|
Ankara,
01 Aralık 2004
Rüknettin
Kumkale
YMM
ruknettin@kumkale.tr.tc
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu, doğrudan doğruya
şirketin tüzel kişiliğine verilen zarardan dolayı olan sorumluluk ile, şirketin
tüzel kişiliği dışında pay sahiplerine ve üçüncü şahıslara verilecek zarardan
doğan sorumluluk olarak ikiye ayırma imkanı bulunmaktadır.
Türk Ticaret Yasasının 314 ve bunu izleyen maddelerinde, 3
yıllık süre için seçilen Anonim Şirket yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri
sona erdiğinde, bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine ilişkin bir hüküm
olmamasına göre, yeni yönetim seçilene kadar önceki yönetim kurulunun
görevlerine devam edeceklerinin kabulü gerekir. Keza, yetkisi devam eden
yönetim kurulu üyesinin tayin ettiği vekilin işlemlerinin de, vekaletten azlin,
vekile tebliğ edilmesine kadar geçerli olacağı tabiidir. Dolayısıyla takip dayanağı
çekten ötürü, vekaletten azlin, çekin keşide tarihinden önce vekile tebliğ
edilmemesi halinde borçlunun sorumluluğu söz konusu olacağından, bu hususun
araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 12.02.1998
E:1998/691, K:1998/1434) (Yargıtay Kararları Dergisi, Mart 1998, Sayı: 3)
Türk
Ticaret Yasamızda yönetim kurulu üyelerinin şirket işlerinde gösterecekleri
dikkat ve basiret hakkında Borçlar Yasasının 528 maddesinin ikinci fıkrasının
tatbik olunacağı açıklanmıştır. Borçlar Yasasının 528. maddesinin ikinci
fıkrasında "şirket işlerini ücretle
idare eden ortak, tıpkı bir vekil gibi mesul olur" hükmünü
taşımaktadır. Borçlar Yasasının 390. maddesi de işçinin sorumluluğu maddesine
(B.Y. Md: 321) yollama yapmıştır.
Sonuç
olarak, bir yönetim kurulu üyesinin ücret alsın ya da almasın sorumluluğu
Borçlar Yasasının 321. maddesine göre tespit olunacaktır.
Üçüncü şahıslar dışında, doğrudan doğruya yönetim kurulu
üyeleri arasındaki münasebetlerde, yönetim kurulu üyelerinin şirkete verilecek
zararda da Borçlar Yasasının 321. maddesinde "kasıt veya ihmal ve dikkatsizlik" ön şart olarak aranmaktadır.
Böylece yönetim kurulunun veya şirketi temsil ve idare eden yönetim kurulu
üyelerinin şirkete verdikleri zararlardan sorumlu olmaları için kasıt veya
ihmal ve dikkatsizlik temel unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Yönetim kurulu
üyeleri aleyhine dava açan şirketin ihmal ve dikkatsizliği ispat etmesi, üyenin
ise sorumluluktan kurtulması için, kasıt, ihmal ve dikkatsizliğinin olmadığını,
bütün ihtimamı gösterdiğini veya bütün ihtimamı göstermiş olsa bile; zararın
meydana gelmesine mani olamayacağını ispatlaması gerekmektedir. Burada söz
konusu olan şirket zararı, şirket aktiflerindeki fiili bir azalma veya umulan
kârdan eksilmeye sebebiyet vermek hali olmaktadır.
Şirketi
temsile selahiyetli olanlar, şirketin maksat ve uğraşı konusuna dahil olan her
nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve bunları yaparken
şirket adını kullanmak hakkına sahiptir (Türk Ticaret Yasası Md: 321/1).
Yönetim Kurulu üyeleri şirket adına yapmış oldukları işlemlerden dolayı şahsen
sorumlu olmazlar (Türk Ticaret Yasası Md: 336/1).
Temsil
veya idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri
haksız fiillerden şirket sorumlu olur. Şirketin rücu hakkı mahfuzdur (T.T.Y.
Md: 321/5).
Yukarıya
çıkarılan Türk Ticaret Yasası maddelerinde şirketi idare ve temsil edenlerin,
şirket adına gördükleri işlerden doğan haksız fillerden şahsen sorumlu
olmayacakları, bir prensip şeklinde konulmakla beraber, gerek T.T.Y. Md: 336/1.b.5'deki
hüküm, gerekse, haksız fiillerden doğan zararda şirketin rücu hakkının saklı
tutulması, yönetim kurulu üyelerinin, şirket tüzel kişisi dışında pay
sahiplerine ve 3. şahıslara karşı sorumluluğunu arttırmaktadır.
Üçüncü şahıslar yönünden (pay sahipleri ve diğer üçüncü şahıslar)
yönetim kurulu üyesinin ika ettiği haksız fiillerden dolayı zarar iddiasına
muhatap olan bizatihi şirketin kendisidir. Yönetim kurulu üyesinin ika ettiği
zararda Borçlar Yasasının 41. maddesinde kayıtlı, "kasıt, ihmal ve teseyyüp, yahut tedbirsizlik" ön şartlarından
birisi varsa, üçüncü şahıs kendisine haksız olarak yöneltilen fiilden dolayı
şirketi dava edebilecektir. Şirket; yönetim kurulu üyesinin haksız fiilinden
dolayı ödediği zararı, kusurlu olması sebebiyle kendisine rücu etmek suretiyle
geri alma yoluna gidebilecektir.
a. Hisse
Senetleri Bedellerine Mahsuben Pay Sahipleri Tarafından Yapılan Ödemelerin Doğru
Olmaması
Türk
Ticaret Yasası, Anonim Şirkette ortağın sorumluluğunu paylarla sınırlamış ve
ortaklara, taahhütlerinden fazla bir şey yükletilemeyeceğini kabul etmiştir.
(T.T.Y. Md: 269 - 405/1).
T.T.Y'nin
336/1 maddesinde "hisse senetlerinin
bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vuku bulan ödemelerin doğru
olmaması" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifadeden, ortağın taahhüt
ettiği paya karşılık yapacağı ödemeyi anlamak gerekmektedir. Pay bedellerine
mahsuben yapılan ödemelerin doğru olmamasından bir zararın doğması halinde,
yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumludurlar.
b. Dağıtılan ve Ödenen Kâr
Paylarının Doğru Olmaması (T.T.Y. Md: 336.1.b.2.):
Türk
Ticaret Yasasının 336. maddesinde şirket varlığının haksız yere dağıtılmasından
dolayı yönetim kurulu üyeleri müteselsil olarak sorumlu tutulmuşlardır. Yasanın
457. maddesinde ise Anonim Şirketlerde safi kazancın yıllık bilânçoya göre
hesap edileceği gösterilmiştir.
Yönetim
kurulunun bir hesap dönemi sonunda, şirket kâr etmediği halde, ortaklara kâr
dağıtılması, veya yönetim kurulu üyelerine kâr payı verilmesi, şirketin dönem
başındaki varlıklarının kısmen yitirilmesi veya şirketin ödenmiş sermayesinin
fiilen azalmasını getirecektir. Yönetim kurulları kâr edilmediği halde çeşitli
sebeplerden dolayı bilânçoyu kâr etmiş gibi göstermek ve kâr payı dağıtmak
eğilimine girmektedirler.
Haksız
ve kötü niyetle kâr payı alan ortaklardan aldığının istirdat (geri alma) hakkı
mevcut olmaktadır. Buna karşın ortak kâr payını haksız yere ve kötü niyetle
almamışsa bunun geri alınmasının söz konusu olmaması gerekir. Ancak burada
dikkat edilmesi gereken nokta geri alma hakkının "Paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl sonra mürürüzamana (zaman
aşımına) uğrayacağıdır."
Ayrıca, "dağıtılan
ve ödenen kâr paylarının hakiki olmaması"nın, yönetim kurulunun
kusurundan doğması gerekir. Maddi bir hata neticesinde fazla ödeme varsa bu
miktarın yönetim kurulunca iadesi istenebilir.
c. Yasal Olarak Tutulması Gereken Defterlerin
Mevcut Olmaması veya Bunların İntizamsız Bir Surette Tutulması (T.T.Y. Md:
336):
Ticaret
Yasamızdaki "Kanunen tutulması
gereken defterler" ibaresinden, dar anlamda yalnız Ticaret Yasasında
sözü edilen defterler anlamını çıkarmamak gerekmektedir.
Defterlerin
hiç veya kanuna uygun şekilde tutulmamasından şirketin iki şekilde zarar
görmesi mümkündür. Birincisi, Hukuki Sorumluluk: Defterlerin şirket lehine
delil olarak kullanılamamasından doğan zarar, ikincisi Vergi Yasalarının
uygulanmasından doğan ve şirket tüzel kişiliğinden alınan vergi cezalarıdır.
d. Genel
Kuruldan Çıkan Kararların Sebepsiz Olarak Yerine Getirilmemesi (T.T.Y. Md:
336):
Genel
kurul şirketin en yetkili üst organı halindedir. Yönetim kurulu üyeleri, genel
kurulca alınacak kararları yürütmekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu sebeple genel
kurul tarafından alınan kararları sebepsiz olarak yerine getirmemekten doğacak
zararlardan dolayı yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumlu olacaktır. Ancak
yerine getirilmeyen kararlarla ilgili olarak yönetim kurulu tarafından
gösterilecek sebep genel kurulca veya mahkemece kabul edildiği takdirde yönetim
kurulunun müteselsil sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
e. Müdürlerin
Sebebiyet Verdikleri Zararlardan Doğan Sorumluluk:
Yönetim
kurulu üyeleri şirket müdürlerinin sebebiyet verdiği zararlardan sorumlu
tutulamamaktadırlar (T.T.Y. Md: 346). Ancak şu hallerin varlığında, yönetim
kurulu üyeleri yalnız şirkete karşı müteselsilen sorumlu olmaktadırlar.
· Yönetim kurulu ehil olmayan müdürler tayin
etmişse,
· Müdürlerin şirket için zararlı iş ve
muamelelerine müsamaha gösterilmişse,
· Yönetim kurulu yetkili olmadığı hususlara
müdürleri mezun kılmış, ve müdür tarafından bir zarar meydana getirilmişse,
f. Esas
Sermayenin Arttırılmasında Yasa Hükümlerine Riayet Olunmaması:
Şirket sermayesinin arttırılması işlemleri yasa
hükümlerine göre ve yasada gösterilen muamelelere göre yürütülmemişse yönetim
kurulu üyeleri ile murakıplar ortaklığa, pay sahiplerine ve üçüncü şahıslara
karşı müteselsilen sorumludurlar (T.T.Y. Md: 392).
g. Tahvil
Çıkartılmasında Yasaya Aykırılık:
Türk Ticaret Yasasının 420 - 433 Maddelerini ihtiva eden
Tahvillerle ilgili altıncı kısımda yazılı hükümlere aykırı harekette bulunan
yönetim kurulu üyeleri ilgililere karşı müteselsilen sorumlu bulunmaktadırlar
(T.T.Y. Md: 433).
h. Genel Kurul Kararları
Aleyhine Suiniyetle İptal Davası Açılması
Genel
kurul kararlarının aleyhine iptal davası açma hakkı belli şartlarla yönetim
kuruluna verilmiştir (T.T.Y. Md: 381). Yönetim kurulu bu hakkını suiniyetli bir
şekilde kullanırsa şirkete karşı sorumlu olmaktadır. Bu nedenle şirketin
uğradığı zarardan dolayı yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumlu olacaktır.
ı. Kuruluştaki
Yolsuzlukları Araştırmamadan Doğan Sorumluluk
İlk
yönetim kurulu üyeleri şirketin kurulmasında yolsuzluk olup olmadığını
araştırmakla yükümlüdürler. Bu hususta ihmalleri görüldüğü ve hasıl olan zarar
kuruculardan alınmamış olursa yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumlu
olmaktadır.
Yönetim
kurulunun özel müteselsil sorumluluk halleri dışında Türk Ticaret Yasası'nda
genel mahiyette getirilen sorumluluk haline göre, "gerek yasanın gerek
anasözleşmenin yönetim kurulu üyelerine yüklediği sair görevlerin kasden veya
ihmal neticesi olarak yapılmaması" yönetim kurulu üyelerini şirkete, pay
sahiplerine ve üçüncü şahıslara karşı müteselsil sorumlu hale getirmektedir.
T.T.Y'nin
332. Maddesine göre yönetim kurulu üyeleri şahsi menfaatlerine veya usul ve
füruundan (alstsoy ve üstsoy) biriyle, eşi ve üçüncü dereceye kadar (bu derece
dahil) kan ve sıhri (kayın) hısımlarının menfaatlerine taalluk eden hususların
müzakeresine iştirak edemezler. Böyle bir husus müzakere konusu olunca, ilgili
üye ilgisini kurula bildirmeye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya
mecburdur.
Bu
hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ilgili olduğu muamele
yüzünden şirketin husule gelen zararını tazmine mecburdur.
Yasanın
bu hükmüne uymak için yönetim kurulu üyesi yönetim kurulu toplantısına
katılacak, bütün müzakerelerde bulunacak, ancak kendisinin ve yukarıda sayılan
yakınlarının menfaatlerine ait hususlarda, sorumluluktan kurtulmak için gerekli
beyanda bulunacak ve diğer yönetim kurulu üyelerine kendi menfaati
istikametinde karar vermelerine ikna ve zorlayıcı beyanlarda bulunmayacak,
alınacak kararlara da katılmayacaktır.
Türk
Ticaret Yasasının 334. maddesi hükümlerine göre, yönetim kurulu üyeleri
şirketin anasözleşmesinde kayıtlı bulunan maksat ve mevzuuna giren işlerden
herhangi birini kendisi veya başkası namına bizzat veya dolaylı olarak
yapabilmesi için genel kuruldan izin alması gerekmektedir.
Bunun
için konu genel kurul gündemine konulacak ve genel kurul zaptında konu "T.
Ticaret Yasasının 334. maddesine göre yönetim kurulu üyelerine izin
verilmiştir" şeklinde yazılacaktır. Bu husus da genellikle pratikte 334 ve
335 Maddeler için birlikte izin verilmektedir.
Türk
Ticaret Yasasının 335. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, şirketin konusuna
giren ticari muamele neviinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına
yapabilmesi, ve aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir şirkete mesuliyeti
tahdit edilmemiş olan ortak sıfatı ile girebilmesi için genel kuruldan izin
alması gerekmektedir.
Bu
hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat
istemekte veya tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış kabul
etmekte ve üçüncü şahıslar hesabına akdolunan mukaveleden doğan menfaatlerin şirkete
ait olmasını talep etmekte serbesttir.
Bunun
için konu yukarıdaki şirketle muamele yapma yasağında olduğu gibi ve onunla
beraber aynı gündem maddesine konulur. Genel kurul zaptına bu konu "Türk
Ticaret Yasasının 334 ve 335 maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine izin verilmiştir"
şeklinde yazılarak yönetim kurulu üyelerine izin verilmiş olur.
Türk
Ticaret Yasasının 334 ve 335 maddelerine göre verilecek izin kuruluşta
Anasözleşmeye de konulabilir. Bu durumda her genel kurul toplantısında bu yönde
bir karar almaya gerek kalmayacaktır.
Türk
Ticaret Yasasının 339. maddesine göre, "Şirketin hali hazırdaki durumu hakkında her ne şekilde olursa olsun
yanlış (zehap) zannetmelere yol açacak (desiseler) hileler kullanmak veya
hakikate aykırı beyanda bulunmak suretiyle üçüncü şahısları aldatan"
yönetim kurulu üyesinin şahsen sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır.
Buna
göre yanlış beyanda bulunarak üçüncü kişileri aldatan yönetim kurulu üyesi bu
fiilinden dolayı şahsen sorumludur.
Yasanın
yönetim kuruluna ve üyelerine vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde Yönetim
Kurulu Üyeleri şirketteki (Yasadaki tabiri ile) yolsuz bir muameleyi
murakıplara bildirmek mecburiyetindedir. Eğer bu yükümlülüğü yerine getirmediği
takdirde yolsuzluğu yapanlar gibi sorumlu tutulacağı da hüküm altına
alınmıştır.
Bu
konuda, Türk Ticaret Yasasının 308. maddesi şu hükmü getirmiştir. "İlk yönetim kurulu üyeleriyle murakıplar,
şirketin kurulmasında yolsuzluk vaki olup olmadığını incelemekle mükelleftirler.
Bu hususta ihmalleri anlaşılan ve bu yüzden hasıl olan zarar karşılığı tazminat
kuruculardan alınmazsa yönetim kurulu üyeleri ve murakıplar müteselsilen
sorumlu olurlar"
Türk
Ticaret Yasasının 337. maddesi de "yeni
seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyeleri kendinden önceki üyelerin
(seleflerin) belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye
mecburdurlar. Aksi halde kendinden önceki üyeler (selefleri) gibi sorumluluğa
iştirak ederler." hükmünü taşımaktadır.
Türk Ticaret Yasamızın 363. maddesine göre incelenmesine
genel kurulun açık müsaadesi veya yönetim kurulunun kararı ile müsaade edilen
defter ve belgelerden öğrenilecek sırlar hariç olmak üzere hiç bir ortak
şirketin iş sırlarını öğrenme hakkına sahip bulunmamaktadır.
Her ortak her ne suretle olursa olsun öğrenmiş olduğu
şirkete ait iş sırlarını sonradan ortaklık hakkını kaybetmiş olsa dahi daima
gizli tutmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyeti yerine getirmeyen yani şirketin
sırlarını deşifre eden (açıklayan) ortak meydana gelecek zararlardan şirkete
karşı mesul olur. Şirketin şikayeti üzerine, herhangi bir zarar umulmasa dahi
bir yıla kadar hapisle cezalandırılabilmektedir.
|