|
09
Ekim 2003
Murat
Erişti
Eski
Hesap Uzmanı
murateristi@hotmail.com
DENİZCİLİK
SEKTÖRÜNÜ İLGİLENDİREN TUGS KANUNU, UYGULAMASI
VE BİR SORUN
Bilindiği
gibi, deniz taşımacılığı nitelik itibariyle uluslararası
bir faaliyettir. Ülkemiz dış ticaretinin de % 91’i
deniz taşımacılığı yoluyla gerçekleştirilmekte
olup, bunun yanında gemilerimiz üçüncü
ülkeler arasında da taşımacılık yaparak dünya
pazarlarından pay alabilmektedirler. Ancak dünya
ekonomisindeki gelişmeler sonucunda yabancı filolarla
rekabet şartları giderek ağırlaşmakta ve rekabet gücünü
artıracak yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Türk Uluslararası Gemi Sicili de dünya genelinde
uygulanmakta olan bu yöntemlerden birisidir.
Deniz
taşımacılığındaki uluslararası rekabet, daha yeni teknolojilerle
donanmış bir ticaret filosu gerektirmektedir. Yeni teknolojilerin
kullanılması ise işletme giderlerini artırmaktadır.
Bu bakımdan işletme gideri düşük filolarla
rekabet etmek güçleşmektedir. Açık
sicil ülkeleriyle rekabet edebilmek amacıyla dünya
filosunun yarıya yakın bölümü bu tür
sicillere kayıtlı olarak faaliyette bulunmaktadırlar.
Ülkemiz
denizcilik endüstrisi, gelişme potansiyeli ve döviz
kazandırıcı özelliği nedeniyle ekonomimizin lokomotif
sektörlerindendir. Ulusal Deniz Ticaret Filomuzun
korunması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi
bu bakımdan özel önem taşımaktadır. Türk
donatanlarının kolay bayrak ülkelerinin sağladığı
avantajlardan yararlanabilmek amacıyla bayraktan kaçmaları
filomuzun küçülmesine neden olmaktadır.
Bunun önlenebilmesi için 4490 Sayılı Türk
Uluslararası Gemi Sicilinin ( bundan sonra kısaca TUGS
olarak anılacaktır.) Kanunu ihdas olunmuş ve kolay
bayrak ülkelerindeki ayrıcalıkların buraya kaydolan
Türk gemi ve yatlarına da tanınması amaçlanmıştır.
Söz
konusu kanun ile; denizcilik sektörünün
gelişmesini ve yabancı filolara karşı rekabet gücünün
artmasını sağlamak amacıyla Denizcilik Müsteşarlığı
nezdinde İstanbul’da Türk Uluslararası Gemi Sicili
oluşturulmuş ve bu çerçevede yabancı gemi
adamlarının çalıştırılması ve vergilemeye ilişkin
bazı kolaylıkların sağlanması ve yabancı gemi ve yatların
da söz konusu sicile tescil edilebilmesi imkânı
getirilmiştir.
Vergilendirmeye
ilişkin olan kanunun 12. maddesi ile özel gemi
siciline tescil edilen gemi ve yatların işletilmesinden
ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere
devrinden doğan kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden
istisna tutulmakta, ayrıca bu sicile kayıt edilecek
gemi ve yatların alım-satım, ipotek, tescil ve navlun
mukavelelerinin damga vergisine, harçlara, banka
ve sigorta muameleleri vergisi ve fonlara tâbi
tutulmayacağı öngörülmüştür.
Kazançları
bu şekilde gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilen
gemi ve yatlardan bu kanun uyarınca kayıt harcı ve yıllık
tonaj harcı adı altında iki önemli harç
alınması öngörülmüştür.
Kayıt
harcı yurt içinde inşa edilen yada yurt dışında
devralınan bir gemi yada yatın ilk defa gemi siciline
kaydedilmesi sırasında maktu bir tutara ilave olarak
her bir net ton başına alınan bir harçtır.
Yıllık
tonaj harcı esas itibariyle faaliyet kazançlarının
kurumlar ve gelir vergisinden istisna edilmesinin karşılığı
alınan bir harç olup bununla vergileme basitliğinin
sağlanması amaçlanmıştır. Gemiler ve yatlarda
tamamen beher net ton başına hesaplanmıştır. Yıllık
navlun geliri karşılığı alınan bu harcın Ocak ve Temmuz
aylarında olmak üzere iki eşit taksitte tahsil
edilmesi öngörülmüştür. Yıllık
tonaj harcı ödenmemesi halinde terkin ve tescil
yapılamayacağı ve yeni sahibinin ödeme şartı belirtilmiştir.
Harçlar öncelikle ABD Doları cinsinden hesaplandığından
ABD Dolarının Türk Lirası karşılığının hesabında;
tescile ilişkin harçlarda tescil tarihi, yıllık
tonaj harcının taksitlerinde ise her bir taksitin ödendiği
gün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca tespit
ve ilân edilen döviz satış kurları esas alınmıştır.
Ayrıca,
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre
Türk Bayrağı çekebilen gemi ve yatların
sahiplerine tanınan malî yardım ve teşviklerin,
gemi yada yatlarını bu Kanuna göre tescil ettiren
Türk uyruklu gerçek ve tüzel kişilere
de tanınması öngörülmüştür.
Bu
madde uyarınca tahsil edilecek harçların tarh,
tahakkuk ve tahsilinde, aksine bir hüküm bulunmadıkça,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 492 sayılı Harçlar
Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür
Özetle
Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu’nun mali
hükümlerinin yer aldığı 12. maddesi ile faaliyet
sadece denizcilik olan bir şirketin aktifinde kayıtlı
olan gemi yada gemilerini bu sicile kayıt ettirmesi
halinde kanunda bahsedilen maktu harçlar dışında
herhangi bir vergi yükü bulunmaması
amaçlanmıştır.
Ancak
kanunun bugüne kadar olan uygulaması ile amaçlanan
durum arasında belirgin farklılıklar olduğu rahatlıkla
gözlemlenmektedir. Özellikle Maliye Bakanlığınca
kanunun uygulamasına ilişkin olarak yayımlanan 69 no.lı
genel tebliğ ve konu bazında verilen muktezalar ile
TUGS kanunun ruhuna ters uygulamalar tesis edilmektedir.
Kanun
ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı ‘ ınca çıkarılan
69 nolu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği ‘nde TUGS
istisnası ile ilgili olarak "gelir ve
kurumlar vergisinden istisna edilen bu kazançlar
Gelir Vergisi Kanunun 94 üncü maddesinin 6
numaralı bendinin (b) alt bendine göre tevkifata
da tabi tutulmayacaktır." hükmüne
göre TUGS istisnası bulunan kurumlar vergisi mükellefleri
yararlandıkları istisna üzerinden herhangi bir
tevkifat yapmamaktadır.
Bununla
birlikte yukarıda değinilen 69 no.lu Kurumlar
Vergisi genel tebliğinde “Ancak, bu istisna gerçek
ve tüzel kişilerin Türk Uluslararası Gemi
Siciline kayıt ettirdikleri gemilerin işletilmesinden
elde edilen kazançlar ile sınırlıdır. Bir kurumun
söz konusu gemi işletmeciliğinden elde ettiği kazançların
ortaklara kar payı olarak dağıtılması halinde, kurum
kazancının tamamen veya kısmen gemi işletmeciliğinden
elde edilip edilmediğine bakılmaksızın, kar payı elde
eden tam mükellef gerçek kişiler tarafından
vergi alacağı da hesaplanarak Gelir Vergisi Kanununun
85 ve 86 ncı maddeleri hükümleri çerçevesinde
menkul sermaye iradı olarak beyan edilmesi gerekir.”
Hükmü yer almaktadır. Bu durumda TUGS istisnası
bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin kar dağıtması
halinde kar payı elde eden tam mükellef gerçek
kişilerin menkul sermaye iradı beyan mükellefiyetleri
devam etmektedir.
Ancak
bir şahsi işletmeye ait geminin TUGS’ ne kayıtlı olması
halinde vergilendirme rejimi, benzer bir kuruma göre
çok değişmektedir. Şahıs işletmelerinde kar dağıtımı
olamayacağına göre gemi kazancının tamamı TUGS
Kanunun ruhuna uygun olarak vergiden istisna edilecektir.
Ancak tüzel kişiliğe sahip bir şirketin aktifinde
kayıtlı gemileri TUGS ‘ne kayıt ettirmesinden
sonra elde ettiği kazançlar Kurumlar Vergisinden
istisna edilirken, aynı şirketin kar dağıtması durumunda
şirketin ortakları açısından bir vergilendirme
doğacaktır. Bu durumda şirketlere ait gemilerin
işletilmesinden elde edilen ve devrinden elde edilen
kazançlar kurumlar vergisinden istisna tutulurken,
bu kazancın ortaklara dağıtılması halinde gelir
vergisine tabi tutulacaktır ki bu durum kanımızca TUGS
Kanunun 12. maddesine ve kanunun ihdas amacına tamamen
ters bir durumdur.
|