|
Ankara,
17 Kasım 2004
Rüknettin
Kumkale
YMM
ruknettin@kumkale.tr.tc
Anonim
Şirketlerde ortaklığın karar organı olan genel kurulun, yönetim kurulunun ve
denetçilerin ilgili hesap dönemindeki tüm işlemlerini, ekonomik ve hukuki
sonuçları itibariyle onaylaması işlemine ibra denilir.
Anonim
Şirketlerde ibraya karar verme yetkisi genel kuruldan ana sözleşme yolu ile
başka bir organa veya kurula devredilemez.
İbra
işlemi ile ilgililer, sorumluluktan kurtulmaktadır. Böylece, ortaklığın ibra
edilenlere karşı faaliyetlerinden dolayı alacak ileri sürmeyeceği veya onları
sorumlu tutmayacağı anlamına gelir. İbra ortaklık dışındakilere etkisi olmayan
tümüyle ortaklık içi bir hukuki işlemdir. Anonim şirketlerdeki ibra da,
ilgililerin maddi sorumluluktan kurtarılması anlamının yanı sıra, ibra edilenlerin
yaptıkları işlemlerin, aldıkları kararların ve tümüyle izledikleri politikanın
benimsenmesi ve onlara duyulan güvenin teyidi anlamı da yer alır. Bu durumda
genel kurulca verilen ibra kararının iki anlamı bulunmaktadır. Maddi bakımdan
sorumluluğun kaldırılması ve yönetim açısından işlemlerin onaylanmasıdır.
İbra
kararı kural olarak olağan genel kurul toplantılarında alınır. Ancak, olağanüstü
genel kurul toplantılarında da ibraya karar verilmesinin Yasal engeli yoktur.
İbra
kural olarak genellikle son iş yılındaki yönetimin ve denetimin tüm işlemlerini
kapsar. Başka bir anlatımla, zaman bakımından ibranın kapsamı son hesap yılı
(bilânço dönemi)'dir.
Türk
Ticaret Yasası'nın 310. maddesine göre kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin
ve denetçilerin kuruluştan dolayı tabi oldukları sorumluluk şirketin
tescilinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra suretiyle ortadan
kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra sulh ve ibra ancak genel kurulun
tasdiki ile olur.
Bunun
yanında, esas sermayenin onda birini temsil eden (azlık) pay sahipleri sulh ve
ibranın tasdikine muhalif (karşı) iseler sulh ve ibra genel kurulca tasdik
olunamaz.
Türk
Ticaret Yasasının 380. maddesine göre bilânçonun tasdikine dair olan genel
kurul kararı, aksine açıklık olmadığı takdirde yönetim kurulu üyeleriyle,
müdürler ve denetçilerin ibrasını kapsar.
Bununla beraber, bilânçoda bazı hususlar belirtilmemekte
veyahut bilânço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani, yanlış bir takım
hususları ihtiva etmekte ise, yönetim kurulu üyeleriyle müdürler ve denetçiler
bilânçonun tasdiki ile ibra edilmiş olmazlar.
Türk
Ticaret Yasasının 374. maddesine göre;
· Yönetim kurulu üyeleri, kendileri için
· Karı veya kocası için,
· Usul ve füruu için, (altsoy ve üstsoy)
· Şirket işlerinin görülmesine herhangi bir suretle iştirak etmiş
olanlar,
Yönetim
kurulunun ibrasına ait kararlarda oy kullanamazlar.
Bu
yasağa murakıplar dahil değildir.
Az
ortaklıklı ve aile Anonim Şirketlerinde ibra işleminin oluşmasında iki
alternatif düşünülmüştür.
Birincisi, tüm ortakların yönetici olması halidir.
Burada, geçerli bir ibra kararının alınıp alınamayacağı durumu vardır. Örneğin,
beş ortaklı bir Anonim Şirkette beş yönetici olması durumunda ki buna engel
yoktur. Geçerli bir ibra kararı alınabilir mi? Bir düşünceye göre, tümüyle
geçerli ve iptali kabil olmayan bir ibra kararı alınamaz. Çünkü, ortaklık
işlerinin görülmesine hepsi katılmış olduklarından, oy kullanamayacaklar ve
ibra kararı alınamayacaktır. Buna rağmen ibraya karar verilmiş ve üç aylık iptal
süresi geçmiş ise, ibra kararı geçerli sayılacaktır. Öyleyse, iptal süresi
geçmiş ve itiraz edilmemiş olmak şartıyla ibra geçerli kabul edilecektir.
Diğer bir düşünceye göre ise, bu durumda bir ibra kararı
alınamayacağını, zaten buna gerek de bulunmadığını ve bunun pratik değeri
olmayacağını kabul etmektedir. Çünkü artık yönetim kurulu üyelerinin hesap
verecekleri bir organ, kendilerinden başka bir pay sahibi yoktur.
İkinci alternatif ise, pay sahiplerinin tümünün değil de,
çoğunluğunun yönetici olmasıdır. Örneğin, beş ortaktan oluşan bir Anonim
şirkette, bunlardan dördü yönetici olduğu takdirde, geriye kalan bir pay sahibi
ibrayı gerçekleştirebilecektir. Hatta, bu tek pay sahibinin bir tek payının
bulunması da yetecektir ve sonucu değiştirmeyecektir. Sonuç olarak, aile
ortaklıklarında çoğunluğun yönetici olması, ibraya engel değildir ve Türk
Ticaret Yasası Md: 374/I'de öngörülen yakın akrabalık yasağı göz önünde
bulundurularak, yöneticilerin dışında kalan tek pay sahibi geçerli bir ibrayı
sağlayabilmektedir.
İbranın
reddi müstakil bir gündem maddesiyle karşımıza çıkabileceği gibi, hesapların
onaylanması ile bağlantılı olarak da ortaya çıkabilir. İbra eden organ olan
genel kurulun ibranın reddinde şüphesiz geniş yetkileri vardır. Fakat, bu hiç
bir zaman sınırsız şekilde düşünülemez. Özellikle hesapların onaylanıp, ibranın
reddedilmesinde genel kurulun çok dikkatli ve gerçekçi davranması gerekir.
Hesapların kabul edilip, keyfi olarak ibranın reddedilmesi, objektif iyi niyet
kurallarına aykırı düşebilir. Her olayın özelliklerine göre sonuca
ulaşılmalıdır. Hesapların onaylanmasına rağmen, ibranın reddedilmesinin
gerekçeleri çok sağlam olmalıdır.
İbranın verilip hesapların reddedilebileceği
(onaylanmayacağı) hakkındaki görüşlere, özellikle hukukumuz bakımından katılmanın
mümkün olmadığı kanısındayız. Çünkü Türk Ticaret Yasasının Madde: 380 hesaplar
ile ibra arasında sıkı bir ilişki kurmuştur ve hesaplar ibranın temelidir.
Hesapların reddedilmesi halinde, kural olarak ibranın da ertelenmesi veya
reddedilmesi gerekir.
İbranın
reddinin mutlaka tüm yönetici veya denetçileri, tüm işlemleri, yönetim ve tüm
hesap dönemini kapsaması gerekmez.
Bazı
üyelerin örneğin, murahhasların ibrası reddedilebileceği gibi, belirli bazı
işlemler veya hesap döneminin bir bölümü ibra dışı bırakılabilir.
5.1.1. Azil Nedeni
Yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin ve
müdürlerin ibra edilmemeleri, bunların görevlerinden azline sebep olabilir.
Türk Ticaret Yasası yönetim kurulu üyelerinin,
denetçilerin, müdürlerin önemli, haklı bir sebebe dayanmaksızın her zaman genel
kurul tarafından azlolunabileceğini hüküm altına almıştır.
Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin,
denetçilerin ve müdürlerin ibra edilmemeleri, görevlerinden azilleri için bir
neden teşkil edebilecektir. Ancak ibra olmaması otomatik olarak azil sonucunu
doğurmamaktadır.
Azil için ayrı bir karar veya oylama yapılmasına
ihtiyaç bulunmaktadır. Azil için yapılacak oylamanın gündeme ilavesi
gerekecektir. Bu durumda toplantı devam ederken gündeme ilave yapılması ile
ilgili hükümler dikkate alınır.
İbra edilmeme hadisesine karşı genel kurul
tarafından ilgililerin hepsi veya bir kısmı azledilmemiş olabilir ve bunlar bir
süre daha görevlerinde kalabilirler. Örneğin üç yıl için göreve seçilen bir
yönetim kurulu üyesi, denetçi veya müdür bu görev süresinin ilk senesinin
sonunda ibra olmamasına karşın azl olmamış ise iki yıl daha görevine devam
edebilecektir.
5.1.2. Sorumluluk Davası
Açma İmkanının Oluşması
Yönetim
kurulu üyeleri, denetçiler ve müdürlerin ibra edilmemelerinin doğal bir sonucu
olarak bunlar aleyhine şirket tarafından sorumluluk davası açılması gündeme
gelmektedir.
Eğer
genel kurulda ibra oluşmamışsa gene aynı genel kurul kararı ile tazminat davası
yoluna gidilebilir.
Ancak,
konunun genel kurulun gündemine konulabilmesi için gerekli şartları yerine
getirmek gerekmektedir.
Ayrıca
ibranın reddi mutlaka sorumluluk davası yoluna gidileceği anlamına
gelmemektedir.
Genel
kurul hiç bir dava açmadan da ibrayı reddedebilir. Ancak burada dikkatli
olunması gereken nokta, ibra etmemenin sağlam gerekçelere dayanması gereğidir.
Aksi
takdirde ibranın reddinin keyfiliği veya dürüstlük kurallarına aykırılığı iddia
olunabilir.
Yetkili
organların ibra edilmemelerine karşın azl edilmemeleri (görev süreleri devam ediyorsa)
genel kurul tarafından görevlerine devam etmelerine müsaade edildiği durumunu
ortaya çıkaracaktır.
Ayrıca
yukarıda değinildiği gibi azl için ayrı bir karar gerekmektedir ve bunun da
gündeme ilavesi için belli bir merasim ve şartlar vardır.
Ancak
yetkili organların herhangi birinin ibra edilmemesine karşın görevde
bırakılması da şirketin işleyişi açısından tabii ki sakıncalıdır.
İbra
edilmeyen yöneticinin ibrası keyfi olarak reddedilmişse kişilik haklarını
savunmak ve kendisini bu konuda aklamak gayesi ile talepte bulunmak hakkı
vardır.
Bunun
için ibra edilmeyen ilgililerin genel kurulun ibra etmeme kararını iptal için
ve ayrıca ibra için dava açma hakları oluşmaktadır. Zira genel kurul tarafından
verilen ibranın reddi kararının ortadan kalkması, ilgililerin ibra oldukları
anlamını taşımamakta sadece ibra edilmeme ile ilgili genel kurul kararı ortadan
kalkmaktadır.
Bu
sebeple ibra işleminin gerçekleşebilmesi için ibra davası açılması
gerekmektedir.
|