|
04
Ocak 2006
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
KAT KARŞILIĞI İNŞAAT YAPAN KONUT YAPI
KOOPERATİFLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİNDE YAŞANAN SIKINTI (*)
I-GİRİŞ
Kooperatif; tüzel kişiliği haiz olmak
üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve
geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle
sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve kamu tüzel kişileri ile özel idareler,
belediyeler, köyler, cemiyetler ve dernekler tarafından kurulan değişir ortaklı
ve değişir sermayeli teşekküller olarak tanımlanmaktadır. Atatürk’ün çok net
olarak ifade ettiği üzere; “…….
muhakkak surette birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak , maddi ve manevi
kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir……..”
Ortaklar tarafından yönetilen kurumlar
olan kooperatifler, yalnızca ortaklarına
sağladıkları genel getiri yanında ulusal ekonomiye sağladıkları katkı açısından
da önemli bir işlev görmektedir. Kooperatiflerin, kaliteli ürün ve hizmet
sağlayan ve istihdam yaratıp iş olanaklarını geliştiren temel ekonomik
kurumlardan birisi olarak, bireylerin dolayısıyla da toplumun daha iyi bir hayat
sürdürmelerini sağlamak konusunda ki başarıları bilinen bir
gerçektir.
Kooperatifler esas itibariyle Kurumlar
Vergisi mükellefidirler. Ancak, belli şartları taşıyan Kooperatifler, kurumlar
vergisinden muaf tutulabilmektedir. Türkiye çapında sayısı 46 bine ulaştığı
tahmin edilen Konut Yapı Kooperatifleri’nin kurumsal kazançlarının
vergilendirilmesinde ortaya çıkan bir sorun, yazımızın konusunu
oluşturmaktadır.
II-KOOPERATİFLERİN KURUMLAR VERGİSİ
MÜKELLEFİYETİ
5422 sayılı Kurumlar Vergisi
Kanunu’nun(KVK) 1 inci maddesinde, Kooperatiflere ait kazançların kurumlar vergisine tabi olduğu
hüküm altına alınmıştır.
KVK’nun 7/16
ncı maddesinde ise, esas
mukavelelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, idare meclisi başkan ve
üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi, ihtiyaç akçelerinin ortaklara
dağıtılmaması ve münhasıran ortaklar ile iş görülmesine dair hükümler bulunan
kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükmü yer almaktadır. Diğer
taraftan, esas mukavelelerinde belirttiğimiz dört şart olmakla birlikte, fiilen
bu kayıt ve şartlara uymadığı yapılan yoklamalarda tespit edilen kooperatiflerin
muafiyetten yararlanması mümkün değildir.
Kooperatiflere ait
ana sözleşmelerin amaç maddesinde, ‘‘ortakların sosyal, kültürel ve ekonomik
ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurar, bu tesisleri işletir
veya kiraya verir’’ hükmü yer alabilmektedir. Ana sözleşmelerinde söz konusu
hükme yer veren kooperatifler, fiilen maddede belirtilen tesisleri kurup, bizzat
işletip kiraya vermedikçe ortak dışı faaliyette bulunmuş sayılmazlar. Ancak,
ana
sözleşmede muafiyet şartlarının tamamı
yazılı olsa dahi, bu tür tesislerin işletilip kiraya verildiği tarihten itibaren
mükellefiyetlerinin tesisi gerekmektedir. Diğer
taraftan, ana sözleşmesinde ortak dışı işlem yapılacağına dair hükümlere yer
veren kooperatif kurumlar vergisine tabi olacaktır.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun
93 üncü maddesinde yer alan ve kooperatifler, kooperatif birlikleri ve
kooperatif merkez birliklerinin faaliyete geçen üst kuruluşlara girmedikleri
taktirde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan muafiyetten
yararlanamayacaklarına ilişkin hüküm, üst birliğe üye olmama halinin,
kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olmalarını engellemeyeceği yönünde
bazı yargı kararlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bunun üzerine, 4369
Sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’7/16 maddesine eklenen ‘‘.... faaliyete geçen üst kuruluşlara
girmeyen kooperatifler muafiyetten faydalanamaz’’ hükmü ile, ortaya çıkabilecek
ihtilafların önüne geçilmiştir.
Burada dikkate edilmesi gereken önemli
husus, üst birliğe girme şartının kooperatifin faaliyet gösterdiği bölgede ve
alanda kurulmuş bulunan bir üst birliğin bulunması halinde aranması gereğidir.
Kooperatifin faaliyet gösterdiği bölgede ve alanda kurulmuş bir üst birlik
yoksa, söz konusu şart aranmayacaktır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü’ne göre, kooperatiflerin muafiyetlerden
istifade edebilmeleri için kuruldukları il sınırları içinde hükmi şahsiyet
kazanarak faaliyette bulunan birliklere girmeleri gerekmektedir. Bu durumda
‘‘kooperatifin faaliyette bulunduğu bölge’’ tabirinden il sınırlarının
anlaşılması gerekmektedir.
Uygulamada çok istisnai de olsa, ilde tek
üst birliğin olduğu, üst birliğin çeşitli nedenlerle üyelik başvurusunu
reddettiği, kooperatifin de en yakın ildeki üst birliğe üye olduğu
görülmektedir. Bu durumda da üst birliğe üyelik şartının gerçekleştiğinin kabulü
gerekir.
Yukarıda yer verdiğimiz hükümlere göre
kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden
faydalanabilmeleri;
- Kurumlar Vergisi Kanunu’ nun 7/16.
maddesindeki muafiyet şartlarının kooperatif ana sözleşmelerinde yazılı
bulunması,
- Ana sözleşmede muafiyet şartları yazılı
olmakla beraber, fiili olarak da bu
kayıt ve şartlar dahilinde faaliyet gösterilmesi,
- Faaliyet gösterilen alanda varsa bir üst birliğe girilmiş
olunması,
şartlarının birlikte gerçekleşmesi
durumunda mümkündür.
III-KONUT YAPI
KOOPERATİFLERİ
Ekonomik gelişmeler yanında kısa bir süre
içersinde yasal hale gelecek olan “Mortgage Konut Finansman Sistemi” mevcut
konut yapı kooperatiflerine hızlı bir şeklide yenilerinin eklenmesi sonucunu doğurmuştur.
Bu gelişmeler,
özellikle kat karşılığı inşaat yapan konut kooperatiflerinin vergilemede
yaşadıkları bir sorunun tekrar gündeme gelmesine yol açmıştır.
Konut yapı kooperatifleri, Kurumlar
Vergisi Kanunu’ nun 7/16. maddesindeki muafiyet şartlarının kooperatif ana
sözleşmelerinde yazılı bulunması, Ana sözleşmede muafiyet şartları yazılı
olmakla beraber, fiili olarak da bu
kayıt ve şartlar dahilinde faaliyet gösterilmesi ve faaliyet gösterilen alanda varsa bir üst birliğe girilmiş
olunması şartlarının varlığı halinde kurumlar vergisi muafiyetinden
yararlanabilmekte.
Konut yapı kooperatiflerinin büyük bir
kısmı, kooperatif inşaatı yapılacak arsayı nakit karşılığı satın alma yerine
inşa edilecek konutlardan bir kısmını arsa sahibine vermek suretiyle temin
etmektedirler. Bu noktada, yapılan işlemin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7/16 ncı
maddesindeki “münhasıran ortaklar ile iş görülmesi” şartını ihlal olup olmadığı
önem kazanmaktadır.
Maliye Bakanlığı; “Kooperatiflerin ihtiyaç duydukları arsaları
üye sayısından daha fazla konut üretip bu konutları arsa sahibine arsa karşılığı
devretmeleri halinde, kooperatif amacı dışında gayrimenkul ticareti yapılmış
olacağı düşüncesi ile bu işlemin ortak dışı işlem olarak kabulü, bu durumda
Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16.ıncı maddesinde öngörülen, münhasıran ortaklar
ile iş görülmesi şartının ihlali anlamına geleceği kooperatif adına kurumlar
vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerektiği”
görüşündedir.[1]
Yapı kooperatiflerinin kat karşılığı
inşaat yapmaları dolayısıyla kurumlar ve katma değer vergisi mükellefiyetine tabi
tutulmaları işlemi genellikle yargıya intikal etmekte ve açılan davaların büyük
bir çoğunluğu idare aleyhine sonuçlanmaktadır.
Vergi Mahkemesi kararlarında; “Ortaklarla yapılan işlemlerin gereği olarak
kooperatiflerin çalışma konularının gerçekleştirebilmek ve amaçlarını elde etmek
için üçüncü kişilerle yapmaya zorunlu oldukları işlemlerin de ortak içi işlem
olarak kabul edileceği, yapı kooperatiflerinde amacın ortakların en elverişli
şartlarda konut sahibi olmalarını sağlamak olduğu, kooperatifin arsayı
ortaklarınca karşılanacak para ile satın almak yerine, arsa sahibi ile yapılacak
bir sözleşme gereğince yine ortaklarınca maliyeti karşılanarak inşa edilecek
olan konutlardan arsa sahibine vermek suretiyle temin etmesinin ortakların en
elverişli şartlarla konut sahibi yapılması amacını sağlamaya yönelik bir
zorunluluk olduğu,kooperatifin izlediği bu yol ile kuruluş amacına aykırı olarak
ticari kazanç elde etme gayesi güttüğü ve devamlılık arz eden bir ticari
faaliyetinin bulunduğunun iddia edilemeyeceği ve bu nedenle de yapılan bu
işlemin ortak dışı işlem olarak nitelendirilemeyeceği…….” belirtilerek,
kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmesi hukuka uygun
görülmemektedir.
Danıştay tarafından çeşitli tarihlerde
verilen kararlarda da, kat karşılığı inşaat yapan kooperatiflerin arsa
sahiplerine arsa karşılığında konut teslim etmelerinin “ortak dışı işlem” olarak
kabul edilemeyeceği ve bu sebeple de kooperatifin kurumlar vergisine tabi
tutulmasının hukuka uygun olmadığı, şeklinde hüküm verilmiştir. (Danıştay
9. Daire, 27.09.1995, E.1994/5317 K.1995/2269, Danıştay 3. Daire 1.07.2005,
E.2005/187 K.2005/1626).
IV-SONUÇ
Kooperatifler esas olarak, ortaklarının ekonomik
durumlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulmakla birlikte, sosyal ve
ekonomik bir çok fonksiyonu da yerine getirmekte, toplumsal dayanışma ve ortak
iş yapma kültürünün gelişmesine büyük katkılarda bulunmaktadır. Kooperatif
ortaklarının, genel olarak ekonomik durumları kuvvetli olmayan kişilerden
oluştuğu ve bir çok kooperatifin mali yetersizlik içersinde olduğu bilinen bir
gerçek. Bu şartlar içerinde, kooperatiflerin büyük bir sermaye birikimi ile arsa
satın alarak üyelerini konut sahibi
yapması çok zor.
Konut yapı kooperatiflerinin kat karşılığı inşaat
yapmalarının ekonomik şartların bir sonucu olduğu göz önünde bulundurularak, kat
karşılığı inşaat yapan kooperatiflerin
bu faaliyetlerinin “münhasıran ortaklarla
iş yapma” şartını ihlal etmediği ve dolaysıyla kurumlar vergisi muafiyetini
engellemeyeceğine ilişkin bir yasal düzenlemenin yapılmasının, idare ile
kooperatifler arasında ortaya çıkan ihtilafları sona erdirme yanın da
kooperatiflerin ulusal ekonomiye olan katkılarını artıracağını
düşünüyoruz.
(*)
YAKLAŞIM
DERGİSİ OCAK 2006 SAYISINDA YAYIMLANAN YAZI
|