|
26
Ağustos 2004
REMZİ SOYLU
SMMM
rsoylu@yahoo.com
EN
ÇOK SATTIĞI SENE BATTI !..
Bundan
seneler önce çok iyi bir dostum (rahmetli
oldu) bana," X İlaç Fabrikası en
çok sattığı sene battı." diye söylerdi.
Kendisi de bu fabrikanın ilaç propagandisti idi.
Ülkemiz
ekonomisinin yapısında da benzer bir durumun söz
konusu olması, bana bu sözü hatırlattı.
Merkez
Bankası kasalarında döviz bol miktarda mevcut,
enflasyon otuz sene sonra en küçük
çift haneli rakamlara düşmüş, ihracat
artıyor, ülkenin başında da tek bir parti iktidarı
bulunuyor.
Bu
kadar çok iyi etken karşısında, iyi gitmeyen
bazı şeyler var.
İnsanların
reel gelirleri düşüyor, ithalat, ucuz döviz
nedeniyle devamlı artış kaydediyor, cari işlem açıkları
gün geçtikçe büyüyor,
Bu
olumsuzluklara eklenecek bir çok sorun bulmak
mümkündür.
Başa
dönüp dostumun söylediği cümleyi
biraz açayım ki, ne olduğu anlaşılsın. İlaç
fabrikası en çok sattığı sene batmıştır. Çünkü
işletme sermayesi yetersiz olduğundan, vadeli satışları
karşılayacak maliyet unsurlarını daha kısa vadede temin
etmeye çalışmış ve borçlanmıştır. Alacakları
ile borçları arasında gerekli vade yapısını sağlayamadığından
sonuçta batmıştır.
Ülkemizin
ekonomik yapısı da buna benzemektedir. Bir türlü
ekonomiyi sağlam bir zemine oturtamıyoruz. Örneğin,
enflasyonda hızlı bir düşüş yaşanıyor. Enflasyon
tabi ki aşağıya doğru çekilmeli idi. Ancak, bu
kadar kısa süre içinde değil. Daha yatay
bir seyir izleyerek daha uzunca bir süreye yaymak
gerekirdi.
Merkez
bankasının daha evvel uygulamaya koyduğu dövizde
çıpalı kur sisteminden kolayca vazgeçilmemeliydi.
Çıpalı kura enflasyon oranlarının uygulanabileceği
bir sistem eklenip döviz kurlarında daha istikrarlı
bir durum yaratılabilirdi. Bu yapılmamış kurlar
dalgalanmaya bırakılmış ve sıcak para politikası izlenmiştir.
Döviz
fiyatları gereği kadar artmamıştır. Bu durumdan
da ihracatçılar zarar görmüştür.
Ayrıca ihracatçının alın terini katarak
sağladığı döviz, ithalatçıya ucuza verilmiş
ve ithalatçı, patlayan ithalat ile beraber hak
etmediği geliri elde etmiştir.
Bankalar,
esnafa kullandırmadığı kaynaklarını tüketicilere
kullandırmaya başlamış ve son günlerde kredi
kartları pazar tezgahlarına düşmüştür.
Kredi kartı kullanım bilgisi zayıf olan halkımız da,
taksitli satışlar ile bu pazarı gereğinden çok
büyütmüştür. Bu günlerde de bu
durumun olumsuzlukları konuşulur olmuş, kredi kartlarının
bankalarca verilmesinde sınırlamalar getirilmesi
ve kişiye verilecek kredi kartının geliri ile orantılı
olması istenilmiştir.
Kredi
kartları konusunda bankalara sınırlama getirilmelidir.
Kredi kartını veren banka, verdiği kartın harcamalarından
sorumludur ve tahsil edemediği kredi kartı alacağını
kendi olanakları ile tahsil etmelidir. Bu nedenle devletin
banka mevduatlarında olan güvencesi tamamen kaldırılmalıdır.
Son
söz olarak, ekonominin gidişini daha iyi kontrol
edip sürprizlerle karşılaşmamak ve başta da belirttiğim
gibi bu olumlu gelişmeler içinde ülkeyi
batırmamak gerekmektedir.
|