|
03 Nisan
2006
Talha
APAK
Yeminli
Mali Müşavir
Galatasaray Üniversitesi
MYO Öğretim Görevlisi
t.apak@apakymm.com
t.apak@superonline.com
BİNEK
OTOMOBİLLERİN ALIŞ BELGELERİNDE YER ALAN ÖTV VE KDV’ NİN GİDER VEYA MALİYET
YAZILMASI
I. GİRİŞ
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 30’uncu maddesi İndirilemeyecek Katma Değer Vergisi ’ni
düzenlemiş bulunmaktadır. KDV Kanununa
göre indirimi kabul edilmeyen konulardan binek otomobillerin alış bedelinde
gösterilen KDV olup, uzun yıllardır tartışma konusu olabilmektedir.
KDV
kanununun ilgili 30’uncu maddenin (b) bendi aşağıdaki düzenlemeyi
içermektedir.
“Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin
kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla
kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış
vesikalarında gösterilen katma değer vergisi”
Öte yandan, ülkemizde gerek
Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlamak, gerekse mevcut mevzuatta yer alan ve
sistemi karmaşık hale getiren bir çok vergi ve fon yürürlükten kaldırılarak,
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu 2002 yılı içerisinde uygulamaya
konulmuştur. Ayrıca, 5035 sayılı yasanın 48’inci maddesi ile de Taşıt Alım Vergisi yerine Özel Tüketim Vergisi getirilmiş
bulunmaktadır.
Binek otomobillerin alış
belgelerinde gösterilen ÖTV ’nin ve
İndirilemeyen KDV ’nin maliyet veya
gider yazılması hususunda tartışmalar ve sıkıntılar devam etmektedir.
II. YASAL DAYANAKLAR VE UYGULAMA
1. Binek Otomobillerin Satın Alınmasına İlişkin Olarak Ödenen ÖTV’nin
Maliyet veya Gider Yazılması:
Vergi Usul Kanunu’nun 274.
maddesinde satın alınan veya imal edilen emtianın maliyet bedeli ile
değerleneceği, 262. maddesinde ise maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin
iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle
bunlara müteferri bilimum giderlerin toplamını ifade ettiği, hükme
bağlanmıştır. Bu tanımlardan iktisadi kıymetin satın alınması veya imali
nedeniyle kullanılan hammaddeler için ödenen ÖTV’nin maliyet bedeli içinde yer
alması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, VUK’nun 269. maddesinde
gayrimenkullerin mütemmim cüzileri ve teferruatları, tesis ve makineler,
gemiler ve diğer taşıtların gayrimenkul gibi değerleneceği belirtilmiştir.
Bu kısa açıklamalarımızdan
ÖTV’nin satın alma bedeline dahil olduğunu ve satın alınan iktisadi kıymetin
maliyet bedeli içinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmaktayız. Ancak,
VUK’nun gayrimenkullerin ve gayrimenkul gibi değerlerin iktisadi kıymetlerin
değerlemesiyle ilgili 270. maddesinin son fıkrasında özel bir değerleme hükmü
daha bulunmaktadır. VUK’a göre makineler, gemiler ve taşıtlar gayrimenkul gibi
değerlenir. [1]
Bu hükme göre, noter, mahkeme,
kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile emlak alım ve özel tüketim
vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında
göstermekte mükellefler serbesttirler. (5035 sayılı Kanunla yapılan ibare
değişikliği ile 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere “taşıt alım
vergileri” yerine “özel tüketim vergileri” ibaresi konulmuştur.)
5035 sayılı kanunun 48’inci maddesiyle ve 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak
üzere Taşıt Alım Vergisi yerine Özel Tüketim Vergisi getirilmiş ve VUK-270/2 maddesi kapsamında; “Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline
ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler
serbesttirler” ifadesi yer
almıştır.
Bize göre de; satın alınan binek otolarının alış bedelleri
içerisinde yer alan ÖTV’nin maliyet bedeline dahil edilmesi veya genel yönetim
giderlerine atılması yönünde mükelleflerin tercih haklarını kullanmaları
yönünde kanuni bir sakınca bulunmamaktadır.
2. Binek Otomobillerin Satın Alınmasına İlişkin Olarak İndirilemeyen
KDV’nin Maliyet veya Gider Yazılması:
Serbest meslek erbabı, serbest
meslek faaliyetini icra ederken kullandığı taşıtların giderlerini hasılattan
indirebilir. Taşıtların giderlerinden kasıt, genel olarak taşıtların tamir,
bakımı yakıt ve benzeri cari giderleridir. Ancak bu tür giderlerin hasılattan
indirilebilmesi için söz konusu taşıtların kiralanmış veya envantere dahil
olması gerekmektedir.
Burada tartışılması gereken en
önemli husus; binek
otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen ve indirilemeyen KDV’nin maliyet
veya gider yazılması konusudur. Uygulamada,
binek otomobillerinin alımı sırasında yüklenilen ancak Kanun’un 30/b maddesi
gereği indirim konusu yapılamayan bu KDV’lerin, doğrudan gider mi yazılacağı,
yoksa maliyet unsuru olarak mı dikkate alınacağı hususunda tereddütlerle
karşılaşılmaktadır.
Serbest meslek erbabının işinde
kullanılmak üzere satın aldığı binek otomobili nedeniyle ödediği KDV’yi,
Kanun’un 30/b maddesine göre indirmesi mümkün değildir. İndirilemeyen bu KDV,
doğrudan gider yazılabileceği gibi, maliyete de intikal ettirilebilir. Bu
konudaki seçimlik hakkı, tamamen mükellefe aittir. [2]
Maliye Bakanlığı, binek
otomobillerin alımında yüklenilen ancak indirimi mümkün olmayan KDV hakkında
yapılacak işlem konusundaki görüşünü Genel Tebliğ ve Özelgelerle açıklamıştır.
Bakanlık 23 Seri no.lu KDV Genel Tebliği’nin (I) bölümünde,
mükelleflerin işletme amacı dışında
iktisap ettikleri binek otomobillerinin alımı sırasında ödedikleri ve kanun
gereği indirimi mümkün olmayan KDV’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları
çerçevesinde işin mahiyetine göre gider
veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceğini açıklamıştır. Aynı
tebliğde, bu uygulamanın binek otomobili işletmeciliği ile uğraşan
mükelleflerin işletme amacı dışında satın aldıkları binek otomobilleri için de
geçerli olduğu belirtilmiştir.
Tebliğde yer alan işin
mahiyetine göre gider yazılması ve maliyete intikal ettirilmesinden kastedilen
husus; 23 Seri no.lu Tebliğde yer alan “indirilemeyen KDV’nin işin mahiyetine
göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceği” şeklinde subjektif
ve son derece esnek olan bir ifadedir. [3]
Öte yandan, Maliye
Bakanlığı’nca verilen bir özelgede; “binek otomobillerine ait olup indirilemeyen
KDV’nin doğrudan gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesinde kanunen
bir sakınca olmadığı” şeklinde çeşitli idari görüşler verilmiş
bulunmaktadır. Söz konusu özelgenin bir tanesinin tam metni aşağıdaki gibidir. [4]
“3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/b maddesine göre,
faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli
şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere
işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen veya bu mal
ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan Katma Değer Vergisi hesaplanan katma
değer vergisinden indirilemez.
23 Seri no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin I bölümünde indirim
konusu yapılamayan bu verginin Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde
işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceği
belirtilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 269. maddesinde
gayrimenkuller gibi taşıtların da maliyet bedeliyle değerleneceği hüküm altına
alınmıştır. Aynı Kanun’un 270. maddesinde ise “Gayrimenkullerde, maliyet
bedeline satın alma bedelinden başka, aşağıda yazılı giderler girer…. Noter,
mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve
Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler
arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.” denilmektedir.
Buna göre, taşıtların maliyet bedeliyle değerlendirilmesi sonucunda
Taşıt Alım Vergilerinin maliyet bedeline eklenmesi veya genel giderler arasında
gösterilmesinde mükelleflere ihtiyarilik tanınmıştır. Bu nedenle, binek
otomobillerine ait indirilemeyen katma değer vergisinin doğrudan gider veya
maliyet unsuru olarak değerlendirilmesinde kanunen bir sakınca
bulunmamaktadır.”
Maliye Bakanlığı’nın söz konusu
diğer bir özelgesi ise özetle aşağıdaki gibidir. [5]
“Serbest meslek erbabı tarafından iktisap edilen binek otomobillerinin
alış belgelerinde gösterilen KDV’nin indiriminin mümkün olmadığı, indirilemeyen
bu verginin otonun maliyet bedeline ilave edilerek amortisman ayırmak suretiyle
gider kaydedilebileceği gibi, ilgili dönemde GVK’nun 68’inci maddesine göre
gider olarak da dikkatte alınabileceği”
Bize göre de; serbest meslek
erbabının aktifine alarak işinde kullandığı binek otomobilinin alışı sırasında
ödediği ancak KDV kanununa göre indirim konusu yapamamış bulunduğu KDV nin,
gelir vergisi açısından doğrudan gider
veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesinde kanunen bir sakınca
bulunmamakta olup, bu konudaki seçimlik hakkı tamamen mükellefe ait
olmalıdır.
III.
SONUÇ
Binek otomobillerinin alış
belgelerinde gösterilen ÖTV ’nin
nihai alıcıları (tüketicileri) tarafından maliyet veya gider yazılması
noktasında hatalı uygulamalar dışında sıkıntı veya tartışma bulunmaması
gerekmektedir. Oysa, binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen KDV ’nin nihai alıcıları (tüketicileri)
tarafından maliyet veya gider yazılması noktasında farklı uygulama ve yorumlar
bulunmaktadır.
Bize göre; gelir veya kurumlar
vergisi mükelleflerinin, aktiflerine alarak işinde kullandıkları binek
otomobilinin alışı sırasında ödedikleri, ancak KDV kanununa göre indirim konusu yapamamış bulundukları KDV nin, gelir ve kurumlar vergisi
açısından doğrudan gider veya maliyet
unsuru olarak değerlendirilmesinde kanunen bir sakınca bulunmamakta olup, bu
konudaki seçimlik hakkı tamamen mükellefe ait olmalıdır.
Öte yandan, binek otomobillerin
alış belgelerinde gösterilen KDV
’nin indirilmesi, maliyet veya gider yazılması hususunda, KDV Kanunun uygulanmaya başlandığı 1985
yılından bu güne kadar geçen 20 yılı
aşkın süredir, KDV Kanununun 30/b
maddesi kapsamındaki tartışmalar, haksız ve hatalı uygulamalar halen devam
etmektedir. Konu kapsamındaki haksız ve
hatalı uygulamanın giderilmesinin tek yolu, ilgili 30/b maddesinin
değiştirilerek, binek otomobillerinin alış KDV sinin tüm mükelleflerce İndirilecek
KDV olarak indirimi mümkün kılınmalıdır.
DİPNOT VE KAYNAKLAR
[1] Dönem
Sonu İşlemleri, Sakıp ŞEKER, Yaklaşım Yayınları, Cilt 1
[2] Katma
Değer Vergisi Kanunu Uygulaması, Yaklaşım Yayınları, Şükrü KIZILOT, Cilt: 4
[3] Katma
Değer Vergisinde İndirim, V.Arif ŞİMŞEK-Abdullah TOLU, Yaklaşım Yayınları,
Nisan 2002
[4] Maliye
Bakanlığı’nın 20.06.2000 tarih, 29609 sayılı Özelgesi
[5] Maliye
Bakanlığı’nın 13.04.2000 tarih, 16814 sayılı Özelgesi
|