|
T.C.
DANIŞTAY
Dördüncü Daire
Esas No : 2004/1526
Karar
No : 2005/515
Özeti : Ortağı olduğu
limited şirketin kayıt ve beyan dışı bırakıldığı tespit edilen hasılatından kaynaklanan kazancın dağıtıldığı varsayımı ile davacı adına
menkul sermaye iradı elde ettiğinden
söz edilerek gelir vergisi tarhiyatı
yapılamayacağı hakkında.
Temyiz
Eden : Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü ANKARA
Karşı Taraf
:...
İstemin Özeti : Davacı adına, 2000
yılında tahakkuk eden kar payından dolayı elde ettiği menkul sermaye iradını beyan
etmediği ileri sürülerek, inceleme raporuyla belirlenen matrah üzerinden re'sen gelir
vergisi salınmış, fon payı hesaplanıp vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Ankara 5. Vergi
Mahkemesi 15.4.2004 günlü ve E:2003/486, K:2004/473 sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden, davacının ortağı olduğu
Limited Şirketin 1999 yılı işlemlerinin
incelenmesi sonucu, şirketin giderlerini olduğundan çok göstermek suretiyle dönem matrahını eksik beyan ettiği ileri sürülerek
bulunan kurumlar vergisi matrah farkının kurum kazancı ve ortak açısından da elde edilmiş menkul sermaye iradı
olduğu kabul edilerek beyan edilmediği gerekçesiyle inceleme raporuna
dayanılarak dava konusu tarhiyatın
yapıldığının anlaşıldığı, olayda davacının ortağı olduğu ... İnşaat ve Ticaret
Limited Şirketinin 1999 yılında Tekel
Kaldırım Tuz İşletmesi ve Tekel Yavşan Tuz İşletme Müdürlükleri ile
arasında yapılan Özel İdare Şartnamesi gereğince göl içi havuzlardan yığın yerine kiralık kamyonla taahhüdünü üstlendikleri
tuz taşıma işi ile ilgili olarak giderlerine intikal ettirdikleri bir
kısım madeni yağ faturaları ile tuz hafriyat ve nakliye faturalarının içeriği itibarıyla yanıltıcı olduğu belirtilerek bu fatura
tutarlarının kurum giderlerinden tenzili suretiyle şirket hakkında beyan
dışı bırakılmış matrah farkı tespit edilmiş ise de, davacının ortağı olduğu şirketin ilgili yılda faturalarda
belirtilen işleri yaptıkları ve faturalar içeriği mal ve hizmeti faaliyeti ile
ilgili olarak aldığının sabit olduğu, bu nedenle şirkete yapılan hizmet ve satılan mal karşılığı olarak düzenlenen
faturaların gider olarak kayıtlara intikal ettirilmesinde yasaya aykırılık görülmediği, öte yandan davacının ortağı
olduğu limited şirketin söz konusu
faturalarda yazılı mal ve hizmeti almadığı somut olarak tespit edilemediği gibi gerek nakliye faturaları ve gerekse madeni yağ
faturaları üzerinde yapılan inceleme sonucu
bulunan matrah farkının varsayıma dayalı olduğu gerekçesiyle tarhiyatı
kaldırmasına karar vermiştir. Davalı
İdare, yapılan tarhiyatın yasal olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti
:
Savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi
Abdurrahman Gençbay'ın Düşüncesi: Olayda davacının ortağı olduğu limited şirket
hakkında yapılan inceleme sonucu inceleme raporu ile beyan dışı bırakıldığı tespit
edilen kazanan ortaklarına örtülü olarak dağıtılmış olduğu varsayımı ile tarhiyat yapılmış ise
de, davacının ihtilaflı dönemde kar payı yada Kanunda sayılan diğer her hangi bir tür ve
şekilde menkul sermaye iradı elde ettiği yönünde somut bir tespit
bulunmadığından davacının menkul sermaye
iradı elde ettiğinden söz edilerek yapılan tarhiyatta isabet görülmediğinden sonucu
itibarıyla yerinde olan vergi mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin reddi
gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı
A.Kemal Terlemezoğlu'nun Düşüncesi : İdare ve yergi mahkemelerince
verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması
gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde
öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine
uymadığından, isteminin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince
gereği görüşüldü: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinde menkul sermaye
iradı "sahibinin
ticari zirai, veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil
edilen değerlerden
müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri
iratlar menkul sermaye iradıdır" şeklinde tanımlanmış ve menkul sermaye
iradı sayılan ödemeler bentler halinde sayılmıştır. Bu madde hükmüne göre kar
paylarının menkul sermaye iradı olarak beyan edilmesi gerekmektedir.
Menkul sermaye
iratlarının beyanı, iradı sağlayanlar tarafından iradın hak sahibine ödenmesine bağlıdır.
Elde etme, hukuki ve ekonomik tasarruf imkanının doğduğu anda gerçekleşir.
Hukuki tasarruf, gelir sahibinin talepte bulunma hakkını, ekonomik tasarruf ise
gelirin
sahibinin emrine amede kılınmasını ifade etmektedir. Limited Şirketlerde kar paylarının
dağıtımının gerçekleşebilmesi yanı menkul sermaye iradının elde edilmiş sayılabilmesi için
şirketin yetkili organlarınca karar alınması ve fiilen dağıtımın gerçekleşmiş olması
gerekmektedir.Şirketin kar payını dağıttığı kesin olarak saptanmadıkça ortağın
bu karı elde
ettiği kabul edilemez. Zira menkul sermaye iradında tahsil esası geçerlidir.
Olayda davacının
ortağı olduğu limited şirketin 1999 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen
rapora göre beyan dışı bırakıldığı tespit edilen matraha esas kazanan ortaklara dağıtılmış
olduğu kabul edilip davacı ortağın hissesine düşen payın davacı açısından elde edilmiş kar payı olduğu belirtilerek
tarhiyat yapılmış ise de, şirket adına yapılan inceleme sonucu beyan dışı bırakıldığı saptanan kazancın ortaklara
dağıtılmış olduğu yolundaki tespit
varsayımdan öte herhangi bir somut belgeye dayanmadığı gibi, şirket ortağı olan
davacınında bu kazançtan hissesine düşen kar payını elde ettiğine dair bir
bulguyada rastlanılmamıştır.
Bu durumda davacının
menkul sermaye iradı elde ettiğinden söz edilememesi nedeniyle davacı adına
yapılan tarhiyatta isabet görülmediğinden vergi mahkemesi kararı sonucu
itibarıyla yerindedir.
Bu nedenle temyiz isteminin reddine 31.3.2005 gününde oyçokluğuyla
karar verildi.
KARŞI OY
X- Davacı
adına yapılan tarhiyatın dayanağı davacının ortağı olduğu ... İnşaat ve Ticaret Limited
Şirketi hakkında yapılan inceleme sonucu tespit edilen matrah farkı esas alınarak salınan
vergilere karşı, dava açılıp açılmadığı, açılmış ise sonucunun ne olduğu araştırılarak buna
göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece ortak tarafından açılan davada konunun
esasının incelenerek karar verilmesine imkan bulunmadığından belirtilen hususlarda bir
araştırma yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere vergi mahkemesi kararının bozulması
gerektiği görüşüyle karara karşıyım.
XX-
Dosyanın
incelenmesinden, davacının ortağı olduğu ... İnşaat ve Ticaret Limited Şirketinin 1999 yılı işlemlerinin
incelenmesi sonucu düzenlenen rapora göre şirketin bir kısım hasılatını beyan dışı bıraktığı ileri sürülerek tespit edilen
matrah farkı üzerinden şirket adına tarhiyat yapıldığı, ayrıca söz
konusu hasılat farkından doğan bu kazanan ortak açısından menkul sermaye iradı olması nedeniyile beyan edilmediği
belirtilerek davacı adına tarhiyat yapıldığı anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir
Vergisi Kanunu'nun 86 ıncı maddesinde, stopaj yoluyla vergilendirilmiş bulunan (vergi alacağı
dahil) kurumlardan elde edilen kar paylarının yıllık beyannamelerine dahil edilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Yine aynı Yasanın 94
üncü maddesinin b-i bendinin bu yıllarda yürürlükte olan hükmü, kurumlar
vergisinden müstesna kazançlara isabet eden kısım düşüldükten sonra, 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 1,2 ve 3
numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (Karın sermayeye ilavesi kar dağıtımı sayılmaz.) gelir vergisi stopajı
yapılacağı şeklindedir. 75 inci maddenin ikinci fıkrasının l numaralı
bendinde ise, her nevi hisse senetlerinin kar paylarının, 13 numaralı bendinde de mükerrer 75 inci maddede
yazılı vergi alacağının menkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır.
Davacı adına yapılan
tarhiyatın dayanağı olan ve şirket adına yapılan inceleme ile beyan dışı
bırakıldığı tespit edilen matrah farkının yargı kararı ile kaldırıldığına
ilişkin bir bilgi dosyada bulunmadığına göre, kesinleşen bu matraha esas teşkil
eden kazanan da vergi kanunlarında belirtilen biçimde yani yasaya uygun
şekilde, kurumca beyan edilmiş defterlerinde ve bilançolarında yer verilmiş kazançlar
için öngörülen "kar dağıtım kararı'na bağlı kalınmaksızın ortaklara gizlice
dağıtıldığının da kabulü yasal zorunluluktur. Dolayısıyla, dağıtılan kazançtan
davacının payına düşen miktarı, yıllık beyannamesine dahil etmemesi nedeniyle yapılan tarhiyatta hukuka
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle
temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği
görüşüyle karara karşıyım.
|