|
ANKARA
TARİH: 04/03/2005
SAYI :
B.13.2.SSK.5.01.08.00/VIII-031/154443
KONU: İş
sözleşmesi feshedilen sigortalıların görevlerine iade edilmelerine ilişkin kararlar ve
hizmet tespit kararları
16-330 Ek
I-GENEL
AÇIKLAMALAR:
Muhtelif
ünitelerimizden alınan yazılarda, işyerlerinde çalışan bazı sigortalıların iş
sözleşmelerinin işverenlerince feshedilmesi üzerine ilgili mahkemeler nezdinde
açtıkları davalar sonucunda verilen kararlarda, bu sigortalıların iş
sözleşmelerinin feshinin geçersizliğine hükmedildiği, söz konusu mahkeme
kararlarına istinaden işverenlerce çalışılmayan sürelere ilişkin prim
belgelerinin yasal süresi geçirildikten sonra Kurumumuza verildiği belirtilerek, geç verilen bu
belgeler dolayısıyla idari para cezası verilip verilmeyeceği, yasal süresi
dışında ödenen sigorta primleri için gecikme zammı alınıp alınmayacağı, ayrıca
işyerlerinde çalıştığı halde hizmetleri Kurumumuza bildirilmeyen sigortalılar
tarafından açılan davalar sonucunda mahkemelerce verilen ve Kurumumuza edim
yükleyen ilamlarda sigortalıların ücretlerine yer verilmemiş olması halinde ne
yolda işlem yapılacağı sorulmaktadır.
II-SİGORTALILARIN İŞ
SÖZLEŞMELERİNİN FESHİNİN GEÇERSİZLİĞİNE
KARAR VERİLMESİ:
2.1-
İş Kanununa tabi sigortalıların iş sözleşmelerinin feshinin geçersizliğine
mahkeme veya özel hakem tarafından karar verilmesi halinde yapılacak işlem:
4857 sayılı İş Kanununun “Feshin
geçerli sebebe dayandırılması” başlıklı 18 inci maddesinde, otuz veya daha
fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin
belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işverenin, işçinin yeterliliğinden
veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden
kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunda olduğu öngörülmüştür.
Söz konusu madde hükmü, 4857
sayılı Kanunun 21 inci maddesinin otuz veya daha fazla işçi çalıştıran
işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan belirsiz süreli iş sözleşmesi ile
çalışan işçilerin iş sözleşmesinin
feshinde geçerli olmaktadır.
Aynı Kanunun, Geçersiz sebeple
yapılan feshin sonuçları” başlıklı 21 inci maddesinin birinci
fıkrasında, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin
geçerli olmadığı mahkeme veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin
geçersizliğine karar verildiğinde, işverenin, işçiyi bir ay içinde işe
başlatmak zorunda olduğu, işverenin başvuruda bulunan işçiyi işe başlatmaması
halinde işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat
ödemekle yükümlü olduğu,
İkinci fıkrasında, mahkemenin veya özel hakemin feshin geçersizliğine karar verdiğinde,
işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da
belirleyeceği,
Üçüncü fıkrasında, kararın
kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar
doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödeneceği,
Dördüncü fıkrasında, işçi işe
başlatılırsa peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ve kıdem
tazminatının, yukarıdaki fıkra
hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edileceği, işe başlatılmayan işçiye
bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret
tutarının ayrıca ödeneceği,
Öngörülmüştür.
Bu hükümlere göre, İş Kanununun
uygulandığı otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık
kıdemi bulunan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin geçerli sebep
gösterilmeden veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkeme veya özel
hakemce tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde;
a-İşçiyi başvurusu halinde bir ay içinde işe başlatmayan işverence
işçiye ödenen ve mahkeme veya özel hakemce belirlenen en az dört, en çok sekiz
aylık ücreti tutarındaki tazminatın, niteliği itibariyle ücret
sayılabilecek bir kazanç durumunda olmaması, esasen işe başlatılmayan
sigortalının, başlatılmama nedeniyle sigortalılık vasfının da kalmaması,
ödenecek paraların işçiyi himaye gayesine ve işverene işe başlatmama nedeniyle
verilen bir medeni ceza niteliğinde olması nedenleriyle, anılan tazminatın prime tabi tutulmaması,
b-Feshin geçersizliğine dair
mahkeme veya özel hakem kararının kesinleştirilmesine kadar işçiye
çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer
hakların da işverenin işçiyi işe başlatması veya başlatmamasına bakılmaksızın
ödeneceğinden, bu düzenleme ile, feshin geçersizliğine dair karar alan işçiyi,
işe başlatıp başlatmama konusunda işverene verdiği inisiyatife karşılık işçiye
en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesini hüküm
altına alarak korumuş, sözleşmenin fesih tarihini, en çok dört aya kadar ileri
bir tarihe atmış bulunmaktadır. Buna
göre, işe başlatılsın veya
başlatılmasın işçiye çalıştırılmadığı süre için ödenen en çok dört aya kadar
ücret ve diğer haklarından iş kazaları ve meslek hastalıkları ile işsizlik
sigortası primi de dahil olmak üzere tüm sigorta kollarına ait primlerin
kesilmesi ve bu sürelerin hizmetten sayılması,
Gerekmektedir.
Öte yandan, işçi işe başlatıldığında bildirim
süresine ait (ihbar) ücreti ile kıdem tazminatı peşin olarak ödenmiş ise işçiye
ödenecek en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer alacaklarından mahsup
edileceğinden, 506 sayılı Kanunun
77 nci maddesi uyarınca bildirim süresine ait (ihbar) ücret ile kıdem
tazminatının prime tabi tutulmaması nedeniyle, işçiye işe başlatılması halinde ödenecek en çok dört aya kadar olan
ücret ve diğer haklarının mahsup edilmemiş haliyle prime tabi tutulması ve bu
sürelerin prim ödeme gün sayısından sayılması gerekmektedir.
Diğer
taraftan, işe başlatılmayan ve bildirim süresi verilmemiş veya bildirim
süresine ait ücreti peşin ödenmemiş işçiye, bu sürelere ait olarak ödenen
ücret, ihbar tazminatı niteliğinde olduğundan, prime tabi tutulmayacaktır.
Sonuç olarak, 4857 sayılı İş
Kanununun 21 inci maddesi uyarınca işçiye ödenecek olan en çok dört aya kadar
ücret ve diğer alacaklardan (haklardan)
prim alınması ve bu sürelerin prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, sigortalıların iş sözleşmelerinin feshinin geçersizliğine
karar verilmesi ile işverenin bu
konudaki tasarrufu geçersiz kabul edildiğinden, bu durumda sigortalı aynı
işyerinde işe başlasın veya başlamasın, sözleşmenin feshedildiği tarih
itibariyle işverenlerden ayrıca sigortalı tekrar işe giriş bildirgesi
istenilmeyecektir.
2.2-Sigortalıların
idari yargı kararlarına istinaden görevlerine iade edilmesi üzerine yapılacak
işlem:
Bilindiği gibi, anayasa ile tanınan, kamu hizmetinin gerektirdiği asli
ve sürekli görevleri yürütmek üzere “diğer kamu görevlilerinin” çalıştırılması,
bu kişilerin “atanma, görev, yetki, her türlü özlük hakları ile hukuki
durumlarının kanunlarla düzenlenmesi” esasının sonucu olarak bazı kişiler;
toplu iş sözleşmesi ile istihdam edilen ve iş hukuku kurallarına bağlı bulunan
işçilerden farklı olarak idare hukuku içinde yer almaktadırlar.
Bu nedenle, bazı işyerlerinin hukuki statüleri, hangi istihdam şeklinde
personel çalıştırılacağını belirtmekte ve bunlardan bir kısmı memur ya da işçi
statüsünde olmayan sözleşmeli personel niteliğini taşımaktadır. Kamu hizmeti
görevi yapan bu durumdaki personel ile
işveren arasındaki ilişkiden doğan uyuşmazlıklar da idari yargının görev
alanına girmektedir.
Bu durumdaki personelin görevlerine işverenlerince son
verilmesi üzerine görevlerine iadesi amacıyla idari yargı nezdinde açılan
davalar üzerine, anılan mahkemelerce yürütmenin durdurulmasına karar
verilmesi durumunda, esas hakkında karar verilinceye kadar, eski, yani
idari işlemin tesisinden önceki durumun devamı sağlanmaktadır. İdareler bu
kararların icaplarına göre ve gecikmeksizin işlem yapmaya veya eylemde
bulunmaya mecburdur. Bu konudaki ana kural, yürütmenin durdurulması
kararının geriye yürür biçimde sonuç doğurması, dava konusu işlemin yapıldığı
andan önceki durumun geri gelmesidir.
Aynı şekilde, kamu personeli
durumunda olan bir kimsenin işverence görevine son verilmesi üzerine işveren
(idare) aleyhine açtığı iptal davası sonucunda mahkemece işlemin iptaline karar
verilmişse, idarece yapılmış idari işlem ve buna bağlı olarak yapılmış diğer
işlemlerin eski durumuna getirilmesi gerekmektedir.
İptal davası sonucunda iptal veya
göreve iade kararı verilmesiyle yasa gereği, kişinin görevde olmadığı
sürelerdeki hakları kendisine verilmekte, ücreti ödenmekte ve kişinin bu idari
davadan önceki durumu işverence (idarece) sağlanmaktadır.
Bu
bakımdan, idari yargı tarafından verilen kararlara istinaden
sigortalıların fiilen çalışmadıkları
süreler için ücret ve benzeri nitelikte ödeme yapılması halinde, ücretlerin
ilişkin olduğu aylara maledilmek, ücret dışındaki diğer ödemelerin ise ödendiği
ayın kazancına dahil edilmek suretiyle sigorta primlerine tabi tutulması
gerekmektedir.
2.3-Prim belgelerinin
verilmesi ve primlerin ödenmesine ilişkin süreler:
Bilindiği gibi, gerek İş
Kanununun yukarıda bahsi geçen 21 inci maddesine istinaden iş mahkemeleri,
gerekse idare mahkemelerince verilen kararlar uyarınca iş sözleşmesinin
feshedildiği tarihten başlayarak ödenen ve prime tabi olması gereken ücret
ve diğer ödemelerin işverenlerce
düzenlenecek prim belgeleri ile Kurumumuza bildirilmesi gerekmektedir.
Ancak, söz konusu belgelerin fiili imkansızlık nedeniyle yasal süresi
içinde verilmesine ve belgelerde
kayıtlı primlerin ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar Kurumumuza
ödenmesine olanak bulunmadığından, işverenlerin bu yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri
amacıyla kendilerine uygun bir süre tanınması zorunlu görülmektedir.
Diğer taraftan, bu nitelikteki
kararların, davalarda Kurumumuzun taraf olup olmadığı üzerinde durulmaksızın
uygulanması gerekmektedir.
Yukarıda
belirtilen hususlar dikkate alınarak, bu nitelikteki mahkeme kararları uyarınca
çalışılmayan sürelere ilişkin olmak üzere geriye yönelik düzenlenmesi gereken
prim belgeleri ve muhteviyatı primlerin ödenmesi ile ilgili olarak aşağıdaki
şekilde işlem yapılacaktır.
2.3.1-Bilindiği gibi, 5521 sayılı İş Mahkemeleri
Kanununun 8 inci maddesine göre, İş mahkemelerinde temyiz süresi kararın
tefhimi (verilmiş olan kısa kararın veya hükmün duruşmada hazır bulunan
taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi) tarihinden itibaren 8 gündür.
Bu durumda, mahkeme kararı, tarafların son
duruşmada hazır bulunmaları halinde, kısa kararın yüze karşı tefhimi tarihinden
itibaren 8 gün içinde temyiz edilmez ise kesinleşir. Tarafların son duruşmada
hazır bulunmaması halinde ise mahkemenin gerekçeli kararının taraflara tebliği
tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz edilmez ise kesinleşir. Temyiz
edilmeksizin kesinleşen kararların mahkeme tarafından taraflara tebliği
zorunluluğu bulunmamaktadır.
Buna göre, geriye yönelik
olarak düzenlenen prim belgelerinin 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesine
istinaden verildiği takdirde, söz konusu belgelerin;
-Mahkeme kararının temyiz edilmemesi durumunda kararın kesinleştiği,
-Temyiz edilmesi halinde
Yargıtay onama ilamının işveren veya vekiline tebliğ edildiği,
-Yargıtay onama ilamı
taraflara tebliğ edilmemiş/edilememiş ise Yargıtay onama ilamının kararı vermiş
olan mahkemenin kalemine intikal ettiği,
Tarihi (bu tarihlerin,
taraflarca Kurumumuza ibraz edilecek kesinleşmiş mahkeme kararlarına kaydettirilmesi istenecektir) takip eden ayın
sonuna kadar verilmesi ve belgelerde kayıtlı sigorta primlerinin aynı süre
içerisinde ödenmesi halinde, idari para cezası ve gecikme zammı uygulanmayacak,
bu yükümlülüklerin, yukarıda belirtilen kesinleşme tarihini takip eden bir ay
içerisinde yerine getirilmemesi halinde ise bu defa belgelerin verilebilmesi
amacıyla işverene tanınan bir ayı takip eden aydan başlanarak gecikilen her ay
için gecikme zammı, ayrıca her bir aya ilişkin prim belgesinden dolayı bir
aylık sürenin son gününde geçerli olan asgari ücret üzerinden de idari para
cezası uygulanacaktır.
Örnek: (X) işletmesinde çalışan (A) ‘nın 01.06.2004
tarihinde iş sözleşmesinin feshine karar verilmesi üzerine iş mahkemesinde
sözleşmenin feshinin geçersizliği talebi ile açtığı dava sonucunda,
mahkemece sözleşmenin feshinin
geçirsizliğine karar verilmiş ve bu karar 09.11.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu durumda, (X) işverenince, mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen
ücret ve diğer haklardan dolayı düzenlenmesi gereken prim belgelerini kararın
kesinleştiği 09.11.2004 tarihini izleyen
ay (01.12.2004-31.12.2004) içerisinde vermesi ve muhteviyatı primleri de
aynı süre içinde ödemesi halinde, idari para cezası ve gecikme zammı
alınmayacak, aksi halde, geriye doğru verilen her bir aya ait prim belgesi için
ayrı ayrı olmak üzere 31.12.2004 tarihinde yürürlükte olan asgari ücret
üzerinden idari para cezası uygulanacak ve 01.01.2005 tarihinden başlayarak
gecikilen her ay için gecikme zammı alınacaktır.
2.3.2- İdari yargı tarafından verilen
kararların özelliğinden
dolayı bu mahkemelerin yürütmenin durdurulmasına veya açılan davanın iptaline
ilişkin kararlarının, idarelerce İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci
maddesinin birinci fıkrası uyarınca en geç kararın idareye tebliğinden itibaren
30 gün içinde uygulanması zorunlu olduğundan, işverenlerin, yukarıda belirtilen
prim belgelerinin verilmesine ve sigorta primlerinin ödenmesine ilişkin
yükümlülüklerini idari yargı tarafından verilen kararların idareye tebliğ edildiği
tarihi takip eden ayın sonuna kadar yerine getirmeleri halinde, yine idari para
cezası ve gecikme zammı uygulanmayacak, aksi halde kararın işverene tebliğ
edildiği tarihi izleyen ayın sonundan itibaren gecikilen her ay için gecikme
zammı uygulanacak ve belgelerin verilmesi için tanınan bir aylık sürenin son gününde yürürlükte
olan asgari ücret üzerinden her bir aya ait belgeden dolayı ayrı ayrı idari
para cezası uygulanacaktır.
Öte yandan, işveren idarenin prim belgelerini verme
ve primlerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerini yukarıda belirtilen bir aylık
süre içinde yerine getirmiş olup olmadığının tespiti amacıyla, mahkemelerinin bu tür kararlarının işveren
idareye tebliğ edildiği tarihin kanıtlanması işveren idareden istenecektir.
Örnek: Çalışan sigortalılarının ücretlerini her ayın
15’i ile müteakip ayın 14’ü arası için ödeyen (Y) kamu işletmesinde çalışan sigortalı (B) nin
15.10.2004 tarihinde görevine son verilmesinden dolayı idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması talepli işlemin
iptali hususunda açtığı davada,
mahkemece yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş ve bu konudaki idare
mahkemesi kararı işveren idareye 25.01.2005 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu
durumda, işveren idarece, kararın kendisine tebliğ edildiği 25.01.2005 tarihini
izleyen
dönem (15.02.2005-14.03.2005)
içerisinde,
çalışılmayan sürelere ilişkin prim belgelerinin verilmesi ve muhteviyatı primlerin de aynı süre içinde ödenmesi halinde, idari para cezası ve gecikme zammı
alınmayacak, aksi halde, geriye doğru verilen her bir aya ait prim belgesi için
14.03.2005 tarihinde yürürlükte olan asgari ücret üzerinden ayrı ayrı idari
para cezası uygulanacak ve ayrıca 15.03.2005 tarihinden başlanarak gecikilen
her ay için gecikme zammı alınacaktır.
III-SİGORTALILAR TARAFINDAN TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ HÜKÜMLERİNDEN
YARARLANMAK ÜZERİNE AÇILAN DAVALAR SONUCUNDA VERİLEN KARARLAR UYARINCA
YAPILACAK İŞLEM:
Sigortalıların, çalışmış oldukları
işyerlerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmadıkları
gerekçesi ile işverenler aleyhine açtıkları davaların sonucunda mahkemelerce bu
durumdaki sigortalılar hakkında toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasına
ve bunun sonucunda toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret ve diğer hakların
ödenmesine karar verilmesi halinde, bu nitelikteki kararlar uyarınca sigortalılara
geriye yönelik olarak ödenmesi gereken ücretler, 506 sayılı Kanunun 77 nci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilişkin olduğu aylara
maledilmek, diğer ödemelerin ( prim,
ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak) ise, aynı fıkranın (b) bendine
istinaden ödendiği ayın kazancına dahil edilmek suretiyle prime tabi
tutulacaktır.
Öte yandan, söz konusu mahkeme
kararlarına istinaden işverenler tarafından düzenlenmesi gereken prim
belgelerinin verilmesi ve primlerin ödenmesine ilişkin süreler ile ilgili
olarak bu genelgenin (2.3.1) bölümünde
belirtilen açıklamalar dikkate alınarak işlem yapılacaktır.
IV-SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ
İMZALANMAYAN ÜLKELERDE İŞ ÜSTLENEN TÜRK İŞVERENLERİNCE ÇALIŞTIRILAN TÜRK İŞÇİLERİNİN DURUMU:
Bilindiği gibi, ülkemiz ile sosyal
güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen Türk işverenleri
tarafından çalıştırılan Türk işçilerinin, yurtdışına çıkış izinleri, bunların sosyal
güvenliklerinin malullük, yaşlılık ve ölüm topluluk sigortası yoluyla
sağlanması koşuluyla verilmekte idi.
Ancak, 4958 sayılı Kanunla 506
sayılı Kanunun 85 ve 86 ncı maddelerinde yapılan değişiklik sonrasında, ülkemiz
ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen Türk
işverenlerin yurtdışındaki işyerlerinde çalışmak üzere giden Türk
işçilerine 1080 gün prim ödeme koşulu
aranılmaksızın isteğe bağlı sigortalı olabilmeleri imkanı da getirilmiştir.
Bu
uygulamanın yanı sıra, isteğe bağlı sigortaya tabi olmayan işçilerin sosyal
güvenliklerini topluluk sigortası yoluyla sağlamak isteyen işverenlerle
malullük, yaşlılık ve ölüm topluluk sigortası tip sözleşmesi
imzalanabilecektir.
Bu bakımdan, ülkemiz ile sosyal
güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen Türk işverenleri
tarafından çalıştırılan Türk işçilerinin, söz konusu işyerlerinde geçen
hizmetlerinin Kurumumuza bildirilmediği gerekçesi ile Kurumumuz da hasım
gösterilmek suretiyle dava açmaları halinde, anılan işçilerin sosyal
güvenliklerinin yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde sağlanması
gerektiğinden bahisle, açılan davada Kurumumuzun hasım tutulmasında isabet
olmadığı yönünde savunma yapılacaktır.
V-HİZMET TESPİT
DAVALARI SONUCUNDA MAHKEMELERCE VERİLEN KARARLARDA ÜCRETİN TESPİT EDİLMEMİŞ
OLMASI HALİNDE YAPILACAK İŞLEM:
Uygulamada bazen, işyerlerinde çalıştıkları halde hizmetleri ve
ücretleri Kurumumuza bildirilmeyen sigortalılar tarafından Kurumumuz da hasım
gösterilmek suretiyle açılan hizmet tespit davaları sonucunda mahkemelerce
verilen kesinleşmiş nitelikteki kararlarda sigortalıların ücretlerine yer
verilmediğine rastlanılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu kararların uygulanması zorunlu olduğundan,
yerleşmiş yargı kararları ve 506 sayılı Kanunun 78 inci maddesinin ikinci
fıkrası hükmü dikkate alınarak, bundan böyle ücret unsuru bulunmayan bu tür
mahkeme kararları, hizmetin ilişkin olduğu süredeki sigorta primleri hesabına
esas kazancın alt sınırı üzerinden işleme konulacaktır.
Bilgi edinilmesini, gereğinin buna göre yapılmasını rica ederiz
Celal
ÖZCAN Sait
ERSOY
Daire Başkanı G. Genel Müdür
Kurum Başkanı V.
|