500 Sayılı Kurallara göre akreditif
sadece belgelere dayandığından; bankaların yükümlülükleri hiçbir şekilde malları
ilgilendirmediğinden, alıcının mallar açısından önemli bir risk taşıdığı
görülmektedir.
İthalatçı kendisini korumak için,
akreditif koşulları arasına satıcının ülkesindeki bir gözetim şirketinin
–belgede belirlenen hususları içeren- bir rapor vermesini koyabilecektir. Buna
karşılık, malların alıcı tarafından kabulüne bağlı bir akreditif
açılamayacaktır.
Keza alıcı akreditif koşulları arasında,
malların satış sözleşmesine aykırı olması halinde zararlarını karşılamak üzere
ve satıcının yükümlülüklerinin garantisi olarak bir banka teminat mektubuna da
yer verebilecektir.
b) Bankacılık açısından akreditifin bir
kredi olup olmadığı
Akreditif kelimesinde “kredi”ye yer
verilmektedir. Türkçe’de akreditif yanı sıra vesikalı kredi denildiği gibi
Fransızca’da credit documentaire,
İngilizce’de letter of credit,
Almanca’da Dokumenten-akkreditiv
kelimeleri kullanılmaktadır. Dar açıdan akreditif, akreditif bankasının belirli
belgelerin ibrazı karşılığında lehtara (satıcı-ihracatçı) belli bir meblağı
ödeme taahhüdünü içeren bir sözleşmedir ve bir kredi söz konusu değildir. Bir
bankanın ithalatçının talimatı üzerine bir akreditif açması da hukuki açıdan
mutlaka ithalatçıya açılmış bir kredi değildir. İthalatçı akreditif bedelinin
tamamını bankaya yatırdığı takdirde, bir nakdi kredi söz konusu olmayıp; banka
hizmet karşılığı bir komisyon almaktadır. Buna karşılık, ithalat mevzuatı
çerçevesinde; ithalatçının akreditif talimatı üzerine bankaca kendisine bir
gayrinakdi kredi açıldığını ve bankanın akreditif meblağını lehtara ödemesi
üzerine bu meblağı ithalatçıya rücu ettiğini belirtmek
gerekir.
c) 500
Sayılı Milletlerarası Yeknesak Kuralların niteliği ve
bağlayıcılığı
Akreditif özel bir borç ilişkisi olmasına
rağmen, yasal bir düzenlemesi yoktur. Örneğin akreditif diğer sözleşme
tiplerinden farklı olarak ne Borçlar Kanununda “özel borç ilişkileri” bölümünde,
ne de diğer özel bir yasada düzenlenmemiştir.
Akreditifler hakkında Milletlerarası
Antlaşmalar da yapılmamıştır. Yabancı hukuk sistemlerinde de Amerika Birleşik
Devletleri dışında akreditifi teferruatlı olarak düzenleyen hükümler
bulunmamaktadır. İtalyan Medeni Kanununda çok eksik olarak akreditife
değinilmekte, Arap ülkelerinde de yasalarda akreditife yer
verilmektedir.
Milletlerarası ticarette tüm dünyada
uygulanan kurallar MTO’nun 500 Sayılı Akreditifle İlgili Yeknesak kurallardır.
Amerika Birleşik Devletleri de diğer ülkelerle yaptığı akreditif anlaşmalarında
kendi iç kurallarını değil, fakat 500 sayılı Kuralları
uygulamaktadır.
Ne bir kanun, ne bir milletlerarası
anlaşma, ne de ticari örf ve adet hukuku oluşturmayan 500 Sayılı Kuralların
gücü; akreditif metninde 500 Sayılı Kuralların uygulanacağına dair yapılan atfa
dayanmaktadır. Bu atıf sayesinde 500 Sayılı Kurallar akreditif sözleşmesinin bir
parçası haline gelmektedir. Belirtmek gerekir ki, akreditifler yaygın biçimde
swift mesajları ile iletilmekte, ancak swift mesajlarında 500 sayılı Kurallara
atıf mümkün bulunmamaktadır. Dresdner Bank
MTO Bankacılık Komisyonuna başvurarak endişelerini dile getirmiş,
Bankacılık Komisyonu swift mesajı ile akreditif açılmasında bir sorun
görmemiştir. Komisyona göre bankalar tarafından imzalanmış bulunan swift ile
ilgili protokolde, swift ile gönderilen tüm akreditif mesajlarının aksi
söylenmedikçe MTO’nun akreditifler ile ilgili Yeknesak Kurallarına tabi olduğu
kabul edilmektedir. Buna uygun olarak akreditif bankası lehtara karşı Yeknesak
Kuralların sorumluluklarını yüklenmektedir.
Bankalar açısından bir sorun
bulunmamasına karşı lehtar ve amir açısından sorun yaşanabilecektir. Bu nedenle,
amir bir akreditif talimatı verirken mutlaka akreditif metninde 500 Sayılı
Kurallara atıf yapmalı, muhabir banka da swift mesajını lehtara ihbar ederken,
akreditifin 500 Sayılı Kurallara tabi olduğu hususunu ilave
etmelidir.
500 Sayılı Kuralların aynen kabul
edilmesi zorunlu değildir. Değiştirilemeyecek olan temel kuralları -örneğin
akreditifin vadeli olması, akreditifin mallarla değil belgelerle ilgili olması,
vs.- dışında tarafların 500 Sayılı Kuralların bazı maddelerinin
uygulanmayacağını veya bazı maddelerin ne anlama geldiğini serbestçe
belirlemeleri mümkün ve geçerlidir.
d) Akreditifin
bağımsızlığı, münhasıran belgelerle ilgili oluşu
500 Sayılı Kuralların 3. maddesi
akreditifin bağımsızlığını ve lehtara karşı belgelere bağlı olarak mücerret borç
ikrarını açıkça vurgulamaktadır.
3. maddeye göre,
“a) Akreditifler doğaları itibariyle,
dayandırılabilecekleri satış sözleşmelerinden veya diğer sözleşmelerden ayrı
işlemlerdir ve akreditifte her ne şekilde olursa olsun bu sözleşmelere
değinilmiş olsa dahi bu sözleşmeler bankaları ilgilendirmez ve bağlamazlar.
Dolayısıyla, bir bankanın akreditife ilişkin ödeme, poliçe kabul etme ve ödeme,
iştira veya diğer herhangi bir yükümlülüğü amirin akreditif bankası veya
lehtarla olan ilişkisinden kaynaklanan hak taleplerine ve savunmalarına tabi
değildir.
b) Bir lehtar, hiçbir zaman bankalar
arasında ve akreditif amiri ile akreditif bankası arasında mevcut sözleşme
ilişkilerinden yarar sağlayamaz”.
3. maddenin açık düzenlemesi sonucu
Akreditif bankası amirle, görevli banka veya teyit bankası arasındaki
sözleşme ilişkisini veya amirle lehtar arasındaki sözleşme ilişkisini lehtara
karşı ileri süremez.
Keza lehtar amir ile akreditif
bankası, akreditif bankası ile görevli banka veya teyit bankası arasındaki
ilişkileri akreditif bankasına karşı ileri süremez. Diğer akdi ilişkiler sadece
sözleşme taraflarını ilgilendirir. Akreditifin 3. maddede açıklanan
bağımsızlığı yanı sıra, 4. maddede de akreditifin mallarla ilgisinin
olmadığı vurgulanmaktadır.
4. maddeye göre “Akreditif işlemlerinde tüm ilgili taraflar
belgelerin ilgili olabileceği mal, hizmet ve/veya diğer yapılan işleri
değil, belgeleri göz önünde bulundurarak (belgeler üzerinde) işlem
yaparlar.
İsviçre Federal Mahkemesi de verdiği
kararlarda (BGE 115 II 70, BGE III 26, BGE 100 II 150 E 4a) Bankalar açısından mallarla belgeler
arasında hiçbir ilişki yoktur. Mal ile ilgili sözleşmelerin tamamen yerine
getirildiğinin ispat edilmesi halinde dahi akreditife uygun olmayan belgeler
kabul edilmeyecektir demektedir. Yargıtay da aynı görüştedir (11.HD.,
08.12.1981) Vesikalı akreditifte bütün
ilgililer tarafından emtia değil, vesaik nazara alınır. Malın ayıplı olup
olmadığı hususu bankaları ilgilendirmez. Malın ayıplı oluşundan doğan
uyuşmazlıkları alıcı (ithalatçı) ve satıcı (ihracatçı) arasında halledilebilecek
bir meseledir.
e) Akreditifte vade ve belgeleri ibraz
yeri
aa) Akreditifte
vade
Her
akreditif mutlaka vadelidir. Lehtar vade içinde her zaman belgeleri ibraz
edebilir. Belgelerin -mücbir sebepler dahil- akreditif vadesi içinde akreditifte
gösterilen ibraz yerinde ibraz edilmemesi halinde akreditif sorumluluğu sona
erer.
Ancak
belge ibrazı ile ilgili olarak 500 Sayılı Kurallarda özel bir madde de
bulunmaktadır. 43. maddeye göre, taşıma belgesinin ibrazının istendiği
her akreditifte sevk tarihinden sonra vesaikin ibraz edilmesi gereken belirli
bir sürenin şarta bağlanması gerekir.
Taşıma
belgesinin ibrazı için belli bir süre konulmamışsa, bankalar sevk tarihinden 21
gün içinde kendilerine ibraz edilmeyen belgeleri -henüz akreditifin vadesi
dolmamış olsa dahi- kabul etmeyeceklerdir. Kuşkusuz son ibraz tarihi olan
akreditif vadesi hiçbir şekilde aşılamayacaktır.
Vade
içinde rezerv konulmuş belgelerin tamamlanması mümkün ve
geçerlidir.
Vade
kesin olup, belgeler mücbir sebeplerle dahi vade içinde ibraz edilmez ise
akreditif son bulur.
Vadenin
aynı süre ile bir veya birden fazla otomatik olarak uzayacağı kaydı
geçerlidir.
bb) Belgeleri ibraz
yeri
500
Sayılı Kurallarda (md.42) “Bütün
akreditiflerde belgelerin ibraz yerinin veya serbestçe iştira edebilecek olan
akreditifler hariç, iştira için belgelerin ibraz yerinin şart olarak
belirtilmesi zorundadır” denilmiş, ancak ibraz yeri ile neyin kastedildiği
açıklanmamıştır.
Bu maddeye göre akreditif
metninde,
- akreditif bankası nezdinde kullanılacaksa
kural olarak akreditif bankasının bir şubesinin,
- görevli banka belirlenmiş ise görevli
bankanın, teyit bankası varsa görevli banka sayılan teyit bankasının bir
şubesinin,
- sınırlı iştira akreditifinde iştira
bankasının bir şubesinin,
- serbest iştira akreditiflerde her
bankanın her şubesinin,
belgelerin ibraz yeri olarak belirlenmesi
gerekeceği söylenebilir.
İbraz
yeri, 500 Sayılı Kurallara göre iki bakımdan büyük önem
taşımaktadır.
- Belgeler akreditif vadesi sonuna kadar
ibraz yerine ibraz edilmez ise, akreditif sona erecektir.
- Belgeler ibraz yeri dışında bir şubeye
ibraz edilirse makul süre -7 iş günü- başlamayacaktır. Örneğin, görevli
Türk bankasının İstanbul Kabataş Şubesi “belgelerin ibraz yeri” olarak
gösterilmiş ise, oysa lehtar belgeleri Bankanın kendi çalıştığı Galata Şubesine
ibraz etmiş ise bu ibraz ne akreditif
vadesi açısından ibraz, ne de makul sürenin hesaplanması açısında ibraz
sayılmayacaktır. O takdirde görevli bankanın Galata Şubesinin gecikmeksizin
belgeleri, Kabataş Şubesine göndermesi gerekecektir. Belgelerin akreditif
vadesinin son günü Galata Şubesine ibrazı halinde sorun
yaşanabilecektir.
Geçen dönemde belgelerin görevli banka
veya teyit bankası yerine lehtar
tarafından doğrudan akreditif bankına gönderilip gönderilemeyeceği
tartışılmıştır. 500 sayılı Kurallarda 42. maddenin açık hükmü karşısında
akreditifin akreditif bankası nezdinde kullanımı veya ibraz yerinin
gösterilmemesi halleri dışında belgelerin lehtar tarafından doğrudan akreditif
bankasına gönderilemeyeceği; belgelerin akreditifte gösterilen ibraz yerine
sunulmasının gerektiği, aksine davranışın akreditif vadesi içinde belgelerin
ibraz edilmemesi riskini taşıdığı söylenebilir.
f) Akreditif işlemlerinde
iştira
500
Sayılı Kurallara kadar iştira sadece akreditif belgeleri arasında yer alan
poliçelerin satın alınması şeklinde uygulanıyordu. 500 Sayılı Kurallar daha
sonra geniş bir iştira tanımı getirmiştir. 10. maddenin (bii) bendine göre iştira, iştiraya yetkili kılınan banka
tarafından poliçelerin ve/veya belgelerin değerinin verilmesi anlamına gelir.
Değeri verilmeden belgelerin sadece incelenmesi bir iştirayı
oluşturmaz.
MTO
Bankacılık Komisyonu “değerinin
verilmesi” ibaresinin derhal ödeme (nakit, çekle ödeme, kredilendirme) veya
ödeme yükümlülüğü altına girme anlamına geldiğini
açıklamıştır.
Bir
akreditifin iştirasından değil, sadece poliçelerin veya belgelerin iştirasından
söz edilebilir. Bir bankanın belgeleri iştira etmesi halinde, banka belgeleri
görevli bankaya, teyit bankasına her ikisi de yoksa, akreditif bankasına ibraz
ederek akreditif bedelini tahsil etmektedir.
İştira
bankası, akreditif bankasının rezerv koyarak belgeleri iade etmesi halinde,
aralarındaki iç ilişkiye -alacak temliki, satın alınan belgelerde ayıp, sözleşme
gibi- dayanarak lehtara rücu edecektir.
Akreditif belgelerini iştiraya yetkili
bankalar, akreditifin “sınırlı iştira edilebilir” “restricted negociable” veya “serbest
iştira edilebilir” “freely
negociable” olmasına göre değişecektir. Serbestçe iştira edilebilir bir
akreditifte her banka görevli banka, her bankanın her şubesi “ibraz yeri”
şubesidir. Lehtara ödeme yapan iştira
bankası görevli banka olarak, akreditif bankasına rücu
edebilir.
500
Sayılı Kurallarda, akreditif bankasının bir ödeme bankası belirlemesi mecburi
kılınmıştır. O takdirde iştira bankası ile ödeme bankası arasında bir fark
kalmamaktadır. Olsa olsa ödeme bankasının ödemeyi kendi adına değil, akreditif
bankası adına yaptığı ileri sürülebilecektir.
“İştira
edilemez” akreditif düzenlemesi de mümkün bulunmaktadır. O takdirde bu
akreditifin sadece akreditif bankasının gişelerinde ödeneceği kaydı konulmakta
veya akreditifte “straight letter of
credit” ibaresine yer verilmektedir.
“Sınırlı
iştira” halinde iştira bankasının ismi ve belgelerin ibraz edileceği şubesi
açıkça akreditifte gösterilecektir.
“Ödeme
yeri” belirtilmeyen bir akreditifi her bankanın mı ödeyebileceği, bu nedenle
“serbest iştira edilebilir” akreditiften mi söz edilebileceği, yoksa ödemenin
sadece akreditif bankası tarafından mı yapılacağı tereddütlere yol açacaktır.
500 Sayılı Kurallarda bu konuda açıklık yoktur.
İştira
bankası tartışılırken hatıra gelen husus, lehtarın belgeleri herhangi bir
bankaya satıp satamayacağıdır. MTO Bankacılık Komisyonu konuyu tartışmış ve
lehtarın belgeleri iştira bankası dışında bir bankaya da ibraz edebileceğini
-satabileceği- bu bankanın da varsa teyit bankasına, yoksa akreditif bankasına
belgeleri ibraz ederek ödeme talebinde bulunabileceğini kabul etmiştir. Bu
durumda iştira bankasının belirlenmesinin ne önemi kalmaktadır. Bir bankanın
“iştira” bankası olmasının önemli sonucu, iştira bankasına ibraz edilen
belgelerin tıpkı görevli bankaya; teyit bankasına veya akreditif bankasına ibraz
edilmiş sayılacağı, diğer bir deyişle iştira bankasına akreditif süresi içinde
belgelerin ibrazının yeterli ve geçerli olacağıdır.
Uygulamada belgeler karşılığında ödemede
bulunan üçüncü banka, belgeleri rambursman için akreditif bankasına göndermiş,
akreditif bankası ibraz süresi geçtiği için ödemeyi reddetmiş, üçüncü banka
belgelerin kendisine ibraz süresi içinde tevdi edildiği gerekçesi ile ısrar
etmiştir. MTO Bankacılık Komisyonu iştira bankası olmayan bir bankanın belgeleri
ancak akreditif vadesi içinde görevli bankaya, yoksa akreditif bankasına ibraz
ederse, akreditif bankasının ödeme zorunluluğu olduğu görüşünü
bildirmiştir.
İştira
bankasının belgeleri ne kadar süresi içinde akreditif bankasına göndereceğine
dair 500 Sayılı Kurallarda bir düzenleme yoktur. İhracatçı parasını almış
olduğundan bu konu ile ilgilenmeyecektir. Oysa ithalatçı malları çekmek için
belgeleri beklemektedir.
İştira
bankasının da parasını almak için bir an önce belgeleri akreditif bankasına
göndermesi beklenir. Ayrıca iştira bankası makul bir süre içinde belgeleri
akreditif bankasına göndermez ise aralarındaki vekâlet ilişkisi nedeniyle
akreditif bankasına karşı sorumlu olacaktır.
II- AKREDİTİFİN AÇILMASI, DEĞİŞTİRİLMESİ,
SONA ERMESİ
Bir banka tarafından akreditif
açılmasında, genelde akreditif açılması talimatı -akreditif küşat mektubu- veren
amir; akreditifi açan akreditif bankası ve lehine akreditif açılan lehtar
vardır. Ancak bir akreditif açılması için mutlaka bir amirin talimatına gerek
yoktur. Örneğin bir banka satın alacağı bilgisayarlar için kendi lehine de
doğrudan akreditif açabilir. Dar anlamda akreditif sözleşmesi akreditif bankası
ile lehtar arasında bir sözleşmedir. Akreditif bankası akreditife uygun
belgelerin akreditif vadesi içinde ibrazı karşılığında akreditif meblağını tek
taraflı ödeme yükümlülüğü altına girer. Akreditifin lehtara ihbar bankası,
görevli banka, teyit bankası ile ihbarı bir icap
niteliğindedir.
Akreditifin lehtar tarafından kabulü ile
akreditif sözleşmesi tamam olur. 500 Sayılı Kurallarda icabın kabulü ile ilgili
bir düzenleme bulunmadığından, bu konuda lehtarın bulunduğu ülkenin yasaları
geçerli olacaktır. Türkiye’deki lehtar açısından BK 6. madde göz önünde
tutulacak, lehtarın açık bir kabulü gerekmeyecektir. Borçlar Kanununun 6.
maddesinde icabı dermeyen eden kimse gerek işin hususi niteliğinden, gerekse hal
ve mevkiinin icabından ötürü kabulü beklemek zorunda değilse; eğer icap münasip
bir süre içinde reddedilmişse kabul olunmuş sayılır denilmektedir.
Milletlerarası uygulamada da akreditif sözleşmesinin kabulü için açık bir kabul
beklenmemekte, akreditifin ihbarı halinde zımni kabulün varlığı kabul
edilmektedir.
Akreditif metninde değişiklik (500 Sayılı
Kurallar 9/d-i) yapılabilmesi için akreditif bankası, varsa teyit bankası ve
lehtarın muvafakatı gereklidir. 500 Sayılı Kurallarda “Lehtar bu değişiklikleri
kabul veya reddettiğine ilişkin yazılı bildiri vermek zorundadır” (9/d-iii)
denilmekte ise de; bu bildiriyi vermenin hukuki bir sonucu olmadığı aynı bentten
anlaşılmaktadır. “Akreditif ve henüz
kabul edilmemiş değişikliklere uygun vesaikin görevli bankaya veya amir bankaya
ibrazı üzerine değişiklikler lehtarca kabul edilmiş sayılacak ve akreditif buna
göre değiştirilmiş olacaktır”.
Uygulamada MTO’na göre “Lehtarın belli
süre içinde değişiklik teklifini red ettiğini bildirmemesi halinde değişikliği
kabul etmiş sayılacağı” şeklindeki akreditif kaydı geçersiz sayılmaktadır. Buna
karşılık “belli süre içinde kabul edilmezse değişiklik önerisinin reddedildiği”
şeklindeki bir kaydın geçerli olacağı söylenebilir.
Akreditife uygun belgelerin ibrazı ve
ödemenin yapılması ile akreditif sona ereceği gibi, uygun olmayan belgelere
rezerv konulması veya belgeler ibraz edilmeden akreditif vadesinin geçmesi ile
de akreditif son bulur. Akreditifin tek taraflı olarak akreditif bankası
tarafından iptali ise mümkün değildir. Akreditif sözleşmesi ancak lehtar ile
akreditif bankasının anlaşması halinde iptal edilebilir.
III- AKREDİTİF TÜRLERİ
a) İthalat akreditifi – ihracat akreditifi
Akreditifler genelde satış sözleşmeleri
dolayısıyla ve “mal akreditifleri” olarak uygulama alanı bulmakta ve uygulamada
bankalarca ithalat ve ihracat akreditifi olarak
adlandırılmaktadır.
Akreditifi ithalatçı açtırdığından
ithalat akreditifleri Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar tarafından
(akreditif bankası) müşterileri ithalatçıların (amir) talebi üzerine açılmakta
ve yabancı ülkelerdeki muhabirleri aracılığı ile yabancı ihracatçıya (lehtar)
ihbar edilmektedir.
İhracat akreditiflerinde ise,
Türkiye’deki ihracatçı lehtar durumunda olduğundan; yabancı ülkedeki ithalatçı
Türkiye’deki ihracatçı (lehtar) lehine bir akreditif açılması için kendi
ülkesindeki bankaya (akreditif bankası) talimat vermekte, yabancı ülkedeki
akreditif bankasının muhabirleri olan Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar
ihbar bankası, görevli banka veya teyit bankası durumunda olmaktadırlar.
b) Dönülebilir – dönülemez
akreditifler
Akreditifler dönülebilir ve dönülemez
olarak da ayrılmaktadır. 400 Sayılı Kurallarda bir akreditifin dönülemez olduğu
belirtilmemişse dönülebilir sayılmakta ve sorun yaşanmaktaydı. Dönülebilir bir
akreditif, lehtar açısından bir güvence oluşturmadığından, 500 Sayılı Kurallarla
bir akreditifin dönülebilir olduğu belirtilmedikçe dönülemez olduğu kabul
edilmekle sorun çözülmüştür.
c) Belge ibrazında ödemeli akreditif –
ertelemeli ödemeli akreditif
Kural olarak akreditif, akreditife uygun
belgelerin ibrazı üzerine ödenir. Belgelerin ibrazı ile birlikte poliçe ibrazı
da istenebilir. Poliçelerin damga vergisine tabi tutulması nedeniyle, Avrupa
uygulamasında ayrıca poliçe istenmemesi yaygındır. Akreditifte uygun belge ibraz
edilmesi halinde, ödemenin belgelerin ibrazından bir süre sonra yerine
getirilmesi kararlaştırılmış ise, ertelemeli ödemeli akreditif söz konusu olur.
Tüm akreditiflerin belli bir vade içermesi zorunlu olduğundan; ertelemeli
ödemeli akreditifi (deferred payment
l/c) uygulamada vadeli akreditif olarak adlandırmak
hatalıdır.
Ertelemeli ödemeli akreditifte bankanın
uygun belge ibrazı ile yükümlülüğü kesin olarak ortaya çıkacağından; belgeleri
alan ithalatçının (amir) malların ayıplı, eksik vs. iddiaları ile akreditif
bankasını ödemeden men ettirmesi mümkün değildir. Buna karşılık; ithalatçı
malların ayıplı çıkması halinde satış akdine dayanarak ihracatçının akreditif
bankası nezdindeki alacağına ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz koydurmak
istemektedir. Bu durum malları sevketmiş, belgeleri alıcıya göndermiş bulunan
satıcının güvencesini büyük ölçüde ortadan kaldırılabileceğinden, akreditif
bedelinin bir süre sonra ödenmesi -malların kredili satılması- 1983 revizyonuna
kadar Yeknesak Kurallarda yer almamış, ancak 400 Sayılı Kurallara bir gereksinme
sonucu girmiştir.
Satıcı (lehtar) ertelemeli ödemeli
akreditiflerde alacağı üzerine tedbir veya haciz konulması gibi bir sürpriz ile
karşılaşmamak istiyorsa; akreditif bedeli kadar bir poliçenin akreditif
bankasınca kabul edilerek veya aval verilerek kendisine verilmesini isteyecek ve
poliçeyi iyi niyetli üçüncü kişilere ciro ederek; alacağı üzerine ithalatçının
haciz vs. koydurmasını engelleyebilecektir.
d) Red clause – green clause
akreditifler
Akreditif üzerinde önce kırmızı
mürekkeple gösterildiği için “red clause” olarak adlandırılan akreditiflerde,
belgelerin ibrazından önce, akreditif tutarının tamamı veya bir bölümü
lehtara (satıcıya) avans olarak ödenmekte; böylece satıcıya prefinansman
sağlanmaktadır. Burada akreditif bankası tarafından lehtara açılmış bir kredi
söz konusu olmaktadır.
Green clause akreditifte ise, satıcının
malın bir bölümünü bir umumi mağazaya depolaması halinde, kendisine bir makbuz
verilmekte ve makbuzun bankaya ibrazı karşılığında akreditif tutarının bir
kısmını banka lehtara ödemektedir.
e) Teminat akreditifleri (Stand-by
l/c)
500
Sayılı Kurallarda mal akreditifleri yanı sıra; teminat akreditflerine de
niteliklerine uygun olduğu ölçüde -Stand-by Letter of Credit- Yeknesak
Kuralların uygulanacağı kabul edilmektedir.
Stand-by l/c’ler teminat niteliği
taşısalar da hukuki açıdan teminat mektuplarından farklıdırlar. Teminat
mektuplarında bir risk garanti edildiği, riskin doğmaması veya sona ermesi
halinde bankanın ödeme yükümlülüğü son bulduğu halde; teminat akreditiflerinde
belge niteliğinde olan yazılı tazmin talebinin akreditife uygun olması,
akreditifte öngörülen şekilde düzenlenerek ibrazı halinde akreditif bankası,
varsa teyit bankası -riskle bağlı olmaksızın- akreditif meblağını ödemek
zorundadır.
Amerikan bankalarının, kendi mevzuatları
gereği garanti ve teminat mektupları verememeleri nedeniyle, teminat mektubu ve
kontrgaranti yerine geçmek üzere stand-by l/c düzenledikleri görülmektedir.
Teminat akreditiflerinin vadeli olma zorunluluğu nedeniyle, vadesiz teminat
mektubu verilmesi gerektiği takdirde stand-by l/c’ler her defasında otomatik
vade uzatımı şeklinde verilmektedir.
IV- AKREDİTİF İŞLEMLERİNE KATILANLAR
ARASINDAKİ İLİŞKİLER
500 Sayılı Kurallarda akreditif ilişkisi
içinde akreditif bankası, amir, lehtar, teyit bankası, ihbar bankası, görevli
banka, rambursman bankasından söz edilmektedir.
a) Akreditif bankası
aa)
Akreditif bankası ile amir arasındaki ilişki
Akreditif bankası, amirin akreditif
açılması teklifini kabul ederse, kural olarak amir lehine bir gayrinakdi kredi
tahsis eder. Akreditife uygun belgeler vadesinde ibraz edilirse, akreditif
bankası akreditif meblağını öder ve amire rücu eder. Amir ile banka arasındaki
anlaşmaya göre; ödenen akreditif meblağı derhal tazmin edilmeyip nakdi krediye
de dönüştürülebilir.
Amir ile akreditif bankası arasında bir
vekâlet sözleşmesi ilişkisi vardır. Akreditif bankası genel olarak akreditif
açmakla amire karşı vekilin hak ve yükümlülüklerini üstlenmektedir. Vekâlet
ilişkisine göre, banka amirin icabını kabul ederse vekil olarak akreditifi açma
yükümlülüğü altına girecek, keza akreditifi açarken amirin talimatına
uyacaktır.
Buna karşılık, her vekâlet sözleşmesi bir
temsil yetkisi içermediği gibi, burada da bir hizmetin verilmesi söz konusu
olacak, yoksa akreditif bankası amiri temsilen onun nam ve hesabına akreditif
açmayacaktır. 500 Sayılı Kurallara akreditif bankası akreditifi açtıktan sonra
lehtara karşı bağımsız olarak bizzat kendisi sorumlu olacağından, amirin açılmış
bir akreditifle ilgili olarak bankaya talimat vermesi -örneğin belgelere rezerv
konması talimatı- mümkün olmayacaktır. Keza akreditif bankasının koyacağı
rezervler için önce amirin talimatını ve onayını alması da söz konusu
değildir.
Akreditif bankası, akreditifi lehtara
muhabir bankası -ihbar bankası görevli banka veya teyit bankası- aracılığı ile
göndermektedir. Muhabir bankanın kusurlu davranışından ötürü amir bir zarara
uğrarsa, 500 Sayılı Kuralların 18. maddesine göre bundan akreditif bankası
sorumlu tutulamayacaktır. 18. maddeye göre amirin talimatını yerine getirmek
için bir bankanın hizmetinden yaralanan akreditif bankası bu işi amirin adına ve
riski ona ait olmak üzere yapar, akreditif bankası seçimi kendi yapsa dahi,
gönderdiği talimatın yerine getirtmediğinden ötürü hiçbir sorumluluk veya
yükümlülük almaz.
Yargıtay eski bir kararında (HGK,
04.11.1964, 942/D 637 Adalet Dergisi, 1965 sh.730 vd.) amir ile akreditif
bankası arasında bir vekâlet akdi ilişkisi olduğunu, akreditif bankasının
muhabiri seçmesinden ötürü BK 391/2. maddeye göre amire karşı sorumlu olacağını
-yetki kullanılırken takayyüt ve ihtimam gösterme yükümlülüğü- kabul etmiştir.
Ancak 500 Sayılı Kuralların 18. maddesinin amir ile akreditif bankası arasında
bir sözleşme niteliği kazandığı gözden kaçırılmayacak ve sorumluluktan kurtulma
ile ilgili BK 99. madde hükmü burada uygulanacaktır.
Akreditif bankası, akreditife uygun
belgeler süresi içinde ibraz edildiği takdirde ödeme yükümlülüğü altında olacak
ve amire rücu hakkı doğacaktır. Amirin malların ayıplı olduğunu ileri sürmesi
veya belgeleri almayı reddetmesi ödeme yükümlülüğünü etkilemeyecektir. Buna
karşılık, belgeler akreditif süresi içinde ibraz edilmemiş ise veya akreditife
uygun değilse, amirin ödeme yükümlülüğü yoktur. Amirin bu durumda rezerv
koymayan akreditif bankasına ödeme zorunluluğu olmadığı gibi, akreditif bankası,
akreditif bedelini amirin hesabından almış ise, bu bedelin iadesi için bankayı
dava hakkına da sahiptir. Amirin herhangi bir nedenle akreditif konusu malları
gümrükten çekmiş olması, belgelerin akreditife uygun olmaması halinde akreditif
bedelini ödememe hakkını ortadan kaldırmaz. Zira akreditifin mallarla ilgisi
yoktur. Malların çekilmesi akreditifi değil, satış akdini
ilgilendirir.
İsviçre Federal Mahkemesinin de
belirttiği gibi (BGE 78 II 52) akreditif
bankasının belgeleri amire tevdi karşılığında, akreditif bedelini talep hakkı
doğar. Akreditif bedelini lehtara ödemesi şart değildir.
bb)
Akreditif bankası ile lehtar arasındaki ilişki
Akreditif bankası ile lehtar arasındaki
sözleşme (dar anlamda akreditif sözleşmesi) akreditif bankasının akreditif
şartlarına uygun belgelerin ibrazına bağlı mücerret bir borç ikrarını
oluşturmaktadır.
Akreditif bankası örneğin amir ile
arasındaki vekâletin geçerli olmadığı veya akreditif bedelinin amir tarafından
yatırılmadığı gibi gerekçelerle lehtara ödemeden
kaçınamaz.
500 Sayılı Kurallara göre akreditif
bankası bir ödeme yeri bankası göstermek zorundadır. İhbar bankası ödeme yeri
bankası değildir, ancak ödeme yeri bankası olarak atanabilir. Teyit bankası
varsa ödeme yeri bankası teyit bankası olacaktır. Lehtar akreditife uygun
belgelerle ödeme yeri bankasına başvurmadan doğrudan akreditif bankasına
başvuramaz. Ödeme yeri bankası ödemeyi yapmadığı takdirdedir ki, lehtar
akreditif bankasına başvuracaktır. Yargıtay da aynı görüştedir. Yüksek Mahkemeye
göre (12.HD., 14.11.2000, 16851/17397, YKD, Mart 2001, sh.377) teyit bankası aynı zamanda ödeme yeri
bankası olduğundan ..... lehtarın öncelikle teyit bankasına başvurması icabeder.
Teyit bankası herhangi bir sebeple ödemeyi yazmaz ise lehtar o zaman akreditif
bankasına başvurabilir”.
b) İhbar bankası
İhbar
bankası, akreditif bankasının diğer ülkelerdeki muhabiri olup, herhangi bir
sorumluluk yüklenmeden akreditifi lehtara ihbar etmektedir. 500 Sayılı
Kurallarda mutlaka bir görevli banka gösterilmesi zorunlu olduğundan, görevli
banka aynı zamanda ihbar bankası olmaktadır. Akreditif teyit edilirse, teyit
bankası hem ihbar bankası, hem de görevli banka
sayılmaktadır.
c) Görevli banka
500
Sayılı Kuralların 10/a.b.i maddesine göre görevli banka akreditif
bankası ve/veya teyit bankası adına “ödeme yapmaya, ertelemeli ödeme yükümlülüğü
altına girmeye, poliçe kabul etmeye ve iştira işlemi yapmaya yetkili bankadır”. 500 Sayılı
Kurallarda yanıltıcı olarak görevli banka denilmekte ise de; burada lehtar
açısından sadece yetkili bir banka söz konusudur. Ancak her akreditifte görevli
bankanın yetkilerinin ne olduğunun gösterilmesi zorunludur. Sadece ödeme ile
yetkili kılınmış banka, akreditif bankası veya teyit bankası adına taahhütte
bulunamaz. Buna rağmen taahhüt altına girerse risk kendisine ait
olur.
Görevli
banka akreditif bankasının tüm yükümlülüklerini yüklenebilmektedir. Eğer bir
akreditif sadece akreditif bankası nezdinde kullanılmayacak ise -ki bir
akreditif bankası nezdinde kullanma çok istisnai bir durumdur- her akreditif
bankası bir görevli banka göstermek zorundadır.
Akreditif bankası görevli banka atamazsa
ne olacağı 500 Sayılı Kurallarda belirtilmemiştir. Görevli bankanın atanmadığı
bir akreditifin geçerli olduğunda tereddüt yoksa da burada serbest iştiralı bir
akreditif mi -diğer bir deyişle her bankanın görevli banka mı sayılacağı- yoksa
sadece akreditif bankası nezdinde kullanılacak bir akreditif mi olduğu
tartışmalıdır.
400
Sayılı Kurallardan farklı olarak 500 Sayılı Kuralların 13. maddesinin (b) ve 14.
maddesinin (b) ve (d) fıkralarında görevli bankanın belgeleri makul süre içinde
incelemesi, bunları kabul ve reddetmesi, akreditif ve teyit bankası ile birlikte
düzenlenmiştir. Ancak görevli bankanın belgeleri 7 gün içinde incelememesi veya
kabul yahut reddetmemesi, bu bankanın lehtara karşı herhangi bir sorumluluğuna
neden olmamaktadır. Bu husus 10/c maddesinde çok açıktır: “Görevli banka teyit bankası olmadığı
sürece, akreditif bankası tarafından görevli banka olarak tayin edilmesi bu
banka için belge ibrazında ödeme yapmak, ertelemeli ödeme yükümlülüğüne girmek
ve poliçeleri kabul etmek veya iştira yapmak için herhangi bir yükümlülük
oluşturmaz”.
Görevli
kılınan bankaya; akreditif bankası tarafından sadece yetki verilmiş ise, diğer
bir deyişle -vekâlet akdi çerçevesinde görevli banka akreditif bankasına karşı
bir yükümlülük altına girmemiş ise-, bu yetkiyi kullanmamaktan ötürü akreditif
bankasına karşı da sorumlu olmaz. Buna karşılık, vekâlet akdi çerçevesinde
görevli banka yükümlülük altına girmiş ise -belgeleri incelemez vs. ise- bu
yükümlülükleri yerine getirmemekten ötürü sadece akreditif bankasına karşı
sorumlu olur.
d) Teyit bankası
aa) Genel
olarak
Lehtar
genelde akreditifin kendi ülkesindeki bir banka tarafından teyidini
isteyecektir. Böylece akreditif bankası yanı sıra ikinci bir banka da ödemeyi
yükleneceği gibi, lehtar amirin ülkesindeki düzenlemelerden -örneğin döviz
kısıtlamalarından- veya amirin ülkesindeki mahkemelerin verebilecekleri ihtiyati
tedbir veya ihtiyati haciz gibi kararlardan etkilenmeyecektir. Keza lehtar
akreditif bedelinin ödenmemesi halinde kendi ülkesindeki teyit bankasını dava
etmeyi tercih edecektir.
Akreditif teyidi hiçbir şekilde teyit
bankasının akreditif bankasının borcunu ödeyeceği şeklinde bir taahhüt veya
garanti değildir. Teyit bankasının yükümlülüğü asli ve bağımsız bir yükümlülük
olup teyit bankası ikinci bir akreditif bankasıdır.
Yargıtay
da (12.HD., 14.11.2000, 16851/17973, YKD, Mart
2001, sh.377) Teyitli akreditifte
akreditif bankasının yanında teyit bankasının bağımsız ve asli yükümlülüğü
doğar. Aynı akreditif bankası gibi lehtara karşı, mücerret, asli ve bağımsız bir
borç taahhüdü altına girer. Yani ikinci bir akreditif bankası gibidir
demektedir.
bb) Teyit bankası ile lehtar arasındaki
ilişki
Akreditifin teyidi lehtara bir icaptır.
İcabın açık veya zımni olarak lehtar tarafından kabulü ve akreditife uygun
belgelerin ibrazı halinde teyit bankasının ödeme yükümlülüğü doğar ve mücerret
bir borç taahhüdü sözleşme konusu olur. Yargıtay (11.HD., 10.02.1977, 1976/5881,
1977/558, YKD 1978, sh. 1319) lehtarın
münasip bir süre içinde reddetmemesi halinde teyit mektubunun ayrıca kabule
gerek kalmaksızın hüküm ifade edeceğini, çünkü teyit bankasının gerek işin
özelliğinden ve gerekse hal ve mevkiin icabından dolayı sarih bir kabulü
beklemediği sonucuna varmıştır.
Teyit
bankasının ödediği akreditif meblağını akreditif bankasına rücu edip edememesi
ise lehtar açısından önemsizdir.
cc) Teyit bankası ile akreditif bankası
arasındaki ilişki
Teyit
bankası ile akreditif bankası arasındaki ilişki vekâlet ilişkisidir. İsviçre
Federal Mahkemesi Bu ilişkide bir vekâlet
söz konusudur. Akreditif bankası vekâlet veren, teyit bankası da teyit vermekle
yükümlü vekildir demektedir (BGE 78 II 50).
500
Sayılı Kurallara göre (md.9/c) “Akreditif
bankası diğer bir bankaya teyidini eklemesi için yetki verdiğinde veya istekte
bulunduğunda, bu bankanın teyidini eklemeye hazır olmaması halinde, bu durumu
gecikmeksizin akreditif bankasına bildirmesi
zorunludur”.
Lehtara
ödemede bulunan teyit bankası -belgelerin akreditife uygun olması koşulu ile-
akreditif bankasına rücu hakkını elde eder.
İsviçre
Federal Mahkemesi teyit bankasının akreditif bankasına rücu hakkını IBK 402/1,
TBK 394/1 maddesine dayandırmaktadır (BGE 78 II 51). Bu fıkraya göre, akreditif
bankasının teyit bankasının yaptığı harcamaları ödemesi
gerekmektedir.
dd) Teyit bankası ile amir arasındaki
ilişki
Teyit
bankası ile amir arasında akdi bir ilişki yoktur.
e) Rambursman Bankası
Zorunlu
olmamakla birlikte akreditiflerde sık olarak ödemede bulunan bankanın (talep
bankası) akreditif meblağını akreditifte gösterilen bir üçüncü bankadan
-rambursman bankası- talep edebileceği hükmüne yer verilmektedir. Rambursman
bankası ile akreditif bankası arasında vekâlet ilişkisi vardır. Akreditif
bankası rambursman bankasına verdiği ödeme yetkisini her zaman geri alabilir. Bu
durumda veya yetki devam etse dahi talep bankasının ödememesi nedeniyle talep
bankasının rambursman bankasına karşı herhangi bir hakkı bulunmaz. Buna
karşılık, akreditifte bir rambursman bankası gösterilmişse, akreditif bankası
öncelikle rambursman bankasından talepte bulunulmasını isteyebilir. Rambursman
bankası ödemezse, akreditif bankasının yükümlülüğü doğar.
Rambursman bankası, belgeleri inceleme
yükümlülüğü olmaksızın talep bankasına ödemede bulunur.
V- AKREDİTİF BELGELERİ, İNCELENMESİ VE
SONUÇLARI
a) Genel
olarak
Akreditif uygulaması tamamen belgelere
dayandığından 500 Sayılı Kurallarda 20-38 maddeler belgelere ayrılmıştır. 20-23
maddelerde belgelerle ilgili genel düzenlemeler yapılmış olup; 23. maddeden
itibaren tek tek belge türleri üzerinde duruluştur. Taraflar 500 Sayılı
Kurallarda değinilmeyen, istedikleri tüm belgeleri de akreditif koşulu haline
getirebilirler.
Akreditif belgeleri ile ilgili tüm
maddelerde “aksi akreditifle belirtilmediği sürece”, “aksine akreditifte yetki
verilmediği” şeklinde ibareler yer almaktadır.
b) Belgelerin
gönderilmesi
Belgelerin süratle akreditif bankasına
gönderilmesi amirin (ithalatçı) malları gümrükten çekmesi için büyük önem
taşımaktadır. Görevli bankanın, teyit bankasının veya iştiraya yetkili bankanın
lehtarın tevdi ettiği belgeleri ne kadar süre içinde akreditif bankasına
göndereceklerine dair 500 Sayılı Kurallarda bir süre öngörülmemiştir.
Bankaların kendilerine tevdi edilen
belgeleri makul bir süre içinde akreditif bankasına göndermeleri gerekir. Aksi
takdirde bu bankalar akreditif bankasına karşı vekâlet ilişkisi içinde (BK 390)
sorumlu olurlar.
Amir
malları gümrükten çekebilmek için belgelerin bir an önce kendisine teslim
edilmesini beklemekte olduğundan, bu yüzden akreditif bankasını sorumlu
tutabilecektir. Özellikle, akreditif bankasının amire karşı,muhabir bankanın
fiilinden sorumlu olması halinde (BK 391/2) zarar ziyandan sorumluluk söz konusu
olacaktır.
Belgelerin gönderme sırasında
kaybolmasından veya gecikmesinden ise bankalar sorumlu değildir (500 Sayılı
Kurallar md.16).
c) Bankaların belgeleri makul özenle ve dış
görünüşleri itibariyle inceleme yükümlülüğü
Bankalar
belgeleri dış görünüşleri itibariyle inceleyecekler, bu incelemede makul
özeni göstereceklerdir.
500
Sayılı Kurallarda makul özenin gösterilmesinde bir kıstas öngörülmüştür: “Belgelerin dış görünüşleri itibariyle
akreditif şartlarına uygunluğu bu maddelerde yansıtılan milletlerarası standart
bankacılık uygulaması ile belirlenecektir (md.13/a). Ancak nelerin
milletlerarası standart bankacılık uygulaması olduğu da kuşkusuz
tartışılacaktır.
Makul
özen göstererek incelemeye bir örnek vermek gerekirse, akreditif belgesi
oluşturan kalite raporu ihtimallere yer veriyorsa veya genel anlamlar taşıyorsa,
farklı yorumlara neden oluyorsa lehtardan kesin rapor
istenecektir.
Belgeler
sadece dış görünüşleri itibariyle inceleneceğinden, belgelerin sahte olup
olmadığı, geçerli olup olmadığı, imzaların sahte veya imzalayanların yetkili
olup olmadığı incelenmeyecektir.
500
Sayılı Kuralların 20/d maddesinde “Akreditifte aksi belirtilmedikçe, bir
belgenin tasdik edilmesi, geçerli kılınması, tevsik edilmesi, hukuki geçerlilik
kazandırılması, vize edilmesi, onaylanması veya benzer bir isteği belirten bir
şart, bu şartı dış görünüş itibariyle yerine getirdiği görülen herhangi bir
imza, işaret, kaşe veya etikette yerine getirilmiş olacaktır”