|
Ankara,
04 Ekim 2004
Rüknettin
Kumkale
YMM
ruknettin@kumkale.tr.tc
Türk
Ticaret Yasasının 466. maddesinin 4. fıkrasında Holding
Şirketlerden "Gayesi,
esas itibariyle başka işletmelere iştirakten ibaret
olan Holding Şirketler"
tabiri ile konu edilmekte ve ticari mevzuatımızda Holding
Şirketlerden başka bir yerde değinilmemiştir.
Holding
şirketlerin doğmasındaki temel ilkelerden birisi, bunların
yavru şirketlere iştirak halinde bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Bu iştirakten amaç, kârlılık esasına dayanan
bir yatırımda bulunmaktır. Bu nedenledir ki fiilen yatırım
yapan yani iştirak olunan şirket Holding ismini almamaktadır.
Holding, sermaye iştiraki ile yatırımcı şirkete yardımcı
ve destek olmaktadır.
Holding
şirketlerin esas gayelerinin Türk Ticaret Yasasının
466/4. maddesindeki, başka işletmelere iştirak olarak
belirtilen hükmüne göre Holdingler,
Sınai ve Ticari faaliyetler ile doğrudan doğruya iştigal
edememektedirler. İştirakin oranı yasa tarafından belirtilmemiştir.
Ancak bir işletmeye hakim olabilmek için sermayesinin
en az % 51'ine sahip olmak gerektiği açıktır.
İştirakin
diğer bir gayesi ise yavru şirketlerin sermayelerinin
çoğunluğuna sahip olarak, bu şirketleri tek elden,
tek bir yönetim ve mali organizasyon altında yönetmektir.
Holding
Şirketlerin, Anonim Şirket olarak kuruluyor olmalarından
dolayı, kuruluş ve işleyişleri açısından Anonim
Şirketten hiç bir farkları yoktur. Ana sözleşmelerin
"Amaç ve Konu" başlıklı maddesinin
Türk Ticaret Yasası'nın 466/4 maddesinde konu edildiği
şekilde tanzim edilmesi gerekmektedir. Ana sözleşmenin
yedek akçeler maddesi ise; Türk Ticaret
Yasası'nın 466 maddesinin 2. fıkrasının 3 numaralı bendi
ve 3. fıkra hükmü Holding Şirketler için
uygulanmayacağı hükmüne uyularak düzenlenmelidir.
Türk Ticaret Yasasının 466. Maddesinin 2. Fıkrasının
3 numaralı bendi uygulanmayacağına göre Yasal yedek
akçe ve % 5 ortaklar için kâr payı
ayrıldıktan sonra pay sahipleriyle kâra iştirak
eden diğer kimselere dağıtılması kararlaştırılmış olan
kısmın onda biri yasal yedek akçeye ikinci ayrım
olarak ilave edilemeyecektir. Ayrıca 3. fıkra hükmü
uygulanmayacağına göre, umumi yedek akçeler
esas sermayenin yarısını geçmedikçe, münhasıran
ziyanların kapatılmasına, yahut işlerin iyi gitmediği
zamanlarda işletmeyi idameye, işsizliğin önüne
geçmeye veya neticelerini hafifletmeye elverişli
tedbirler alınması için sarf olunamayacaktır.
1.
Kuruluş,
Holdingler
Anonim Şirket olarak kurulduklarından anonim şirketlerin
kuruluşlarındaki
işlemlerden
farklılık gösteren tek yanı ana sözleşmenin
"Amaç
ve Konu"
ile "Kârın
Dağıtımı"
maddelerinin Türk Ticaret Yasasının yukarıda sözü
edildiği şekilde düzenlenmeleri zorunluluğundan
kaynaklanmaktadır.
Ana
sözleşmenin Amaç ve Konu başlıklı maddesi
Holding
Şirketlerin ana sözleşmelerinin "Amaç
ve Konu"
başlıklı maddesinin Türk Ticaret Yasasının 466/4
maddesinde konu edildiği şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.
Buraya
bir Holding Şirketin ana sözleşmesinin amaç
ve konu başlıklı 3. maddesi örnek olarak alınmıştır.
Şirketin
amaç ve konusu başlıca şunlardır:
a. Holding,
kendisi veya başkaları tarafından kurulmuş veya kurulacak
şirketlerin sermaye ve yönetimine katılarak bunların,
yatırım, finansman, organizasyon ve yönetim konularına
toplu bir bünye içerisinde ve modern işletmecilik
kaideleri çerçevesinde çözümler
getirir, riski dağıtır, ekonomide oluşan değişikliklere
karşı yatırımların güvenli bir şekilde sürdürülmesini
sağlar,
b. Holding,
bu ana gayesini yerine getirebilmek için sınai,
ticari, mali, zirai ve her çeşit konuda faaliyet
gösteren, her çeşit sermaye şirketine kurucu
ortak olarak katılabilir, kurulmuş veya kurulacak olanların
hisselerini satın alarak ortak olabilir.
c. Holding,
sermaye ve yönetimine katıldığı her çeşit
şirketin yeni konularda girişeceği yatırımlara grup
şirketlerin mali, ekonomik ve teknik kapasitelerini
göz önüne alarak, kararlar vererek uygulamaya
geçer.
d. Holding,
grubunda bulunan şirketlerin finansman, idare ve işletme
organizasyonlarını yapar ve uygular, bunların denetlenmesini
ve ileriye dönük plânlanmasının yapılmasını
sağlar.
Şirket
yukarda gösterilen konulardan başka işlere girişmek
istediği takdirde yönetim kurulunun teklifi üzerine
durum genel kurulun onayına sunulacak ve bu yolda bir
karar alındığı takdirde şirket bu işleri de yapabilecektir.
2.
Holding Şirketlerde Yedek Akçeler
Türk
Ticaret Yasasının 466/4 maddesi hükümlerine
göre, 466 maddenin ikinci fıkrasının 3 numaralı
bendi ve üçüncü fıkra hükümleri
holding şirketler için uygulanmayacaktır.
İkinci
Yedek Akçeler
Atıf
(yollama) yapılan 466. maddenin ikinci fıkrasının 3
numaralı bendi, yasal yedek akçe ve %5 ortaklar
için kâr payı ayrıldıktan sonra pay sahipleriyle
kâra iştirak eden diğer kimselere dağıtılması
kararlaştırılmış olan kısmın onda birinin kanuni yedek
akçeye ikinci ayırım olarak ilave edilebileceği
hükmünü taşımaktadır. Bu hükme göre
pay sahipleriyle kâra iştirak eden diğer kimselere
dağıtılması kararlaştırılmış olan kısmın onda biri kanuni
yedek akçeye ikinci ayırım olarak ilave edilmeyecektir.
Umumi
Yedek Akçelerin Kullanılması
Atıf
(yollama) yapılan 466. maddenin üçüncü
fıkrası ise, umumi yedek akçelerin esas sermayenin
yarısını geçmedikçe münhasıran ziyanların
kapatılmasına yahut işlerin iyi gitmediği zamanlarda
işletmeyi idameye, işsizliğin önüne geçmeye
ve neticelerini hafifletmeye elverişli tedbirler alınması
için kullanılmasına olanak tanımaktadır. Bütün
anonim şirketler için geçerli olan bu
hüküm Holding Şirketler için uygulanmayacaktır.
Örnek
Anasözleşme Maddesi
Kârın
Dağıtımı
Şirketin
genel masrafları ve muhtelif amortisman bedelleri gibi
şirketçe ödenmesi ve ayrılması zorunlu olan
miktar hesap yılı sonunda tespit edilen gelirden indirildikten
sonra geriye kalan safi kãrı teşkil eder.
Bu
surette meydana gelecek kãrdan evvela % 5 kanuni
ihtiyat akçesi ayrılır ve kalandan itfa edilmemiş
hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısmına % 5
birinci temettü ayrılır.
3.
Holding şirketlerin ana sözleşme değişikliği
Holding
şirketler bütünüyle anonim şirketler
mevzuatına tabi bulundukları için ana sözleşmedeki
herhangi bir hükmün değiştirilmesi de tatbikattaki
anonim şirketler için geçerli olan mevzuata
göre yapılacaktır.
4.
Holding şirketlerin tasfiye işlemleri
Holdinglerin
anonim şirket olmalarından dolayı tasfiye işlemlerinde
de Anonim şirketlerin tasfiye işlemleri için
uygulanan hükümler uygulanacaktır.
5.
Holding şirketlerin genel idare giderlerinin bağlı şirketlere
dağıtımı ve örtülü kazanç
33
Seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin
2. maddesinde Holding Şirketlerin genel idare giderlerinin
bağlı şirketlere dağılımı konusuna açıklık getirilmiştir.
Buna
göre,
Holding
şirketler tarafından bağlı şirketlere aşağıdaki konularda
hizmet verilebilmektedirler;
·
Araştırma ve geliştirme,
·
Finansman temini,
·
Pazarlama ve dağıtım,
·
Yatırım projelerinin hazırlanması,
·
Hedeflerin tayini,
·
Planlama,
·
Örgütlendirme ve kararların uygulanması,
·
Bilgisayar hizmetleri,
·
Sevk ve idare,
·
Mali revizyon ve vergi müşavirliği,
·
Piyasa araştırmaları,
·
Halkla ilişkilerin tanzimi,
·
Personel temini ve eğitimi,
·
Muhasebe organizasyon ve kontrolü,
·
Hukuk müşavirliği,
Holding
tarafından verilen bu tür hizmetlerin bağlı şirketlere
gider yazılabilmesi için;
a.
Hizmetlerin mutlaka verilmiş olması,
b. Kesilen
faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak
belirtilmesi,
c. Tek
faturada birden fazla hizmet bedelinin bir arada yer
alması halinde ise her hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi,
şarttır.
Yukarıda
belirtilen koşullara uygun olarak bağlı şirketler, holding
tarafından kesilen fatura bedelini gider olarak kayıtlarında
gösterebileceklerdir.
Bu
konu ile ilgili olarak Danıştay 4. Dairesinin
E:1998/3480 K:1998/4820 sayılı kararında “Grup
bünyesi içinde yer alan şirketler arasında,
şirket amaçları doğrultusunda finans kaynaklarının
işbirliği içinde kullanılmasının örtülü
sermaye olarak kabul edilemeyeceği ”
ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca, Danıştay 4. Dairesinin
09.06.1998 tarih ve E:1997/5241, K: 1998/2488 sayılı
kararında “Aynı
holding bünyesinde yer alan şirketler arasında
finans kaynaklarının holding amacı doğrultusunda ve
işbirliği için kullanılması halinde, ticari işlemlerin
cari hesapta takibi üzerinden günlük
olarak faiz hesaplanmasında isabet bulunmaktadır.”
Hükmü bulunmaktadır.
Ancak,
Her
ne kadar Hizmeti sunan Holding ile hizmeti alan holdinge
bağlı yavru şirketler ayrı ayrı tüzel kişiliklere
sahip bulunuyor olsalarda ve bunlar arasındaki hizmet
alış verişinin kurallarını koyacak sözleşmelerin
tarafların diledikleri şekil ve şartlarla düzenlenebileceğinin
olanak dahilinde bulunmasına karşın, ödenecek ücretlerin
tespitinde Kurumlar Vergisi Yasasının 17. maddesinde
düzenlenmiş olan örtülü kazanç
olgusunu dikkate almak gerekmektedir.
Kurumlar
Vergisi Yasasının 17. maddesine göre, aşağıdaki
hallerde kazanç tamamen ve kısmen örtülü
olarak dağıtılmış sayılmakta ve gene Kurumlar
Vergisi Yasasının 15/3 maddesine göre gider
olarak gösterilmesine olanak bulunmamaktadır.
1.
Şirket kendi ortakları, ortaklarının ilgili bulunduğu
gerçek veya tüzel kişiler, idaresi veya
sermayesi bakımından vasıtalı vasıtasız olarak bağlı
bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek
veya tüzel kişiler ile olan münasebetlerinde
emsaline göre göze çarpacak derecede
yüksek veya düşük fiyat veya bedeller
üzerinden yahut bedelsiz olarak alım, satım, imalat,
inşaat muamelelerinde ve hizmet işlerinde bulunursa;
2.
Şirket, 1 numaralı fıkrada yazılı kimselerle olan münasebetlerinde
emsaline göre göze çarpacak derecede
yüksek veya düşük bedeller üzerinden
kiralama veya kiraya verme muamelelerinde bulunursa;
3.
Şirket 1 numaralı fıkrada yazılı kimselerle olan münasebetlerinde
emsaline göre göze çarpacak derecede
yüksek veya düşük faiz komisyonlarla
ödünç para alır veya verirse;
4.
Şirket ortaklarından veya bunların eşleri ile usul ve
fürundan ve 3 üncü dereceye kadar (dahil)
kan ve sıhri hısımlarından şirketin idare meclisi başkan
veya üyesi, müdürü veya yüksek
memuru durumunda bulunanlara emsaline göre göze
çarpacak derecede yüksek aylık, ikramiye,
ücret verir veya benzeri ödemelerde bulunursa.
Kurumlar
Vergisi Yasasının 17. maddesi ışığında holdingler tarafından
dağıtılacak giderlerin dağıtımı sırasında uygulanacak
kriterler önem kazanmış bulunmaktadır. Her şeyden
önce dikkat edilmesi gereken nokta, holding tarafından
yapılan giderlerden gene holdinginde pay alması gereğidir.
Diğer bir anlatımla holding tarafından yapılmış olan
giderlerin hepsinin yavru şirketler için yapıldığı
varsayımından hareketle bu giderlerin tamamını
dağıtıma tabi tutma olanağı bulunmamaktadır. Şirketler
kendi durumlarına, faaliyetlerinin özelliklerine
ve yavru şirketlerin cirolarının holding içindeki
payına göre genel giderlerin dağıtım oranını tespit
etmek durumundadırlar.
Holding’ler
yavru şirketlerine dağıtacakları giderler için
33 sıra no lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğindeki hükümler çerçevesinde
faturalar düzenleyecekler ve sunmuş oldukları
hizmet için ayrıca Katma Değer Vergisi tahakkuk
ettireceklerdir.
|