|
01
Şubat 2006
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.com.tr
İŞYERİNDE
TOPLANTI YAPAN İŞÇİNİN İŞ SÖZLEŞMESİ HAKLI
NEDENLE SONA ERDİRİLEBİLİR Mİ? (İŞ SÖZLEŞMESİNİN
FESHİNDE HAKLI VE GEÇERLİ NEDEN AYRIMI)
Çalışma hayatımıza 15 Mart 2003
tarihinde giren iş güvencesi kavramı iş sözleşmesinin sona erdirilmesi konusunda
yeni içtihatların oluşmasına neden olmaktadır. Özellikle iş sözleşmesinin
feshinde HAKLI ve GEÇERLİ neden ayrımı son derece önem arz
etmektedir.
Bu kavramlara daha önceki bazı
yazılarımızda da değinmiştik ancak konuya ilişkin bir Yargıtay kararının, vurgu
yapmak istediğimiz konu bakımından önemli olduğundan paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Önce dilerseniz haklı ve geçerli neden kavramlarını
kısaca hatırlayalım.
Haklı nedenle yapılacak fesihler İş
yasamızda 25/2. madde ile düzenlenmiştir[1].
Bunlar ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller olup, işverene bildirimde
bulunmadan derhal fesih hakkı tanımaktadır.
Bu tür fesihler sonucunda işçi
herhangi bir tazminata hak kazanamayacağı gibi iş sözleşmesi kendi kusuru ile
sona erdiğinden işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır. Görülebileceği
gibi işçi bakımından işverenin yapacağı HAKLI feshin sonuçları oldukça
ağırdır.
Bu nedenle yasa koyucu feshin haklı
nedene dayandığının ispatını işverene yüklemiştir. Gerçekten de iş sözleşmesini
İş yasamızın 25/2. maddesi kapsamında yer alan haklı bir nedenle sona erdiren
İşveren itiraz halinde bunu somut biçimde kanıtlamakla yükümlüdür.
Diğer taraftan Geçerli fesih ise İş
yasamızın 18. maddesinde yer alan İşçinin yeterliliğinden ve davranışlarından
kaynaklanan bir nedene dayandırılmalıdır. [2]İşçinin
somut olayla ilgili mutlaka savunması alınmalıdır. Savunma alınmazsa ve geçerli
bir neden gösterilmezse fesih geçersiz
sayılacaktır.
Bu arada İşçinin fesih konusunda
gösterilen geçerli nedene itirazı da elbette ki mümkündür ve işverenin geçerli
nedene dayandırdığı fesih konusunda da ispat yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu hatırlatmalardan sonra dilerseniz
somut olayımızı inceleyelim;
Olay özetle işyerinde direniş
yaptığı gerekçesiyle işverence HAKLI nedene dayanılarak işten çıkartılan bir
işçinin işe iade davası açmasıdır.
İşçi yemekhanede 40 arkadaşıyla
birlikte toplandığını ve işverenden açıklama beklediklerini kabul etmektedir.
Yerel mahkeme davacı işçinin bazı
arkadaşlarının işten çıkartılması üzerine mesai bitiminde yemekhanede toplanarak
kendisinin de işten çıkartılıp çıkartılmadığı konusunda işverenden açıklama
beklemek amacıyla toplandıklarını bunun bir işgal olmadığını,işverene karşı herhangi bir cebir ve şiddet
kullanılmadığını olayın demokratik bir hakkın kullanılmasından ibaret olması
sebebiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalı işveren ise hükmü temyiz
etmiştir. Bunun üzerine olay yüksek mahkemeye intikal ederek burada
incelenmiştir.
Yargıtay öncelikle olaya feshin türü
bakımından bakmıştır. Bu konuda görüşler şöyledir;
4857 sayılı İş kanunun 18.
maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak
feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Söz
konusu geçerli sebepler İş kanunu’ nun 25.maddesinde
belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte,
işçinin ve iş yerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen
hallerdir.
İşçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde
olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep
olabilirler.
İş
ilişkisin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde
beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul
edilmelidir. ’’[3]
Yüksek mahkeme daha sonra somut
olayla ilgili kararını açıklamaktadır.
Dosyadaki
bilgi ve belgeler göre 01.02.2004 günü mesai bitiminde işverenin bazı işçileri
işten çıkartması üzerine davacının işten çıkartılanları ve kendisinin de işten
çıkartılmadığını öğrenmek üzere işverenin açıklama yapması için yemekhanede
yaklaşık 40 işçi ile mesai bitiminden 20.20 ye kadar toplandığı, bu konuda
güvenlik güçleri tarafından tutanak tutulduğu, davacının savunmasının alındığı
ve bu durumu kabul ettiği anlaşılmıştır.
Bu
durumda feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmakla birlikte davacı ve
arkadaşlarının kendi davranışlarından kaynaklanan nedenle işyerinin normal
yürüyüşü aksamıştır. Bu davranış işyerinde olumsuzluklara neden olmuştur. Bu
hali ile feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek dava
reddedilmelidir.
Evet,
Karardan da anlaşılacağı üzere
yüksek mahkeme işyerini terk etmeyerek topluca yemekhanede kendi aralarında
toplantı yapan ve işverenden bazı arkadaşlarının işten çıkartılmaları ile kendi
durumları hakkında bilgi bekleyen işçilerin bu davranışlarını HAKLI nedenle
fesih sebebi saymamıştır.
Ancak Yüksek mahkeme bu davranışın
işveren açısından fesih konusunda GEÇERLİ neden oluşturacağı yönünde karar
vermiştir.
Bir başka deyişle Yargıtay işçilerin
işyerinde toplantı yapmalarını işyerinde işin devamı ve selameti yönünden
işçinin olumsuz davranışı olarak değerlendirmiş ve bu davranışın da işverene
geçerli nedenle fesih imkanı tanıdığı yönünde hüküm
kurmuştur.
____________________________________________
[1]
II- Ahlak ve iyi
niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İş sözleşmesi
yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar
veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri
sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya
sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
b) İşçinin, işveren
yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı
asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
c) İşçinin işverenin
başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
d) İşçinin işverene
yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması
veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi.
e) İşçinin, işverenin
güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya
atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
f) İşçinin,
işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir
suç işlemesi.
g) İşçinin işverenden
izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya
bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
h) İşçinin yapmakla
ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar
etmesi.
ı) İşçinin kendi
isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin
malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya
başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede
hasara ve kayba uğratması.
[2]
MADDE 18.
- Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi
olan işçinin
belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya
davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan
geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
[3]
Y.9.H.D. E.2005/12359 – K.2005/15192 T.02.05.2005
|