VERGİ ADALETSİZLİĞİ   

 

28.10.2003

 

Ömer UFACIK

Bankacı

 

VERGİ ADALETSİZLİĞİ

 

Bir ülkede demokrasinin ve adaletin gelişmesinin ilk şartı adaletli bir vergi sisteminin olmasıdır. Devlet üzerine düşen görevleri yapabilmek için doğal olarak ülke toprakları üzerinde yaşayanlardan belli kıstaslara göre vergi toplamak zorundadır. Demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelere bakıldığında, devlete karşı ilk demokratik hareketlerin vergi ile ilgili olduğu görülür. Tarihteki ilk demokrasi belgesi olan 1215 tarihli Magna Carta İngiliz Kralı ile İngiliz toplumu arasında haraçların ve vergilerin belli bir düzene bağlanmasını sağlamıştır. Tarihteki devlet ve toplum çatışmalarının, anayasal ve yasal düzenlemelerin temelini iktisadi durum ve vergi oluşturmaktadır. Keza diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nin anayasalarında vergi ile ilgili düzenlemeler önemli yer tutmaktadır. Çünkü demokrasinin en önemli unsuru vergidir. Gelişmiş demokrasilerde vergi kaçırmanın cezası da büyüktür, en önemlisi toplum gözünde utanç verici ve onursuz bir suçtur. O nedenle devlet kayıtdışı ekonomiyle mücadele etmekte ve vergi sistemi kurulurken mümkün olduğunca halk kitleleri arasında adaletli davranılmaktadır. Gelişmiş toplumlarda herkes güçlü ve kalıcı bir devletin ve sağlam bir demokrasinin ancak, istikrarlı ve adaletli bir vergi sistemiyle olabileceğinin bilincindedir.

 

Gelelim ülkemize; maalesef yerleşik bir demokrasi kültürü olmadığından, vergi kültürü de yerleşmemiştir. Toplum, adaletli bir vergi sisteminin, demokrasi ve güçlü bir devlet yapısının ana şartı olduğunu henüz tam olarak bilincinde değildir. Bu nedenle vergi kaçırmak toplumda kabul gören bir durum olmuştur. Hatta vergisini ödeyene enayi gözüyle bakılmaktadır. Kayıtdışı ekonominin hacmi alabildiğine genişlemiştir. Devlet vergi mükelleflerinin sayısını arttırmak yerine vergiyi mevcut mükelleflerin sırtına yüklemektedir. Vergi yükü de diğer gelişmiş demokratik ülkelerin seviyesinin kat kat üzerindendir. Bu durum kayıtdışı ekonominin büyümesini de körüklemektedir. Vergi oranları düşük olsa kayıtiçine alınabilecek unsurlar, vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle bundan kaçınmaktadır. Devlet doğrudan vergiler yerine dolaylı vergilere ağırlık vermektedir. Bunun sonucu olarak gelir bölüşümü adaletsizliği yaratılmaktadır. Sonuç olarak vergi sistemi her alanda özellikle ahlaki alanda yozlaşmaya, toplum vicdanında adaletsizliklere, devletin zayıflamasına, demokrasinin güdük kalmasına neden olmaktadır.

 

İŞÇİ VE MEMUR ARASINDAKİ VERGİ YÜKÜ ADALETSİZLİĞİ

 

Vergi adaletsizliğine bir örnek de memur ve işçiler arasındaki vergi yükü adaletsizliğidir. Memurların aylık kazançlarının büyük bölümü vergi dışı bırakılmaktadır. İşçilerin ise neredeyse tamamı vergi kapsamındadır. Brüt kazançları toplamları aynı olan bir memur ve bir işçinin ödediği vergiyi karşılaştırdığımızda, memurun sembolik denecek kadar bir vergi (birkaç milyon TL) ödemesine karşın, işçinin ödediği verginin memurun ödediğinin 10-15 katı kadar olduğu görülmektedir.

 

Maliye Bakanlığı 2004’ten itibaren özel gider indirimini kaldırmıştır. Bunun memur ücretlerini etkilememesi için düzenleme yapılmıştır. Bunun maliyeti de işçiye yüklenmiştir.

 

Bir başka adaletsizlik de vergi oranları dilimlerinde yaşanmaktadır. Maliye Bakanlığı her yıl vergileri yeniden değerleme oranına göre arttırdığı halde, ücretliler açısından vergi dilimlerini yeniden değerleme oranının çok çok altında arttırmaktadır. Bu durum vergi matrahı düşük olan memurlar açısından fark yaratmamakta, vergi matrahları memurların kat kat fazlası olan işçilerin bir üst dilimlere hızlı bir şekilde geçerek daha çok vergi ödemesini sağlamaktadır.

 

Sonuç olarak Maliye’nin vergi politikası “kör tuttuğunu öper” atasözümüze uygun ve vicdanları rahatsız edici bir şekilde oluşturulmaktadır.