|
İzmir,
01.08.2003
Şadi Çetin
YMM
SERBEST MESLEK ERBABININ VERGİLENDİRİLMESİNDEKİ
HAKSIZLIKLAR:
I.SERBEST MESLEK ERBABI:
Gelir Vergisi Kanuna göre;
her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı
olarak tanımlanmıştır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır (Tahkim işleri dolayısıyla hakemlerin aldıkları ücretler
ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler tarafından yapılan serbest meslek
faaliyeti neticesinde doğan kazançlar da, serbest meslek
kazancıdır).
Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.
Gelir vergisi uygulanmasında aşağıda sayılan kişiler serbest meslek işleri
dolayısiyle serbest meslek erbabı sayılırlar:
1. Gümrük komisyoncuları,
bilumum borsa ajan ve acentaları, noterler, noterlik görevini ifa ile mükellef
olanlar.
2. Bizzat serbest meslek erbabı tarifine girmemekle beraber serbest
meslek erbabını bir araya
getirerek teşkilat kurmak veya bunlara sermaye temin
etmek suretiyle veya sair suretlerle serbest meslek kazancından hisse
alanlar.
3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde
ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler.
4. Dava vekilleri,
müşavirler, kurumlar ve tüccarlarla serbest meslek erbabının ticarî ve meslekî
işlerini takip edenler ve konser veren müzik sanatçıları.
5. Vergi Usul
Kanunu'nun 155' inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan ebe,
sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanlar
(şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre
belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu
faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisinden muaftır.)
II.
SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİ:
Serbest meslek kazancı; bir hesap
dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve
ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden
bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
Müşteri veya müvekkilinden, serbest meslek faaliyeti ile ilgili olmak üzere para
ve ayın şeklinde alınan gider karşılıkları kazanca ilave edilir. Amortismana
tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde Vergi Usul Kanunu'nun
328'inci maddesine göre hesaplanan müspet fark kazanca eklenir. Vergi, resim,
harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere
müşteri veya müvekkilden alınan ve tamamen bu hususlara sarf edilen para ve
ayınlar kazanç sayılmaz. Serbest meslek erbabı, mesleki kazançlarını Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre tuttukları "Serbest meslek kazanç defteri"ne istinaden
tespit ederler.
Serbest meslek kazancının tespitinde tahsil esası
geçerlidir. Serbest meslek erbabı için;
1. Ittıla hasıl etmeleri kaydiyle,
namlarına kamu müessesesine, icra dairesine, bankaya, notere veya postaya para
yatırılması;
2. Serbest meslek kazancı olarak doğan alacağın başka bir şahsa
temliki (Temlikin ivazlı olup olmadığına bakılmaz. İvazlı temliklerde ivazın
tahsil şartı aranmaz.) veya müşterisine olan borcu ile takası; Tahsil
hükmündedir. III. SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİNDE İNDİRİLECEK
GİDERLER:
Serbest meslek kazancının tespitinde indirilecek giderler Gelir
Vergisi Kanununun 68. maddesinde sayılmıştır. Söz konusu düzenlemeye göre;
Serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan
indirilir:
1. Mesleki faaliyetin icrasına tahsis edilen işyeri kirası
(ikametgahlarının bir kısmını işyeri olarak kullananlar, ikametgahın tamamı için
ödedikleri kira ile ısıtma ve aydınlatma gibi sair masrafların yarısını
indirebilirler. İşyeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı
kendi mülkü olup bunun bir kısmını işyeri olarak kullananlar amortismanın
yarısını gider yazabilirler);
2. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen aydınlatma, ısıtma, telefon, kırtasiye giderleri,
müstahdem ücretleri, meslek, ilan ve reklam vergileri ile işyerleriyle ilgili
ayni vergi, resim ve harçlar;
3. Mesleki faaliyetin ifasında başkalarına
gördürülen hizmetler için ödenen paralar;
4. Alınan meslek kitapları ve
meslek dergileri için ödenen bedeller ve mesleki teşekküllere ödenen aidat;
5. Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri (Seyahat maksadının
gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla);
6. Meslekin ifasına lüzumlu
aletlerin eczaların ve sair maddelerin tedariki için yapılan giderler;
7.
Mesleki faaliyette kullanılan tesisat ve demirbaş eşya için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde mezkur kanunun 328' nci maddesine göre hesaplanacak
zararlar dahil);
8. Serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla emekli
sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları;
9. Mesleki faaliyetle
ilgili olarak kanun, ilam ve mukavelenameye göre ödenen tazminatlar;
10.
İşle ilgili olarak şehir içi ulaşım, posta, telgraf ve odabaşı ücretleri gibi
müteferrik giderler ile envantere dahil olan binek otomobillerinin giderleri ve
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanları.
Her türlü para
cezaları ve vergi cezaları ile serbest meslek erbabının suçlarından doğan
tazminatlar gider olarak indirilemez.
IV. SERBEST MESLEK ERBABININ
ALEYHİNE OLAN VERGİSEL DÜZENLEMELER:
Serbest meslek erbabı mükellefler
tarafından, Gelir Vergisi Kanununun 68. maddesinde sayılan giderlerin dışında
her hangi bir harcamanın gider yazılması mümkün değildir. Serbest meslek erbabı
(SME) mükelleflerin gider yazamayacakları belli başlı harcamalar ile
SME'nın aleyhine olan vergisel düzenlemelere aşağıda
değinilmiştir.
a) Kiralanan Otomobil Giderleri: 01.01.1999 Tarihinden önce
envantere kayıtlı otomobillerin giderlerinin ve amortismanlarının yarısı gider
yazılabiliyordu. Bu tarihten itibaren söz konusu giderlerin tamamının gider
yazılmasına imkan sağlanmıştır. Ancak otomobil giderlerinin serbest meslek
kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için gidere konu
otomobilin envantere kayıtlı olması şarttır. Bu cümleden olarak serbest meslek
erbabı kiraladığı taşıtın giderlerini kanuni defterine gider olarak kaydedemez.
GVK'nun 68. maddesinin 10.fıkrasında "envantere dahil olan
binek otomobillerinin giderleri"nin gider yazılabileceği
belirtildiğinden, envantere dahil olmayanların gider yazılamayacağı sonucu
çıkmaktadır.
b) Azalan Bakiyeler Üzerinden Amortisman Ayrılması: Bilanço
esasına göre defter tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi
değerlerini, azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile yok edebilirler
(VUK Md.315). Bu düzenlemeden anlaşıldığı üzere; sadece SME değil, bilanço
esasına göre defter tutmayan gelir vergisi mükellefleri de bu usulden
yararlanamamaktadır. Bu usulden yararlanabilen mükellefler, amortismana tabi
iktisadi kıymetler için envantere girdiği ilk yıllarda daha fazla amortisman
gideri yazabilmektedirler. Azalan bakiyeler usulünde amortisman gideri normal
amortismanın iki katıdır. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler iki kat
amortisman ayırabilirken diğer mükellefler (SME dahil) bu avantajdan
yararlanamamaktadırlar.
c) Yenileme Fonu: Satılan iktisadi kıymetlerin
yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare
edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan elde
edilen kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta
azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde
kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce
işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o yılın matrahına
eklenir. Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan
kar, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara
mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan
değerlerin amortismanına devam olunur (VUK Md.328). İşletme hesabı esasında
defter tutan mükellefler ile serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu
farkı (satış karı veya zararını) defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.
Satışın karlı olması durumunda yenileme fonu ayıramazlar. Satış karının tamamını
ilgili dönemim kazancının tespitinde gelir olarak yazmak zorundadırlar.
d)
Maliyet Bedeli Artırımı: Mükelleflerin iktisap tarihinden itibaren en az iki tam
yıl süreyle işletmelerinde kayıtlı bulunan gayrimenkul, iştirak hisseleri ve
amortismana tabi diğer iktisadi kıymetleri elden çıkarmaları halinde, bu
iktisadi kıymetlerin maliyet bedeli bunların elden çıkarıldıkları ay hariç olmak
üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki
artış oranında artırılarak kazancın tespitinde dikkate alınabilir. Bu hüküm 39
uncu madde gereğince işletme hesabı esasına göre ticari kazancın tespitinde de
uygulanır. Bilanço esasında defter tutan mükellefler tarafından artırılan
maliyet bedeline tekabül eden kazançlar, bilançonun pasifinde özel bir fon
hesabında gösterilir. Bu fon, sermayeye ilave dışında herhangi bir suretle başka
bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, o yılın kazancına
dahil edilerek vergiye tabi tutulur. Söz konusu iktisadi kıymetlerin alım satımı
ile devamlı olarak uğraşanlar, alım satımını yaptıkları iktisadi kıymetler için
bu hükümden yararlanamaz. Bu mükelleflerin kullandıkları yabancı kaynaklara ait
gider ve maliyet unsurlarının sadece ilgili dönemde ayrılan fonu aşan kısmı
gider kabul edilir (GVK Md.38). SME bu vergi avantajından da yararlanamaz.
e)
Temsil Ağırlama Giderleri: Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi
için yapılan genel giderler (İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve
taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere
ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hâsılatın binde beşini
aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak
üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.) indirilecek
giderler arasında sayılmıştır. GVK'nun 40/1 Md. kapsamında işle ilgili
temsil ve ağırlama giderleri ticari kazancın tespitinde gider olarak kabul
edilmektedir. Serbest meslek erbabının böyle bir harcamayı gider olarak
kayıtlarına intikal ettirmesine yürürlükteki mevzuat müsait değildir.
f) Eş
ve Çocuklara Ödenen Ücretler: Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük
çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve
tazminatlar gider olarak yazılamaz(GVK Md.41/2). İşsizliğin had safhada olduğu
günümüzde; serbest meslek erbabının kendi çocuğunu işsiz güçsüz sokağa bırakıp,
yanında başkalarını çalıştırmak zorunda kalmasını anlamak zordur.
g) Yeniden
Değerleme: Bilanço esasına göre defter tutan Gelir ve Kurumlar Vergisi
mükellefleri (imtiyazlı şirketler hariç; kollektif, adi komandit ve adi
şirketler dahil) bilançolarına dahil amortismana tabi iktisadi kıymetleri ve bu
kıymetler üzerinden ayrılmış olup bilançolarının pasifinde gösterilen
amortismanları, her hesap dönemi sonu itibariyle ilgili mevzuatta öngörülen
şartlarla yeniden değerleyebilirler. Serbest meslek erbabı bilanço esasına göre
defter tutmadığından yeniden değerleme yapamaz ve yeniden değerlenmiş değerler
üzerinden daha fazla amortisman ayıramaz.
h) Gelir Vergisi Stopajı: Gelir
Vergisi Kanununun 94/2 maddesi uyarınca; yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden: 18'inci madde kapsamına
giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %15, diğerlerinden
%20 tevkifat yapılmaktadır. Serbest meslek erbabı düzenlemiş olduğu her
"Serbest Meslek Makbuzu"nda söz konusu kesintiyi dikkate
alarak 2003 yılı için %22 (2004'de fon payı kalkacağı için %20)
oranında eksik tahsilat yapmaktadır. Bu nedenle geçici vergiyi diğer
mükelleflerden daha erken (bir bakıma aylık) ödemiş
olmaktadır.
V.SONUÇ:
Serbest meslek erbabının aleyhine olan
vergisel düzenlemelerin bazılarını anlamak mümkün olsa bile; bazılarını anlamak
veya adaletli bulmak imkansızdır. Bir doktorun, avukatın vb. meslek mensubunun
niçin temsil ve ağırlama gideri olamaz? Bunu sadece reklam yasağı ile izah etmek
mümkün değildir. İş hayatında insani değerlerin hiç mi önemi yoktur? Bir serbest
meslek erbabının yanında çalışan personele ödediği ücret gider sayılır da, niçin
kendi çocuğu ya da eşi yanında çalışırsa ona ödediği ücret gider sayılmaz?
Verginin kavranmasında olayların gerçek mahiyeti esas değil midir? Otomobil
alacak parası yoksa, serbest meslek erbabı neden otomobil kiralayamaz ve buna
ait gideri neden yazamaz? Serbest meslek erbabına da azalan bakiyeler usulüne
göre amortisman ayırma hakkı tanınsa, acaba serbest meslek erbabından alınan
yılık vergilerde binde kaç azalma olur?
Soruları daha çoğaltmak mümkündür.
Her mükellef, anayasal düzenlemenin ruhuna uygun olarak; ödeme gücüne göre ve
diğer yurttaşlarla eşit oranda vergi ödemek ister. Vergi de adaleti sağlamak
devletin görevidir. Yasaklarla bir yere varmak mümkün değildir. Giderlerin
kısıtlanması yerine; her şeyin kayıtlı olduğu ve makul olan her giderin kabul
edildiği bir sisteme geçilmesi gerekmez mi? Belge düzeninin yerleşmesi
bakımından özel (şahsi) giderlerin bile gider kaydına izin verilmesi
düşünülmelidir. Kayıt dışı ekonominin vergi sistemimize yaptığı tahribatı daha
önce yine bu köşede bir başka yazımızda anlatmıştık. Ekonomimizin neredeyse
yarısının kayıt dışı olduğundan bahsedilmektedir. Vergi gelirleri sadece Gelir
veya Kurumlar Vergisi'nden ibaret değildir. Kayıtlı ekonominin
daralması ile öncelikle Katma Değer Vergisi gelirlerinde çok önemli bir artış
sağlanacaktır.
01 Ağustos 2003 tarihi itibariyle parlamentomuz tatile
girmiştir. Yeni yasama döneminde vergi reformu adı altında önemli düzenlemeler
yapılacağı bilinmektedir. Aşırı verginin vergiyi öldürdüğü, adil olmayan
vergileme rejiminin mükelleflerin vergi ödeme isteğini yok ettiği ve kayıt dışı
ekonominin Türk Vergi Sistemi'ni baltaladığı gerçeğinden hareketle;
gerçek anlamda bir vergi reformu yapılmalıdır. Bu cümleden olarak; serbest
meslek erbabı için de vergiyi özendiren, diğer mükellef gruplarıyla aralarındaki
farkı azaltan veya kaldıran köklü değişikliklerin yapılması halinde bu mükellef
grubundan alınan vergilerin daha da çoğalacağı düşünülmektedir.
|