|
26
Ocak 2006
Yaşar
TAŞDEMİR
SSK
BAŞKANLIĞI
Sigorta
Müfettişi
ytasdemir2@hotmail.com
YENİDEN YAPILANMA
İÇERİSİNDEKİ “SOSYAL GÜVENLİK” SİSTEMİMİZ
Sanayileşme
sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan sosyal güvenlik, ilk insandan beri
önemli bir ihtiyaçtır. Çünkü, insanın karşılaştığı risk ve tehlikelere karşı
kendisini koruma hissi, insanlık tarihi ile yaşıttır. Yarınlar endişesi
insanoğlunun bireysel gelişimine olumsuz etkide bulunmaktadır[1].
Bununla birlikte, sosyal güvenlik ihtiyacı özellikle sanayileşme ile had safhaya
çıkmıştır. Zira, sanayileşme ile kesin hatlarıyla sermaye ve işçi sınıfı
doğmuş, sınıflar arasındaki mücadelede zayıf taraf olan çalışanın korunması
ihtiyacı, gerek devlet gerekse de toplum için önemli bir unsur olarak ortaya
çıkmıştır. İnsanoğlunun sosyal güvenlik
ihtiyacını karşılama çabası
tarihi süreç içerisinde bireysel olmaktan çıkıp günümüzde toplumsal nitelikte
bir öneme bürünmüştür. Yirminci yüzyılın ikinci yarısıyla gelişmiş ülkelerde
refah devleti, gelişmekte olan ülkelerde de sosyal devlet anlayışının en önemli
göstergesi sosyal güvenlik, oluşmaya başlamıştır. Bir başka ifadeyle gelirin
yeniden dağılımını sağlayarak sosyal adaleti gerçekleştirmede en etkin sosyal
politika aracı sosyal güvenlik olmuştur.
Sosyal güvenlik kuruluşları fonksiyonları
gereği gelirin yeniden dağıtımını sağlamaktadırlar. Sosyal güvenlik
kuruluşları, mevzuat gereğince kapsam dahilinde bulunanların katılımı
veyahut kamu harcamaları yoluyla temin
edilmeye çalışılan sosyal koruma, bu amaç doğrultusunda hizmet vermek gayesiyle
oluşturulan teşkilatlar ile vücut bulmaktadır. Sosyal güvenliğin bu kurumları
sosyal güvenliğin kendine özgü araçlarını kullanmaktadırlar. Bu
teşkilatlar primle finanse edilirlerse
“Primli Rejim”, genel vergi gelirleri ile finanse edilirse “Primsiz Rejim”
olarak adlandırılmaktadırlar. Primli rejim sosyal tehlike ortaya
çıkmadan
sigortalılardan, -bağımlı çalışıyorsa
işverenlerinden ve
devletten- alınacak
mali katkılarla bir kaynağın oluşturulmasını öngörür.
Sosyal riskle karşılaşan ve korunmaya muhtaç olanlara sigortalı olma ve prim ödemiş bulunma şartı
aranmaksızın, devletin genel vergi gelirleri ile finanse ettiği sosyal güvenlik
programları ise Primsiz Rejim çerçevesine girmektedir. Sözü geçen yöntemlerin
ayırımında temel kriter sosyal gelirlerin sağlanış yöntem ve biçimleridir.
Politika aracı olma niteliğine kavuşan sosyal
güvenliğe ilişkin ülkemizde de uzun bir süredir yeniden yapılanma çabaları
vardır. Yeniden yapılanma çabalarının gayesi, şüphesiz ki teşekkül ettirilecek
organizasyonun bireylere ve topluma yarınlar endişesini asgari düzeyde
tutabilecek güvenceyi hissettirmektir. Önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet
Meclisinde yasalaşma sürecinde olan yasalarla sosyal güvenlik sistemimiz
yeniden yapılanmanın eşiğinde bulunmaktadır.
Ülkemizde halen primli rejim programını yürüten
kuruluşların kapsamı aşağıda izah edilmeye çalışılmıştır.
- Sosyal Sigortalar
Kurumu Başkanlığı
Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, en büyük sosyal
sigorta kuruluşu olarak karşımıza çıkmaktadır. 09.07.1945 tarih ve 4792 sayılı
Kanun ile İşçi Sigortaları İdaresi adı ile kurulan bu kurum, 01.03.1964
tarihinde yürürlüğe giren 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile Sosyal
Sigortalar Kurumu adını almıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı
olan bu kurum, mali ve idari bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur.
Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı esas olarak hizmet
akdi ile çalışan sanayi ve hizmetler kesimi mensuplarını kapsamaktadır. Bu
özelliği gereği ülkemizin en büyük sosyal sigorta kuruluşudur. Kurum kapsamdaki
kişilere 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu çerçevesinde; iş kazaları ve
meslek hastalığı, hastalık, analık, Malûllük, yaşlılık ve ölüm tehlikelerine
karşı koruma garantisi sağlamaktadır. 2925
sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre tarımda
çalışanların sosyal güvenlik işlemleride Kurumca yerine getirilmektedir.
En son kurulan, ancak kapsamına
aldığı kişi sayısı bakımından ülkemizin ikinci
büyük sosyal sigortalar kurumu olan Bağ–Kur, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığına bağlı özerk bir kuruluştur. Kendi nam ve hesabına çalışmalarını
sanayi ve hizmetler kesiminde sürdürenleri kapsam altına almak amacıyla
02.09.1971 tarih ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile oluşturulmuştur. Mensuplarına tamamı sigortalı
tarafından ödenen primlerle finanse edilen yaşlılık, Malûllük ve ölüm sigorta
kollarında hizmet vermektedir.2926 sayılı kanun hükümlerine göre tarımda kendi
adına bağımsız çalışanların sosyal güvenlik işlemleride Kurumca sağlanmaktadır.
- Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
08.06.1949
tarih ve 5434 sayılı Kanunla kurulan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, Maliye
Bakanlığına bağlı tüzel kişiliği bulunan bir devlet kurumudur. Kurum, 5434
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu çerçevesinde düzenlenen uzun
dönemli sosyal sigorta risklerinde hizmet vermektedir. Yani, Malüllük,Yaşlılık
ve Ölüm hallerinde sağlanacak sosyal sigorta yardımları bu kanunla düzenlenmiş
olup, bu kanuna tabi olanlar kısa dönemli riskler bakımından gerekli yardımları
kendilerini çalıştıran kurumlardan alırlar.
- Özel Sosyal Güvenlik Sandıkları
Bazı bankalar, sigorta
ve reasürans şirketleri personelinin sosyal güvenliklerini sağlamak üzere
kurulmuş olan sandıklar, “vakıf” statüsündedirler ve 506 sayılı Kanunun Geçiçi
20. maddesine tabidirler. Bu sandıklar en az 506 sayılı Kanun hükümlerine göre
yapılan yardımları sağlamakla yükümlü kılınmışlardır.
Sosyal
güvenlik sistemimiz yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasa tasarıları
yasalaşırsa Sosyal Sigorta Kurumu Başkanlığı, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü, T.C.
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve Özel Sosyal Güvenlik Sandıkları ortadan
kalkacak yerine “Sosyal Güvenliği Kurum Başkanlığı” kurulacaktır. Yapılacak
yasal düzenleme neticesinde ortadan kalkacak kurumların işlemlerini yürüttüğü
kanunlarda ortadan kalkacak yerine Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu yürürlüğe girecektir.
|