|
30
Temmuz 2003
Remsi
Soylu
SMMM
AİLE
ŞİRKETLERİNİN YAPISI
Aile
şirketlerinde üç farklı grup vardır. Bu
gruplar işin gereği, kuruluş amacı ve şirketin kurumsallaşma
durumuna göre içi içe geçebilirler.
Bu
gruplar, Hissedarlar, Aile Üyeleri ve Çalışanlardan
oluşur.
Grupları
inceleyeceke olursak:
Hissedarlar;
Aile üyesi olabilirler, şirkette çalışabilirler,
Aile
Üyeleri; Hissedar olabilirler, şirkette çalışabilirler,
Çalışanlar;
Aile üyesi olabilirler, hissedar olabilirler,
Görüldüğü
gibi aile şirketlerinde bu üç grup her zaman
iç içe olabilmektedirler. İktisatta olduğu
gibi, Sermayedar, çalışan ve iş ayrı ayrı değildir.
Bu
içi içe çalışma, gruplar arasında
menfaat çatışmasına her an dönüşebilir.
Aile
üyesidir, hissedardır ve çalışmıyordur fakat
geçim kaynağı şirketten sağlayacağı gelirdir.
Hissedardır, çalışmıyordur, geçim kaynağı
şirketten sağlayacağı kâr payıdır.
Aile
üyesidir, hissedar değildir ve şirkette çalışıyordur.
Geçimi şirketten alacağı ücrettir.
Hissedar,
genelde daha çok kâr payı ister, çalışan,
genelde daha çok ücret ve işin gelişimini
ister.
Burada
bir çatışma söz konusu olabilir. Kâr
dağıtımı yüksek tutulursa işin gelişimine sekte
vurabilir, az tutulursa hissedar memnun olmaz ve hisselerini
devretmeye çalışır. Bu iki çatışma iki
kardeş arasında olduğu gibi baba ile oğul arasında da
olabilir ve yıllarca sürebilir.
Çatışma
aile üyeleri arasında da yaşanabilir. Çocuklar,
gelinler, damatlar, yeğenler, kardeşler ve yakın arkadaşlar
hangi bölümde çalışacaklar, ne kadar
ücret alacaklar. Hangi grubun gözüyle
bakılırsa o grup haklı olacaktır.
Çatışma
her zaman ve her ortamda vardır. Bunun önüne
geçebilmenin yolu kurumsallaşmaktan geçer.
Ayrıca şirketin anayasası da hazırsa bu çatışmalar
baştan önlenecektir. Çünkü, gruplar
arasında gerekli olan iletişim sağlanmış olacak ve her
grubun ortak menfaatleri göz önüne alınarak
karar verilecektir.
AİLE
ŞİRKETLERİNİN ZAMAN İÇİNDE GELİŞİMİ VE DEĞİŞİMİ
Aile
şirketlerinin hepsi olmasa da, büyük bir çoğunluğu
bir kişinin egemenliğinde kurulur. Bu bir Anonim
Şirket veya Limited şirket olabilir. Bu kişi babadır.
Anonim Şirket şekliyle kurulursa, hissenin % 99 u babanın
elindedir. Arta kalan % 1 hisse ise eşi, çocukları
ve sayı yetmiyorsa dördüncü beşinci hissedarlar,
en yakın aile üyeleridir.
Bu
şekilde kurulan bir aile şirketinde, egemenlik babadadır.
Yasal olarak Anonim Şirket statüsünde de olsa
tüm kararlar baba tarafından alınır ve uygulanır.
Yasal olarak alınacak ve imzalanacak kararlar, yazılar
arkadan takip eder. Yönetim Kurulları ve Genel
Kurullar şeklen yapılır. Bu kurulların toplantılarında
aile üyeleri genelde görüşlerini ifade
edemezler.
Tek
bir patronun olması, bazı noktalarda üstünlük
de sağlayabilir.
Örneğin:
-
Bankalar tek bir patronu muhatap almaktan hoşlanırlar.
-
Müşteriler işlerini onunla görürler.
-
Çalışanlar tüm isteklerini ona iletirler.
Bu
üstünlüklerin yanında tek patronlu olmanın
dezavantajları da şüphesiz vardır. Tek patronun
herhangi bir zaman diliminde işten kopması durumunda,
işler de duracaktır. Çünkü işler ona
bağlanmış vaziyettedir. Bu da göstermektedir
ki, tek patronlu şirketlerin her an riski vardır, bunun
için ikinci üçüncü kişilerin
yetiştirilmelerinde işin devamı açısından büyük
yarar vardır. Baba işin devamı açısından ailenin
diğer fertlerine işin devamını çok iyi anlatmalıdır.
Aile bireylerinin bakış açılarının işin devamından
yana olmasını sağlamalıdır.
Tek
patronlu şirketin ikinci aşaması, kardeşler ortaklığıdır.
Bu aşamada da kurumsallaşmanın gereği ön plana
çıkmaktadır. İki veya daha çok kardeş
çoğunluk hisselerini elinde bulundururlar. Her
ikisi de işte fiilen çalışıyor olabilirler. Bu
durumda gelirin paylaşımında çok büyük
sorunlar yaşanmayacaktır. Kardeşlerden bir çalışıyor
diğeri veya diğerleri işte çalışmıyorlarsa bu
durumda gelirin paylaşımında sorunlar ile karşılaşılabilir.
Bu tip sorunlar ortaya çıktıkça,
kardeşler arasında ve diğer aile bireyleri arasında
çatışmalar kaçınılmaz olmaktadır. Çatışma
ortamı ise şirketi çöküşe sürükleyebilir.
Onun için kurumsallaşmanın gereği olarak böyle
durumlarla karşılaşmadan önce, önlemler alınmalı,
bu tip sorunlarla karşılaşıldığında önceden nasıl
hareket edileceği bilinmelidir. Bu da işin anayasasının
yazılmış olmasına bağlıdır.
Kardeşler
arasında oluşan ortaklıklarda, kardeşler arasında çok
az olan sorunlar, gelecek yıllarda büyüyen
çocukları nedeniyle çoğalmaya başlar.
Her kardeş kendi çocuğunun iyi olduğunu, yükselmesi
gerektiğini düşünür. Bu da önceleri
çok iyi geçinen kardeşler arasında hizipleşmeleri
ve çatışmaları başlatır. Böyle bir olasılığın
da göz ardı edilmemesi gerekir.
Aile
şirketlerinin son aşaması kardeş çocuklarının
ortaklığı ile oluşan aile şirketidir. . Bu aşamada,
sermaye yapısı değişik kardeş çocuklarının değişik
oranlardaki sermayeleri nedeniyle karmaşık hale gelmiştir.
İki
kardeşin çocuklarından oluşan bir sermaye yapısı
ile, daha çok kardeşten oluşan ve hele
dışarıdan gelen damatlar dolayısiyle karmaşık yapıyı
bir düşünün.
Böyle
bir yapı ancak üçüncü kuşak aile
bireylerine kadar ulaşabilen aile şirketlerine mahsustur.
Bu kuşağa kadar gelebilen şirket sayısı daha evvel
de belirttiğim gibi % 4 ler seviyesindedir. Bu aşamaya
gelmenin en önemli unsuru kurumsallaşmadır. Daha
ilk aşamalarda kurumsallaşma için gerekli olan
çalışmaları yapan aile şirketleri bu aşamaya
gelebilmiştir.
Bu
aşamada, Yönetim Kurullarının ve Genel Kurulların
önemi ön plana çıkmağa başlar. Her
hissedar kardeş payları kadar söz sahibi olmuşlardır.
Bu toplantılarda görüşlerini dile getirebilirler.
Bu
aşamaya kadar gelebilmiş aile şirketlerinin kurumsallaşma
çalışmalarında oluşturdukları anayasa gereğince
daha sonraki aşamalara da geçebilirler. Çünkü
şirket aile şirketi vasfını aşmış ve artık topluma mal
olmuş durumdadır. Bu aşamadan sonra hissedar sayısı
çoğalmıştır ve büyük bir olasılıkla
halka açılma çalışmalarına başlanmıştır.
BİLANÇO
VE GELİR TABLOLARININ ÖZET GÖRÜNTÜLERİ
BİLANÇONUN
YORUMLANMASI
GELİR
TABLOSUNUN YORUMLANMASI
UNUTULMAMASI
GEREKENLER
Bölümleri
ile devam edecek.
|