|
|
|
TCMB
BASIN
DUYURUSU
Sayı:2004-42
19 Ağustos 2004
- Enflasyon hedeflemesi
uygulayan bir merkez bankasının, faiz politikasını, enflasyonun gelecekte
alacağı değerler hakkındaki öngörülerinin enflasyon hedefine ne derece uygunluk
gösterdiğine bağlı olarak şekillendireceği açıktır. Bu çerçevede, faiz
oranlarının azaltılabileceği gibi artırabileceği de genel bir doğrudur. Aynı
gerçekler, şüphesiz örtük enflasyon hedeflemesi için de
geçerlidir.
- Öte yandan, açık ya
da örtük biçimde enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçilmesini engelleyen en
önemli olgu maliye politikasının yeteri kadar disiplin altında olmamasıdır.
Hele, bu ekonomilerde bir de kamunun borç stoku çok yüksekse, açık ya da örtük
bir enflasyon hedeflemesinden söz etmek dahi mümkün olmayacaktır. Bunun nedeni
de açıktır: Bu tür ekonomilerde faiz oranlarının yükseltilmesi arzu edilen
sonuçları vermeyebilecek, hatta arzulanın tam tersi gelişmelere yol
açabilecektir. Daha açık bir ifade ile, bu tür bir artırım sonucu, borcun
sürdürülebilirliği hakkındaki şüpheler giderek artabilecek, yerli para birimi
hızla değer kaybedebilecek ve enflasyonist bir süreç
başlayabilecektir.
- Borç stokunun yüksek,
ancak maliye politikasının tam bir disiplinle sürdürüldüğü ülkelerde ise, borcun
giderek azalacağı ve bu sorunun bir sorun olmaktan çıkacağı da açıktır. Bu
normalleşme noktasına ulaşılabilmesi için bir süreç gerektiği de ortadadır.
Merkez Bankası’nın “koşullar gerektirirse faiz artırımı da yapabileceğini”
vurgulaması Türkiye ekonomisinin bu normalleşme noktasına yaklaştığının
ilanından başka bir şey değildir.
- Bu aşamada
yanıtlanması gereken soru şudur: Merkez Bankası 2004 enflasyon hedefine
ulaşılamayacağını mı düşünmektedir? 2005 enflasyon hedefi hakkında da benzer
düşüncelere mi sahiptir?
- Bu soruların yanıtı
06 Ağustos 2004 tarihinde yayımladığımız Enflasyon Raporu’nun “Görünüm” kısmında
verilmektedir. Tekrarlamak gerekirse: 2004 enflasyon hedefi ulaşılabilir bir
hedef olarak görülmektedir. Mevcut programın özünde yer alan “mali disiplin,
parasal disiplin ve yapısal reformların” uluslararası kurumlarca da desteklenen
yeni bir orta vadeli programla sürdürülmesi halinde 2005 hedefine de ulaşılacağı
beklenir. Kısacası, Merkez Bankası “normal koşullar altında” enflasyondaki
azalmanın devam edeceğini tahmin etmektedir.
6. Ancak, her ekonomide değişik
düzeylerde olan riskler, Türkiye ekonomisinde de mevcuttur. Bu risklere dikkat
çekmek Merkez Bankası’nın görevidir. Bu risklerin bazılarının gerçekleşmesi,
gerçekleşen riske bağlı olarak şüphesiz yukarıdaki öngörümüzdeki hata payını
artıracaktır. Risklerin var olduğunun vurgulanması bu risklerin hepsinin birden
gerçekleşeceği anlamına da gelmemektedir.
- Bu risklerin bir
kısmını ortadan kaldırmak, açıktır ki mümkündür. Sayın Başbakan tarafından
Türkiye’nin üç yıllık yeni bir stand-by anlaşması yapmak niyetinde olduğunun
beyan edilmesi sözkonusu risklerden en büyüğünü ortadan kaldırmıştır. Buna
karşılık, petrol fiyatlarından kaynaklanan risk, kontrol edemeyeceğimiz bir
risktir. Orta vadeli bir perspektifte bu tür bir arz şokundan kaynaklanabilecek
enflasyon artışlarına karşı faiz politikasının yapabileceği bir şey de
yoktur.
- Dolayısı ile, Merkez
Bankası’nın yayımladığı raporlar ve duyurularda bazı risklere dikkat çekmesi, bu
rapor ve duyuruların kalan bölümleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Aksi
takdirde Merkez Bankası’nın faiz politikasının yakın gelecekte alacağı şekil
hakkında çok yanlış çıkarsamalar yapılabilecektir.
Kamuoyuna saygıyla
duyurulur.
|
|
|