|
24
Nisan 2006
Muharrem ÖZDEMİR
Gelir İdaresi
Başkanlığı
Vergi Denetmeni
denetmen47@yahoo.com
DEFTER VE BELGE İBRAZ ETMEME NEDENİYLE
RE’SEN TAKDİR VE CEZAİ SORUMLULUK(*)
1-GİRİŞ
Vergi Usul Kanununun 172’nci maddesinde sayılan gerçek ve tüzel
kişilerin defter tutma mecburiyeti yanısıra aynı kanunun 253-256’ncı maddeleri
hükmü gereğince tuttukları defter ve belgeleri ibraz mecburiyeti de
bulunmaktadır.Vergi denetimi ve bunun en önemli merhalesi olan vergi incelemesi,
mükellef veya sorumlularca ibraz ödevinin tam olarak yerine getirilmesine ile
gerçekleştirilebilir.Bu anlamda vergi incelemesine defter ve belgelerin vergi
inceleme elemanlarına ibrazı ile başlanır. Vergi incelemesi ile vergi ödeyen
ile ödemeyenin ayrıştırılması yanısıra ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu
araştırarak tespit etmek ve mükelleflerin
doğru beyanı sağlanacaktır. Bu meyanda vergi kanunlarına göre tutulan veya
düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgelerin
vergi incelemesine yetkili kişilere ibraz edilme yükümlülüğünün yerine
getirilmeme eylemi müeyyideye bağlanarak ceza-i yaptırımlar öngörülmüştür. Bu
aşamada mükellefi üç ayrı ceza beklemektedir:
1-Mükellef idarece para cezasına
çarptırılabilmektedir.
2-İdare defter ve belgelerini
ibraz etmeyen mükellefin KDV indirimlerini kabul etmeyerek resen KDV tahakkuk
ettirip bunu icra yoluyla alabilmektedir.
3-Son
olarak mükellef hakkında C. Savcılığına suç duyurusunda bulunulabilmektedir.
Bu makalemizde defter ve belge ibraz
yükümlülüğündeki usul ve esaslar yanında ibraz mecburiyetinin yerine
getirilmemesinin idari ve adli sonuçlarına Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları değerlendirilerek
açıklanmaya çalışılmıştır.
2-DEFTER VE BELGE İBRAZINDA USUL VE CEZAİ
SORUMLULUK
2.1.USUL
Vergi inceleme
elamanı defter ve belge ibraz keyfiyetini mükellef ve sorumlularına yazı ile
bildirilir. Bu bildirim tebliğ esaslarına uygun yapılır.Danıştay Dördüncü
Dairesi([1])
defter ve belge ibraz yazısının usulüne uygun olarak ve mükellefin adresine
yapılmış olmamasından dolayı yapılan tarhiyatı reddetmiştir. Bu nedenle yazının
muhatabına tebliğ hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir.Defter ve belge
ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmesi için mühlet tayin edilir.Bu mühletin
Vergi Usul Kanunu’nun 12’inci maddesi gereğince 15 günden az olmamasına dikkat
edilmesi gerekir. Vergi inceleme elemanı tarafından tanzim edilen yazıda 213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 148, 256, 257, mükerrer 355 ve 359’uncu maddeleri
hatırlatılarak defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda
haklarında kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin
ilgililere bildirilmesi şarttır. Buna karşın mükelleflerin mücbir sebep hali
dışında ibraz zorunluluğunu yerine getirmemesi halinde vergi incelemesinin
yapılmasını olanaksız hale getireceği için bu olası durumlara karşı yasal
düzenlemeler yapmıştır.
2.2.YASAL MEVZUAT
Vergi
mevzuatı defter ve belge ibraz yükümlülüğünü yerine getirmeyen mükelleflere en
ciddi yaptırımlar öngörülmüştür.Bunlar sırası ile;
- Re’sen Vergi Tarhı Sebebi
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30’ncu maddesi Re’sen vergi tarhını düzenlemiştir.
Buna göre resen vergi tarhı“Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt
ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan
hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi
yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen
matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda
bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re'sen takdir olunmuş
sayılır” hükmü mevcuttur. Bu bağlamda mükelleflerin defter ve belge ibraz
yükümlülüğünü yerine getirmemesi hali 3’üncü bendde düzenlenmiş olup “Bu
kanuna göre tutulması mecburi olan
defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa
veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz
edilmemesi” resen takdir sebebi olarak sayılmıştır. Bu bağlamda mükellefin
vergi matrahı kanuni kayıt ve belgelere dayalı olarak tespit edilemediğinden vergilendirmede
vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır
ilkesinden hareketle hertürlü yöntem ve araçla matrah tesbitine gidileceğinden
inceleme elemanının elini güçlendirecektir. Danıştay Dokuzuncu Dairesinin([2])verdiği
bir kararda” 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30/3. maddesinde, bu Kanuna göre
tutulması mecburi olan defterlerin vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara
herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi halinde verginin re’sen tarh edileceği
açıklanmıştır. İncelemeye ibraz edilen defterlerde yer alan kayıtların doğruluk
derecesinin tespiti ancak bu kayıtlara dayanak alınan belgelerin ibraz edilmesi
ve incelenmesi ile mümkün olacağından, incelemeye sadece kanuni defterlerin
ibrazı yeterli olmayıp belgelerin ibrazı da zorunlu bulunduğundan, belgelerin
incelemeye ibraz edilmemesi hali de re’sen takdir nedeni sayılmış olup,
mahkemece verilen karada yasal isabet görülmemiştir” hükmüne varmıştır.
Vergi Usul Kanununun Mükerrer 355’nci maddesi gereğince defter
ve belge ibraz etmeyen mükellefler hakkında tabi oldukları sınıflar baz alınarak özel usulsüzlük cezası kesilecektir.Buna
göre;
1. Birinci sınıf
tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında(354 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği([3])
ile 1.1.2006’dan itibaren 1.290- YTL)
2. İkinci sınıf
tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında
(354 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2006’dan itibaren 600 -YTL)
3. Yukarıdaki
bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında (354 Sıra No.lu V.U.K
Genel Tebliği ile 1.1.2006’den itibaren 290 - YTL)
Özel usulsüzlük
cezası kesilir.
- Kaçakçılık Suçu ve Cezası:
Bilindiği gibi Vergi Usul Kanununda suç
kabul edilen fiillerin bir kısmı parasal nitelikte(Usulsüzlük, Özel usulsüzlük,
Vergi Ziyaı) idari müeyyideye bağlanırken, bir kısmı da hürriyeti bağlayıcı
ceza ile müeyyidelendirilmiştir([4]).
Bunlardan idari nitelikteki cezaları uygulamaya yetkisi vergi idaresinde iken
adli suç niteliğindeki kaçakçılık suçlarında ise yetki hiç şüphe yok ki yargı
mercilerindedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2 maddesinde([5]);
“Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler (varlığı noter
tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında
vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi
gizleme demektir.) veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler
veya bu belgeleri kullananlar (Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, gerçek
bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya
miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir.) Hakkında altı
aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur([6])” demektedir. Bu fiilin gerçekleştirilmesi
nedeniyle ceza mahkemelerinde “Vergi Usul Kanununa Muhalefetten” kamu davası
açılabilmektedir. Bu bağlamda Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi vergi kanunlarına
göre tutulması, düzenlenmesi, saklanması ve ibrazı mecbur kılınan defter, kayıt
ve belgeleri vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz etmemesi nedeniyle
kaçakçılık suçundan cezalandırılması için açılan kamu davasının hukukun temel
ilkeleri ve Anayasanın eşitlik ilkesi ile 38. maddede belirtilen kişi
hürriyetinin idarece kısıtlanması hükümlerine aykırılık olması, sanık hakkında
uygulanan ve ekonomik bir sözleşme olan 213 sayılı Yasanın karşısında cezanın
da ekonomik olması gerektiğinden bahisle, 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin
(a) bendinin 2 sayılı alt bendinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali
için Anasaya Mahkemesine doğrudan başvurmuştur. Konuyu esastan ele alan Anayasa
Mahkemesi Başkanlığı; 2002/55 Esas Sayılı, 2003/8 Karar No’lu ve 11.03.2003
tarihinde Oy Birliği ile alınan Kararında özetle”Vergi
kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti
bulunan defter, kayıt ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kişilere ibraz
edilme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi eylemi müeyyideye
bağlanmıştır.Kuralda belirtilen hürriyeti bağlayıcı ceza, devlet ile vergi
mükellefi arasında sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün değil, kanunda belirtilen
şartların yerine getirilmemesinden doğan bir yaptırımdır.Kaldı ki, devlet ile
vergi mükellefi arasındaki ilişkiyi toplumsal sözleşme olarak nitelemek
suretiyle Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında sözü edilen sözleşme
kavramıyla bağdaştırmak da mümkün değildir.Vergi, devletin egemenlik gücüne
dayanarak tek taraflı irade ile herhangi bir karşılığa bağlı olmadan belirli
kurallara göre kişi ve kurumlardan aldığı iktisadi değerlerdir. Anayasa ve
yasalarla kamu giderlerinin karşılanabilmesi için herkese ödev olarak öngörülen
vergi ödeme yükümlülüğünün, zamanında ve eksiksiz yerine getirilmesi durumunda
kanunlarla idareye yüklenen kamu hizmetlerinin aksatılmadan sürdürülmesi mümkün
olacaktır. Bunun sağlanması için de Anayasa’nın 38. maddesi ve ceza hukukunun
genel ilkeleri gözetilerek para cezaları yanında özgürlüğü bağlayıcı cezalar
konulmasında hukuk devleti ilkesine aykırılık yoktur.İtiraz konusu bölüm,
Anayasa’nın 38. ve 2. maddelerine aykırı değildir. İsteminin reddi gerekir”hükmüne varmıştır.
2.3.İBRAZ HANGİ MAKAMA YAPILACAK
Mükelleflerin
vergi incelemeleri sırasında kanuni defter ve belgelerini inceleme elemanlarına
ibraz etmeyip yargılama sürecinde Vergi Mahkemesine veya Danıştaya ibraz
edilmesi bu yükümlülüğünün yerine getirilmesi yeterli olacak mıdır? Bu konuda
yargı mercilerince verilmiş farklı kararlar mevcut olmakla beraber kanımızca ibraz
zorunluluğunun inceleme elemanlarına yapılması gerekir. Çünkü mükellefin
Anayasada yerini bulan vergi verme borcunun denetimi vergi kanunlarıyla
inceleme elemanlarına verilmiştir. Vergi kanunlarına göre vergilendirmeye ait
olayların gerçek mahiyetinin tespiti ancak ve ancak yapılacak bir vergi
incelemesi ile ortaya çıkabileceğinden bu yetkinin de inceleme elemanlarınca
yerine getirilmesi/kullanılması gerekir. Konuya ilişkin karar örnekleri
aşağıdaki gibidir:
KARAR 1: VERGİ MAHKEMESİNE İBRAZ
MÜMKÜNDÜR
Danıştay Dördüncü
Dairesi:
Karar Tarihi:15.12.1999
Esas No:1999/1035
Karar No:1999/4649
Karar Özeti:
Vergi inceleme elemanına ibraz edilmeyen defter ve belgenin vergi
mahkemesine ibraz edilmesi halinde mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak
suretiyle matrah farkı bulunmadığı sonucuna varılması durumunda re’sen salınan
vergi ve kesilen ceza kaldırılabilir.
KARAR
2: VERGİ MAHKEMESİNE İBRAZ MÜMKÜN DEĞİLDİR([7])
Danıştay Vergi Dava Daireleri
Genel Kurulu:
Karar Tarihi:16.05.2003
Esas No:2002/559
Karar No:2003/287
Karar Özeti:
2577 Sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 2’nci maddesinin 2’nci fıkrası gereğince vergi mahkemeleri
vergi idaresine ait vergi incelemesi ve karşıt inceleme yapma yetkisinin
kullanışının hukuka uygunluğunu denetlemekle görevlidirler.Vergi idaresinin
yerine geçerek vergi incelemesi ve karşıt inceleme yoluyla defter kayıtlarının
ve bu kayıtların dayanağı olan belgelerin gerçek duruma uygunluğunu
araştıramayacağı tabiidir.Bu bakımdan mahkemece davacının inceleme ibraz
etmeyip mahkemeye sunduğu defter ve belgeler üzerinde,davalı vergi idaresince
inceleme yapılmasına imkan sağlanması ve bu incelemenin sonucu alındıktan sonra
uyuşmazlığın karara bağlanması gerekirken,yaptırılan bilirkişi incelemesi
sonucu tarhiyatın terkini yolunda verilen karar hukuka uygun bulunmamıştır.
2.4.MÜCBİR SEBEP HALİ([8])
Sözkonusu makalemizde de irdelendiği üzere Mücbir
sebep halinde bile olsa mükelleflerin
belgelerini inceleme elemanına ibraz etme yükümlülüğünü ortadan
kaldırmayacaktır. Ancak mücbir sebeb halinin ispatı halinde mükellef hakkında Vergi Usul Kanununun
373’üncü maddesi hükmü gereği ceza öngörülemeyeceği belirtilmiştir. Bu ceza
ilgili kanunun 359’uncu maddesindeki kaçakçılık suçu ve vergi cezalarına da
şamil olacaktır.
3-SONUÇ
Vergi idaresi kendi dışında oluşan vergiyi doğuran olayın
gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılabilmesi için ilk görünüş ya da doğruluk
karinesi adı verilen hukuksal ön kabulden yararlanacaktır.Bu biçimsel uygunluk Defter
ve belgelerin istenildiğinde vergi idaresinin denetim/incelemesine sunulması
yani ibrazı ile hukuksal sonuç doğurur.İbraz yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi vergiyi doğruran olayın gerçek mahiyetinin belgelerle tevsikini
olanaksız hale getirir.Bu durum karşısında vergi idaresinin yukarıda açıklanan
kanun hükümleri çerçevesinde mükellefler hakkında idari nitelikte para cezalarının
uygulanması yanında daha da önemlisi kamu davası açılması gibi hukuksal yollara
başvurması kaçınılmaz olacaktır.Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin kararı
uygulamada belirleyici olacaktır.
(*) İş bu makele Maliye ve
Sigorta Yorumları Dergisinin 462’nci sayısında yayınlanmıştır.
([1])Karar Tarihi:12.05.1999,Esas No:1998/1650, Karar
No:1999/1967.Bknz.Maliye ve Sigorta Yorumları Dergisi sayı:337
([2]) Esas No:1997/2792,Karar No:1998/2160 sayılı
Kararı.(www.turmob.org.tr)
([4])
GÜZEL Ahmet.Katma Değer Vergisi Beyanname Düzenleme
Esasları.Nobel Yayınevi.2005 Basım.
([6]) Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde,
hapis cezasının her bir günü için, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük
işçiler için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt
tutarının yarısı esas alınır ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez.
|