|
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ
BAŞBAKANLIK
Sayı:
B.02.1.HM.0.DEİ.02.00/500/24652
Ankara,
26 Nisan 2005
Sn.
Rodrigo de Rato
Başkan
Uluslararası
Para Fonu
Washington,
DC, 20431
A.B.D.
Sayın
de Rato:
1.
Bu mektup, hükümetimizin iktidardaki ikinci
yılının tamamlanmasından sonra kaleme alınmıştır. Göreve
gelişimizden günümüze kadar geçen
kısa süre içerisinde hükümetimiz
gösterdiği kararlı yaklaşımla Türkiye’nin
ekonomik performansını baştan aşağı değiştirmiştir.
Üretimde ciddi artışlar görülürken,
enflasyon bir nesilden fazla bir zaman içindeki
en iyi performansı göstererek tek haneli rakamlara
düşmüştür. Ekonomi politikalarının oluşturulması
ve kamu maliyesi yönetiminde sağlanan ilerleme
ile halkımızın ve yatırımcıların güveni yeniden
tesis edilmiştir. Bu güven faiz oranlarının uzun
yıllardır görülmeyen en düşük seviyelere
gerilemesini sağlamıştır.
2.
Her ne kadar geçtiğimiz iki yılda önemli
başarılara imza atılmış olsa da, önümüzdeki
üç yıl içinde bu başarıların daha
da ileri götürülerek, güçlü
ve istikrarlı büyüme, düşük enflasyon
ve yeni istihdam sağlanması için temel oluşturulması
hedeflenmektedir. Kapsamlı ekonomik reform programımız
bu amaçla oluşturulmuştur. Bu politikalar, bir
sonraki ve en önemli girişimimiz olan, ekonomimizin
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin ekonomilerine
yakınsamasını sağlamayı hedeflemektedir.
•
İlk olarak, sıkı kamu maliyesi politikası ve borç
stokunun azaltılması ekonomik stratejimizin temel taşı
olmaya devam edecektir. Kamu net borç stoğunun
GSMH’ya oranını program sonuna kadar yaklaşık 10 puan
kadar düşürme hedefi doğrultusunda GSMH’nın
%6,5’i oranında faiz dışı fazlaya ulaşılmasının hedeflenmesine
devam edilecektir. Bu politikaların, program süresi
sonunda, bütçenin dengeye yakın bir duruma
gelmesine yardımcı olması beklenmektedir. Sıkı maliye
politikası uygulamasına devam edilmesi, cari açığı
kontrol altında tutacak ve yatırım ile büyüme
için ihtiyaç duyulan kaynakları ortaya
çıkaracaktır. Daha da önemlisi, sıkı maliye
politikası uygulaması, faiz oranlarının düşmeye
devam etmesini temin etmeye yardımcı olacaktır.
•
İkinci olarak, makroekonomik istikrarın başarıyla tesis
edilmiş olması nedeniyle, kamu maliyesindeki uyumu sürdürülebilir
ve daha kolay uygulanabilir hale getirmek için,
bundan sonra kamu harcamalarının kalitesini ve vergi
sistemini iyileştirmeye odaklanılabilecektir. Bu amaç
doğrultusunda, kaynaklarımızı büyümeyi destekleyecek
kamu yatırımlarına yönlendirmek için geniş
çaplı bir yapısal reform gündemi uygulamaya
konacaktır. Ayrıca, gelir performansında sürdürülebilir
iyileşme sağlamak için vergi tabanını genişletecek
ve kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü
azaltacak reformlar başlatılacaktır.
•
Üçüncü olarak, hükümetimiz
ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) enflasyonla
mücadelede gösterilen başarıyı korumaya ve
program süresince de enflasyonu düşük
tek haneli rakamlara indirmeye kararlıdır. Bu hedefe
ulaşmak için, mali disiplinin ve AB standartları
doğrultusunda Merkez Bankasının bağımsızlığının korunmasına
ve Ocak 2006 itibariyle resmi enflasyon hedeflemesi
sistemine geçilmesine ilişkin kararlılığımız
devam etmektedir.
•
Dördüncü olarak, finansal sektörün
istikrarını korumak amacıyla, düzenleme ve denetleme
çerçevesini daha da geliştirecek yeni
bir bankacılık kanunu yürürlüğe konulacak,
kamu bankaları yeniden yapılandırılacak ve varlık satışları
hızlandırılacaktır.
•
Beşinci olarak, yatırım ortamının iyileştirilmesi, Türkiye’nin
orta vadeli büyüme beklentilerinin daha üst
seviyelere taşınması ve işsizliğin azaltılması için
kapsamlı bir reform gündemi uygulamaya konulacaktır.
•
Son olarak, ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını
artırma ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) kaynak
kullanımını sona erdirme stratejimizin bir parçası
olan uluslararası rezerv pozisyonumuzun kuvvetlendirilmesine
devam edilecektir.
3.
Ekte yer alan Ekonomik ve Finansal Politikalara İlişkin
Belge (EFPB) bu hedeflere ulaşmak için uygulanacak
reformların detaylarını içermektedir. Bu reform
programını desteklemek için Fon ile 3 yıllık
yeni bir Stand-by düzenlemesi talep edilmektedir
(Mayıs 2005-Mayıs 2008). Ödemeler dengesi ve finansman
çerçevemizi ve aşağıda açıklanan
güçlendirilmiş politikalarımızı temel alarak,
12 eşit dilimle kullanılmak üzere, 6,662.04 milyon
SDR tutarında Fon kaynağına erişim talep olunmaktadır
(Ek A).
4.
Önümüzdeki dönemde borç servisimizi
daha düzgün bir dağılıma kavuşturmak için
2006 yılına tekabül eden ödemelerimizin erken
ödeme planından normal ödeme planına alınması
da talep olunmaktadır. Ayrıca, makroekonomik koşulların,
halihazırda öngörülenden çok daha
uygun bir seyir izlemesi durumunda, daha fazla kaynak
kullanımına gidilmeyerek erişim hakkımızın ihtiyati
bazda saklı tutulması öngörülmektedir.
5.
Program; düzenli gözden geçirmeler,
ön koşullar, sayısal performans kriterleri ve gösterge
niteliğindeki hedefler ve yapısal performans kriterleri
ile yapısal kriterler vasıtasıyla izlenecektir. Düzenleme
kapsamındaki çekişlerin akışı ve gözden
geçirme takvimi Ek A’da gösterilmektedir.
Sayısal performans kriterleri ve gösterge niteliğindeki
hedefler Ek B’de ve yapısal koşullar ile düzenlemenin
onaylanması için yerine getirilmesi gereken ön
koşullar ise Ek C’de yer almaktadır.
6.
Ekteki belgede açıklanan programımız kapsamında
kaydedilen gelişmelerin raporlanmasına ilişkin şeffaflık
artırılacaktır. Bu program ve gözden geçirmeleri
ile ilgili uzman raporlarının yanısıra, programa ilişkin
belli başlı veriler, bu belgede ve ilgili Niyet Mektuplarında
yapılacak güncellemeler yayımlanacaktır. Ekteki
belgede açıklanan programın izlenmesine yönelik
doğru ve zamanında veri sağlanacaktır.
7.
Ekte yer alan Ekonomik ve Finansal Politikalara İlişkin
Belge’de ortaya konulan politikalar programımızın hedeflerine
ulaşmak için yeterli olmakla birlikte, ihtiyaç
duyulması halinde hedeflerimize ulaşmak için
gerek duyulabilecek diğer tedbirler de alınacaktır.
Bu tedbirlerin uygulanması konusunda ve EFPB’de yer
alan politikalarda yapılabilecek değişikliklerden önce,
Fon’un istişare politikaları ile uyumlu olarak Fon’la
görüş alış verişinde bulunulacaktır.
İyi
Dileklerimizle,
Ali
Babacan Süreyya
Serdengeçti
Ekonomiden
Sorumlu Devlet Bakanı TCMB
Başkanı
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ HÜKÜMETİNİN
EKONOMİK
VE MALİ POLİTİKALARINA İLİŞKİN BELGE
26
Nisan 2005
1.
Hükümetimizin, göreve başladığı 2002
yılının Kasım ayından bu yana izlemiş olduğu reform
programı ekonomik performansta kalıcı bir iyileşme sağlamıştır.
Dış şoklara rağmen, finansal piyasalardaki güven
artmıştır. Faiz oranları ciddi derecede gerilemiş ve
Türk Lirası güçlü bir seyir izlemiştir.
Reel kesimin performansı tahminlerimizi aşarken; enflasyon,
basiretli para ve maliye politikalarının katkısıyla,
keskin bir düşüşle tek haneli seviyelere inmiştir.
2000-01’deki bankacılık krizi sonrasında ciddi şekilde
artan net kamu borç stoku, istikrarlı bir düşüş
eğilimi göstererek; 2004 yılı sonu itibariyle,
yaklaşık 30 puanlık bir azalmayla, GSMH’nin %63.5’ine
gerilemiş ve borcun sürdürülebilirliğine
ilişkin endişelerin giderilmesine katkı sağlamıştır.
2.
Önümüzdeki üç yıllık dönemde,
elde edilen ekonomik başarının pekiştirilmesi ve ekonomimizin
Avrupa Birliği ekonomilerine yakınsama sürecinin
güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu hedeflere ulaşabilmek için: (i) kamu borcunda,
orta vadeli borç azaltma stratejisi çerçevesinde
faiz dışı fazla vermeye devam ederek, daha fazla düşüş
temin edilecek; (ii) açık enflasyon hedeflemesine
geçilerek ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı
korunarak, enflasyonun düşük tek haneli seviyelere
gerilemesi sağlanacak; (iii) finansal sistemin istikrarı
korunurken, sistem daha güçlü bir yapıya
kavuşturulacak; (iv) sosyal güvenlik sistemini
sağlam temeller üzerine oturtacak, kayıtdışı ekonominin
hacmini küçültecek, işsizliği azaltacak
ve yatırım ortamını iyileştirecek yapısal reformlar
yürürlüğe konulacak ve (v) IMF’den kaynak
kullamını sona erdirmeye hazırlanmak amacıyla uluslararası
rezerv konumumuz güçlendirilecektir (Ek
A ve C). Bu belge, reform programını ayrıntılarıyla
ortaya koymaktadır.
A.
Makroekonomik Çerçeve
3.
Makroekonomik programımız, Türkiye’yi sürdürülebilir
bir cari işlemler dengesi ve düşük enflasyon
ortamında sağlam bir şekilde güçlü
büyüme çizgisine kavuşturmayı hedeflemektedir.
Krizin ardından ekonomi kuvvetle toparlanmış ve 2004
yılındaki büyüme, tahminlerin çok ötesinde
gerçekleşmiştir. Yeni ekonomik reform programımız
büyümenin bir miktar yavaşlayarak %5 seviyesinde
gerçekleşeceğini varsaymaktadır. Sıkı kamu maliyesi
politikasıyla ekonomik büyümenin, yatırım
ve ihracat artışı kaynaklı olması beklenmektedir. Bu
sayede, 2005 yılında cari işlemler açığının GSMH’nin
%4,5’i seviyelerine gerilemesi ve programın kalan döneminde
de, GSMH’nin %3’ü seviyelerinde gerçekleşmesi
beklenmektedir. Ekonomideki bu soğuma, ayrıca, enflasyonla
mücadeledeki başarılı politikamızın sürdürülmesine
ve enflasyonun aşamalı olarak AB ülkelerindeki
seviyelere indirilmesine yardım edecektir. Hedef, 2005
yılında %8’lik enflasyonu yakalamak ve program sonu
itibariyle, %5’in altındaki seviyelere inebilmektir.
B.
Para Politikası
4.
Program süresince para politikasının ana hedefi,
enflasyonun AB ülkelerindeki seviyelere indirilmesi
olacaktır. Sadece üç yıl içerisinde
enflasyon %70’lerden, program hedeflerimizin çok
daha altında olacak şekilde, %10’un altındaki seviyelere
düşmüştür. Enflasyonu daha da düşürebilmek
için, şu ana kadarki başarıda büyük
rolü bulunan iki ana uygulamaya –basiretli maliye
politikalarına ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın
bağımsızlığının korunmasına- devam edilecektir. Enflasyonla
mücadelede yakın zamanda kaydedilen başarı, güçlü
Türk Lirası ve enflasyon beklentilerindeki gerileme
dikkate alındığında; enflasyonun bu yıl için
%8 olarak belirlenen hedefe rahatça ulaşacağı
görülmektedir. Bu gelişmeler yeni program
döneminde, enflasyonun daha da düşürülmesi
için uygun zemini hazırlamış olacaktır. Açık
enflasyon hedeflemesine geçiş sürecinin
ilk aşamalarında, mevcut para tabanı çerçevesi
ile birlikte, net iç varlıklara ilişkin gösterge
niteliğindeki hedefler korunacaktır (Ek D). Bu hedeflerin
yakın olarak izlenmesine devam edilecek ve para tabanı
talebinde bir değişiklik olduğuna ilişkin kuvvetli belirtilerin
ortaya çıkması halinde, hedeflerde yeni düzenlemeler
yapılması önerilecektir. Enflasyonla mücadeledeki
başarının ve Türk Lirası’na karşı artan güvenin
göstergesi olarak, Ocak ayında Yeni Türk Lirası
tedavüle girmiştir (TL’den altı sıfır atılmıştır).
Yeni Türk Lirası’na geçiş son derece sorunsuz
olmuş ve politikalarımızın güvenilirliğini daha
da artırmıştır.
5.
TCMB, 2006 Ocak ayına kadar açık enflasyon hedeflemesine
geçilmesini teminen ayrıntılı bir plan açıklamıştır.
Enflasyonun şimdiden tek haneli seviyelere gerilemiş
olması, azalmakta olan kamu borç yükü
ve güçlendirilmiş finansal sistem dikkate
alındığında; açık enflasyon hedeflemesine geçiş
için doğru zamanın yaklaştığı düşünülmektedir.
Planın ilk kısmı para politikası kararlarının zamanlamasına
ilişkindir. Bu kapsamda 2001 yılı Mayıs ayında kurulan
Para Politikası Kurulu’nun, düzenli olarak yapılan
aylık toplantıları, 2005 yılı Ocak ayından itibaren
her ay daha önceden ilan edilmiş bir tarihte gerçekleştirilmekte
ve ilk safhada, Kurul kararları tavsiye niteliğinde
bulunmaktadır. Her toplantıdan sonra, TCMB kararını
açıklamakta ve enflasyon görünümü
ile Para Politikası Kurulu’nun gündemini özetleyen
bir rapor yayımlamaktadır. Para politikası kararları,
12 aylık geçiş dönemi süresince mevcut
uygulamalar çerçevesinde alınmaya devam
edilecektir. Yıl içerisinde, TCMB’nin geçişkenlik
mekanizmasına ilişkin görüşleri açıklanacak
ve çekirdek enflasyon göstergeleri oluşturulacaktır.
Açık enflasyon hedeflemesine geçiş sürecindeki
son aşamada, Para Politikası Kurulu, faiz oranlarının
belirlenmesinde 2006 yılı başından itibaren tam yetkili
olacak ve her toplantıdan sonra, Kurul tutanaklarının
bir özeti yayımlanacaktır. Program koşulsallığı
açısından ise, Kurul’un 2006 yılı başlarında
faiz oranlarının belirlenmesinde tam yetkili olmasından
sonra, para tabanı ve net iç varlıklara ilişkin
hedefler, enflasyona ilişkin istişari çerçeve
ile değiştirilecektir.
6.
TCMB’nin, program süresince dalgalı kur rejimi
çerçevesinde hareket ederken net uluslararası
rezervlerini de güçlendirmesi planlanmaktadır
(Ek E). TCMB, 2005 yılı için belirlenen sabit
günlük asgari alım tutarlı döviz alım
ihalelerine yeniden başlamıştır. Günlük asgari
döviz alım tutarları, önceden 15 milyon ABD
Dolarına sabitlenmiş ve ihaleleri kazanacak bankalara,
ortalama fiyat üzerinden TCMB’ye ilave döviz
satabilme imkanı tanınmıştır. İhale mekanizmasını daha
tahmin edilebilir kılmak için, günlük
asgari döviz alım tutarlarında yıl boyunca değişikliğe
gidilmeyecek; ancak, aşırılık görülen durumlarda
ihalelerin geçici olarak durdurulmasına imkan
tanıyan düzenlemelere yer verilecektir. Ayrıca,
TCMB, döviz kurlarındaki aşırı oynaklıkları engelleyebilmek
amacıyla, sermaye girişlerine yönelik olarak bu
yılın Ocak ve Mart aylarında yapmış olduğu gibi, ihale
mekanizmasının dışında çok kısıtlı ihtiyarî
müdahale hakkını saklı tutacaktır.
C.
Kamu Maliyesi Politikaları
Program
hedefleri
7.
Yeni program yüksek seviyede faiz dışı fazla üretilmesi
suretiyle borcun azaltılması üzerine odaklanmaya
devam etmektedir. Yüksek faiz dışı fazla, kamu
borcunun azaltılmasına ve faiz oranlarının düşürülmesine
yardım etmiş ve finansal piyasalara, politika kararlılığımıza
ilişkin açık bir mesaj iletmiştir. Yeni program
kapsamında, söz konusu başarılı stratejiye devam
edilecek ve net borç oranı GSMH’nın % 10’u civarında
azaltılacaktır.
8.
Yeni program, aynı zamanda mali uyumun sürdürülebilirliğini
ve ekonomi üzerinde yarattığı etkinin güçlendirilmesini
temin etmek amacıyla bütçenin komposizyonunu
ve kalitesini geliştirecektir. Yüksek vergi oranlarından,
bozucu etkileri olan vergi araçlarından ve bir
defaya mahsus tedbirlerden mümkün olduğunca
kaçınabilmek amacıyla vergi tabanı genişletilecek
ve vergi idaresi iyileştirilecektir. Bir yandan bütçenin
esnekliğini geliştirmek amacıyla sosyal güvenlik
ve kamu sektörü reformları hayata geçirilirken,
diğer yandan sağlık ve eğitim harcamalarının verimliliği
artırılacaktır. Aynı zamanda, harcama yönetimi
ve kamu maliyesi politikasının şeffaflığı daha da güçlendirilecektir.
2004
yılında kamu maliyesi performansı
9.
Güçlü büyüme ve yüksek
seviyedeki gelirlerin etkisi ile 2004 yılında kamu maliyesi
performansı program hedeflerinin üzerinde gerçekleşmiştir.
Harcamalar bütçe hedefleri doğrultusunda
gerçekleştirilirken, özellikle kurumlar
vergisi ve katma değer vergisi tahsilatları güçlü
bir seyir izlemiştir. Konsolide bütçenin
dışında ise sosyal güvenlik kuruluşlarının pozisyonundaki
küçük oranlı sapma, artan uluslararası
petrol fiyatları ve programın üzerindeki tahıl
alımlarına rağmen KİTlerin daha yüksek faiz dışı
fazla vermesiyle telafi edilmiş ve konsolide bütçe
dışındaki kamu maliyesi performansı da güçlü
bir seyir izlemiştir. Özet olarak, 2004 yılı faiz
dışı fazlası GSMH’nın % 7’si civarına ulaşmıştır. Hem
konsolide kamu sektörü için GSMH’nın
% 6.5’i oranındaki hedef, hem de konsolide bütçe
için GSMH’nın % 5’i oranındaki hedef aşılmıştır.
10.
2004 yılının dördüncü çeyreğinde,
2005 yılında daha güçlü bir gelir tabanı
oluşturmayı ve cari işlemler açığını hedefleyen
bir dizi iyi odaklanmış tedbir yürürlüğe
konmuştur. Bu tedbirler, motorlu taşıtlara ilişkin daha
yüksek maktu vergilerin yanı sıra, petrol ürünleri
ve doğal gaz fiyatlarındaki ayarlamaları içermektedir.
2005 yılında, maktu vergiler ve KİT fiyatları 2005 yılı
program varsayımlarıyla uyumlu olacaktır (Yapısal Kriter).
2005
yılı bütçe çerçevesi
11.
2005 bütçesi, konsolide kamu sektörü
için GSMH’nın % 6,5’i oranında bir faiz dışı
fazlayı hedeflemektedir (konsolide bütçe
için % 5) (Ek F). Faiz oranlarının giderek düşmesiyle
birlikte, kamu sektörü genel açığının
2004 yılında %6’nın üzerindeki seviyesinden 2005
yılında yaklaşık % 4,5’ler seviyesine inmesi beklenmektedir
(Ek F). Bütçe, Aralık ayında Meclis tarafından
onaylanmış olup, gelir ve harcamaların kompozisyonunu
iyileştirecek belli başlı ilk adımları içermektedir:
•
Harcamalar tarafında, kaynaklar kamu yatırımları ve
bilimsel araştırmalara yönelik harcamalara kaydırılmaktadır.
Bu gelişme, temel altyapı projeleri ve sosyal projelere
ilişkin olarak önemli bir mesafe kat edilmesini
sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda ikili ve çok
taraflı dış finansman kaynaklarından daha fazla kullanım
yapılmasına imkan tanıyacaktır. Sosyal güvenlik
harcamaları, ilaç ve diğer tıbbi malzeme giderlerinde
son yıllarda görülen hızlı artışın önünün
kesilmesi suretiyle kontrol altına alınacaktır. Bu konudaki
tedbirler, ilaç ve tıbbi hizmetler için
daha düşük tedarik fiyatları uygulanmasını
içermektedir. Programın kamu maliyesi hedeflerinin
tutturulmasını sağlamaya yardımcı olmak amacıyla, yeni
programda üç sosyal güvenlik kuruluşunun
birleştirilmiş dengesinin çeyrekler itibariyle
ve gösterge niteliğinde izlenmesine de yer verilmiştir
( Ek F).
•
Bütçe, gelir vergisinin en yüksek oranının
yanı sıra, kurumlar vergisi oranını da azaltmaktadır.
2005 yılında gelirler, yapılan projeksiyonları aştığı
takdirde, finansal aracılık vergilerinin düşürülmesi
de dikkate alınacaktır. Böylece, küçük
bir gelir kaybı karşılığında bankacılık sisteminin aracılık
faaliyetlerinin ağırlık kazanması teşvik edilmiş olacaktır.
Gerekli
olduğu takdirde, 2005 yılı kamu maliyesi hedeflerine
ulaşmak amacıyla ilave gelir ve harcama tedbirleri alınacaktır.
Bu kapsamda, beklenenin üzerinde gerçekleşen
gelirler, 2005 yılı bütçe hedeflerine ulaşılmasını
sağlamaya ve cari işlemler açığı üzerindeki
baskıları azaltmaya yardım edecek ek bir unsur olarak
harcanmadan muhafaza edilmeye devam edilecektir.
Orta
vadeli bütçe çerçevesi
12.
Program süresince, borç ve faiz oranlarının
düşürülmesini desteklemek amacıyla, GSMH’nın
%6,5’i oranındaki faiz dışı fazla hedefinin korunması
amaçlanmaktadır. Bu çerçeve içinde,
özellikle cari harcamalar, sosyal güvenlik
kuruluşlarına, KİT’lere ve diğer kurumlara yapılan transferler
ve sübvansiyonların rasyonelleştirilmesi suretiyle,
harcama kompozisyonunun iyileştirilmesine çalışılacaktır.
Vergi politikasında yapılacak değişiklikler faiz dışı
fazla hedefiyle uyumlu olacak, diğer yandan da ekonomide
önemli yer tutan kayıt dışı ekonominin kayıt altına
alınmasını sağlayacak güçlendirilmiş vergi
idaresi daha yüksek gelir tahsilatının yolunu açacaktır.
Bu tedbirler neticesinde, kamu sektörü genel
açığının 2007 yılına kadar sıfıra yaklaşması
beklenmektedir.
D.
Yapısal Kamu Maliyesi Reformları
13.
Yeni program halihazırdaki programın kamu maliyesine
ilişkin yapısal reformları uygulamadaki başarısını daha
ileriye götürecektir. Geçtiğimiz iki
yıl zarfında, bütçenin şeffaflığı ve vergi
sistemine ilişkin önemli ilerlemeler kaydedilmiş
ve sosyal güvenlik ile vergi idaresi alanlarında
reformlar yürürlüğe konmuştur. Söz
konusu reformların uygulanmasına devam edilmesi, Türkiye’nin
kamu finansmanı dengelerini tamamen sürdürülebilir
bir seviyeye çıkarmak ve mali kurumlarını Avrupa
Birliği’ndeki kurumların seviyesine getirmek açısından
önem taşımaktadır.
14.
Kamu maliyesinde kalıcı iyileşme sağlamayı hedefleyen
reform çabalarının temel unsuru, bütçe
dengelerini korumaya yönelik kısa vadeli tedbirler
ile desteklenen geniş kapsamlı bir sosyal güvenlik
reformudur. Reform yapılmaması halinde, demografik eğilimler
ile teknolojik ilerlemelerin tedavi giderlerine getireceği
ilave maliyetler, özellikle uzun dönemde basiretli
kamu maliyesi politikalarının sürdürülmesini
oldukça zorlaştıracaktır. Kapsamlı bir istişare
sürecini takiben, üç reform kanunundan
oluşan bir paket hazırlanmıştır. Emeklilik ve sağlık
reformuna ilişkin kanun taslağı, bir yandan emekli aylığı
hesaplama formülünü tüm meslek grupları
arasında uyumlaştırırken diğer taraftan parametrik değişiklikler
getirmekte ve ilave maliyetleri geniş ölçüde
sağlıkta dönüşüm programı altındaki tedbirlerle
dengelenecek genel sağlık sigortası uygulamasını tesis
etmektedir. Reform, mevcut parçalı sistemi birleştirilmiş
tek emeklilik fonu ve birleştirilmiş tek sağlık fonu
olacak şekilde yeniden yapılandırmaktadır. Sosyal yardıma
ilişkin yasa mevcut programlardaki çoklu yapıyı
konsolide etmektedir. Nihai olarak, sosyal güvenlik
reformuna ilişkin idari yapılanma yasası emeklilik,
sağlık ve sosyal yardım programlarının idari yapısını
birleştirmektedir. Sosyal güvenlik reformunun uzun
dönemde tasarruf sağlamaya odaklanmış olmasından
hareketle, üç sosyal güvenlik kuruluşunun
(SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) genel dengesine (transferlerden
önce) program süresince 2004 yılındaki seviyesi
olan GSMH’nın %4,5’i oranında bir tavan getirilerek
kısa dönemdeki baskılara karşı önlem alınmaktadır
(Gösterge Niteliğinde Hedef).
15.
Emeklilik reformu, emeklilik sisteminin açığının
uzun vadede GSMH’nın %1’inin altına indirilmesini amaçlamaktadır.
Öngörülen tasarruflar, tüm emeklilik
aylıklarını çalışma hayatı boyunca elde edilen
kazançlar bazına oturtan birleştirilmiş emeklilik
aylığı formülünün kullanılması, ana emeklilik
parametrelerinin değiştirilmesi, prim tabanının genişletilmesi
ve kanuni emeklilik yaşının uzayan yaşam süresine
göre ayarlanması ile sağlanacaktır. Yıllık olarak
sağlanacak tasarrufların, zaman içerisinde aşamalı
olarak artması ve tasarruf miktarının 10 yıllık bir
sürede GSMH’nın %1’i civarına ulaşması beklenmektedir.
Emeklilik reformuna ilişkin kanun taslağı, TBMM’ye sunulmuştur
(Ön Koşul). Emeklilik reformuna ilişkin kanunun
Haziran ayı sonuna kadar TBMM’den geçmesi beklenmektedir
(Yapısal Performans Kriteri).Sosyal güvenlik reformuna
ilişkin idari yapılanma kanununun da 2005 yılı Haziran
ayı sonuna kadar geçmesi beklenmektedir (Yapısal
Kriter).
16.
2006 yılından itibaren genel sağlık sigortası uygulamasına
başlanması tasarlanmaktadır. Geçiş sebebiyle
ortaya çıkacak başlangıç maliyetleri olmasına
rağmen, hastanelerin yeniden yapılandırılması ve temel
sağlık hizmetlerine yeniden odaklanılması gibi reformlar
dahil olmak üzere, genel sağlık sigortası ile bağlantılı
sektörel reformların orta vadede sistemin maliyetlerini
reform olmaksızın ortaya çıkacak baz senaryonun
altına indirmesi amaçlanmaktadır. İlaç
harcamalarındaki artışı azaltmaya yönelik olarak
2005 yılı için aldığımız tedbirler genel sağlık
sigortasının getireceği ilave maliyetleri, daha büyük
çerçevede ise sağlık harcamalarındaki
artışı düşürmeye yönelik çabalarımız
için kritik bir başlangıç olacaktır. Sağlık
sektöründeki reformların getirebileceği olası
ilave maliyet için, ihtiyaç duyulduğu
takdirde telafi edici mali tedbirler alınacaktır. Sağlık
reformu kanununun kabul edilmesini müteakiben,
sağlık harcamalarını izlemek ve orta vadeli eğilimleri
değerlendirmek amacıyla sayısal bir çerçeve
geliştirilecektir (2005 yılı Eylül ayı sonu için
Kriter). Bu çerçeve, sağlık harcamalarının
kontrol altında tutulmasını ve bu harcamaların reform
uygulaması sonrasına yönelik temel harcama projeksiyonuna
uyumlu olarak hareket etmesini sağlayacaktır.
17.
Bütçe harcamalarındaki katılığı azaltmak
ve kamu hizmetlerinin kalitesini artırmak amaçlı
diğer harcama politikası reformları da başlatılmaktadır.
Bu yıl orta vadeli harcama önceliklerini ayrıntılı
olarak belirlemek amacıyla kamu harcamalarının kapsamlı
bir şekilde gözden geçirilmesi için
Dünya Bankası ile çalışmaya başlanmıştır.
Kamu harcamalarının gözden geçirilmesi kamu
sektörü istihdamında, sağlık, eğitim, tarım
ve yatırımlarda verimlilik artışlarını hedefleyecektir.
Personel giderleri, temel harcamalar içerisinde
Avrupa Birliği ülkelerinde olduğundan çok
daha büyük bir pay almaktadır. Ayrıca kamu
istihdam politikaları; çok karmaşık maaş ve ücret
sınıflandırmaları, dar bir yelpazedeki ücret farklılıkları
ve orta vadeli planlamayı engelleyen sözleşmelere
dayanmaktadır. Bu sorunların ele alınabilmesi için,
kamu sektörü ücret ve istihdam yapısının
kapsamlı gözden geçirilmesi çalışması
başlatılmıştır ve bu çalışma yıl sonuna kadar
tamamlanacaktır (Yapısal Kriter). Kamu İktisadi Teşebbüslerine
yeni personel alımını kat’i şekilde kısıtlayan politikamız
da sürdürülecektir. Atıl istihdamın giderilmesinde
belirlenen hedefleri aşan işletmeler ile uzman kadrolara
ilişkin sınırlı istisnalar hariç her bir işletmede
bir önceki yılda işten ayrılanların en fazla
%10’u kadar yeni personel alımı yapılabilecektir (Yapısal
Kriter).
18.
Verimliliğin arttırılması, kayıt dışı ekonomide kalmaya
yönelik özendirici unsurların azaltılması
ve faiz oranlarının ve finansal aracılık hizmetlerinden
alınan vergi gelirlerinin düşmesiyle vergi gelirlerinde
beklenen yapısal daralmanın telafi edilebilmesi açısından
ilave vergi reformları son derece önemlidir :
•
Kapsam ve uyumun iyileştirilmesi ve gelirlerin artırılması
amacıyla, gelir vergisini reforma tabi tutacak yasa
2005 yılı Eylül ayına kadar Meclis’e sunulacaktır
(Yapısal Kriter). Özellikle, gelir vergisi tabanının
genişletilmesi, ücret ve ücret dışı tarifelerin
birleştirilmesi, gelir dilimi sayısının azaltılması
ile vergi mükellefleri ve gelir idaresinin üzerindeki
uyum yükünü azaltmak için gider
indirimi sisteminin yeniden şekillendirilmesi öngörülmektedir.
•
AB direktifleri ile uyumlu bir şekilde, özel sağlık
ve eğitim hizmetleri ile dar bir yelpazedeki gıda kalemlerini
kapsayan düşük oranlı KDV uygulaması 2005
yılında başlatılmıştır. Bunun dışında, program dönemi
boyunca KDV oranları veya kapsamının değiştirilmesi
tasarlanmamaktadır.
•
Kurumlar vergisi rejimi, basitleştirme, verimlilik artışı
sağlanması ve vergi tabanının genişletilmesi amacıyla
2005 yılının Eylül ayına kadar gözden geçirilecektir.
Burada hedefimiz, kurumlar vergisini AB uygulamalarıyla
daha fazla uyumlu hale getirmektir.
•
Finansal aracılık hizmetlerinden alınan vergiler, program
döneminde aşamalı olarak kaldırılacaktır. Banka
Sigorta Muameleleri Vergisi’nin (BSMV) 2006 yılına kadar
ve koşullar elverdiği takdirde, Kaynak Kullanımını Destekleme
Fonu (KKDF) kesintisinin de program dönemi içerisinde
kaldırılması tasarlanmaktadır.
•
Son olarak, sistemdeki bozuklukları azaltmak ve finansal
enstrümanlar arasındaki vergilendirmeyi uyumlaştırmak
amacıyla gerçek kişilerin diğer menkul kıymetler
ve kamu menkul kıymetlerinden, banka mevduatlarından
ve diğer finansal varlıklardan elde ettikleri kazançlar
için tek bir vergi oranı 2006 yılından itibaren
uygulanmaya başlanacaktır.
19.
Program kapsamında bir ön koşul olan, vergi idaresinin
yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesine
yönelik yasa TBMM tarafından onaylanmıştır. Yasa
ile Gelir İdaresi, Maliye Bakanlığı altında yarı-otonom
bir birim olarak kurulmakta, fonksiyonel bazda ve yerel
vergi dairelerini doğrudan kontrol altına alacak şekilde
yapılandırılmaktadır. Vergi politikası sorumluluğu,
yeni Gelir İdaresi’nin vergi idaresine odaklanmasına
imkan tanımak üzere Maliye Bakanlığı’nda kalacaktır.
Ayrıca, Gelir İdaresi 2005 yılı sonuna kadar büyük
vergi mükellefleri birimini kuracaktır (Yapısal
Kriter). Gelir İdaresi’nin 2006 yılında sosyal güvenlik
primlerinin tahsilatında daha fazla rol üstlenmesi
beklenmektedir. Vergi denetimi hizmetlerinin iyileştirilmesi
için imkanların gözden geçirilmesine
de devam edilecektir. Orta vadede, denetim görevlilerinin
sayısı Gelirler Genel Müdürlüğü
personeli sayısının %5’i seviyesinden uluslararası standart
olan %20’ye veya daha yüksek bir seviyeye çıkartılacaktır.
Bir önceki programda da yer aldığı üzere,
kamu kesimi alacakları için af getirilmesi uygulamasından
kaçınılmaya devam edilecektir (Sürekli Yapısal
Performans Kriteri).
20.
Kamu Mali Yönetim ve Kontrol (KMYK) Kanunu 2006
yılına kadar tam olarak yürürlüğe girecek
olup harcama yönetiminde daha fazla iyileştirme
için bir çerçeve sağlayacaktır.
Uygulamanın kritik olacağı iki alan, orta vadeli ve
performansa dayalı bütçeleme ile belediyeler
ve iller düzeyinde geliştirilmiş mali hesap verebilirliktir.
İkincil yasal düzenlemeler Eylül 2005 sonuna
kadar yürürlüğe girmiş olacaktır (Yapısal
Kriter). Bu alanların yanısıra denetim ve kontrol, bütçe
hazırlama ve uygulama, borç ve nakit yönetimi
ve Hazine işlemleri ve kapsamı konularındaki ana hususların
tespitine yardımcı olmak amacıyla mali politikalarda
şeffaflık konusunda güncellenmiş bir Standart ve
Kodların İzlenmesi Raporu (ROSC) hazırlanması talep
edilmiştir.
21.
Hükümet bütçe disiplini ve şeffaflığı
da ön planda tutan yasal bir çerçeve
dahilinde daha ileri seviyede yerinden yönetim
yönündeki kararlılığını sürdürmektedir.
İl özel idareleri ve belediyelerin yeni harcama
yetkilerinin, yerel gelir enstrümanları ve gelir
yaratma kapasiteleri ile yeterince uyumlu olmasını ve
gelir paylaşımında istikrarlı ve şeffaf bir sistemle
desteklenmesini sağlayacak yasa taslağı TBMM’ye sunulacaktır.
Yerel yönetimlerle ilgili yeni kanunlar, il özel
idareleri ve belediyelere sıkı borçlanma ve borç
miktarı sınırları getirecektir. İl özel idareleri
ve belediyelerin borç stoğu yıllık gelirlerini
aşmayacak şekilde, Büyükşehir Belediyeleri’nin
borç stoğu ise yıllık gelirlerinin 1.5 katı ile
sınırlandırılacaktır. Bütün yerel yönetimlerin,
yıllık gelirlerinin %10’unu aşan yeni iç borçlanmaları
merkezi hükümetin iznini gerektirecektir.
Bu sınırlar program dönemi boyunca yakından takip
edilecek ve gerektiğinde sıkılaştırılacaktır. 2005 yılı
Eylül ayı sonuna kadar, yerel yönetimlerin
kontrolündeki işletmeler dahil olmak üzere,
belediyeler ve büyükşehir belediyelerinin
borç düzeyine ilişkin kapsamlı bir rapor
tamamlanacak ve yayımlanacaktır. Belediyeler ve büyükşehir
belediyelerinin gecikmiş borçları, geri ödeme
kabiliyetine bakılarak her bir borçlu bazında
tek tek ele alınmaya devam edilecek ve nihai uzlaşmalar
kamuoyuna duyurulacaktır. Belediyelerin borç
geri ödemeleri genel bütçe vergi gelirlerinden
ayrılacak paylardan yapılacak kesintilerle güvence
altına alınacaktır.
22.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nde kurumsal yönetişimin
güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler
mali şeffaflığı daha da arttıracaktır. Kurumsal yönetişime
ilişkin yasal düzenleme, performans hedeflerini,
hesap verebilirlik ve bilgi verme gerekliliklerini,
bütçeleme ve planlama düzenlemelerini,
satın alma şartlarını ve dış denetimlere ilişkin hükümleri
kapsayacaktır. Bu konudaki düzenlemelerin 2005
yılı Eylül ayı sonuna kadar TBMM’ye sunulması beklenmektedir
(Yapısal Kriter).
E.
Borç Yönetimi
23.
Borç yönetimine ilişkin strateji kamu borcunun
kırılganlığını daha da azaltacaktır. (Ek H ve I). Yeni
gerçekleştirilecek iç borçlanmanın
vade yapısını daha da uzatmak ve Hazine’nin nakit pozisyonunu
artırmak suretiyle kamu borç stoğunun çevrilmesi
riskinin azaltılması planlanmaktadır. 2004 yılı Ekim
ayında, vadesi, daha önce ihraç edilmiş
benzer tahvillerden önemli ölçüde
daha uzun olan 3 yıl vadeli Türk Lirası cinsinden
sabit kupon ödemeli bir devlet tahvili başarıyla
ihraç edilmiştir. Bu ihracı, Şubat ayında gerçekleştirilen
5 yıl vadeli bir tahvil ihracı izlemiştir. Önümüzdeki
dönemde de TL cinsinden devlet tahvillerinin getiri
eğrisini daha da uzatmak ve bu tür araçlara
yönelik daha likit bir piyasa oluşturmak amacıyla
piyasa koşulları izin verdiği ölçüde
benzer ihraçların yapılması planlanmaktadır.
Bu durum, sadece borç yönetimini kolaylaştırmayacak,
finansal aracı kuruluşlara faiz ve likidite risklerini
daha iyi yönetme imkanı vererek sermaye piyasasının
geliştirilmesine de katkı sağlayacaktır. Son olarak,
devlet tahvillerindeki yatırımcı tabanını genişletmeye
yönelik çabalar devam edecektir. Bu doğrultuda
emeklilik ve sigorta fonlarının, şirketlerin, bireysel
ve yabancı yatırımcıların devlet tahvillerine olan taleplerini
artırmanın yolları aranacaktır.
24.
Hazine bünyesindeki yatırımcılarla ilişkiler birimi
güçlendirilerek piyasalarla olan iletişim
geliştirilecektir. Güçlendirilmiş (etkin
bir internet sayfası ile desteklenen) yatırımcılarla
ilişkiler birimi piyasa katılımcıları ile olan diyaloğumuzun
ve bilgi alışverişimizin geliştirilmesine yardım ederek
yabancı kaynak akımlarının istikrarına katkı sağlayacaktır.
Bu birim, hükümetin makroekonomik hedef ve
politikalarına (hukuki çerçeve v.s.) yönelik
genel bilgi sağlamak yanında, güncel tahminler,
finansman planlarına ilişkin görüşler ve yatırımcıların
özellikle ilgilendiği ülkenin borçlanma
ve yatırım araçlarıyla ilgili konulardaki diğer
gelişmelere ilişkin bilgi de sağlayacaktır.
F.
Finansal Sektör Reformu
25.
Son yıllarda gerçekleştirilen reformlar bankacılık
sektörünün düzenleyici çerçevesini
uluslararası standartlara yaklaştırmıştır. Kamu bankalarına
sermaye desteği sağlanırken bu bankalar yeniden yapılandırılmış,
ayrıca özel bankaların karlılık durumları iyileşmiştir.
Yeni program, varlıkların çözüme kavuşturulması
sürecini hızlandırmak, kamu bankalarındaki yeniden
yapılandırmayı sürdürmek ve söz konusu
bankaları nihai olarak özelleştirmeye hazırlamak
ve kanuni çerçeve ve denetim sistemindeki
kalan kırılganlıkları azaltmak suretiyle daha evvel
gerçekleştirilen reformlar üzerine aşama
kaydedecektir. Reform planlarımıza katkı sağlamak üzere,
Fon ve Dünya Bankası’ndan 2006 yılının başında
Finansal Sektörü Değerlendirme Programı’nın
başlatılması talep olunmaktadır.
26.
Aşağıda belirtilen hususları içeren yeni bir
Bankacılık Kanunu Tasarısı Taslağı TBMM’ye sunulmuş
olup (Ön Koşul), taslağın Haziran ayı sonuna kadar
TBMM’den geçmesi ( Yapısal Performans Kriteri)
beklenmektedir. Taslak düzenleme yasal çerçeveyi
AB standartları ile çok daha uyumlu hale getirecektir.
Yeni kanun özellikle aşağıdaki konularda bankacılığın
denetleme ve düzenlenmesini geliştirecektir: (i)
banka sahipliğine ilişkin uygunluk kriterleri; (ii)
BDDK’nın gözetimden sorumlu meslek personelini
ve diğer uzmanları da denetim sürecine dahil etmesine
imkan tanıyacak şekilde yerinde denetim ; (iii) imtiyazlı
koşullar ve özel onay şartlarıyla kredi açılmaması
gibi ihtiyati güvenceler getirmek suretiyle kredi
kuruluşunun dahil olduğu risk grubuna açılacak
krediler; (iv) BDDK ve TMSF kurul üyeleri ile personelinin
görevlerini yerine getirirken gerçekleştirdikleri
iyi niyetli eylemler için hukuki olarak korunmaları;
(v) BDDK ve TMSF arasındaki yetki ve sorumluluk paylaşımının
daha iyi tanımlanması ve söz konusu kuruluşlar
arasında etkin koordinasyonun sağlanması; ve (vi) TMSF’ye,
mevduat sigorta primlerini BDDK, TCMB ve Hazine Müsteşarlığı
ile koordineli bir şekilde belirleme yetkisi verilmesi.
BDDK ve TMSF’nin operasyonel ve mali bağımsızlığı yeni
Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer yasal düzenlemelerde
korunacaktır. Kanun kapsamındaki uygulama yönetmelikleri
Haziran 2006 sonuna kadar tamamlanacaktır (Yapısal Kriter).
27.
BDDK’nın denetimi daha da güçlendirilerek
uluslararası en iyi uygulamalara yakınlaştırılacaktır.
BDDK, İmar Bankası olayından hareketle bankacılık sektörünün
gözetimi ve denetimine ilişkin olarak yapılan çalışmanın
bulgularını dikkate alarak, kurumun organizasyon yapısını
güçlendirmeye, yerinde ve uzaktan denetim
faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlamaya ve personelinin
etkinliğini artırmaya yönelik olarak oluşturacağı
bir tedbirler listesini bir uygulama takvimiyle birlikte
Eylül 2005 sonuna kadar yayımlayacaktır (Yapısal
Kriter).
28.
Finansal piyasaların denetiminin daha konsolidasyonunun
geliştirilmesi planlanmaktadır. Banka-dışı finansal
kuruluşların düzenleme ve denetim sorumluluğu yeni
Bankacılık Kanunu Tasarısı yasalaştığında Hazine Müsteşarlığı’ndan
BDDK’ya devredilecektir. Diğer taraftan, Türkiye’de
mevcut finansal sektör denetiminin entegre bir
yapıya kavuşturulması ihtiyacını değerlendirmek üzere
bir komite oluşturulacaktır. Komitenin bulgularını 2006
Mart sonuna kadar sunması beklenmektedir (Yapısal Kriter).
29.
Kamu bankalarının yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi
hususlarını gelecek üç yıl içerisinde
nihai bir aşamaya getirmek hususundaki kararlılığımız
devam etmektedir. Kamu bankalarının yeniden yapılandırılması
ve rasyonelleştirilmesinde önemli bir ilerleme
kaydedilmiş olmakla birlikte, ellerindeki büyük
miktarlı devlet iç borçlanma senetleri
ve taşradaki yaygın şube ağları bu bankaların özelleştirilmesini
güçleştiren unsurlar olmuştur. Her bir banka
için spesifik stratejiler hazırlanmakta olup,
bu stratejiler hem hükümet hem de kamu bankalarının
yönetim kurulları tarafından 2005 yılı Haziran
ayı sonuna kadar kabul edilecektir (Yapısal Kriter).
Bu kapsamda hükümet, bankacılık sisteminde
etkinlik ve rekabeti temin etmeye yönelik bir ortamı
oluşturmaya kararlıdır. Bu çabanın bir parçası
olarak 2005 yılı Haziran ayı sonuna kadar kamu bankalarına
özgü imtiyaz ve yükümlülüklerin
aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik bir takvim
hazırlanacaktır (Yapısal Kriter).
30.
Her bir banka için spesifik stratejilerin kabul
edilmesine hazırlık yapılması çerçevesinde
birtakım ara adımlar atılmış ve ilave önlemler
planlanmıştır:
•
Pamukbank’ın Halk Bankası ile entegrasyonu 17 Kasım
2004 tarihinde tamamlanmıştır.
•
12 Nisan tarihinden itibaren geçerli olmak üzere,
Ziraat ve Halk Bankaları, üyelerinin icracı görevleri
bulunmayan ayrı yönetim kurullarına kavuşturulmuştur
(Ön Koşul). Söz konusu bankalar ellerinde
bulunan devlet iç borçlanma senetlerinin
azaltılmasına ilişkin fizibilite değerlendirmesi de
dahil olmak üzere bilançolarını yeniden
yapılandırmaya yönelik planlar oluşturmaktadır.
Uygulamaya yönelik takvim stratejik planlarda yer
alacaktır. Bu bankalar, stratejik planları kabul edilene
kadar bilanço büyüklüğünü
artırmayacak ve kredi verme işlemlerinde ihtiyatlı davranacaktır.
•
Amacımız, Ziraat Bankası ve Halk Bankası yönetimlerinin
gerekli uzmanlığa sahip olmaları ve yeniden yapılandırma
ve özelleştirme planlarının uygulanmasında yetkili
ve sorumlu kılınmalarının temin edilmesidir.
•
Vakıfbank’a ilişkin olarak ise, bankanın genel kurulu
bankanın yeniden yapılandırılmasına ve bankadaki özel
sektör katılımının artırılmasına yönelik bir
planı 1 Nisan 2005 tarihinde kabul etmiştir. Vakıfbank’ın,
bankadaki özel sektör payını artırmaya ve
sermaye tabanını genişletmeye yönelik ilk halka
arzı 2005 sonuna kadar yapılacaktır (Yapısal Kriter).
31.
TMSF tarafından önceden devralınan bankalardaki
tahsili gecikmiş alacakların çözüme
kavuşturulması süreci hızlandırılacaktır. TMSF,
bu amaca yönelik olarak, varlıklardan elde edilecek
tahsilatın çoğunun 2007 yılı sonundan önce
tamamlanmasını öngören bir plan hazırlamış
ve yayımlamış olup, hükümet belirli varlıkların
satışını zorlaştıran hukuki engelleri ortadan kaldırmaktadır.
Stratejinin yayımlanması ile programa ilişkin bir ön
koşul yerine getirilmiştir. TMSF yaklaşık 6.2 milyar
ABD Doları tutarında tahsilat yapılabileceğini tahmin
etmektedir. TMSF, tahsilatların yaklaşık %90’ının (5.5
milyar ABD Doları) 2007 sonundan önce tamamlanmasını
beklemektedir. Stratejinin temel unsurları şunlardır:
•
Devralınan bankaların eski sahiplerinin on bir tanesiyle
TMSF’ye olan borçların nasıl ödeneceğine
ilişkin protokoller halihazırda imzalanmış bulunmaktadır.
Temerrüt durumunda TMSF vakit kaybetmeksizin ilgili
süreci başlatacaktır.
•
Devralınmış bankalara ilişkin devam eden tüm temerrüt
durumlarında, banka sahipleri hakkında yasal süreçler
2005 yılında işletilecektir.
•
İlk alacak satış ihalesi başarılı bir şekilde sonuçlanan
TMSF, bankanın dahil olduğu risk grubuna açılan
krediler dışındaki kalan tüm alacaklarını ihaleler
vasıtasıyla 2005 yılı sonuna kadar satışa sunacaktır
(Yapısal Kriter). Bu kategorideki kredilerin nominal
değeri toplam olarak yaklaşık 1 milyar ABD Dolarıdır.
TMSF, ihale planlarının detaylarını kamuoyuna duyurmuştur.
•
TMSF şirketlerdeki hisselerini ve devraldığı diğer varlıkları
rekabetçi ihale yöntemiyle 2007 yılı sonuna
kadar elinden çıkaracaktır. Bu strateji aynı
zamanda varlıkların satılmasıyla birlikte TMSF’nin operasyonel
yeniden yapılandırılması sürecini de içerecektir.
Bayındırbank’ın çözüme kavuşturulması
2007 yılı sonuna kadar tamamlanacaktır.
•
Hazine Müsteşarlığı bankacılık sisteminin yeniden
yapılandırılmasının maliyetinden kaynaklanan TMSF’den
olan alacaklarını 2005 yılı Eylül ayının sonuna
kadar çözüme kavuşturacaktır.
G.
Yatırım Ortamının İyileştirilmesi
32.
Orta vadeli büyüme ve istihdam beklentilerini
daha da iyileştirmek amacıyla yatırım ortamını geliştirmeye
ve doğrudan yabancı yatırımları artırmaya yönelik
bir dizi tedbir alınmaktadır. Bu kapsamda, özelleştirmenin
hızlandırılması, idari işlemlerin kolaylaştırılması,
yargı sisteminin verimliliğinin artırılması ve Avrupa
Birliği standart ve düzenlemelerinin benimsenmesi
üzerine odaklanılması suretiyle Yatırım Danışma
Konseyi’nin tavsiyeleri doğrultusunda ilerlemeye devam
edilecektir. Kamu hizmetlerinin verimliliğini ve şeffaflığını
artırmak ve gerekli izin ve onayların alınmasına ilişkin
başvuru işlemleri ile diğer işlemleri rasyonelleştirmek
amacıyla temel alanlarda çeşitli yasal değişiklikler
yapılmıştır.
•
Bu konudaki temel gelişme, şirket kurmak için
gerekli olan sürenin bir haftadan daha kısa bir
süreye düşürülmesi ve bir çok
durumda bu sürenin - OECD ülkeleri ortalamasının
oldukça altında - bir günden daha kısa hale
getirilmesidir. Minimum sermaye şartı kaldırılmış olup,
çevresel etki değerlendirmesinin alınma süresi
ciddi şekilde kısaltılarak 6-7 aydan 33 güne indirilmiştir.
•
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan
kuruluş ve işletme belgesi alınmasına ilişkin işlemlerin
kolaylaştırılmasına yönelik düzenleme taslak
halinde olup, bu düzenleme ile gerekli belge sayısı
18’den 3’e, onay almak için geçen süre
ise azami 30 güne düşürülecektir.
•
Sektörel izinlerin alınmasıyla ilgili tüm
işlemleri tek bir müessesede toplayan bir sistemin
oluşturulmasına yönelik yasal düzenleme hazırlanmıştır.
Yeni sistem yatırımcılara tek bir kuruluş aracılığıyla
başvurma imkanı sağlayarak kuruluş izni alma işlemlerini
kolaylaştıracaktır. Yeni düzenleme ayrıca aynı
belgenin birden fazla düzenlenmesini önleyecek
ve bir çok iznin alınmasına ilişkin onay sürecini
daha şeffaf hale getirecektir.
•
Şirketler hukukunun Avrupa Birliği düzenlemeleriyle
daha uyumlu hale getirilmesini teminen yeni Ticaret
Kanunu hazırlanmaktadır.
•
İşlem maliyetini düşürmek amacıyla gümrük
kontrolleri ve ithalata ilişkin işlemler basitleştirilmiş
olup, gümrük beyannameleriyle ilgili işlemlerde
gittikçe artan bir biçimde otomasyon sistemine
geçilmektedir. 2004 yılının ortaları itibariyle,
ihracat beyannamelerinin %96’sı, ithalat beyannamelerinin
ise %77’si 24 saat içinde işleme konulmuştur.
33.
2004 yılında kaydedilen olumlu gelişmeler sonrasında
özelleştirme programımızın daha da ileri safhalara
taşınması amaçlanmaktadır. 2004 yılında TEKEL’in
Alkollü İçecekler Müessesesi’nin blok
satışı ve Türk Hava Yolları’nın %23 nispetindeki
kamu hissesinin halka arzı da dahil olmak üzere
30’un üzerinde kuruluşun özelleştirilmesi
ile iyi bir başlangıç yapılmıştır. İleriye dönük
olarak amacımız, diğer birkaç büyük
kamu teşebbüsünü de mümkün
olan en kısa süre içinde satış aşamasına
getirmektir. Program kapsamında özelleştirme gelirlerine
ilişkin olarak kapsamlı fakat gerçekçi
hedefler belirlenmiştir (Gösterge Niteliğinde Hedef).
Özellikle:
•
Türk Telekom’un %55 oranındaki hissesinin satışına
ilişkin özelleştirme süreci, 25 Kasım 2004’te
başlatılmış olup, Ocak 2005 itibariyle 13 teklif sahibi
önyeterliliği haiz bulunmuştur. Son teklif verme
tarihi 31 Mayıs 2005’tir. Türk Telekom’un özelleştirilmesi
özelleştirme programımızda bir dönüm
noktasıdır ve hem işyerleri hem de bireysel tüketicilere
olan maliyetleri düşürerek telekomünikasyon
sektöründeki rekabetin daha da artmasına katkı
sağlayacaktır.
•
Mart 2005’te Tüpraş’ın yaklaşık %15’lik hissesi
İMKB vasıtasıyla yatırım fonlarına satılarak 440 milyon
ABD Doları gelir elde edilmiştir. 2005 yılında kalan
%51’lik hissenin blok satış yöntemiyle satılması
planlanmaktadır.
•
Petkim’in %34,5’lik hissesinin halka arzına ilişkin
süreç Nisan ayı ortasında tamamlanmış ve
288 milyon ABD Doları gelir sağlanmıştır.
•
Erdemir’in %46’lık hissesinin blok satış yöntemiyle
2005 yılı içinde özelleştirilmesi planlanmaktadır.
•
Son olarak, daha küçük bazı kamu iktisadi
teşebbüsleri ile bunlara ait gayrimenkullerin özelleştirilmesine
devam edilecektir. Yılın tamamında 2004 yılında elde
edilen özelleştirme gelirlerinin rahatça
üzerine çıkılabileceğine inanılmaktadır.
EKLER
ALINMAMIŞTIR
|