|
Ankara,
28 Ekim 2004
Rüknettin
Kumkale
YMM
ruknettin@kumkale.tr.tc
Anonim Şirketlerde azlık tabirinden esas sermayenin %
10'unu
temsil eden pay sahipleri anlaşılmaktadır. Azlık'ın genel kurul çalışmalarında
ve Anonim Şirketler hukukunda bir takım hakları bulunmaktadır.
Türk Ticaret Yasası'nın 310. Maddesi şirket kurucularıyla,
ilk yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin kuruluştan dolayı sorumluluklarının
şirketin tescil tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yolu ile
ortadan kaldırılamayacağı hükmünü taşımaktadır. Bu müddetin geçmesinden sonra
sulh ve ibra ancak genel kurulun tasdiki ile tamam olabilmektedir. Buna rağmen
esas sermayenin onda birine sahip pay sahipleri (azlık) sözü edilen konulara
muhalif iseler sulh ve ibra genel kurul tarafından tasdik olunmaz.
Daha açık bir anlatımla azlık, kurucuları, ilk yönetim
kurulu üyelerini ve denetçileri şirketin kuruluşundan dolayı mesul tutuyorsa ve
bu nedenle sulh ve ibraya karşı ise genel kurul tarafından ibra tasdik edilmez.
Genel kurulun yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılmamasına
karar vermesine rağmen esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay
sahipleri (azlık) dava açılması için oy kullandığı takdirde, şirket bu karar
veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Türk
Ticaret Yasası'nın 341. maddesinde geçen bu hükümde azlığın kararından veya
talebinden söz edilmiştir. Bu ifadelere göre;
a. Azlığın kararı, genel kurul sırasında ortaya çıkacak bir husustur,
buna göre azlık yani esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay
sahipleri dava açılması için karar alabilmektedirler.
b. Azlığı temsil eden üyeler, doğrudan doğruya genel kurul divan
başkanlığına müracaat ederek dava açılmasını talep edebilir.
Şirket bu karar ve talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava
açmaya mecburdur. Bu müddetin geçirilmesiyle dava hakkı düşmez. Murakıpların ve
alacaklıların vekilinin mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur.
Şirket namına dava açmak, murakıplara aittir. Ancak azlığın
oyu ile dava açılması halinde azlık, murakıplar dışında bir vekil tayin
edebilme imkanına sahiptir. Şayet dava denetçiler aleyhine açılacak ise,
denetçiler dışında bir vekil tayinine gerek vardır. Aksi halde, davalıya kendi
aleyhine dava açtırmak gibi ters bir duruma düşülmüş olur.
Dava açılması hakkında oy kullanan pay sahipleri şirketin
zarar ve ziyanına karşı teminat olarak davanın sonuna kadar teminat ve rehin
kalmak üzere sahip oldukları pay senetlerini bir bankaya yatırmaya
mecburdurlar. Davanın reddi halinde pay sahipleri yalnız şirkete karşı tazminat
ile mükelleftirler.
Genel kurul bazı muayyen hususların tetkik ve teftişi için
lüzumu halinde özel denetçi seçebilir.
Genel kurula tanınan bu özel denetçi seçme hakkı dışında,
genel kurulun toplantı tarihinden itibaren en az 6 ay önceden şirket
sermayesinin en az onda birini temsil eden pay sahipleri oldukları sabit olan
pay sahipleri;
· Son iki yıl içinde şirketin kuruluşuna müteallik bir
suistimal vukuu, veya
· Son iki yıl içinde şirketin idare muamelelerine
müteallik bir suistimal vukuu, veya
· Yasa yahut anasözleşme hükümlerine önemli bir surette aykırı
hareket olunduğu, veya
· Bilânçonun gerçek olmadığı,
iddialarını ileri sürdükleri takdirde özel denetçi tayinini
genel kuruldan isteyebilmektedirler.
Bu talebin genel kurul tarafından reddolunması halinde gerekli
masrafları peşin ödemek, dava neticesine kadar rehin kalmak üzere sahip
oldukları pay senetlerini bir bankaya tevdi etmek şartıyla mahkemeye müracaat
hakları vardır.
Bu talebin mahkeme tarafından kabul edilebilmesi için iddia
olunan hususlar hakkında kafi delil ve emare gösterilmesi gerekmektedir.
Mahkemece talep reddolunduğu veya tahkikat neticelerine göre iddia varit
görülmediği takdirde kötü niyetle hareket ettiği ispat edilen pay sahipleri
şirketin bu yüzden gördüğü zarardan dolayı müteselsilen mesuldürler.
Özel denetçi tayini talebi mahkemece reddolunur veya denetçilerin
verecekleri rapora göre bu talebin haklı sebebe dayanmadığı anlaşılırsa kötü
niyetle hareket ettikleri ispat edilen pay sahipleri şirketin bu yüzden gördüğü
zarardan müteselsilen sorumludurlar.
Esas sermayenin onda
birini temsil eden pay sahipleri (azlık) şirketin idare meclisi azaları veya
müdürleri aleyhine denetçilere müracaat edebilirler. Denetçiler bu müracaat
hakkındaki fikir ve mütalaalarını raporlarında bildirmeye ve lüzum gördükleri
halde genel kurulu derhal fevkalade toplantıya davet etmeye mecburdurlar. (TTY.
Md: 356)
Şirket sermayesinin en
az onda biri (azlık) değerinde paylara sahip olan kimselerin gerektirici
sebepleri bildiren yazılı talepleri üzerine, yönetim kurulunun genel kurulu
olağanüstü toplantıya davet etmesi veya genel kurul zaten toplanıyor ise
müzakeresi istenilen maddelerin gündeme konulması mecburidir. Anasözleşme ile,
bu konuda talep hakkına haiz kimselerin sahip olmaları gereken payların miktarı
daha az miktara indirilebilir. (TTY. Md: 366)
Türk Ticaret Yasası'nın 377. maddesi hükümlerine göre bilânçonun
tasdiki hakkındaki müzakereler, şirket sermayesinin onda birine sahip olan
azınlığın talebi üzerine bir ay sonraya bırakılır. Bu husus usulü dairesinde
ilân olunur. Bundan sonra, azlığın talebi üzerine müzakerelerin tekrar geriye
bırakılması talep edilebilir. Ancak, bunun için bilânçonun itiraza uğrayan
noktaları hakkında gereken izahatın verilmemiş olması şarttır.
|