|
İzmir
30.06.2003
Şadi Çetin Yeminli Mali
Müşavir
KDV iade
işlemlerinde yaşanan gecikmeler bir yandan mükellefleri mağdur etmekte, bir
yandan da her gün artan (sayısı on binlere ulaşan) iade dosyaları nedeniyle
vergi dairelerini içinden çıkılmaz bir duruma doğru sürüklemektedir. Giderek
büyüyen ve kanayan bir yaraya dönüşen KDV iade ve mahsup işlemleri mükellefler
açısından mutlak ve derhal çözülmesi gereken çok önemli bir sorun haline
gelmiştir. KDV mevzuatı uyarınca; mal ve hizmetler üzerindeki katma değer
vergisinin, ihracatçıya iade edilmesi sağlanarak, ihraç malının KDV yükünden
arındırılması amaçlanmıştır. Ancak iade işlemlerindeki gecikmeler nedeniyle söz
konusu beklenen etki bir türlü sağlanamamakta ve ihracatımızın önünü
açılamamaktadır.
Avrupa Birliği'ne aday ülkeler arasında
yapılan bir değerlendirmeye göre; söz konusu ülkelerde KDV iadeleri genellikle
10 ila 30 gün arasında yapılırken, Türkiye'de bu süre ortalama 8 ayı
bulmaktadır (TİSK Yayın No.210). Mükellef bazında, yöreler ve sektörler
itibariyle bu süreler farklılık arz edebilir. Fakat şu bir gerçektir ki
özellikle nakden KDV iadelerinde son yıllarda çok önemli gecikmeler olmaktadır.
Bu gecikmenin sebebi özellikle İzmir bölgesindeki bazı malum (balina operasyonu
vb.) olaylara bağlanmaktadır. Ancak sebebi her ne olursa olsun aşırı
ihtiyatlılık iyi niyetli mükellefleri canından bezdirmiştir. KDV iade ve
mahsuplarının gecikmeye tahammülü yoktur. Mümkün olan her türlü tedbir alınarak
bu gecikmeler ortadan kaldırılmalıdır. Her ne kadar, büyük emeklerle hazırlanan
84 nolu KDV Genel Tebliği, bu konuda kısmi bir rahatlama sağlamışsa da, sorunlar
halen devam etmektedir.
Maliye Bakanlığı kendisine tanınan yetkileri
kullanarak 81 ve sonraki KDV Genel Tebliğleri ile mahsuben iade konusunda önemli
düzenlemeler yapmıştır. Ancak SSK primlerinin mahsuben ödenmesinde hala çok
önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Mükelleflerin önceki mahsup talepleri
sonuçlandırılmadan SSK prim borçlarının mahsup işlemi yapılmamaktadır. Bu
yüzden mükellefler mahsup işleminin geciktiği her ay ve kesri için %7 gecikme
zammı ödemek zorunda kalmaktadırlar.
Mükellefler 4 milyar lirayı aşan ve
Genel Esaslar kapsamındaki nakden iadeler için; teminat
göstermezler veya inceleme sonucunu beklemek istemezlerse kendi istekleri
doğrultusunda YMM raporu ile iade alabilmektedirler. Mahsuben iadelerde teminat
veya YMM raporu genel olarak istenmemekle birlikte mahsuben iade işlemleri buna
rağmen çok uzun zaman almaktadır. Mahsuben KDV iadelerinde mutlaka sadelik ve
basitlik sağlanmalıdır. Mahsuben yapılan iadelerde halen uygulanmakta olan 12
dönemde bir inceleme raporu (1999/2 Nolu Vergi Denetimi ve Koordinasyonu İç
Genelgesi) istenmesi uygulaması dönem yerine belli bir üst sınıra ulaşan
mahsuben iadeleri kapsayacak şekilde değiştirilmelidir. Tam tasdik kapsamındaki
mükellefler bu uygulamanın tamamen (veya belli limit dahilinde) dışında
tutulmalıdır.
KDV iadelerindeki gecikmenin en temel nedenlerinden biri
de, iade işlemleri yapılırken alt firmalarda KDV kaybının olup olmadığının
tespitine yönelik araştırmalardır. 84 nolu KDV Tebliği'nde, ödemenin
banka havalesi veya çek vasıtasıyla yapılması halinde alt firmadaki sorunların
iadeyi engellemeyeceği esası benimsenmiş olmakla birlikte, alt firmanın sahte
belge düzenlediği yolunda tespit veya rapor veya şüphe bulunduğu hallerde
ödemenin yapılma şekli de fayda sağlamamaktadır. Maliye Bakanlığı mükellefleri
birbirine düşürmek yerine haklı ile haksızı ayıran ve iyi niyetli mükellefleri
koruyan bir iade sistemi geliştirmelidir. En azından; yıllardan beri faaliyet
gösteren, büyük çapta iş yapan, yüksek miktarda vergiler ödemiş, sicili temiz ve
YMM'ler tarafından sürekli denetlenen firmaların KDV iade taleplerini
farklı ve daha hızlı bir usulde çözülmelidir.
KDV iadesindeki gecikmeler,
mükellefe ait paranın devlet tarafından faizsiz kullanması anlamına gelmektedir.
KDV iadesindeki gecikmelerin bilinçli bir devlet politikası olmadığı
bilinmektedir. Ancak devlet, bu gecikmenin mükellefte yarattığı mali zararı
tazmin etmelidir. Gecikmenin nedenine ve sebebine bakılmaksızın gecikilen süre
için tıpkı gecikme zammı gibi mükellefe tatminkar bir faiz
ödenmelidir.
Birikmiş olan mahsup işlemlerine köklü bir çözüm
getirilmelidir. Vergi dairelerinde birikmiş olan binlerce mahsup dosyaları
yüzünden, nakden iadeler ile SSK prim borçlarına mahsup işlemlerinin önünü
tıkanmıştır. Vergi daireleri yürürlükteki mevzuat uyarınca kendi alacaklarını
tamamen tahsil etmeden nakden iade işlemlerini ve SSK primlerine ait mahsup
işlemlerini yapamamaktadır. SSK sosyal güvenlik açısından çok önemli bir kamu
kurumudur ve her yıl açıkları genel bütçeden karşılanmaktadır. SSK'nın
açıkları zaten vatandaşların ödediği vergilerden karşılandığına göre; mahsuben
KDV iadelerinde SSK prim ödemlerine öncelik hakkı verilmelidir.
24.04.2003 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4842
sayılı Kanunun 32.Maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 80 inci
maddesine, birinci fıkradan sonra gelmek bir fıkra eklenerek; "Prim
borçlarının, katma değer vergisi iade alacağından mahsubu suretiyle de ödenmesi
mümkündür. Bu takdirde katma değer vergisi iade hakkı sahibi; kendisinin, mal ya
da hizmet satın aldığı veya iştirak ya da ortaklık ilişkisi içinde bulunduğu
işverenlerin prim borçları için de mahsup talep edebilir. Kurumun bağlı olduğu
Bakanlık, Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile bu uygulamadan faydalanacak
işverenleri, iştigal konusu, işletme türü ve işletme büyüklüğü itibariyle
belirlemeye ve lehine mahsup talebinde bulunulan işverenlerin prim borcu ödeme
süresini otuz günü aşmamak üzere uzatmaya yetkilidir." Hükmü
getirilmiştir. Bu düzenlemenin asıl amacı; ihracatçının gecikme zammına maruz
kalmadan KDV iade alacağının SSK prim borçlarına mahsubuna imkan sağlamaktır.
İyi niyetle getirilmiş olan bu düzenlemenin en iyi şekilde işlemesi konusunda
hem maliye, hem SSK konunun takipçisi olmalıdır.
Vergi dairelerindeki
gecikmenin cezasını mükellefler çekmemelidir. Bu konuda gereken düzenlemeler bir
an evvel yapılmalı ve mahsuben iade işlemlerine hız kazandırılmalıdır. Özellikle
mahsuben KDV iade işlemlerinin gecikmesi nedeniyle mükelleflerin katlanmak
zorunda kaldıkları gecikme zammının önüne geçilmelidir. Geciken KDV iadesi
ihracatımızın ve ihracatçımızın önünde bir engeldir. Sadece vergi
düzenlemelerinde değil, toplumu ilgilendiren her türlü düzenleme de
iyi niyetli vatandaşlar esas alınarak kural konulmalıdır.
Kötülerin önünü kesmeyi esas alan düzenlemeler maalesef bir süre sonra
tıkanmaktadır.
|