VERGİNİN ÖNEMİ   

 

14 Temmuz 2003

Şadi Çetin

YMM


Türk Lirasının aşırı değerlenmesi ihracatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü ihracatçımızın TL bazındaki hasılatı kurlardaki azalmaya paralel olarak azalmakta, buna karşılık girdi maliyetlerinde bir azalma olmayıp tam tersine bazı kalemlerde artış olmaktadır. Bu nedenle ihracatçılarımızın kâr marjları sürekli olarak düşmektedir. Özellikle tekstil ve konfeksiyon gibi emek yoğun sektörlerde işçi maliyetlerindeki artış kâr marjlarını iyice daraltmaktadır. Bilindiği üzere  Temmuz başından geçerli olmak üzere SSK taban matrahlarında yaklaşık %17 oranında bir artış meydana gelmiştir. Birim maliyetlerdeki artı,ş ihracatçımızın uluslararası pazarlardaki rekabet şansı azalmaktadır. Vergi artışları ve adaletsizlikleri nedeniyle ortaya çıkan haksız rekabet nedeniyle ihracatçılarımız zor günler yaşamaktadır.

Enflasyondaki hızlı düşüşe rağmen reel faizler bir türlü düşmemektedir. Yıllık enflasyon hedefi %20-25 civarındadır. Ancak hala faizler %50'ler seviyesindedir. Aradaki yaklaşık % 25 puanlık fark (yani reel faiz) rantiye kesime kaynak aktarımak anlamına gelmektedir. Halen yaklaşık 110 milyar dolar civarında olan iç borç, reel faizin çok yüksek olması nedeniyle giderek artmaktadır (ülke ekonomisini zorlayan dış borçtan ziyade iç borçtur). Reel faizin bu kadar yüksek seyretmesi yatırımları olumsuz etkilemektedir. Halbuki dünya ölçeğinde paranın değeri (faizler) oldukça düşük seviyededir. Güven ve istikrar sağlanamadığı için kalkınmakta olan sorunlu ekonomilerde faiz oranları olması gerekenin çok üzerindedir.

İşsizlik yürekler acısı bir hal almıştır. İşsizlik oranın yaklaşık olarak % 15 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Yatırımlar artmadan, yeni iş imkânları geliştirilmeden işsizliğe nasıl çare bulunacaktır? Reel faizlerin düşmesi bu bakımdan çok önemlidir. Yatırımcının önü sadece faizlerdeki düşüşle açılamaz. Vergi ve SSK maliyetlerinin de makul ölçülerde olması, yatırımcıyı özendirmesi gerekir.

Türkiye ekonomisinde kalıcı bir iyileşme sağlanabilmesi için bütçe gelirlerinin artması, giderlerin azalması gerekir. Yani kamu gelirleri mutlaka artmalı, kamu giderleri azalmalıdır. Öncelikle kamu harcamalarında ciddi bir tasarruf sağlanması gerekir. Ancak tasarrufun tek başına çare olması beklememelidir. Kamu gelirlerinin sağlıklı bir şekilde artırılması gerekir. Geri ödenmesi gerekmeyen en sağlam kaynak vergidir. Bugüne kadar uygulanan yanlış vergi politikaları yüzünden vatandaşın vergi bilinci kaybolmuştur. Vergi adaletsizliğini anlatmak için hep aynı örnek verilmektedir (Kümesteki Kazların Yolunması örneği). 2003 Yılı bütçesinde yer alan vergi gelirlerinde, bir önceki yıla göre yaklaşık %40';lık bir artış öngörülmektedir. Vergi tabana yayılmadığı takdirde hep aynı mükelleflerden nereye kadar vergi alınabilecektir? Verginin tabana yayılması ve kayıt dışı ekonominin kayıtlı hale getirilmesi şarttır.

Verginin, Anayasanın 73. maddesindeki "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür " hükmüne uygun olarak alınması sağlanmalıdır. Bunun için vergi yükü muhtelif gelir grupları arasında adil olarak dağıtılmalıdır. Belge düzeninin yerleşmemiş olması kayıt dışı ekonomiye çanak tutmaktadır. Kayıt dışı ekonominin en bariz göstergesi mükellef sayımızın ülke nüfusuna oranının düşüklüğüdür. Aşırı vergi, vergiyi öldürmektedir. Bu nedenle hep aynı mükelleflerden alınan vergilerin artırılması beklenen artışı sağlamamaktadır. Yukarıda değinildiği üzere iç ve dış borçların çok fazla olması ve toplanan vergilerin borçlanma nedeniyle faizlere gitmesi mükelleflerdeki vergi ödeme isteğini azaltmaktadır. Kamuda sağlıklı bir harcama reformunun yapılmamış olması da aynı etkiyi yaratmaktadır.

Neler yapılması gerekir? Yapılması gereken çok şey var ama en azından; kayıt dışı ekonominin üzerine sistemli bir şekilde gidilmeli, vergi oranları düşürülmeli, mutlaka vergi tabana yayılmalı, vergide güven bunalımı yaratan geçmişe yürüyen vergi kanunları çıkarılmamalı, özellikle vergi ve prim oranlarının üretim ve ihracatı olumsuz etkilemesine izin verilmemeli, brüt asgari ücretten farklı SSK taban matrahı uygulamasına son verilmeli, oy kaygısı veya ilave gelir beklentisiyle af kanunu çıkarılmamalıdır. Vergide adalet tam anlamıyla sağlanmalıdır.  "Adalet Mülkün Temelidir"