|
06
Şubat 2006
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
KURUMLAR
VERGİSİNDE YENİ DÖNEM!
Yürürlükte bulunan 5422
Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 1949 yılında bu güne bazı değişiklikler
yapılarak uygulanmış. Bu 56 yıllık uzun süreç içersinde, ihtiyaçtan doğan
değişiklikler geçici maddeler ile sağlanmış, bu durumda geçici maddeleri ana
maddelerinden fazla olan, bütünlüğü ve ana felsefesi kaybolan bir yasa ile
“kurumlar”ın vergilendirilmesi sonucunu doğurmuştur.
Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak vergi yükünü
indiren, daha basit, vergileme ile ilgili yükümlülükleri azaltan ve mükellef
ile vergi idaresinin iş ve işlemlerini asgari ölçüye indiren vergileme arayışı
içerisinde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yeniden ve baştan aşağı düzenlenmesi
gündeme geldi. Hazırlanan yeni yasa taslağı ile daha sistematik, dili sade, Kurumların
vergilendirilmesi ile ilgili bütün hükümlerin bir araya getirildiği bir sistem
oluşturulmaya çalışılmış.
Kurumlar Vergisi Kanun
tasarısı kurum kazancının , gelir vergisinin konusuna giren
ticari kazançlar, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları kazancı, tarımsal
kazançlar, serbest meslek kazançları ile ücretler toplamından oluşması ve tek
oranlı vergileme esasını korumakla birlikte bir çok yeniliği içeriyor. Bunlara
kısaca değinelim.
Yeni tasarı ile “Kontrol Edilen Yabancı Şirket” kavramı
vergi sistemimize dahil edilerek, vergiyi ertelemek veya kaçırmak amacıyla yurt
dışında özellikle vergi cennetlerinde sadece ünvan ve adresten oluşan “tabela firmaları”nın kurulması suretiyle vergiden
kaçınmanın önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Türk vergi sistemine
göre, kurumlar vergisi yönünden iştiraklara yapılan yatırımlardan elde edilen
gelirler, iştirakın kâr dağıtımına bağlı olarak vergilendirilmekte. Bazı
ülkelerde kâr dağıtımına yönelik yasal zorlamalar bulunmadığı için, meydana
gelen kârların vergisiz veya düşük oranlı vergilendirme ile ana kurum bünyesinde
bırakıldığı görülmekte. Tasarıya göre, Türkiye’de bulunan kurumların (şirketler
vb.) doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da
birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az %50’sine
sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum
kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın, Türkiye’de kurumlar vergisine tabi
olacak.
Tasarıda, Avrupa Birliğine üye
ülkelerde sık kullanılan “transfer
fiyatlandırması” uygulaması hayata geçiriliyor. Kurumlar, kendi ortakları,
kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile
idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı
bulunduğu ya da nüfusu altında
bulundurduğu gerçek kişi veya kurumlar ile emsallere uygunluk ilkesine aykırı
olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da
satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması
yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.
Kurumlar Vergisinin beyan ve
ödeme süreleri de değişmekte. Tasarıya göre, Kurumlar vergisi beyannamesi,
hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci
günü akşamına kadar (25 Nisan ) mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine
verilecek ve hesaplanan vergi beyannamenin verildiği ayın sonuna (30 Nisan
aksamına kadar (30 Nisan) ödenecek.
Kurumlar Vergisi oranı 10 puan
aşağıya çekiliyor. Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden %20 oranında
alınacak. Kurumlar vergisi mükellefleri, cari vergilendirme döneminin kurumlar
vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre
ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında (%20) geçici vergi ödeyecek olup,
Bakanlar Kurulu, %20 geçici vergi oranını 5 puana kadar indirmeye veya tekrar
kanuni seviyesine kadar getirmeye yetkili kılınıyor.
Tasarı
ile tüketim ve taşımacılık kooperatifleri vergi
muafiyeti kapsamından çıkarılırken yapı kooperatiflerinin vergi
muafiyeti yeni koşullara bağlanıyor. Buna göre, ana
sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan
ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara
dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu
hükümlere fiilen uyan kooperatifler kurumlar vergisi ödemeyecek.
Yapı
kooperatifleri ise, bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim
tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini
kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya bunlarla
ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve
işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermemek ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil
edilmiş olmak şartıyla kurumlar
vergisinden muaf tutuluyor.
Organize
sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve
buralarda faaliyette bulunanların; arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak
ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce birlikte oluşturulan ve
kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan
iktisadi işletmeler de tasarının Kanunlaştığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle
kurumlar vergisinden muaf tutuluyor.
|