|
T.C.
DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No : 2004/141
Karar No: 2005/4
Özeti: Defter ve belgelerini çalındığından bahisle incelemeye ibraz edemeyen yükümlünün temin edebileceği belgeler, vergi dairesi haberdar edilip
incelenerek karar verilmesi gerekirken,
davanın vergi aslına ilişkin kısmının
reddinde isabet bulunmadığı hakkında.
Temyiz Edenler: 1-............... Sanayi ve
Ticaret Limited Şirketi
Vekili :
Av....
2- Galata Vergi Dairesi Müdürlüğü - İSTANBUL
İstemin Özeti : Defter ve
belgelerini, çalındığından bahisle incelemeye ibraz etmeyen yükümlü şirket
adına katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek, 1995/Ocak-Aralık dönemleri için re'sen
katma değer vergisi salınmış, kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir.
İstanbul 9.Vergi
Mahkemesi 28.5.2001 tarih ve E:2000/2269, K:2001/853 sayılı kararıyla;
tutulması zorunlu olan defterlerin çalındığını ileri süren, ancak bu iddiasını kanıtlayamayan yükümlü
şirketin, defterlerini mücbir sebep nedeniyle ibraz edemediği yolundaki iddiasının
kabul edilemeyeceği, olayda 213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen mücbir sebep halinin mevcut
olmadığının görüldüğü, kaldı ki, yükümlü şirketin zayi belgesi almak için açtığı davada, Asliye Ticaret Mahkemesince,
mükellefin gerekli özeni göstermediği gerekçesiyle, davanın reddine karar
verildiği, bu durumda, katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek
yapılan tarhiyatta isabetsizlik görülmediği, öte yandan, olayda katma değer
vergisi beyannamelerinden hareketle matrah farkı bulunduğundan, kaçakçılık cezasının kusur cezasına çevrilmesi gerektiği, 213
sayılı Kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, aynı fiil nedeniyle miktar itibarıyla daha ağır olan kaçakçılık cezası
kesildiğinden, ayrıca özel usulsüzlük cezası kesilmesinin yasal olmadığı
gerekçesiyle davanın katma değer vergisine ilişkin
kısmını reddetmiş, kaçakçılık cezasını kusur cezasına çevirmiş, özel usulsüzlük
cezasını terkin etmiştir.
Tarafların temyiz
istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi 22.5.2002 günlü ve E:2001/4752,
K:2002/2556 sayılı kararıyla; defter ve belgelerin içindeki araçla birlikte çalındığı, zayi
belgesi almak için açılan davada, her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesince yükümlü şirketin gerekli dikkat ve özeni
göstermemesi nedeniyle istem reddedilmiş ise de, kararın içeriğinde defter ve belgelerin araçla birlikte çalındığı
hususunun teyid edilmesi karşısında, olayda mücbir sebep halinin mevcut
olduğunun kabulü gerektiği, ancak defter ve belgelerin ibraz edilememiş olmasının, ispat ve ibraz
yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, zira, ticari icaplara göre emtia satın
aldığı kişi veya kuruluşları tanımak ve bilmek durumundaki bir alıcının, gerekli
girişimleri yaparak emtia alımına ilişkin belgelerin mevcudiyetini ispat
olanağına her zaman sahip bulunduğu, bu durumda, ispat külfeti kendisine düşen
yükümlüler tarafından ibraz edilebilen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin
indirim konusu yapılabileceği aksi halde indirimlerin kabul edilmeyeceği, buna göre, vergi mahkemesince yükümlü
şirketten, temin edebileceği faturaların
istenilmesi, ibraz edilen faturalardan vergi dairesi müdürlüğünün de haberdar edilmesi
suretiyle, söz konusu faturaların gerçekten alınan emtiaya ait alış faturaları
olup olmadığının araştırılması ve gerçek
alış faturaları göz önüne alınarak ödenmesi gereken verginin tespiti, gerekirse bu konuda bilirkişi
incelemesi yaptırılması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesinin icap
ettiği, vergi mahkemesince, kaçakçılık cezasının kusur cezasına çevrilmesine, özel usulsüzlük cezasının ise 213
sayılı Kanunun 336 ncı maddesi hükmü uyarınca terkinine karar verilmiş ise de,
olayda mücbir sebep halinin bulunması nedeniyle, aynı Kanunun 373 üncü
maddesi uyarınca cezaların tamamen terkini gerektiğinden, kararın kaçakçılık
cezasına ilişkin hüküm fıkrasının yerinde görülmediği, özel usulsüzlük cezasına
ilişkin hüküm fıkrasının ise sonucu
itibarıyla yerinde olduğu gerekçesiyle yükümlü temyiz istemini kabul
ederek kararı bozmuştur.
Bozma kararına
uymayan İstanbul 9.Vergi Mahkemesi 10.5.2004 günlü ve E: 2004/963,
K:2004/995 sayılı kararıyla ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı
taraflarca temyiz edilmiş, vergi dairesi müdürlüğü tarafından tarhiyatın
tümüyle onanması gerektiği, yükümlü tarafından ise ithal edilen emtia ile
ilgili ibraz ettikleri gümrük
beyannamesi, gümrük makbuzları ve faturalardaki katma değer vergisi
indirimlerinin kabulü gerektiği, mücbir sebep
halinin mevcut olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti
: Taraflarca savunmada bulunulmamıştır.
Danıştay Tetkik Hakimi Gülsen BİŞKİN'in
Düşüncesi: Yükümlü
temyiz isteminin kabulü ile indirimlerini ispatlayabildiği belgelerin dikkate
alınarak karar verilmesi gerektiği, vergi idaresi temyiz isteminin özel usulsüzlük
cezasına ilişkin kısmının kesinleşme sebebiyle incelenmeksizin reddi, kalan kısma yönelik temyiz
isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı
Zerrin GÜNGÖR'ün Düşüncesi: İdare ve yergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek
bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Tarafların temyiz
dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden
hiçbirisine uymadığından, tarafların istemlerinin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar
kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Defter ve
belgelerini çalındığından bahisle incelemeye ibraz etmeyen yükümlü şirket adına katma değer
vergisi indirimleri kabul edilmeyerek, 1995 yılı için re'sen salınan kaçakçılık cezalı
katma değer vergisini kusur cezalı olarak değiştiren, özel usulsüzlük cezasını kaldıran vergi mahkemesi ısrar kararı
taraflarca temyiz edilmiştir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 29 uncu maddesinin l inci fıkrasının (a) bendinde, mükelleflerin yaptıkları
vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin
olarak kendilerine yapılan teslim ve
hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda
gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanunun 34 üncü
maddesinin l inci bendinde de, yurt içinden sağlanan veya
ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri
vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere
kaydedilmek şartıyla indirilebileceği belirtilmiştir. Öngörülen bu koşullarla,
vergilendirmede belge düzeninin yerleştirilmesi amaçlanmıştır.
Çalındığından bahisle
defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilememesi yükümlüyü, katma değer vergisi
indirimine ilişkin koşullardan ikincisi olan "indirim konusu yapılan vergilerin alış
belgelerinde ayrıca gösterilmiş olması"nı kanıtlama sorumluluğundan kurtarmaz. Ticari icaplara göre kendisine
mal ve hizmet sunan kişi ve kuruluşları bilmek durumundaki bir alıcının, gerekli girişimlerde bulunarak emtia alımına
ilişkin belgelerin varlığını ispat
olanağına sahip olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, yükümlüden ibraz edebileceği
fatura ve benzeri vesikalar istenerek; 3065
sayılı Katma Değer vergisi Kanununun 29 ve 34 üncü maddeleri uyarınca ihtilaflı
dönemde indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin, davacı şirkete
yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda yer alıp almadığının tespiti için,
ibraz edilecek bu faturalardan vergi dairesi de haberdar edilip, gerçek mal
teslimi ve hizmet alımına ilişkin
olup olmadıklarının araştırılması suretiyle dava hakkında karar verilmesi gerekirken,
vergi aslına yönelik davanın reddinde yasaya uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi mahkemesi
kararının özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik
temyiz başvurusu Danıştay Dokuzuncu Dairesinin karan ile reddedilmiş ve karar düzeltme
aşamasından da geçerek kesinleşmiş olduğundan, idare yönünden kesinleşen söz konusu hüküm
fıkrasının yeniden temyiz incelemesine tabi tutulmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu aşamada vergi dairesinin vergi aslına
bağlı cezaya yönelik temyiz nedenleri de aynı
gerekçe ile yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle, yükümlü temyiz isteminin
kabulüne, İstanbul 9.Vergi Mahkemesinin 10.5.2004 günlü ve E:2004/963,
K:2004/995 sayılı ısrar kararının bozulmasına, bu sebeple vergi dairesi
müdürlüğü temyiz isteminin reddine oyçokluğu ile, özel usulsüzlük cezasına
ilişkinhüküm fıkrasına ilişkin temyiz isteminin incelenmeksizin reddine
oybirliği ile, yeniden verilecek kararda
hüküm altına alınacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına
gerek bulunmadığına, 18.2.2005 gününde karar verildi.
AYRIŞIK OY
Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu
maddesinin l ve 3 üncü fıkralarında; bu verginin
mükelleflerinin indirim hakkından iki koşulun birlikte var olması halinde yararlanabilecekleri
öngörülmüştür. Bu iki koşuldan ilki, mükelleflerin kendilerine yapılan mal ve hizmet teslimleri dolayısıyla ödemiş oldukları
katma değer vergisinin fatura ve benzeri belgede gösterilmiş olması; ikincisi ise, bu belgelerin yasada
öngörülen süre içerisinde yasal defterlere
kaydedilmiş bulunmasıdır. Söz konusu koşulların noksansız olarak yerine
getirildiğinin usulüne göre yapılacak istek üzerine defter ve belgelerin
yetkililere ibrazı suretiyle kanıtlanması ise, indirim hakkından
yararlanan mükellefe düşen yükümlülüktür.
Olayda; davacı
Şirketin, indirim hakkından yararlandığı vergilendirme dönemine ilişkin yasal defterlerini incelemeye ibraz
etmediği sabittir. Her ne kadar, davacı Şirket, ibraz etmeme nedenini, çalındıkları iddiası ile açıklamaya ve bunu da, Asliye
Ticaret Mahkemesince verilen zayi belgesi ile kanıtlamaya çalışmakta ise
de, bu iddiaya itibar edilmesine hukuken olanak yoktur.
Zira; bilindiği gibi
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesine göre, mücbir sebep olduğu iddia
edilen durumun, kanıtlanmadıkça, vergilendirme işlemlerine ve vergi ödevleriyle
ilgili yükümlülüklere etkisi yoktur. Olayda; davacı Şirket tarafından
defterlerinin çalındığına dair hukukça itibar edilebilecek bir kanıt getirilmiş
değildir. Yalnızca, tek yanlı ifadeye dayalı zayi belgesi ise, Yargıtay içtihatlarında
da açıkça ortaya konulduğu gibi, bu konuda kanıt olabilecek nitelikte değildir. Öte yandan;
ekonomik değeri olmayan kullanılmış defterlerin
çalındığı yolundaki iddianın hayatın doğal akışına aykırı olduğu da, yine
hırsızlık suçunun unsurları konusunda uzman Yargıtay Ceza Dairelerinin
içtihatlarıyla kabul edilen gerçektir.
Dolayısıyla, olayda, davacı Şirketin yasal defterlerini haklı neden olmaksızın incelemeye
ibraz etmediğinin kabulü için hukuksal zorunluluk vardır.
Durum böyle iken;
yasanın indirim hakkından yararlanabilmek için birlikte gerçekleşmesini
aradığı iki koşulun noksansız yerine getirildiğini kanıtlayamayan davacı Şirketin, indirim
hakkından yararlandırılmasına, Kanun koyucu'nun bu haktan yararlanabilmeyi söz
konusu biçimsel koşullara bağlarken gerçekleştirmeyi düşündüğü amaca ve Vergi Dava
Daireleri Kurulunun emsali olaylarda vermiş olduğu kararlara uygun olmaması ve defter ve belgelerini ibrazdan
kaçınan vergi mükelleflerinin kanuna aykırı bu eylemlerinin ödüllendirilmesi sonucunu yaratmasının kaçınılmaz
bulunması sebebiyle, cevaz verilemez.
Açıklanan bu nedenle,
temyiz isteminin reddi ile direnme kararının onanması gerektiği oyu ile aksine verilen karara
katılmıyoruz.
|