|
Ankara,
21 Eylül 2004
Rüknettin
Kumkale
YMM
ruknettin@kumkale.tr.tc
FATURANIN DELİL OLABİLME NİTELİĞİ
1. Taraflar Arasında Ticari Bir İlişki Bulunmalıdır
Faturanın satıcı tarafından düzenlenmesi için, müşteriye bir mal satmış olması veya bir hizmet
sunmuş olması, müşterinin de bu malı almış veya
hizmetten yararlanmış olması gerekmektedir.
Hukukî ifadesi ile taraflar arasında temel borç ilişkisinin bulunması faturanın düzenlenmesi
sonucunu doğurmaktadır.
Taraflar arasındaki ticari ilişki yazılı bir sözleşmeye dayanıyor ise faturanın bu sözleşmeye uygun
olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir. Yazılı
bir sözleşmenin varlığı halinde, fatura içeriğinin
aksini faturaya süresinde itiraz etmeyen taraf yazılı delillerle kanıtlama durumundadır. Ancak
belirtmek gerekir ki yazılı sözleşmeye uygun düzenlenmeyen faturaya itiraz edilmemesi halinde
fatura içeriği kabul edilmiş sayılmaz.
Temel borç ilişkisinin sözlü bir sözleşmeye dayanması halinde temel borç ilişkisinin faturayı veren
kişi tarafından kanıtlanması gerektiği hakim görüş olarak ortaya çıkmıştır.
Fatura, sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olup mutlaka bir sözleşmeye dayanmalıdır. Sadece faturan
ın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının
kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin
varlığını kanıtlaması gerekir.
Bir şirketin bütün aktif ve pasifiyle, diğer bir şirkete devri, alelade bir satış gibi değ
erlendirilemeyeceğinden, ortada bir satış varmış gibi fatura düzenlenmesinin gerekli olduğundan
söz edilemez.
(Danıştay 4. D., 30.06.1995, E: 1993/5144, K: 1994/4019)
2. Faturanın, Kendisi ile İlgili Genel Kaidelere Uygunluğu
2.1. Faturanın Şekil Şartlarına Uygunluğu
Faturanın, her şeyden önce Vergi Usul Yasasının Faturanın Şekli başlıklı 230. maddesinde
gösterilen şekil şartına uyması gerekmektedir.
Vergi Usul Yasasının 230. maddesinde faturanın şekli şu şekilde açıklanmaktadır.
Faturada en az aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekmektedir.
- Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası
- Faturayı düzenleyenin adı varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı bulunduğu vergi dairesi ve
hesap numarası
-
Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi varsa vergi dairesi ve hesap numarası
-
Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı
- Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı
tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşı
nması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi
düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır)
Malın bir mükellefin birden çok işyerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir
komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de malın gönderen tarafından sevk
irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili
bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231’inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde
malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.
Şu kadar ki nihai tüketicilerin, tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları
kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin
bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.
2.2. Faturanın Münderecatının (İçeriğinin) Doğruluğu
Fatura, Türk Ticaret Yasasının ve Vergi Usul Yasasının Fatura ile ilgili hükümleri gereğince satıcı ile
müşteri arasındaki ticari ilişki sonucunda düzenlenen bir belgedir.
Bu belge yani fatura, satıcı ile müşteri arasında yapılan bir ticari anlaşma çerçevesinde
düzenlenmektedir. Satıcı ile müşteri arasında yapılan anlaşma yazılı olabileceği gibi sözlü de yapı
labilmektedir. Bunun yanında satıcı ile müşteri arasında sözlü, telefonla veya telgrafla yapılan
sözleşmelerin veya beyanların muhtevasını teyiden bir yazı alan kimse, aldığı tarihten itibaren
sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara
uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
Fatura, bir anlaşmaya dayanarak düzenlenmiş ise faturanın muhteviyatının bu anlaşma
hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olmasıgerekmektedir. Bu nedenle Türk Ticaret Yasasının
23. maddesindeki “
Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkı
nda bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır
” hükmü uyarınca satıcıya sözleş
medeki hükümler hatırlatılarak fatura münderecatı (içeriği) ile sözleşme hükümlerinin birbiri ile
uyumlu olmadığı ileri sürülerek itiraz edilebilir. Faturanın, bir sözleşme hükümlerine dayanılarak
düzenlenmesi halinde faturanın muhteviyatının doğruluğunun tespiti, bu konuda yapılacak itirazlar
daha kolay ve daha az sorunlu olacaktır.
Faturanın, bir sözleşmeye dayanmadan düzenlenmesi durumunda da gene Türk Ticaret Yasasının
23. maddesindeki sekiz günlük itiraz süresi
geçerli olmaktadır.
24 Aralık 2003 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel
Kurulu’nun E: 2001/1, K:2003/1 sayılı kararında, özet olarak, Taraflar arasında yazılı şekilde yapı
lmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin
belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve
karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu
durum sadece fatura münderecat
ının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca
kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine karar verilmiştir.
Söz konusu kararın sonuç bölümünde konu şu şekilde tartışılarak sonuca varılmıştır
“ fatura
düzenleyen tacirin TTK.'nun 23. maddesinin 2. fıkrasındaki
karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim
edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak
düzenlenmesi gerekmektedir.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç iliş
kisinin bulunması gerekir. TTK.'nun 23. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir
karinedir. TTK.'nun 23/2. maddesi gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura
münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.
Kuruldaki tartışmalar sırasında TTK.'nun 23/2. maddesi hükmündeki karinenin faturanın olağan içeriği
(mutad münderecatı) hakkında geçerli olması gerektiği
mutad içeriğin ifa ile ilgili hususlarda sınırlı olduğu
kabul edilerek faturaya sözleşmeyi değiştiren veya diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtlar konulduğu
takdirde olağan (mutad) olmayan bu hususlara faturayı alanın süresinde itiraz etmemesi durumunda anılan
kayıtlarla sorumlu olmayacağı benimsenmiştir.
Hemen bu karinede yer alan fatura münderecatından maksat nedir? Sorusu akla gelmektedir. Zira Türk
Ticaret Kanunu'nda fatura münderecatının ne olduğu ilgili bölümlerde de açıklandığı üzere açık olarak
düzenlenmiş değildir. Böylesine önemli bir karineye esas teşkil eden fatura münderecatından neyin kesildiği
konusundaki yasal boşluğu Vergi Usul Kanunu'ndaki hükümler gözetilerek doldurulabileceği açıktır. Vergi
Usul Kanunu'nun 230. maddesindeki tanımdan yola çıkarak bu sorunun çözümü, devamla da "İçtihatların
birleştirilmesi konusunu teşkil eden vade farkı faturanın zorunlu içeriğinden midir?" sorusunun cevabını
aramak gerekir.
Kurulca; vade farkının mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın
gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal veya hizmetin yeni fiyatı olduğu, sonucuna varılmıştır.
Bunun gerekçesi de şudur: yukarıda da açıklandığı üzere fatura da olmazsa olmaz beş unsur mevcuttur ve
vade farkı bu unsurlar arasında sayılmamıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 23/2. maddesinin faturanın olağan içeriği (mutad münderencatı) hakkında geçerli
olması gerektiği ve bunun ifa ilgili hususlarla sınırlı olduğu uygulamada baskın görüş olarak kabul
edilmektedir. Vade farkı ise ifa aşaması ile ilgili değildir. burada ifa zamanında ileri sürülse dahi sözleş
meyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların ifa ile ilgili olmadığı açıktır.
Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK.'nun 23/2. maddesine göre
süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhası
yla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli
gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz
edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin
kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal
sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır
ibaresinin yazılması halinde TTK.nun 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura
sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği kabul edilmiş
tir.
Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlı
klarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı
tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.'nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde
bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul
edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine 27.06.2003 tarihli ilk toplantıda üçte iki çoğunlukla karar
varıldı.
Yargıtay Kararları
Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten başlayarak sekiz günlük sürede içindekiler (munderecat)
hakkında bir itirazda bulunmamış ise onu kabuletmiş sayılır.
(Y. 15. HD. 19.01.1978,
E:1977/1857, K:1978/63)
-
-
·
-
-
Salt faturanın bildirilmesi alacak hakkı doğurmaz; satış sözleşmesine dayanan davacı tacir, bu iliş
kiyi ve malın teslimini kanıtlamalıdır.
(Y. 11. HD.03.04.1978, E:1978/1788, K:1978/1687)
-
-
·
-
-
Sözleşme hükmüne göre yerine getirilmesi gereken eda hakkında yasa ya da yetkili yerlerin kabul
ettiği en yüksek sınırı aşan sözleşmeler en
yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılır, fazla edalar
hata ile yapılmamış olsa bile geri alınır.
Faturaya süresinde itiraz edilmediğinde içindekilerin kabul edilmiş sayılacağına ilişkin yasa hükmü
geçerli sözleşmeler içindir.
(Y. 11. HD. 23.05.1978, E:1978/2652, K:1978/2717)
-
-
·
-
-
Ticari işletmesi gereği bir şey imal etmiş olan tacirden diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini
isteyebilir.
Faturayı alan kimse aldığı tarihten başlayarak sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda
bulunmamışsa bunun içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak, postayla gönderilen faturadan önce
davacının ihtarnamesine karşılık davalı ihtara cevabında borcu olmadığını ileri sürmüş olmakla
davacının bu açık ve seçik itiraza karşın faturayı davalı adresine göndermesi davalı yönünden bağ
layıcı nitelikte değildir.
(Y. 15. HD. 17.07.1982, E:1982/997, K:982/1484)
-
-
·
-
-
Davaya dayanak yapılan irsaliyedeki imza inkâr edilmesine göre, 21.7.1979 tarihli irsaliye alt
ndaki imzanın kime ait olduğu davacıya açıklattırılmak davalıya ait olduğunu bildirdiği taktirde
imza istiktapı yapılması cihetine gidilmek, davalının işçisine veya yardımcısına ait olduğu anlaşıldığ
ı taktirde ilgilinin duruşmaya çağrılarak bilgisinin alınması, davalının kardeşinin çağrılıp savunmada
geçen iddialar hakkında sorgulanması, faturaların davalıya tebliğ edilmesi halinde olayda Ticaret
Kanunun 23/2. maddesinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığı hususlarının soruş
turulması ve doğacak sonuca göre karar vermekten ibadettir.
(Y. 3. HD. 24.03.1992,
E:1991/5327, K:1992/6288)
-
-
·
-
-
Fatura davalıya tebliğ edilmiş ve sekiz gün içerisinde itirazda bulunmamışsa, TTK’nın 23/2.
maddesi uyarınca münderecatını kabul etmiş sayılır. Ancak, bu durum sadece faturada belirtilen
miktarların kesinleşmesi sonucunu doğurur. Yoksa işin de yapılmış olduğunun kabulünü
gerektirmez.
(Y. 15. HD. 23.11.1992, E:1992/4618, K:1992/5448)
-
-
·
-
-
Davacı tacir olmadığına ve ticari defterleri de bulunmadığına göre mukabil davacının, mukabil
davalıya mal satıp teslim ettiğini ve alacaklı bulunduğunu HUMK. m.288 ve TTK’nın 23/2.
maddelerine uygun şekilde ispatlaması gerekir.
(Y. 19. HD. 06.11.1992, E:1992/10441,
K:1992/5741)
-
-
·
-
-
Davacı satıcı, davalı alıcının almış olduğu ekmek bedelinin ödemediğini ileri sürmüş ve davalıda,
faturalarla bedelin ödendiğini savunmuştur.
Taraflar delilerini ibraz etmiş ve incelenen belgelerin
suret olduğu anlaşılmıştır. Taraflar bu delillere dayanmış olmasına göre, delillerin asılları
getirtilmeli ve faturaların kapalı olup olmadığı belirlenmelidir. Kapalı fatura ibrazı halinde, bu
faturaların davalı alıcı tarafından ödendiğinin kabulü gerekir. aksi halde, yani faturalar açık ise, bu
taktirde de, satış bedelinin ödenmediğinin kabulü ile ispat külfetinin davalıya düştüğünün kabulü
zorunlu olur.
(Y. 11. HD. 15.09.1997, E:1997/5184, K:1997/5705)
-
-
·
-
-
Mahkemece iade konusu mallar olduğu ve bu malların faturada gösterildiği benimsenerek hüküm
kurulduğu halde, karar yerinde tartışılmaksızın fatura tutarı üzerinden değil, fatura bedelinin
katma değer vergisi düşülerek noksan miktar üzerinden indirim yapılması,
Ayrıca, davalı tarafından ödeme savunmasının ispatı için davacı tarafa yemin teklif edilmiş, son
oturumda davacı taraf yemin etmeye hazır olduğunu belittiği halde, bu konuda herhangi bir
gerekçe gösterilmeksizin yemin teklifinin gözardı edilmesi suretiyle davalı yanın savunma hakkını
n kısıtlanması doğru değildir.
(Y. 11. HD. 29.09.1997, E:1997/6088, K:1997/6304)
2.3. Faturanın Karşı Tarafa Teslim Edilmiş Olması
Faturanın bir ispat vesikası olabilmesi için satıcı tarafından müşteriye gönderilmiş olması ve bu
gönderilme eyleminin de ispat edilmesi gerekmektedir.
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesindeki “
aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde
” ifadesinden
amaç, faturaya itiraz edilebilmesi için geçecek sürenin başlangıç tarihini tespittir. Bu tespitin yapı
labilmesi için faturanın karşı taraf tarafından alındığının ispatı gerekmektedir. Karşı tarafa fatura
çeşitli şekillerle verilebilir. (Tevdi edilebilir) Bunun için verilebilme çeşitleri ile içinde bulunulan
yörenin şartlarına göre hareket edebilme olanağı bulunmaktadır. Burada önemli olan faturanın kar
şı tarafın eline geçtiği, diğer bir tanımla karşı taraf tarafından teslim alındığı tarihin tespitidir.
Bu sebeple faturanın karşı tarafa tebligatının bir ispat vesikası ile faturayı gönderen tarafa geri
gelmesi şeklinde yerine getirilmesinin yaratılması en doğru yol alacaktır. Bu düşüncelere göre
faturanın karşı tarafa iletilmesi eyleminin, iadeli taahhütlü, taahhütlü, kargo veya noter vasıtası ile
gönderilmesini örnek olarak verebiliriz.
Faturanın karşı tarafa gönderilmesinin ispat edilememesi veya hiç gönderilmemiş olması durumlar
ında bu fatura ancak satıcı açısından bir belge olma niteliğini taşıyacaktır.
Ancak bu durumda malı alan veya hizmetten yararlanan müşterinin kayıtlarında da bir tutarsızlık
oluşacaktır. Şöyle ki, müşteri bir mal almış veya
bir hizmetten yararlanmış ise almış olduğu mal
envanterine fiilen girmiş olmaktadır. Ancak envanterine fiilen girmiş olduğu bir malı, muhasebe
kayıtlarında göstermemiş olabilmesine olanak bulunmamaktadır. Çünkü zaman içinde almış olduğ
u bu malı ya satacak, ya da imalatçı bir firma ise imalatında kullanacaktır.
Ayrıca müşteri firma bir hizmetten yararlanmış ise kendi düzeni içinde bu hizmetin muhakkak bir
yansıması olacaktır. Örneğin, bir inşaat firması, yapmakta olduğu bir inşaat için proje yaptırmış ve
bu hizmetin karşılığı olan fatura kayıtlarına girmemiş ise, yaptırmış olduğu proje yapım işi,
muhasebe düzeni çerçevesinde boşlukta kalmış bir görüntü yaratacaktır.
Bu sebeplerden dolayı müşteri firmanın almış olduğu mal veya gördürmüş olduğu hizmet karşılığı
nda satıcı tarafından düzenlenmek zorunda bulunulan faturayı temin etmek ve bunu kayıtlarına
intikal ettirmek zorunluluğu vardır. Ancak teslim alınan bu faturanın Türk Ticaret Yasasının
23/2 maddesindeki sekiz günlük sürenin dışında olması veya faturanın teslim edildiğinin satıcı
tarafından ispat edilememesi durumlarında, bu faturanın satıcı açısından bir ispat vesikası olarak
kabul edilebilmesine olanak bulunmamaktadır. Çünkü faturanın müşteriye teslim edilmiş olma
durumunu ispat etmek zorunluluğu satıcı tarafın yükümlülüğündedir.
3. Faturaya İtiraz
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesindeki “
Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün
içinde münderecatı (içeriği) hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını (içeriğini) kabul etmiş sayılır
” hükmü çerçevesinde bir faturanın içeriğine itiraz etme durumu burada konu edilmektedir.
Münderecattan maksat, faturanın içeriğindeki bilgilerdir. Bu bilgiler, faturanın ihtiva ettiği satılan
malın veya alınan hizmetin açıklaması için
olabileceği gibi, bu mal veya hizmetin tutarı ve/veya
faturanın tarihi ile ilgili de olabilir.
3.1. Faturaya İtiraz Şartları
Faturaya itiraz için gerekli şartları şu şekilde sıralayabiliriz.
3.1.1.Faturaya itiraz için gerekli süre
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesiyle getirilen hükme göre faturaya itiraz için gerekli süre, bu
faturanın alındığı tarihten itibaren 8 gündür.
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesinde sözü edilen 8 günlük süre ile ilgili gerekli açıklamalar “
Faturanın Karşı Tarafa Teslim Edilmiş Olması”
paragrafında etraflıca incelenmiştir.
Konuyu şu şekilde özetleyebiliriz,
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesinde faturanın münderecatına itiraz için 8 günlük süreden söz
edildiğine göre, bu 8 günlük sürenin tespiti önem kazanmaktadır. 8 günlük sürenin belgelerle
tespit edilmesi gerektiği açıktır. Bu sebeple düzenlenen faturanın karşı tarafa gönderilirken, kar
şı taraf tarafından teslim alınış tarihinin belli edilecek şekilde gönderilmesi, dolayısıyla bu gönderili
ş şeklinin iadeli taahhütlü, noter veya kargo ile olması gerekmektedir. Bunların yanında
düzenlenen faturanın karşı tarafa bir zabıtla teslim edilmesi de olanaklıdır.
Ayrıca irsaliyeli faturaların, malın tesliminde karşı tarafa verildiği ve malı alan tarafından irsaliyeli
faturanın altındaki malı teslim alan yerinin, faturayı teslim alan tarafından imzalandığını da göz
önüne alarak, irsaliyeli faturanın karşı taraf tarafından imzalanarak alındığı tarih, yasada
gösterilen 8 günlük sürenin başladığı tarihtir.
Alıcı ile satıcı arasındaki sözleşmenin yazılı olabileceği gibi sözlü de olabilmesi olağandır. Şurası
muhakkaktır ki, satıcı tarafından bir faturanın düzenlenmiş olmasını, satıcı ile alıcı arasında yazılı
veya sözlü bir anlaşmanın bulunduğunun göstergesi olarak kabul etmek gerekmektedir.
Taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmaması halinde, faturadan da söz etmek olasılığı
bulunmamaktadır. Ancak buna karşın bir fatura düzenlenmiş ise bu faturanın süresi içinde karşı
tarafa ibraz edilmiş olup olmamasının, diğer bir anlatımla Türk Ticaret Yasasının 23/2
maddesindeki süreden de bahis edilmesinin olanağı olmayacaktır.
3.1.2. Faturanın içeriği
Türk Ticaret Yasasının 23/2. maddesindeki “
Münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa
münderecatını kabul etmiş sayılır
” hükmünü incelememiz gerekmektedir.
Konu ile ilgili açıklamalar “
Faturanın Münderecatının Doğruluğu
” paragrafında etraflıca incelenmiştir.
Konuyu burada özetlemek istersek,
Faturanın muhteviyatından amaç faturayı düzenleyen tarafın, diğer bir anlatımla fatura konusu ma
ı teslim eden veya hizmeti sunan taraf ilefaturayı alan tarafın arasında yazılı veya sözlü olarak
mutabakat sağlanan bütün hususların faturanın muhteviyatında bulunması gerekmektedir.
Satıcı ile alıcı arasında bu alış-veriş ile ilgili anlaşmada satıcı tarafından verilecek emtia veya
sunulacak hizmet ile ilgili her türlü bilgilerin düzenlenen faturada bulunması gerekmektedir.
Faturanın muhteviyatına, faturayı düzenleyen tarafından faturanın üzerine yazmış olduğu bütün
bilgiler dahil bulunmaktadır. Satılan malın adedi,
malın özellikleri, tutarı ile malın teslim tarihinin
gerçeklere uygun olması gerekmektedir.
Fatura muhteviyatı mal ya da hizmetin karşı tarafa teslim tarihi ile faturanın üzerindeki tarih aras
nda en çok yedi gün günlük süre bulunması gerekmektedir. Bu yedi günlük sürenin dönem içinde
kalması şartına, diğer bir anlatımla
dönemsellik ilkesine uyulmasına önem gösterilmelidir.
3.2. Faturaya İtiraz Edilmesi
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesinde faturaya itiraz konusu işlenmiş olmasına karşın, ne bu
maddede ne de Türk Ticaret Yasasının herhangi bir maddesinde faturaya itirazın ne şekilde olaca
ğı ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır.
Her şeyden önce şu tespiti yapmamız gerekmektedir. Fatura’nın münderecatına itiraz edilmiş ya
da itiraz edilmemiş olması, faturayı düzenleyen aısından kendisi için delil olma niteliğini değiş
tirmeyecektir.
Faturayı alan tarafın, buna 8 gün içinde itiraz edebilmesi için her şeyden önce bu süre içinde
bulunduğunu belgelemesi ve faturayı düzenleyen tarafa da itiraz ettiği tarihin, faturayı teslim aldığı
tarihten itibaren 8 günlük süre içinde olduğunu belirtmesi gerekmektedir.
Ayrıca faturanın münderecatına yapılacak olan bir itirazın, karşı tarafa bildirilebilmesi, diğer bir
anlatımla faturayı düzenleyen tarafa faturanın
münderecatına yapılan itirazın izah edilebilmesi için
anlatılması gereken bütün konuların yazılı olarak yapılması gereği en azından iki tarafın anla
abilmesi açısından önemlidir.
Bunun yanında faturayı düzenleyen ile faturayı alan arasında yazılı bir sözleşme bulunması
halinde, faturayı alanın, faturaya itirazında anlaşma artlarını ve bu anlaşmadaki hangi noktalarda
uyumsuzluk olduğunu açıklayabilmesi için de itirazın yazılı olarak yapılması gerekecektir.
Bütün bunların yanında fatura münderecatına yapılacak olan itirazın bir belge niteliğinde olmasın
sağlamak ve sonradan çıkacak bir hukukî anlamazlıkta kullanabilmek açısından fatura mündereca
tına yapılacak olan itirazın yazılı olarak yapılması gerekmektedir kanaatındayız.
Ayrıca yapılacak olan bu itirazda gönderilen belgelerin karşı tarafça teslim alındığından emin
olunması, diğer bir anlatımla itirazın süresi içinde yapldığının ispatı için noter kanalı ile veya iadeli
taahhütlü olarak ya da kargo vasıtası ile gibi yollarla yapılması yerinde olacaktır.
Türk Ticaret Yasası'nın 25/3 maddesinde ayıplı bir malın satıcıya bildirilmesi ile ilgili hükümler
bulunmaktadır.
Buna göre;
"Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye
mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya
ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkacaksa, haklarını muhafaza için
keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde Borçlar Kanununun 198'inci
maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur."
Bu hükümlere göre;
Alıcının teslim aldığı malın ayıplı olduğu malın teslimi sırasında açıkça belli ise, alıcının durumu iki
gün içinde satıcıya bildirme zorunluluğu
bulunmaktadır.
Eğer teslim alınan malın ayıbı açıkça belli değil ise, alıcı, teslim aldığı malı teslim tarihinden
itibaren sekiz gün içinde muayene etmeli veya ettirmelidir. Bu muayene sonucunda teslim alınan
malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması durumunda aynı süre içinde satıcıya bildirme zorunluluğu
vardır.
Alıcının bu zorunluluğu yerine getirilmemesi halinde Borçlar Yasasının 197 ve 198 maddelerine
göre, almış olduğu emtiayı kabul etmiş sayılmaktadır.
Sözünü ettiğimiz, Borçlar Yasası'nın 197 ve 198. maddeleri şu şekildedir.
"Madde 197. Satıcı alıcının satım zamanında malına olan ayıptan mes'ul olmadığı gibi satılanı kafi derecede
muayene etmekle farketmiş olacağı ayıptanda ancak
bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olur.
Madde 198. Alıcı kabzettiği satılanın halini, örf ve âdetlere göre imkan hasıl olur olmaz, muayene etmek
borcu ile mükellef olup satılandan satıcının tekellüfü alt
nda olan bir ayıp gördüğü zaman, bunu derhal satıcı
ya ihbar etmesi lazım gelir.
Bunu ihmal ettiği halde satılanı kabul etmiş sayılır.
Meğer ki satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılmayacak bir ayıp bulunsun
Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa derhal satıcıyı ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, satılan bu ayı
p ile beraber kabul edilmiş addolunur."
3.3. Faturaya İtiraz Edilmemesi
Her şeyden önce şu tespiti yapmamız gerekmektedir. Fatura her zaman düzenleyen açısından
aleyhine delil teşkil eden bir belgedir. Diğer bir anlatımla fatura münderecatına itiraz edilmiş olmas
ı ya da itiraz edilmemiş olması, faturayı düzenleyen açısından kendisi için delil olma niteliğini
değiştirmeyecektir.
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesi hükmüne göre, sekiz gün içinde münderecatına itiraz
edilmeyen faturanın münderecatı kabul edilmiş olmaktadır. Burada önemli olan alıcı ile satıcı arası
nda oluşan ticari ilişki sonucunda düzenlenen faturanın bu ilişkinin şartlarına uygun olması
durumudur. Uygunluk mevcutsa ve yasaya göre, itiraz süresi olan sekiz gün içinde itiraz edilmeyen
faturanın münderecatı kabul edilmiş olmaktadır.
4.Faturanın Kaydı
Bir mal ya da hizmet tesliminde bulunmuş olan tarafın düzenleyeceği faturanın, düzenleyenin
yasal defterlerine kaydı ile ilgili usuller Vergi Usul Yasasınca hüküm altına alınmıştır.
Düzenlenen bir faturanın, düzenleyenin defterlerine yasal hükümler çerçevesinde kayıt edilmesi
zorunludur.
Vergi Usul Yasasının Kayıt Zamanı başlıklı 219. maddesi düzenlenen bir faturanın defterlere kayıt
edilmesi ile ilgili süreleri tespit etmektedir.
“
Madde 219:
(2365 sayılı Yasa ile değişen şekil) Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki;
a.
Muamelenin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir
zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
b.
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını ta
şıyan mazbut vesikalara dayanarak yürütülen müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, defterde iş
lenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal
ettirilmesine cevaz vermez.
c.
Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine
muameleler günü gününe kaydedilir.”
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere bir faturanın düzenlenme tarihinden itibaren on gün içinde
defter ve kayıtlara işlenmesi gerekmektedir.
Düzenlenen faturanın düzenlenme tarihinden itibaren on gün içinde kayıtlara intikal ettirilmemesi
Vergi Usul Yasasının 352. maddesindeki I’inci derecede usulsüzlük ile cezalandırılması sonucunu
doğuracaktır.
Vergi Usul Yasasının Usulsüzlük Dereceleri ve Cezaları başlıklı 352. maddesinin I’inci derecede
usulsüzlükleri belirten bendinin 6. fıkrasındaki “
Bu
kanunun kayıt nizamına ait hükümlerine (Madde:
215-219) uyulmamış olması (Her incelemede inceleme tarihine kadar aynı takvim yılı için tespit edilen
usulsüzlükler tek fiil sayılır)
” hükme göre süresi içinde diğer bir anlatımla düzenlenme tarihinden
itibaren 10 gün içinde defter ve kayıtlara intikal ettirilmemiş olması birinci derecede usulsüzlükle
cezalandırılması gerektirmektedir.
5. Düzenlenmemiş Sayılan Faturanın Delil Olma Niteliği
Vergi Usul Yasasının Faturanın Nizamı başlıklı 231. maddesinin 5. bendinde “
Fatura, malın teslimi
veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami on gün
içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen < |