|
30
Eylül 2003
REMZİ
SOYLU
SMMM
rsoylu@yahoo.com
DUVARA
TOSLAMAK!!!
2 Eylül
2003 Tarihli yazımda “ Ne
olacak bu Türk Lirasının hali
? “ dedim ve kısa bir süre sonra bu konuda kamuoyunda
istenilen tartışma başlatıldı.
Bu
tartışmaların ana başlıkları şöyledir;
1-
Paradan atılacak sıfır sayısı; bu konuda kamuoyunda
görüş birliği sağlanmış ve paradan altı sıfır
atılması uygun bulunmuştur. Maliye Bakanlığı da bu yönde
çalışmalar başlatmıştır.
2-
Yeni paraya geçme durumunda fiyatların yukarıya
doğru yuvarlatılması; bu konuda da kamuoyunda az da
olsa yeni para oluşumunda fiyatlar yukarıya yuvarlatılır
fikri oluşmuştur. Ben buna katılmıyorum. Çünkü
paradan altı sıfır atıldığında örneğin 5.460.000
TL. olan eski fiyat 5,46 yeni fiyat olacaktır.
Bozuk para olarak 1 – 5 - 10 – 25 – 50 olacağından
fiyatlar olduğu gibi kalacaktır. Çünkü
şu anda piyasada fiyatların son dört beş rakamı
zaten sıfırlardan oluşmaktadır. Buna bir tek istisna,
firmaların kampanya dönemlerinde fiyatlarında kullandıkları
sonu 9 lar ile biten rakamlardır.
Fiyatların
yukarıya yuvarlanacağı fikrine varılmasına, Avrupa
ülkelerinin kendi para birimlerinden Euro’ya geçişte
yarattığı sıkıntı sebep olmuştur kanısındayım.
Çünkü
her ülkenin Euro’ya geçiş pariteleri değişikti.
Örneğin Almanya’nın Euro DM. Paritesi 1,95583 idi.
Bu durumda 15,86 DM. Olan fiyat Euro’ya geçişte
8,109089 olması gerekirdi. Yüzden aşağı para birimi
olmadığından fiyat ya 8,10 Euro oldu veya 8,11 Euro
oldu ve yukarıya doğru yuvarlatıldı
Bu
basit örnekte görüldüğü gibi,
yuvarlatılan para bir Euro’nun onbinde dokuzudur.
3-
Bu uygulamaya geçiş zamanı; Maliye Bakanlığı
geçiş için 2005 yılını vermektedir.
Bence
geçiş için çok uzun bir süre
gerektirmiyorsa, 2004 yılında uygulama başlatılmalıdır.
Geçiş süresinin daha da ileri bir tarihe
bırakılması fikri de mevcuttur. Bu fikirde olanların
dayandıkları nokta, enflasyonun tek haneli rakamlara
indirilmesinden sonra paradan sıfır atılmasıdır.
Bundan
önceki yazımda da belirttiğim gibi, enflasyon paradan
sıfır atılmasını takip eden 10 yılda ortalama
her yıl % 15 artış kaydetse bile, 100 ile başlayan fiyatlar
beşinci yıl sonunda 201,13 onuncu yıl sonunda ise, 404,55
olacaktır. Yani fiyatlar bu enflasyon seviyesinde
ilk on yılda 10 kat artmayacağı için ilk sıfır
eklenmeyecektir.
Ancak
on sekizinci yıl sonunda bir sıfır eklenmesi söz
konusu olacaktır. Paradan sıfır atmamak için
bundan sonra elbirliği ile enflasyonu Avrupa Ülkeleri
seviyesine indirip, bu oranlarda kalmasına çalışmalıyız.
Bu da yıllık % 2 ile % 4 arası enflasyondur. Yıllık
% 2 enflasyon ile 117 yılda, % 3 lük
bir enflasyon ile ise 78 yılda paraya sıfır eklenecektir.
Yani 100 olan fiyat 1.000 olacaktır.
Bu
konuyu burada kesip, bir başka sorun üzerinde durmak
istiyorum.
Türk
Lirası son aylarda hem Euro ve hem de Dolar karşısında
değer kazanmış bulunmaktadır. Bizim gibi dış borcu yüksek
ülkelerde bu büyük bir sorun yaratmaktadır.
Son iki yıl içinde ülkeye giren sıcak döviz,
ülkemizde çok yüksek oranlarda kâr
sağlamaktadır.
Aşağıdaki
tabloda 2001, 2002 ve 2003 yılları 15 Eylül itibariyle
Dolar ve Euro döviz satış kurları alınmış. İkinci
bölümde, 15.09.2001 yılında bir Dolar’ını
ve Euro’sunu % 50 yıllık faiz üzerinden ,
ikinci yıl ise % 40 yıllık faizle değerlendirdiğini
farz ederek, birinci yıl sonunda Dolar bazında % 34,
Euro bazında ise % 28 faiz geliri elde olunduğunu, ikinci
yıl sonunda ise, bu para birimlerinin Türk
Lirası karşısında değer kaybetmeleri nedeniyle daha
yüksek oranda bir getiri sağlayarak, ikinci yıl
sonunda Dolar bazında % 127 , Euro bazında ise % 88
faiz geliri elde olunduğunu görmekteyiz.
|
|
DOLAR
|
EURO
|
|
15.09.2001
|
1.488.685
|
1.374.503
|
|
15.09.2002
|
1.663.630
|
1.632.520
|
|
15.09.2003
|
1.376.772
|
1.537.992
|
|
%
50 FAİZ
|
2.233.028
|
2.061.755
|
|
YILLIK
GETİRİ
|
34%
|
26%
|
|
%
40 FAİZ
|
3.126.239
|
2.886.456
|
|
2
YILLIK GETİRİ
|
127%
|
88%
|
Bu
rakamlar korkutucudur. Avrupa ve Amerika’da yıllık faiz
oranları % 2 - % 3 seviyesindedir. Böyle
bir oranı gören spekülatör parasını
ülkemize aktarmaktadır. Fakat çok küçük
bir terslikte ülkeyi terk edecektir. Terk ederken
de ekonominin içine ..................tir. Bunun
örneği 1994 ve 2000 yılında çok acı bir
şekilde yaşanmıştır.
Merkez
Bankası enflasyonu düşüreceğim diye Türk
Lirasının aşırı değerlenmesine göz yummamalıdır.
Bu gidişle çok kısa bir süre sonra duvara
toslanacağını akıldan çıkarmamalıyız.
|