|
25
Ağustos 2004
Şadi Çetin YMM
sadicetin@turmob.org.tr
ÖDENMEYEN
SSK PRİMLERİNİN GİDER YAZILMASI SAĞLANMALIDIR
Bilindiği
üzere; 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 80.
maddesi uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumuna fiilen
ödenmeyen prim tutarları Gelir ve Kurumlar Vergisi
uygulamasında gider yazılamaz.
Her
ne kadar; fiilen ödenmeyen prim tutarları
Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılamaz
denilirken mükellef grupları bakımından net bir
ayırım yapılmamış olsa da; bu düzenleme ağırlıklı
olarak ticari kazanç sahiplerini etkilemektedir.
Çünkü bu gün en geniş istihdam
(gelir unsurları esas alınarak bir tasnif yapıldığında)
ticari kazanç sahiplerinin iş yerlerinde (fabrikalarda,
ticarethanelerde vb. yerlerde) yaratılmıştır. Bilindiği
üzere ticari kazançta gelirin elde edilmesi
tahakkuk esasına bağlanmıştır. Bu prensibe paralel olarak
giderlerin de tahakkuk esasına göre giderleştirilmesi
gerekmektedir.
Ticari
kazancın tespiti bakımından hangi giderlerin safi kazancın
tespitinde gider olarak kayıtlara intikal ettirilebileceği
hususu Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinde yer almaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun 40/2. maddesi uyarınca işyerinde
çalışan hizmetli ve işçilerin sigorta
primlerinin safi kazancın tespiti sırasında indirim
konusu yapılması gerekmektedir. Tahakkuk esasının doğal
bir sonucu olarak; ticari kazancın tespitinde tahakkuk
eden giderler de dönem kazancının hesaplanmasında
dikkate alınmaktadır.
SSK
primlerinin gider yazılmasıyla ilgili 174 seri
numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile yapılan açıklamada:
"... SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi
için, bu primlerin Sosyal Sigortalar Kurumu'na
fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle,
sigorta primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın
fiilen ödendiği tarihte gider yazılacaktır. Ancak,
506 sayılı kanunun 80'inci maddesi gereğince bir aya
ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğinden,
aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın
ocak ayı içinde ödenmesi durumunda bu primler
aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir."
denilmektedir. Bu uygulama; ödenmemiş SSK primlerinin
beyannameler üzerinde matraha ilave edilmesini,
geçmiş yıllara ait olup da cari yılda ödenenlerinde
matrahtan indirilmesini gerektirmektedir. Aradan yıllar
geçtikçe, geçmişte ödenmeyen
SSK primlerinin ödenmesi ve matrahtan indirilmesi
giderek karmaşık bir hal alabilmektedir.
506
Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 80. maddesinde; İşverenin,
bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların
primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden
bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden
kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara
ekleyerek en geç ertesi ayin sonuna kadar Kuruma
ödemeye mecbur olduğu, Kurumun süresi
içinde ödenmeyen prim ve alacaklarının tahsilinde,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 51 inci maddesi hariç, diğer maddelerinin
uygulanacağı, Kurumun, söz konusu Kanunun uygulanmasında
Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve
mercilere verilen yetkileri kullanacağı, prim
ve diğer alacakları süresi içinde ve tam
olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin
bittiği tarihte % 10 oranında arttırılacağı, bulunan
bu tutara, ödeme süresinin bittiği tarihten
başlamak üzere borç ödeninceye kadar,
her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca
açıklanacak Türk Lirası cinsinden iskontolu
ihraç edilen Devlet iç borçlanma
senetlerinin aylık ortalama faizi, bileşik bazda uygulanarak
gecikme zammı hesaplanacağı, ancak ödemenin yapıldığı
ay için gecikme zammı günlük hesaplanacağı,
hüküm altına alınmıştır. Yani işveren adına
prim borcu kesinleşmiş olduğundan ödemedeki gecikme
ayrıca gecikme zammıyla cezalandırılmakta ve cebri takibata
tutulmaktadır. Mükelleflerin mali durumu ile ilgili
eksiklik veya aksaklıkların, doğrudan vergilendirmeyle
ilgili hususlara bağlanmış olması uygulamayı karmaşık
bir hale getirmektedir. Mükellefleri ödemeye
zorlamak için böyle bir yönteme gerek
yoktur. Prim borcunu ödemeyen mükellefin üzerine
Kurum (SSK) yasal yöntemlerle gitmeli, kendi alacağını
kendi tahsil etmeye çalışmalıdır…
Bu
günkü haliyle SSK primlerinin ödenmedikçe
gider yazılmaması hem tahakkuk esası uygulamasına aykırı
(her ne kadar ödendiğinde matrahtan indirim yoluyla
telafi ediliyor olsa da), hem de vergilemede basitlik
ilkesine aykırıdır. Bu mantıktan hareketle ödenmeyen
elektrik, su, telefon vb. giderlerin de gider olarak
dikkate alınmaması gerekir. Böyle bir durum muhasebenin
temel kavramlarından “maliyet esası kavramı”na ters
düşer…
Vergi
kanunlarının basit olması ve kolay uygulanabilmesi için
muafiyet, istisna vb. tüm hususların aynı Kanun
içinde ve belli bir sistematik içinde
yer alması gerekir. Ödenmeyen SSK primlerinin
gider yazılamayacağı hususunun 506 sayılı SSK Kanununda
düzenlenmiş olması, kanun sistematiği açısından
da ayrı bir eksikliktir.
|