi incelemesi için “hesap uzmanı yetiştirilmesi” ve
“hesap uzmanlarının kâfi miktarda olması” koşulları yer almıştır. Bu da vergi
incelemesinde dayanılan temel elemanların hesap uzmanları olduğunu
göstermektedir.
Mevcut Vergi Usul Kanunu’ muzun 135’inci maddesine
dayanarak, vergi incelemesine yetkili olanları aşağıda şekilde saymak
mümkündür;
- Hesap uzmanları ve hesap uzman yardımcıları,
- İlin en büyük mal memuru,
- Vergi denetmenleri ve vergi denetmen yardımcıları,
- Maliyet müfettişleri, maliye müfettiş muavinleri,
- Stajyer Gelirler kontrolörleri, Gelirler Genel
Müdürlüğü’nün merkez ved taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar.
Vergi İncelemesi Sırasında Kimlik İbrazı: Vergi incelemesi yapanlar, yanlarında memuriyet
sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı, resmi bir vesika
bulundururlar ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu vesikayı ilgililere
gösterirler. (V.U.K. 136)
Vergi İncelemesine Tabi Olanlar: Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap
tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek
ve tüzelkişiler vergi incelemelerine tabidirler. (V.U.K. 137)
İnceleme Zamanı: Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden
haber verilmesi mecburi değildir. İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de
dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir.
Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re'sen takdir edilmiş olması yeniden
inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline mani değildir. (V.U.K. 138)
İnceleme Yeri: Vergi
incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş
yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle
incelemenin yerinde yapılması imkânsız olur veya mükellef ve vergi sorumluları
isterlerse inceleme dairede yapılabilir. Bu takdirde incelemeye tabi olanın
lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak
istenilir. İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya
vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz
etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve vesikalarını
daireye getirmesi için münasip bir mühlet verilir. (V.U.K. 139)
Madde metninin yorumlanmasında iki farklı görüş
ortaya konulmaktadır:
Birinci görüş; maddenin belirtilen istisnai haller
dışında incelemenin mutlaka işyerinde yapılmasını emretmekte olduğunu, maddede
belirtilen haklı gerekçelerin bulunmaması durumunda, işyerinde yapılmayan bir
inceleme sonucu yapılacak tarhiyatın usul eksikliği sebebiyle reddedilmesinin
doğal olduğunu ileri sürmektedir. Zira burada amaçlanan incelemenin sıhhatini
sağlamak ve mükellef veya sorumlunun defter belge ibrazı konusunda büyük
zahmetlere katlanmasını önlemektir.
İkinci görüşe göre ise, kanun maddesiyle amaçlanan,
incelemenin yeri konusunda ortaya çıkması muhtemel belirsizlikleri ve buna
bağlı sıkıntıları bertaraf etmekten başka bir şey değildir. Bir başka deyişle;
incelemenin işyerinde yapılmasına müteallik belirleme, inceleme elemanına
inceleme esnasında her türlü kolaylığın sağlanmasını emreden, Kanunun 257.
maddesindeki hükümlerin temel taşıdır. Bu yönüyle madde, inceleme elemanına
değil, mükellef veya sorumlulara yönelik bağlayıcı özelliğe sahip
bulunmaktadır. Yani mükellef veya sorumluların işyerinde gerçekleştirilecek bir
inceleme çalışmasına getirebilecekleri muhtemel itirazlar başlangıçta ortadan
kaldırılmıştır.
Buna bağlı olarak maddede yer alan; “İş yerinin
müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin
yerinde yapılması imkânsız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse
inceleme dairede yapılabilir” şeklindeki istisnai hükümler ise kanaatimizce
gerek fiziki gerekse hukuki anlamda inceleme elemanını bağlayıcı durumları
ifade etmektedir. Örneğin mükellef veya sorumlunun istemesi durumunda bu kez,
inceleme elemanı incelemenin işyerinde yapılması konusunda ısrar edemeyecektir.
Bu noktada “mükellef ve vergi sorumluları isterlerse” ifadesinin “rıza
gösterme” olarak değil, “talep etme” şeklinde yorumlanması gerekmektedir. Bu
durumda da, incelemenin yapılacağı yerin belirlenmesi konusunda insiyatifin,
nezdinde inceleme yapılanlarda olmadığı ortaya çıkmaktadır. O halde buraya
kadar yapılan açıklamalardan hareketle, mükellef veya sorumluların, incelemenin
işyerinde yapılmadığı ve bu nedenle usul yönünden eksik bulunduğu şeklindeki
iddialarının kabule şayan bulunmaması gerektiği sonucuna varılabilir.
Öte yandan Kanun maddesinin, işyerinde yapılması
suretiyle incelemenin sıhhatinin sağlanması amacını taşıdığı ileri sürüldüğünde;
yine aynı maddede öngörülen çeşitli nedenlerle ve üstelik de “mükellef veya
sorumlunun istemesi” gibi bir keyfilik üzerine incelemenin işyerinde
gerçekleştirilmemesi halinde, Kanunun incelemenin sıhhatini bir tarafa
bıraktığı ve bu durumda da kendi içinde çelişkiye düştüğü sonucuna
ulaşılacaktır. Oysa yine aynı Kanunda, incelemenin “ödenmesi gereken verginin
doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak” şeklinde belirlenen
fonksiyonu (V.U.K. Mad.134) karşısında
böyle bir çelişkiden bahsedilemeyeceği muhakkaktır.
Bunun yanı sıra gerekli ise
incelemenin işyerinde yapılması, inceleme esnasında tespit edilen hususların
hukuki olarak sağlam zemine oturması anlamında zaten bir zorunluluktur. Bu
noktada, önemli olanın inceleme sonucu ortaya konan hadiselerin objektifliği
olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim ikmalen tarhiyat konusu matrah farklarının
tespiti asla böyle bir süreci gerektirmediği gibi, bazı zamanlarda re’sen
tarhiyat konusu matrah farklarına esas teşkil eden deliller de işletme dışı
tespitlerle ortaya konulmaktadır. Hatta günümüzde ticari hayatın çok çeşitli
araçlar kullanması ve faaliyetlerdeki çeşitleme, kimi incelemelerin işyerinde
yapılmasını anlamsız hale dahi getirmektedir.
Madde metninin mükellef veya sorumluların defter
belge ibrazı konusunda büyük zahmetlere katlanmasını önlemeyi amaçladığı iddia
edildiğinde de durum değişmeyecektir. Faaliyetleri esnasında karşı karşıya
bulundukları büyük sıkıntılar ve iş yükü ile kıyaslandığında mükellef veya
vergi sorumluları açısından ibraz ödevinin yerine getirilmesinin daha zor
olmayacağı kesindir. Dolayısıyla böylesine (iyi niyetli) bir gerekçenin
incelemenin seyrine yasal anlamda tesir edebileceği düşünülmemelidir.
İnceleme elemanlarının, Yasa’nın emredici
hükmüne uymadan, defter ve belgelerin
daireye getirilmesini istemesi mümkün değildir. Bu durumun iki istisnası yukarıda
açıklandığı gibi; zorunlu haller (işyerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk
edilmesi, vb.) ve mükellef ya da sorumluların incelemenin dairede yapılmasını
istemeleridir. Bu durumun tespiti, mükellef ya da sorumlunun inceleme elemanın
yazacağı yazı ile veya inceleme elemanın düzenleyeceği bir tutanak ile
mümkündür. İnceleme elemanlarının, belirtilen istisnai durumlar söz konusu
olmaksızın, defter ve belgelerin doğrudan doğruya vergi incelemesi yapılmak
üzere daireye ibrazını istemeleri yasal değildir. Bu gibi durumlarda,
mükellefin defter ve belgeleri ibraz etmemeleri üzerine, mükellef aleyhine
herhangi bir işlem yapılamaz ve re’sen takdir yoluyla vergi salınamaz. Bu konuda
Yargıtay ve Danıştay görüş birliği içindedir.
Vergi İncelemesinin Esasları: Vergi incelemesi yapanlar,
yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymaya mecburdurlar.
1. İncelemeye tabi olana, bunun
mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;
2. Nezdinde inceleme yapılanın
muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya
buna devam edemezler. (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet
tedbirlerinin alınması bu hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler,
incelemelerin, yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmıyacak şekilde
yapılır);
3. İnceleme bitince, bunun
yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir. (V.U.K.
Mad.140)
İnceleme Tutanakları: İnceleme esnasında lüzum görülen
hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar
ile tespit ve tevsik olunabilir. İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa
bunlar da tutanağa geçirilir. Bu suretle düzenlenen tutanakların birer
nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılması
mecburidir.
İlgililer tutanakları imzalamaktan
çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap
durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar, nezdinde inceleme yapılandan
rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve
kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu
tutanakları imzalıyarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu
defterlerin suç delili olmaması şarttır.
Yeminli Malî Müşavirlerce gerçek ve
tüzelkişilerin malî tabloları ve vergi beyannamelerinin mevzuat hükümlerine
uygunluğunun tasdik edilmiş olması halinde, bu belgeler kamu idaresinin yetkili
elemanlarınca tasdik işleminin kapsamı ölçüsünde incelenmiş belgeler olarak
kabul edilir. Ancak, bu Kanunla ve diğer kanunlarla kamu idaresine tanınan,
teftiş ve inceleme yetkilerinin kullanılması ve gerektiğinde tekrarına ait
hususlar saklıdır. Yeminli Malî Müşavirler yaptıkları tasdikle ilgili
işlemlerden sorumludurlar. (V.U.K. Mad.141 ve Ek Madde Özeti)
Aramalı Vergi İncelemesi: Vergi incelemesinin amacı olan,
ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak
için, vergi mükelleflerinin veya vergiyi doğuran olayla ilgili kişi ve
kuruluşların işyerlerinde, evlerinde ve üzerlerinde yapılan ve vergi kaçırmaya
delil teşkil eden her türlü belge ve bilgiye el konulmasına yönelik olarak
yapılan uygulamaya “arama” denir.
Vergi incelemesinin kanunda
öngörülen amacına ulaşmanın en önemli vasıtası, doğru ve hızlı bilgi ve belge
temin edebilmektir. Bilgi ve belgeler, ilgili mükelleften yazılı veya sözlü
olarak istenebilir. Ancak, bazı hallerde bilgi ve belgelerin kısmen veya
tamamen inceleme elemanına ulaşmadan ortadan kaldırılarak yok edilmesi
tehlikesi bulunmaktadır. İşte bu noktada bir bilgi ve belge temin etme yolu
olarak “arama” vergi incelemesinin amacına ulaşmasında oldukça önemli katkı
sağlamaktadır. Bu nedenle, aramalı vergi incelemesi, gerek aramanın mükellef
veya diğer ilgili kişiler üzerinde yaratacağı etkiler, gerekse aramayı yapacak
kişiler ve uyacakları usul şartları açısından özel önemi bulunan bir beyan
kontrol aracı olduğundan, Vergi Usul Kanunu’nun 142-147. maddelerinde ayrıntılı
olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.
Vergi
Usul Kanunu’nun 142. Maddesine göre, yapılan incelemeler dolayısıyla veya
alınan bir ihbar nedeniyle, bir mükellefin vergi kaçırdığına delil teşkil eden
karineler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer kişiler
nezdinde ve üzerlerinde arama yapılabilecektir.
Arama yapılabilmesi için;
- Vergi incelemesi yapmaya yetkili
olanların aramaya lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı
vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi,
- Sulh yargıcının da istenilen
yerlerde arama yapılmasına karar vermesi şarttır.
Yukarıda belirtilen şartlar yerine
getirilmediği sürece arama yapılamayacaktır. Arama çok sıkı şekil şartlarına
bağlanmıştır. Çünkü aramanın gerek mükellefler için gerekse nezdinde arama
yapılan diğer kişiler için ağır ve incitici bir yönü vardır. Zira ihbara
dayanan aramalarda, ihbarda belirtilen hususların mevcut olmadığı ortaya
çıkarsa, aramaya muhatap olanların ihbarda bulunanın adını, idareden öğrenme
hakları vardır ki böyle bir olayla karşı karşıya kalanların uğradıkları maddi
ya da manevi zararlarının tazmini haklarının adli yargı mercilerinde dava
konusu yapılabilmesi bu hususun bilinmesine bağlıdır. Vergi Usul Kanunu’nda yer
alan bu hükümle, mükellefler asılsız ihbarlar konusunda yasal koruma altına
alınmış olmaktadırlar. Ancak, ihbar konusunun doğru olması halinde, ihbarcının
adı hiçbir şekilde aramaya muhatap olanlara bildirilmeyecek ve ihbarcıya
kaçırılan vergi miktarına bağlı olarak ihbar tazminatı hesaplanarak
ödenecektir.
Ayrıca, ilişkileri nedeniyle
muhtelif kişiler nezdinde ve yerlerde yapılmasına gerek görülen aramalardan
birine karar vermeye yetkili olan sulh yargıcı, bunlardan diğer sulh
yargıçlarının yetkisine dahil bulunanlar hakkında da karar vermeye yetkili
kılınmıştır. Bu çok önemli bir hüküm olup Sulh yargıcının yetkisi, kanunların
sağladığı alanla sınırlandırılmış, dolayısıyla bu hususta yetki çatışması da
önlenmiş olmaktadır.
Arama ancak, vergi incelemesi
yapmaya yetkili olanlar tarafından yapılabilir. Arama, organize bir olay
olduğundan, dolayısıyla çok sayıda personel gerekebileceğinden, aramaya yetkili
olanların denetim ve gözetiminde diğer devlet memurları da katılabilir.
Özellikle de dirençle karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğu arama
faaliyetlerinde güvenlik güçlerinin bulundurulması bir zarurettir. Zira
V.U.K.’nun 7. Maddesinde, emniyet amir ve memurlarının vergi kanunlarının
uygulanmasında ilgili memurlara (dolayısıyla aramayı gerçekleştirenlere)
yardımda bulunma mecburiyetleri vardır. Ancak, söz konusu mecburiyetin yerine
getirilmemesi halinde uygulanması gereken müeyyidenin ne olacağı konusunda
herhangi bir belirleme yoktur.
Arama, kişisel özgürlük ve konut
dokunulmazlığı ile ticari faaliyeti, doğrudan olumsuz etkileyebileceğinden çok
iyi planlanmalıdır. Buna göre, aramaya katılacak elemanların yer ve zaman bakımından
doğru bir konumda bulunmaları, bunların ihtiyaç duyacakları araç ve gereçlerin
önceden eksiksiz hazırlanmış olması, aramanın sağlıklı ve başarılı bir şekilde
sonuçlandırılması için gereklidir.
Arama sırasında kimlerin bulunacağı
konusunda Vergi Usul Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, genel
hükümler çerçevesinde (V.U.K. Md. 147) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun
aramayla ilgili hükümlerine atıfta bulunulmuştur. C.M.U.K.’nun 98. Maddesine
göre, arama yapılan yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi, kendisi bulunmazsa
vekili veya temyiz kudretine sahip bir akrabası ya da kendisiyle birlikte
oturan birisi veya komşusunun aramada hazır bulunması gerekmektedir. Aynı
kanunun 97. maddesinde ise, Hakim veya Cumhuriyet Savcısının hazır bulunmadığı,
evde veya işyeri ile kapalı yerlerde yapılan aramalarda, o mahallenin ihtiyar
heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması gerektiği
belirtilmiştir.
Arama, genelde gündüz ve çalışma
saatlerinde yapılır. Aramaya başlanmadan önce vergi incelemesine yetkili olup
ve aramaya katılan kimsenin kimliğini ve mahkeme kararını, nezdinde arama
yapılan ilgili kimseye göstermesi, aramanın amacını ve kapsamını açıklaması
gerekir. Arama, her ne kadar gündüz ve çalışma saatlerinde yapılacağı
belirtilmişse de başlanmış ve bitirilmemiş bir aramaya gece de devam
edilebilir. Zira, aramanın başarısı için bu şarttır. Kaldı ki başlanılan bir
arama sonuçlandırılmadan kesilirse, suç delili olabilecek (o ana kadar ele
geçirilmemişse) aramanın kesilmesiyle derhal ortadan kaldırılacağı muhakkaktır.
Aramayla ilgili olarak V.U.K.’nun
147. Maddesinde, bu bölümde açıkça yazılı olmayan hallerde Ceza Mahkemeleri
Usulü Kanunu’nun arama ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır. Buna göre, Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu’nun 86–103. Maddeleri
aramalı incelemeler için de cari olacaktır. Ancak, aramada Avukat bulundurulup
bulundurulmayacağı hususuna gelince, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun diğer
maddelerine bakmamız gerekecektir.
Buna göre, Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nun 132 – 135. maddeleri “ifade alma ve sorgu” konularını
düzenlemektedir. Bu maddelere göre, sanığın ifadesinin alınması konusunda özgür
iradesinin bozulmasına yönelik bedensel ve ruhsal baskılara karşı korunması sağlanmakta
ve avukat bulundurulması gerekli kılınmaktadır. Aramada ise, sorgu ve ifadelere
başvurulmadığı gibi, herhangi bir bedensel ve ruhsal baskı da mümkün
olamayacağından avukat bulundurulmasına da gerek yoktur. Zira aramada, suç
delili olabilecek defter, belge, diğer evraklar ve eşyalar ele geçirilmeye
çalışılır, ifade alma işlemi arama sonrasındaki inceleme aşamasında kendini
gösterir.
Vergi Usul Kanunu’nun İlgili
hükümlerine göre (V.U.K. Md. 144-146) ; yapılan aramalı vergi incelemesiyle
ilgili esasları aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.
- Aramalı vergi incelemelerinin, özel
şartları haiz olması nedeniyle en kısa sürede bitirilmeleri zorunluluğu vardır.
Bu amaçla kanunda öngörülen süre üç aydır. Ancak, haklı gerekçelerin varlığı
nedeniyle, bu incelemenin üç ayda bitirilmesine imkan yoksa, Sulh yargıcına
gereken başvuru yapılarak inceleme süresinin uzatılması talep edilir. Sulh
yargıcının vereceği karar üzerine inceleme süresi uzatılabilir.
- Arama sırasında ele geçirilmiş olup,
vergi ile ilgisi olmayan şahsi ve özel mektuplar ile diğer evrak ve eşyalar
tutanaklara (kanuni deyimiyle makbuz karşılığı) bağlanmak koşuluyla sahiplerine
geri verilir.
- Mükellef, vergi incelemesine yetkili
olanların denetim ve gözetimi altında ele geçirilmiş olan defter, belge ve
diğer vesikalar ile eşyalar üzerinde inceleme yapabilir, bunlardan örnek
alabilme ve kayıt çıkarabilme haklarına sahiptir.
- Yapılan aramada, defter ve belgelere
el konulmuş olması, mükellefin süresi gelen vergi beyannamelerinin verilmesi
ödevini ortadan kaldırmayacağından, yukarıda belirtildiği gibi mükellef,
beyannamesini düzenlemek için gerekli bilgileri her zaman alabilir. Mükellefin
bu yöndeki yazılı talebi vergi incelemesi yapanlarca yerine getirilmek
zorundadır.
- Mükellef nezdinde yapılan arama, vergi
beyannamesi verme süresinin bitimine bir aydan daha az bir süre kalmışken
yapılmışsa, beyanname verme süresi (mücbir sebep hallerini düzenleyen V.U.K.’nun
13. maddesinin 1-3. fıkralarıyla, zor durum hallerini düzenleyen aynı kanunun
17. maddesi hükümleri saklı kalmak koşuluyla) kendiliğinden bir ay uzar ve ek
süre de bu sürenin sonundan başlar.
- Aramada ele geçirilen defter, belge
ve diğer eşyalar (disket, CD, bilgisayar Hard-diski, ses kasetleri gibi)
üzerinde yapılan vergi incelemesinde, kanuna aykırı olaylar ve hesap durumları
mevcut ise bunlar tutanaklarla tespit edilir. Tutanaklarda mükellefin ya da
temsilcisinin de imzaları (imza sirkülerinde belirtilmişse kaşeleri de)
bulunur. Ancak mükellef ya da temsilcisinin imzadan imtina etme hakları her zaman
mevcut olup söz konusu tutanaklara diledikleri itirazlarını da geçirebilirler.
- Öte yandan, mükellef (ya da
temsilcisi) söz konusu tutanakları imzadan çekindiği takdirde, kanuna aykırı
olaylar ve hesap durumları içeren defter, belge ve diğer eşyalar, aramanın
konusu ile ilgili vergi ve cezalar kesinleşinceye kadar kendisine geri
verilmeyerek güvenli bir ortamda muhafaza altına alınacaktır.
- Mükellef (ya da temsilcisi) daha
önce imzadan imtina ettikleri tutanakları her zaman imzalayarak aramada ele
geçirilen defter, belge ve eşyalarını geri alabilirler. Ancak, suç delili olan
defter, belge ve eşyalar tutanaklar imzalanmış olsa bile hiç bir şekilde
mükellefe geri verilmeyecektir.
- Arama esnasında ele geçirilen defter
ve diğer evrakların koruma altına alınması nedeniyle, mükellefin Vergi Usul
Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca yapılamayan kayıtları, söz konusu defterlerin
geri verilmesinden sonra idare ile mükellef arasında belirlenecek uygun bir
süre içerisinde yapılacaktır. Ayrıca, kayıtların yapılması için idarenin bu
amaçla vereceği süre bir aydan az olamayacaktır.
- Öte yandan, mükellef dilerse,
nezdinde yapılan arama sonucunda el konulan defterleri kendisine geri
verilinceye kadar tüm işlemlerini, yeniden tasdik ettireceği defterlere
kaydedebilir, defterleri geri verilince de bu kayıtları geri verilen defterlere
aktarabilirler. Bu gibi haklar mükellefe V.U.K.’nun 146. maddesiyle
sağlanmıştır.
- Aramalı vergi incelemesi
bitirildikten sonra, normal vergi incelemelerinde, tarh edilecek (re’sen veya
ikmalen) vergi söz konusu olduğunda düzenlenen türden bir Vergi İnceleme Raporu
düzenlenir. Düzenlenen bu rapor, tarhiyatı öngörülen vergiler ile kesilmesi
gereken cezalar için ilgili vergi dairesine gönderilir. Ayrıca, olayla ilgili
olarak Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen suçlardan (V.U.K.’nun 4369 sayılı
kanunla değişen 359 ve 360. maddeleri) dolayı ceza kesilmesi gerekiyorsa yani
olayda V.U.K.’nun 359 ve 360. maddelerinde yazılı kaçakçılık veya iştirak
suçları tespit edilmişse; olayın mahiyetini açıklayacak şekilde düzenlenecek
bir Vergi Suçu Raporuyla (esas tarhiyat raporu da ek yapılmak suretiyle)
Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesi zorunludur. Zira, bu durum kamu davasının
açılmasını da gerektirmektedir. Öte yandan, 4369 sayılı kanunla yapılan yeni
düzenlemeye göre, V.U.K.’nun 5. maddesine eklenen bir fıkra ile, sahte ve
muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları
(bundan böyle, kullanılan belgelerin sahte olup olmadığının bilinip veya
bilinmemesinin hiçbir önemi yok) vergi inceleme raporuyla tespit olunanların,
kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına da bildirilebilecek ve bu durum
vergi mahremiyetinin ihlali de sayılmayacaktır.
- Eğer, aramalı vergi incelemesine
bağlı olarak tarh edilen vergi ve kesilen cezaların tahsili tehlikedeyse ve
mükellefin (tüzel kişilerde kanuni temsilcilerinin) kaçma ihtimali varsa,
Emniyet Müdürlüğü’nden bu kişilerin yurtdışına çıkmalarına yasak konulması 5682 Sayılı Pasaport
Kanunu’nun 7 ve 22. maddeleri gereğince doğrudan Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili
Şube Müdürlüğü’nden talep edilir ve 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü
Hakkındaki Kanuna göre gerekli ihtiyati tahakkuk ve haciz işlemleri başlatılır.
Mükellef (tüzel kişilerde kanuni temsilciler) için konulan yurt dışı çıkış
yasağı, Maliye Bakanlığı’nın 24.03.1999 tarih ve 249 Sayılı Tahsilat Genel
Tebliği’nde de belirtildiği üzere, kendilerine de bir yazıyla bildirilir.
Mükellefler söz konusu borçları için gereken teminatları verdiklerinde ise
bunlar için istenen yurt dışı çıkış yasaklarının kaldırılması yoluna gidilir ve
durumdan kendileri bir yazıyla haberdar edilirler.
- Aramalı vergi incelemesi tamamlanıp
rapor da düzenlendikten sonra, suç unsuru teşkil ettiği gerekçesiyle (V.U.K.
hükümlerine göre) mükellefe geri verilmeyen defter, belge ve diğer eşyalar ayrıntılı
tutanaklarla tespit edilerek ilgili (bağlı) vergi dairesine teslim edilip,
güvenli bir ortamda koruma altına alınması sağlanacaktır.
Vergi İncelemesinin Türleri: Vergi incelemesinin türleri,
çeşitli ayrımlara tabi tutulmakta, bu ayrımlarda belli bazı kriterler esas
alınabilmektedir.
Bir ayırıma göre;
1.
Tam
İnceleme: Vergi revizyonunun en akılcı, en gelişmiş şekli olup, bir işletmenin
geçmiş bir
hesap dönemine ait kayıt ve hesaplarının her türlü vergiler
bakımından incelenmesidir.
2.
Arızi
İnceleme: Vergi incelemesinde tam ve genellik kuralının istisnasını teşkil eden
bazı özel
incelemelerdir. Bunlar; Veraset ve İntikal Vergisi, kurumlarda
tasfiye ve birleşmeye ilişkin ve bazı
hallerde aramaya dayanarak yapılan
incelemeler, arızi nitelikte kabul edilir.
İncelemenin Yapıldığı Yer
Bakımından;
1.
İş
Yerinde İnceleme
2.
İş
Yeri Dışında İnceleme
3.
Dairede
İnceleme
4.
Posta
Aracılığı ile İnceleme
İncelemenin
İçeriği Bakımından;
1.
Tam
İnceleme
2.
Örneklerle
İnceleme
İncelemenin
Sürekliliği Bakımından;
1.
Sürekli
İnceleme: İnceleye alınan kuruluşların belirli bir dönem esas alınarak birkaç
yıl arayla incelenecek şekilde ve her inceleme bir öteki incelemenin bitim
tarihinden başlayacak şekilde sürekli olarak incelenmesidir.
2. Devresel
İnceleme: Mükelleflerin, zaman aşımı süresi içinde hiç değilse bir kez
incelenmesi amacı ve sürekli incelemenin güçlükleri nedeniyle devresel
incelemeye gidilebilmektedir.
İncelemenin
Akışı Bakımından;
1.
İleriye
Doğru İnceleme
2.
Geriye
Doğru İnceleme
Yükümlü
Sayısı Açısından;
1.
Toplu
İncelemeler: Belirli sektör veya iş kollarında faaliyet gösteren işletme ve
mükelleflerin topluca incelenmesi olup, bunlar arasındaki dikey ve yatay
ilişkilerin dikkate alınmasına göre yatay kesit incelemeleri veya dikey kesit
incelemeleri olarak iki şekilde yürütülmektedir.
2.
Münferit
İncelemeler: Önceden belirlenen ilkelere göre ferdi olarak işletmeye alınması
kararlaştırılan mükelleflerin hesaplarının incelenmesidir.
İncelemenin
Kapsamı Açısından;
1. Tam
İncelemeler: Bütün vergi inceleme safhalarını ve matrah unsurlarını kapsayacak
ve yükümlünün tabi olduğu bir vergi karşısındaki durumunu bir vergilendirme
dönemi bazında tespit etmeye yönelik olarak yapılan vergi incelemeleridir.
2. Kısa
İncelemeler: Vergi matrahını oluşturan unsurlardan yalnız biri veya birkaçında
yapılan vergi incelemeleridir.
3. Sınırlı
İncelemeler: Vergi matrahını oluşturan unsurlardan biri veya birkaçına ilişkin
olarak belirli konularda yapılan vergi incelemeleridir.
İncelemenin Kaynağı Açısından;
1. Normal
İncelemeler: Beyanname seçimi ilkelerine göre veya inceleme öneri raporlarına
göre belirlenen mükellefler nezdinde yapılan vergi incelemeleridir.
2.
İhbarlı
İncelemeler: İhbarların değerlendirilmesi sonucunda tespit edilen yükümlüler
nezdinde yapılan vergi incelemeleridir.
3.
Karşıt
İncelemeler: Yürütülmekte olan incelemeler dolayısıyla tespit edilen konularda
başka mükellefler nezdinde yapılan vergi incelemeleridir.
Vergi İncelemeleri Sırasında En Çok
Karşılaşılan Hata ve Hileler: Vergi incelemeleri sırasında en sık karşılaşılan hata ve
hilelerin en önemlileri aşağıda sıralanmıştır.
Hatalar:
1.
Değerleme
Hataları
2.
Amortisman
ve Yeniden Değerleme (Enflasyon Muhasebesi Uygulamaları)
3.
KDV
Uygulamaları
4.
Gider
ve Maliyet Arttırıcı Harcamalar
5.
Tevkifat
(Stopaj) Uygulamaları
6.
Yıllara
Sari İnşaat ve Onarma İşleri
7.
Muafiyet
ve İstisna Uygulamaları
8.
Sabit
Kıymet Yenileme Fonu Uygulamaları
9.
Diğer
Hatalar (Mükerrer kayıt, haksız zarar mahsubu, eksik hasılat faturası kaydı)
Hileler:
1.
Kayıtdışı
Hasılat Belgesiz Satış
2.
Düşük
Bedelli Satış
3.
Randıman
İncelemeleri Sonucu Bulunan Farklar
4.
Sahte
ve Yanıltıcı Belge Kullanmak
5.
Paravan
Firmalar Yoluyla Zarar Satışı
6.
Kaydi
Envanter Sonucu Bulunan Farklar
7.
Belge
Tahrifatları
8.
Mevhum
Adlara Satış
9.
Beyan
Edilmeyen Kazanç ve İratların Varlığı
10.
Arızi
Gelirleri Gizlemek
Vergi İncelemesinin Sonucunda Bulunan Matrah Farkı: Beyana dayanan sistemlerde, beyanların doğruluğu vergi
incelemeleri ile kontrol edilmektedir. İnceleme elemanları tarafından yapılan
incelemeler sonucunda eksik beyan edilen tutar yani matrah farkı tespit
edilmesi halinde, bu tutarlar ikmalen, re’sen veya idarece tarhiyata konu
edilmekte ve beyan döneminde eksik ödenen vergiler mükelleften
istenmektedir.
Tarhiyat
şekilleri aşağıda açıklanmıştır;
İkmalen
Tarhiyat: V.U.K.’nun 29’uncu maddesinde ikmalen tarhiyat, “her ne şekilde
olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak
meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak
miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin
tarh edilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır.
Re’sen
Tarhiyat: Re’sen tarhiyat V.U.K.’nun 30’uncu maddesinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci bendinde tanımlama yapılmıştır. Buna göre re'sen vergi tarhı,
vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî
ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları
tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca
düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı
üzerinden vergi tarh olunmasıdır. Ayrıca “inceleme raporunda bu maddeye göre
belirlenen matrah veya matrah farkı re'sen takdir olunmuş sayılır” belirlemesi
yapılmıştır.
İkinci bentte de
aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının
tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak
tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir, denilerek bentler halinde bazı re’sen
tarhiyat nedenleri belirlenmiştir.
Belirlenen re’sen tarhiyat nedenleri
şunlardır:
- Vergi
beyannamesi kanunî süresi geçtiği halde verilmemişse,
- Vergi
beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi
matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa,
- Bu kanuna göre
tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik
ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara herhangi
bir sebeple ibraz edilmezse,
- Defter
kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak
tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısı ile
ihticaca salih bulunmazsa,
- Tutulması
zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu
yansıtmadığına dair delil bulunursa,
- Maliye
müfettişleri, hesap uzmanları ve gelirler kontrolörlerince yapılan incelemeler
sırasında, mükellefler, her türlü harcama ve tasarruflarını vergisi ödenmiş
veya vergiye tabi olmayan kazançlardan sağladıklarını kanıtlayamazlarsa, harcama
ve tasarrufların vergiye tabi tutulmuş veya vergiye tabi olmayan kazançlardan
sağlandığı kanıtlanamayan kısmı, harcama ve tasarrufun (4369 sayılı Kanunun
81/A-2 nci maddesiyle değiştirilen ibare) mevcudiyetinin tespit edildiği
dönemden bir önceki dönemde elde edilmiş ve vergisi ödenmemiş kazanç olarak
ilgili dönem matrahının takdirinde dikkate alınır.
- Bu Kanunun
mükerrer 227'nci maddesi uyarınca 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek
mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri
imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli malî müşavir
tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,
İkinci bentde
yazılı halin vukuunda mükellefe Takdir Komisyonu tarafından 15 günden az
olmamak üzere bir mühlet verilerek vergi matrahına ilişkin bilgileri vermeye ve
kanuni defterlerini ibraz etmeye davet olunmaktadır. Bu davet üzerine mükellef
istenilen bilgileri verir ve kanuni defterlerini ibraz ederse, defter ve
vesikalar ihticaca salih bulunmak şartıyla, mükellefe takdir olunacak matrah
defter ve vesikaları kayıtlarına göre tespit olunacak miktardan fazla olamaz.
Vergi
beyannamesini kanunî süresi geçtikten sonra vermiş olanlara bu beyannamede
gösterdikleri matrah üzerinden re'sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu
beyannameler re'sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez. Ancak, vergi
incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra
kendiliğinden verilen beyannameler için bu hüküm uygulanmaz.
Re'sen vergi
tarhını gerektiren bir sebep yanında ikmalen vergi tarhını da lüzumlu kılan bir
durum mevcut ise re'sen takdir sonucu beklenmeksizin gerekli ikmal tarhiyatı
yapılacaktır. Re'sen takdir sırasında ikmal tarhiyatına mesnet olan matrah
farkı nazara alınmışsa vergi tarhı sırasında evvelce tarh edilmiş olan vergi
indirilecektir.
Re’sen takdir
yetkisi ilke olarak takdir komisyonlarına aittir. Bunun yanında, V.U.K.’nun
30’uncu maddesine 2791 sayılı Kanunun 1’inci ile yapılan değişiklikle, 1983
yılından beri, vergi inceleme elemanlarına da “vergi incelemesine konu
olaylarda” takdir yetkisi verilmiştir.
İdarece Tarhiyat:
V.U.K.’nun mükerrer 30’uncu maddesine göre, verginin idarece tarhı; 29'uncu ve
30'uncu maddeler dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için
vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla
kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında
tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh
edilmesidir.
İkmalen,
re’sen veya idarece tarh edilen vergi ve bunlara ilişkin cezaların toplam
tutarlarının her mali dönemde ilan edilen hadleri aşmaması ve tahakkukları için
yapılacak giderlerin bu tutardan fazla olacağının tespiti halinde,
tahakkuklarından vazgeçilebilir. (V.U.K. 115)
Vergi Usul
Kanunu 293 no’ lu Genel Tebliği uyarınca; ikmalen, re’sen veya idarece yapılan
tarhiyatlar dolayısıyla kesinleşen vergiler ve cezalar ile vadesi geçtiği halde
ödenmemiş vergi ve cezaların açıklanması ve ilanı söz konusudur. Bu konudaki,
bugün itibariyle en güncel tebliğ 02.07.2005 tarihli 349 Sayılı tebliğdir.
YARARLANILAN
KAYNAKLAR
- Azmi Demirci, Zihni Kartal, Vergi Dünyası, “Vergi
İncelemesi ve Kapsamı”, Sayı:211,
Mart 1999.
- Hakkı Koçak, Vergi
Dünyası, “Aramalı Vergi İncelemesi ve Karşılaşılan Bir Sorun”, Sayı:213,
Mayıs 1999.
- Garip Çelik,
“Kavram ve Konularla Vergi Rehberi”, TESMER Yayınları, Ankara, 2000.
- Kurtuluş Akdeniz, Yaklaşım, “Vergi İncelemesinin Yapılacağı Yer ve Tutulması Zorunlu
Defterlerin İbraz Süresi”, Sayı:151, Temmuz 2005.
- Mahmut Sayın, Tezcan Atay, “Vergi Rehberi”, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara, 2005.
- Mehmet Altındağ, “Vergi
ve Revizyon Rehberi”, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 2001.
- Nezih Şeker,
“Hukuksal Yapısıyla Vergi İncelemesi”, Beta Basım Dağıtım A.Ş., İstanbul,
1994.
- Yavuz Yıldırım, Vergi
Dünyası, “İncelemenin İşyerinde Yapılması Üzerine”, Sayı:227, Temmuz 2000.
- Yusuf Çilkoparan, Vergi Dünyası, “Bir Usul Karmaşası: Re’sen, İkmalen, İdarece
Tarhiyat”, Sayı:255, Kasım 2002.
|