DÖVİZ KURLARININ MALİ TABLOLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ   

 

02.07.2003

REMZİ SOYLU
rsoylu@yahoo.com  

Döviz Kurlarının Mali Tablolar Üzerindeki Etkisi

Yıllardır enflasyon ile beraber yaşamaya alışan ülkemiz, evindeki ekonomiden şirketteki tablolarına ve devletin harcama ve hesaplarına kadar her yerde bir hesap şekli aramıştır.

Enflasyon hesaplarında, belirli bir yılın baz alınarak o yıla göre fiyat artışlarının hesabı,

Gayri Safi Milli Hasıla ve Fert Başına Düşen Milli Gelir hesaplarının dolara göre hesaplanması. Son günlerde yine gündeme gelen, Enflasyon Muhasebesi. Ben buna daha doğru olarak
“MALİ TABLOLARIN ENFLASYONDAN ARINDIRILMASI” diyorum Benim burada üzerinde durmak istediğim konu, dövizdeki anlamsız değişmelerin şirketlerin mali tablolarına ne gibi bir etki yarattığıdır.

Bahsettiğim gibi, enflasyon ülkemizde 1970 li yıllardan beri vardır. Her gelen hükümet ilk icraat olarak enflasyonun düşürülmesini hedef almaktadır. İlk günlerde harcamalar kısılmakta ve hedefe doğru adım atılmaktadır. Fakat daha sonra, seçim havasına girilmekte ve adımlar geri atılmakta, kısılan harcamalar tekrar yapılmakta ve tekrar başa dönülmektedir. Yani bir kısır döngü devam edip gitmektedir.

Bilindiği gibi dolar ve diğer dövizlerin Türk Lirası karşısında geçen yıldan bu yıla kadar değer yitirmeleri söz konusudur.

2002 yılı sonunu baz aldığımızda, Mayıs’03 ayı sonu itibariyle; TÜFE 112,25 , EURO 98,65 ve Dolar 86,86 olmuştur. Burada Tüfe’ye göre Euro’da % 14 , Dolarda ise % 25 kayıp söz konusudur.

Döviz kurlarındaki bu değişim geçen yıldan bu yana nispeten dövize bağlı olarak çalışan işletmelerin hesaplarını bozar bir hal almıştır.
Bunu bir örnek ile aşağıda açıklamak istiyorum.

Genel satışının % 80 ini yurt dışına, % 20 sini yurt içine satan, Satılan Mal Maliyeti içindeki maliyet unsurlarının % 30 dövize , % 70 yerli mal ve hizmete bağlı, faaliyet giderlerinin tümü yerli tüketim malzemesi ve ücrete bağlı bir işletmenin olduğunu,

Bu işletmenin Net Satışını 100 olarak aldığımızda, 70 Satılan Mal Maliyeti , 10 Faaliyet Gideri , 5 de Faiz Gideri olduğunu , net kazanç üzerinden % 30 vergi verdiğini ve yıllık fiyat artışının % 30 olduğunu varsayarsak. Bir yıl sonra dövizde hiçbir artış olmadığı ve satış ve maliyetlerinde miktar olarak bir değişim olmadığını düşünerek tabloların aşağıdaki şekilde oluştuğunu görebiliriz.
                                

 

ÖNCEKİ YIL

CARİ YIL

SATIŞLAR

100

106

SMM

70

84,7

BRÜT KAR   

30

21,3

FAAL. GİDERİ   

10

13

FAAL. KARI    

20

8,3

FİNANSMAN

5

5

V. ÖNCESİ KAR

15

3,3

VERGİ

4,5

0,9

NET KAR

11,5

2,4

Cari yılda yapılan hesaplamalar;

100 satışın 80 i sabit alınmış, 20 birimi % 30 arttırılmıştır. 80 + ( 20+ 20X0,3) = 106

70 Maliyetin dövize bağlı olanı yani 70 X 0,30 = 21 sabit alınmış, 70 X 0,70 = 49

21 + ( 49 + ( 49X 0,70 ) = 84,7

Faaliyet giderleri enflasyon kadar arttırılmış. 10 + ( 10X 0,30 ) = 13

Finansman giderinin aynı kaldığı varsayılmıştır.


Tabloda görüldüğü gibi, satışlar sabit kalmasına rağmen dövize bağımlı olarak satış yapan işletmeler dövizin sabit kalıp enflasyonun olduğu bir ekonomide zarara doğru hızla yaklaşmaktadırlar.

Böyle bir tabloya sahip ihracatçı, basit bir hesap ile geçtiğimiz yıl 100 Dolar fiyat verdiği ihraç malından geçen yıl olduğu gibi halen 1.420.000 TL. kur üzerinden 142.000.000 TL. sı para almakta, fakat bu maldan geçen yıl % 20 kazanıyor iken, bu yıl girdilerin Türk Lirasına bağımlılık oranı yüksek ise % 30 enflasyon nedeni ile zarar etmektedir.

80 X 1.420.000 = 113.600.000 TL olan maiyet % 100 TL.ye bağımlı mal kullanımında;

113.600.000 + ( 113.600.000 X 0,30 ) = 147.680.000 TL. maliyet . ZARAR 147.680.000 – 142.000.000 = 5.680.000 TL.

Yukarıda örneği verilen mali tablolara uyan işletmelerin çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Dövizdeki bu durgunluğun işçi dövizi girişi ve turizmden elde edilecek dövizler nedeni ile daha 3 – 4 ay süreceği unutulmamalıdır.