|
28
Şubat 2006
Bülent ÇAKAR
Yeminli Mali Müşavir
Eski Baş Hesap Uzmanı
bulentcakar@batiymm.com.tr
SERBEST BÖLGE ŞİRKETLERİNİN İSTİSNAYA
TABİ OLMAYAN GELİRLERİ
Serbest bölgelerde mevcut durum
Bilindiği
üzere 6 Şubat 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5084 sayılı Kanunla, 3218 sayılı
Serbest Bölgeler Kanununun 6’ncı maddesinde yer alan, bu bölgelerde vergi,
resim, harç mevzuatının uygulanmayacağına dair hüküm kaldırılmıştır.
Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişilerin bu bölgelerde elde ettiği kazançlara
ilişkin muafiyet bu değişiklikle kaldırılmış ve böylece serbest bölgeler vergi
mevzuatının uygulanabildiği yerler olmuştur.
5084 sayılı Kanunla Serbest Bölgeler Kanununa
eklenen geçici 3. madde uyarınca 6
Şubat 2004 tarihi itibariyle ruhsat sahibi mükelleflerin;
- Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri
faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere
gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. (Bu kazançların
dağıtımında Gelir Vergisi
Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b)
alt bendi kapsamında kâr payından stopaj yapılacaktır.)
- Bu bölgelerde
istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. (Ruhsatlarında
belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona
eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi
dikkate alınır.)
- Bu bölgelerde
gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü
vergi, resim ve harçtan müstesnadır.
Ruhsatlarını
6 Şubat 2004 tarihinden önce veya sonra almış gelir veya kurumlar vergisi
mükelleflerinin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde
ettikleri kazançlar ise Avrupa Birliğine
tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna
kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. (Bu kazançların
dağıtımında Gelir Vergisi Kanununun
94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi
kapsamında kar payından stopaj yapılacaktır.)
Serbest bölge şirketlerinin elde
ettikleri faiz, repo vb gelirlerin durumu
Maliye
Bakanlığı’nın 4 Eylül 2004 tarihinde yayınladığı 85 nolu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğinde, yukarıda sözü edilen mükellefler tarafından elde edilen istisna
kazançların kapsamı belirtilirken, istisnanın
serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkin
olduğundan, serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri
faaliyet dışı gelirlere teşmil edilebilmesinin mümkün olmadığı ifade
edilmiştir. Bununla birlikte, serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden
doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı gelirlerinin istisna
kapsamında değerlendirileceği açıklanmıştır.
Serbest bölge şirketlerinin her
türlü kazancı istisnaya tabi olmalıdır
Tebliğdeki
bu düzenlemeden, hangi gelirin serbest bölge faaliyetlerinden elde edildiği,
hangi gelirin serbest bölge faaliyetlerinden elde edilmediğinin ayrımını yapmak
oldukça güçtür. Anlaşıldığı kadarıyla, sadece esas faaliyet kapsamında yapılan
satışlar ve bu satışlardan doğan vade
farkı ve kur farkı gelirleri istisnaya tabi kazancın bir unsuru olacak, bu
faaliyetlerden doğan nakdin değerlendirilmesi sonucunda elde edilen repo ve faiz
gelirleri istisna konusu kazancın kapsamına girmeyecektir. Bu açıdan
bakıldığında, örneğin serbest bölge şirketinin iştirak ettiği kurumlara ait
hisselerin satışından elde ettiği kazancın serbest bölgede yürütülen
faaliyetlerden elde edilen kazanç olarak değerlendirilmemesi söz konusu
olabilecektir. Aynı bakış açısıyla, maddi duran varlık satışından elde edilen
gelir istisna kapsamına girmediği için, bu varlığın iktisabı için kullanılan
kredilere ilişkin finansman giderlerinin, satıldığı yılda ve izleyen yıllarda istisnaya
tabi olmayan kazançtan düşülmesi gerekir. Bu varlığın satışı dolayısıyla alınan
senetlerin reeskonta tabi tutulması sonucunda doğan reeskont faiz giderinin de istisnaya
tabi olmayan kazançtan düşülmesi gerekir. Veya bu varlığın iktisabında
borçlanılan tutarlar için verilen senetlerin reeskonta tabi tutulması
dolayısıyla doğan reeskont faiz gelirinin de istisnaya tabi olmaması gerekir.
Tartışmaya
ve farklı yorumlara açık bu tür konuların sayısı, Tebliğdeki imalatçı şirketler
için yapılan diğer açıklamaları da dikkate alırsak oldukça fazladır. İstisna
uygulamalarını fiskal kaygılarla bu kadar karışık hale getirmenin doğru
olmadığını ve serbest bölgede faaliyet yürüten şirketlerin her türlü kazancının istisnaya tabi olması gerektiğini
düşünüyoruz.
Serbest bölge şirketlerinde ortak
cari hesabına yürütülen faiz gelirinin istisna karşısındaki durumu ve bir yargı
kararı
Aynı
konu çerçevesinde, serbest bölgede merkez veya şube şeklinde faaliyet gösteren
şirketlerin hemen çoğunun muhasebe kayıtlarında rastlanabilecek ortaklar cari
hesabına ve dönem sonlarında bu hesaplara yürütülmesi gereken faizlere dikkat
çekmek istiyoruz. Gelir idaresinin yukarıda açıkladığımız bakış açısına göre bu
hesaplara tahakkuk ettirilen faiz gelirlerinin istisnaya tabi olmaması gerekir.
Bu nedenle tahakkuk ettirilen tutarların kurumlar vergisi beyannamesinde
matraha eklenmesinde fayda vardır. İstenirse beyanname ihtirazi kayıtla verilip
dava açma yolu da seçilebilir.
Konunun
benzerliği açısından, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu’nun verdiği
bir karara değinmek istiyoruz. Bilindiği üzere, 4325 sayılı Kanunla 1.1.1998-31.12.2000
tarihleri arasında Olağanüstü Hal Bölgelerindeki illerde istisna uygulaması
yapılmıştır. Münhasıran bu illerdeki işyerlerinden elde edilen kazançlar gelir
ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda,
olağanüstü hal bölgesinde elde edilen mevduat faizi ve repo gelirinin 4325
sayılı Kanun kapsamındaki istisnaya tabi olmadığı gerekçesiyle tarhiyat
yapılmış, bu tarhiyata karşı açılan davada, Danıştay Dava Daireleri Genel
Kurulu 17.06.2005 gün ve E.2005/69, K.2005/171 sayılı kararında, faiz ve repo
gelirlerinin şirketin elde ettiği kurum kazancının içinde yer aldığı
gerekçesiyle, 4325 sayılı yasa kapsamında kurumlar vergisinden istisna olduğu
kararını vermiştir. (Oluş Sirküler XI/280)
Serbest Bölgeler Kanununa eklenen geçici 3. maddede
yer alan “bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri
dolayısıyla elde ettikleri kazançlar” ifadesi
ile 4325 sayılı Kanunun 3/a maddesinde yer alan “münhasıran bu illerdeki işyerlerinden elde edilen kazançlar” ifadesinin
aynı anlamı taşıdığını, bu nedenle, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurul
Kararındaki gerekçenin serbest bölgelerde elde edilen repo, mevduat faizi ve
benzeri olağandışı gelirler için de geçerli olduğu kanısındayız.
|