|
04
Ocak 2006
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.com.tr
İSTİRAHATLİ İŞÇİYE ÜCRET ÖDENİR Mİ?
Çalışma
hayatımızda önemli tartışma konularından biri de işçinin raporlu olduğu
döneme
ait ücretinin ödenip ödenmeyeceğidir. Bu konuda 1475 sayılı İş yasamızda var
olan karmaşa ne yazık ki 4857 sayılı yeni İş yasamıza da aynen taşınmıştır.
Karmaşa
diyoruz çünkü gerçektende İş yasamızın 49. maddesinin (eski yasamızda m.45)
son fıkrasında yer alan “Hasta, izinli, veya sair sebeplerle
mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere[1]”
cümlesi konuyla ilgili farklı yorumlara neden olmaktadır.
Aslında bu
konu zaman, zaman çeşitli uygulamacılar, uzman ve akademisyenler tarafından
gündeme getirilmiş ve konu hakkında değişik görüşleri içeren yazılar
yazılmıştır. Ancak konuyla ilgili yeterince bir fikir birliği oluştuğunu
doğrusu biz sanmıyoruz. Bu
kanaatimize de bize gerek çalışanlarımız ve gerekse işveren vekilleri
tarafından yöneltilen sorular neden oluyor.
Bizde bu
yazımızda konuya ilişkin farklı görüşleri sizlerle paylaşarak yeni açılımlar
kazandırmaya çalışacağız. Ancak öncelikle dilerseniz işçinin istirahatlı olduğu
döneme ait ücreti konusunda ne tür uygulamalar var onlara bakalım.
Hiç kesinti yapmayanlar:
Bu tür
kuruluşlar özellikle beyaz yakalı diye tabir ettiğimiz idari kadroların istihdam
edildiği ve aylık ücret sisteminin uygulandığı kuruluşlar olup, gerek yukarıda
sözünü ettiğimiz maddeyi işçi lehinde yorumlayarak gerekse de iş
sözleşmelerinde işçinin istirahatlı olduğu sürelere ait ücretinin kesilmemesi
yolunda maddeler olan kuruluşlardır. Bu kuruluşlar işçiye istirahatlı oldukları
sürelerin ücretlerini herhangi bir kesinti yapmaksızın ödemektedirler.
Kısmi ödeme yapanlar:
Bu
kuruluşlar istirahatlı işçinin SSK’dan aldığı geçici iş göremezlik ödeneğinin
ücretinden düşük olması durumunda aradaki farkı tamamlayan kuruluşlardır.
Ücret ödemeyenler:
İşçinin
istirahatlı olduğu sürece SSK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alması sebebiyle
kendilerinin ücret ödeme zorunluluğu olmadığı yorumuyla işçiye bu süre için
ücret tahakkuk ettirmeyip ücretinin tamamını kesen kuruluşlardır.
Ücret ödeyip işçiden İş göremezlik
ödeneğini alanlar:
Bu
kuruluşlar işçinin istirahatlı olduğu süre içinde ücretinden herhangi bir
kesinti yapmayıp, buna karşın işçinin SSK’dan aldığı Geçici iş göremezlik
ödeneğini kendisinden tahsil eden kuruluşlardır.
Görüldüğü
üzere yasanın bu kadar önemli bir konuda mutlak emredici nitelikte bir hükümle
konuya açıklık getirmemesi ortaya farklı yorumlar çıkartmıştır ve bu da pratiğe
yansıyarak ortaya farklı uygulamaların çıkmasına neden olmuştur.
Esasen
Hukukçular arasında da bu konuda bir fikir birliği olmadığını yukarıda
belirtmiştik. Dilerseniz şimdi bu konudaki farklı görüşler ve dayanılan
hukuksal gerekçeler üzerinde duralım.
Aylık Ücretli işçilerin ücretinin ödenmesine devam edilmesi görüşü:
Bu görüşün
dayanak noktası size yukarıda da sunduğum iş yasamızın 49.maddesidir. Madde
açık biçimde (Maktu) aylık ücretli işçiyi diğerlerinden ayırmakta ve bunlardan
hasta, izinli veya sair sebeple mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam
olarak ödenen işçiler şeklinde söz etmektedir.
Ayrıca yine
dikkat edilecek başka bir husus aynı maddede bu işçilerin sadece raporlu
oldukları sürelerin değil izinli veya (son derece muğlak bir şekilde) sair
sebeplerle işe devam etmediklerinde de ücretlerinin tam olarak ödenmesinden söz
edilmesidir.
Uygulamada
üretim sektöründe genellikle saat ücretinin kullanıldığını biliyoruz bu durumda
saat ücretli işçiler yasada sözü edilenlerin dışında tutulacak ve aynı
işletmede örneğin beyaz yakalı (idari) personelin aylık ücretli oldukları için
raporlu oldukları dönemde ücretinden kesinti yapılmazken, üretim hattında
çalışan mavi yakalı personelin raporlu olduğu dönemde ücreti kesilecektir.
Bu konuya
ilişkin Hukukçu görüşlerinin ilki aşağıda sunulmaktadır.
‘’Aylık
ücretin özelliği bir aylık çalışma karşılığı ücretin toplam maktu (kesin)
karşılığının belirlenmiş olmasıdır.
Aylık ücret için uygulanacağı ayın uzunluğu önemli değildir.
Önemli olan bir ayın ölçü olarak alınmasıdır. Bu ay 28, 29 veya 30, 31 gün
olabilir. Bu bir aylık süre içinde işçinin hasta, izinli veya diğer
nedenlerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenir. (İş K
m.49/4). Diğer yandan aylık ücretle çalışan işçiler, aylık ücretin içinde kabul
edildiğinden ayrıca hafta tatili ücreti (İş K m.46), genel tatil ve ulusal
bayram ücreti (İş K m.47) alamazlar. Ayrıca, hastalık nedeniyle çalışılmayan
günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş görmezlik ödeneği
aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir (İş K m.49/4). Bunun anlamı
işçinin aylık ücreti iş göremezlik ödeneğinden fazla ise işçi bir kesintiye
uğramaksızın ücretini almaya devam edecektir.’’ [2]
Burada dikkat çekici husus size yukarıda belirttiğimiz uygulamalardan
biri olan ücretin kesilmemesi fakat geçici iş göremezlik ödeneğinin işçiden
tahsil edilmesi şeklindeki yukarıdaki görüşün aynı zamanda Yeni İş yasamızın
hazırlanmasında görev alan (Bilim Kurulu) üç hocamızın yazmış olduğu Yeni İş
yasasına ilişkin kitapta da yer almasıdır.
Konuyla ilgili daha katı görüşlerde mevcuttur.Yani
sigortalının ücretinin istirahatlı olduğu sürece ödenmesi gerektiği gibi, SSK ’ca ödenen geçici iş göremezlik
ödeneğinin de işverence kendisinden alınamayacağı yolunda aşağıdaki görüşleri
aktarıyoruz.
“Öğretide bu konuda iki farklı görüş bulunmaktadır. Bu
görüşe göre, İş Kanununda, hastalık halinde işçiye ödenecek ücrette herhangi
bir kesinti yapılmaması öngörüldüğünden, aylık ücretli işçi hastalandığında,
hem sigortadan ödenek alır hem de işveren tarafından işçiye aylığı tam olarak
ödenir [3].
Bu görüşe göre, geçici iş görmezlik ödeneği ücret olmayıp,
bir sosyal sigorta edimidir ve bu edimi ödeyenle ücreti ödeyen kişi aynı
olmadığı için, bu sonuca ulaşmak gerekir. Aksinin kabulü halinde, Kanundan
dolayı Sosyal Sigortalar Kurumunca ödenen edimden işveren yararlandırılmış olur
ki, böyle bir yorum gereksizdir [4].
Yukarıdaki görüşler Yardımcı Doçent Doktor Nurşen
Caniklioğlu’ nun “Hastalık ve Sakatlığın Hizmet Akdine Etkisi” adlı kitabından alınmıştır [5].
Diğer taraftan aylık ücretli işçinin ücretinin bazı
durumlarda ödenip bazı durumlarda kesilebileceğini ve ücret ödenirse iş
sözleşmesine bu konuda madde koymak koşuluyla geçici iş göremezlik ödeneğinin
işveren tarafından işçiden alınabilmesini kabul eden görüşlerde vardır.
“İşçi hastalandığı zaman, kendisine ilke olarak ücret
ödenmez. Bu süre içinde SSK geçici iş göremezlik ödeneği öder. Ancak bazı
hizmet sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmelerinde işçinin hastalanması
durumunda, bazı belirgin koşullara bağlı kalarak, işçinin eksik aldığı ücretin
işverence tamamlanması ile ilgili hükümler yer almaktadır.
Maktu aylıklı işçide ise 7. Ayrım III.de ayrıntılı olarak
anlatıldığı gibi hastalık durumunda işçinin ücretinde bir kesinti yapılmaz.
Ancak, hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle, SSK dan aldığı geçici iş
göremezlik ödeneğinin işverene geri verilmesi karalaştırılabilir [6].
Görüldüğü gibi tıpkı çalışma hayatımızda var olan uygulama
farklılıkları gibi aslında öğretide de konuyla ilgili değişik görüşler söz
konusudur.
Şimdi karşı görüşle ilgili fikir ve dayanakları aktararak
konumuzu tamamlayalım.
İşçinin SSK’dan geçici
iş göremezlik ödeneği alması sebebiyle ücret ödenmemesi ya da kısmen ödenmesi gerektiği
görüşü:
İlk görüşler İşverenin SSK’ca eksik yapılan ödemeyi tamamlamasına
yönelik.
Buna karşılık bir başka görüşe göre ise, İş Kanunun 45.
maddesinin son fıkrası ile Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili hükümlerinin ayrı
ayrı değil, birlikte ele alınıp değerlendirilmesi zorunludur[7].
Hastalık[8]
yada diğer bir nedenle işçinin mazeretli olması halinde, aylık
ücretli işçinin
ücretinin tam olarak eline geçmesi öngörülmüş, fakat ödemenin tamamının işveren
tarafından yapılması gereği üzerinde durulmamıştır[9].
Bunun sonucu olarak, işveren,
sigortaca verilen ödeneği tam ücrete tamamlamak
zorunda olup, sigorta ödeneğinden ayrı olarak, hastalık günlerine ait ücreti
tam olarak ödemekle yükümlü tutulamaz.[10]
Bir diğer görüş ise örneğin 120 gün prim ödemediğinden
dolayı geçici iş göremezlik ödeneğine hak kazanamayan işçinin ücretinin işverence
ödenmesine yönelik. Ancak bu görüşe göre İşçi ödenek alıyorsa kendisine ayrıca
ücret ödenmez.
Belirtmek gerekir ki, sigortalı işçi, Sosyal Sigortalar
Kanununa göre, yeterli miktarda hastalık sigortası primi ödenmediği için, iş
göremezlik ödeneğinden yararlanamıyorsa, bu durumda aylık ücretin kendisine tam
olarak ödenmesi gerekir.
Buna karşılık, sigortalı işçinin, geçici iş göremezlik
ödeneğini alması halinde kendisine ayrıca ücretinin de tam olarak ödenmesi
bizce de, çalışmamayı teşvik etmektedir[11].
Gerçekten, işçiye hem ücretinin hem de geçici iş göremezlik
ödeneğinin ödenmesi, çalışmayan işçiyi çalışan işçi karşısında avantajlı duruma
getirecektir ki, böyle bir görüşün savunulması mümkün değildir. Bu konuda ileri
sürülebilecek bir diğer gerekçe de, kanun koyucunun, işçinin hem ücretini hem
de iş göremezlik ödeneğinin birlikte alınmasını istediği durumlarda bunu açıkça
öngörmesi gerektiğidir[12].
Nitekim, Basın İş Kanununda, kadın gazetecinin, hamileliğin son iki ayında
çalıştırılmasının yasak olduğu ve bu dönem için kendisine ücretinin yarısının
ödenebileceği öngörülmüş, ayrıca ilgili sosyal güvenlik kuruluşundan alınan
geçici iş göremezlik ödeneğinde bu nedenle indirim yapılmayacağı açıkça
düzenlenmiştir.
Son olarak
konu ile ilgili bir Yargıtay Genel Hukuk Kurulu kararını sizlerle paylaşalım ve
konumuzu kapatalım. Ancak hemen belirtelim ki aşağıda sunduğumuz kararda
işçinin ücret türüne(aylık, saat ) bakılmaksızın karar verilmiştir.
Mahkemece davacının isteği olan istirahatli günlere ait ücretler de kabul
edilmiştir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 37. maddesine göre
hastalık sebebiyle geçici iş göremezliğe uğrayan sigortalılara SSK.ca geçici
iş göremezlik ödeneği verilir. Diğer bir deyişle istirahatli günler için
davalı işverenin davacı işçiye her hangi bir ücret ödeme yükümlülüğü yoktur.
Bu nedenle istirahatli günler için işverenden ücret tahsili yolunda hüküm
kurulması da hatalıdır.[13]
|