|
03
Şubat 2006
Dr.
Mehmet Özkara
Anadolu Üniversitesi
Açıköğretim
Fakültesi
mehmetozkara@anadolu.edu.tr
YATIRIM İNDİRİMİNİN EKONOMİK ETKİLERİ
Yatırımların özendirilmesi ile ilgili en önemli teşviklerden
birisi yatırım indirimi müessesesidir. Yatırım indirimi, ekonomik kalkınmayı
hızlandırmak için, özel sektör yatırımlarını özendiren bir vergi istisnasıdır.
Devlet bu yolla özel sektör yatırımlarına katılmaktadır. Bu yolla yapılan
yatırımın belirli bir yüzdesi, yatırım yapan kişinin kazancından indirilmekte
ve devlet bu miktar için hesaplanacak vergi alacağından vazgeçmektedir.
Yatırım indirimi bir yandan yatırım yapılması istenilen alanlara
yatırımların yönlendirilmesini sağlayarak ikame etkisi, diğer yandan da
girişimcilerin sermaye maliyetinde bir düşüşe yol açarak gelir etkisi
sağlamaktadır.
Yatırım indirimiyle, istenilen koşullara sahip yatırımlara
harcanan tutarların belirli bir bölümünün vergi matrahından indirilebilmesi,
girişimciye vergi tasarrufu sağladığından, yatırımın net maliyetini düşürmektedir.
Örneğin, yatırım indirimi oranının % 40, vergi oranının % 20 olduğu bir
ekonomide, yatırım maliyetinde % 8 oranında bir düşüş meydana gelmektedir.
Yatırım indirimi oranının % 40, vergi oranının % 36 olması halinde yatırım
maliyeti % 12 oranında düşmektedir. Net gelir akımı değişmediğine göre,
indirimden kaynaklanan vergi tasarrufu yatırımın kârlılık derecesini düşme
oranında yükseltmektedir. Böylece, vergileme yoluyla işletmelerin gelecekteki
gelirleri ve nakit fonları artırılarak yatırımlar teşvik edilmekte,
işletmelerin kârlılığı, vergi teşviklerinden yararlanılarak değiştirilmektedir.
Bu durumda, yatırım indiriminin tanınmadığı iş kollarından
uygulandığı faaliyet alanlarına doğru bir sermaye kayması olmakta ve bu akım
her iki alanda da sermayenin marjinal kârlılığı eşit oluncaya kadar
sürmektedir. Bu durum yatırım indiriminin ikame etkisi olarak ifade
edilmektedir. Sermayenin verimsiz alanlardan kalkınma ve istihdama katkısı
fazla olan iş kollarına kaydırılması ölçüsünde yatırım indiriminin ekonomik
gelişmeye katkısı yüksek boyutlara erişebilir.
Yatırım indiriminden yararlanan bir girişimci, vergi
yükündeki azalma nedeniyle net gelirinde bir artışla karşılaşmaktadır. İndirim
sonucu elde edilen vergi tasarrufu yeni yatırımların finansmanında kullanılabileceği
gibi, tüketime de yöneltilebilir. Kişilerin vergi yükündeki azalmanın bir
sonucu olarak daha fazla gelire sahip olmaları ve bu gelirin tüketim ve yatırım
arasında dağılımı söz konusu yatırım indiriminin gelir etkisidir. Yatırım
indiriminin gelir etkisinin yüksek olabilmesi indirimden sonra toplam
yatırımların bir artış göstermesi ve girişimcilerin vergi tasarrufu ile
birlikte tüketimlerinden de yaptıkları kısıntıyı yatırıma yöneltmelerine
bağlıdır. Ekonomik kalkınmanın hızlanması bakımından önemli olan yatırım
indiriminin gelir etkisi özelliğinden yararlanılarak yatırım hacminin
artırılmasıdır.
Yatırım indirimi, yararlanan işletmeler açısından böyle bir
önem taşırken, devlet açısından ise; vergilendirilmesi gereken bir mali güç
mevcut iken, bazı ekonomik ve sosyal hedefler doğrultusunda, bu mali güçten
belirli sınırlamalar çerçevesinde vergi alınmaması anlamına gelmektedir.
Alınmasından vazgeçilen bu vergilerin, toplam yatırımı artıracağı ve iyi
kullanıldığında istihdam, verimlilik ve üretimi artırarak bu gelir kaybını
telafi edeceği varsayılmaktadır. Dolayısıyla, kamu gelirlerinde uzun dönemde
bir azalma olmayacağı kabul edilmektedir. Ancak yatırımlar yalnızca finansman
imkanlarına dayanmadığı için, yatırım indirimi uygulaması özel yatırımları biraz
artırsa bile, vergi kaybı nedeniyle kamu yatırımlarındaki azalışa bağlı olarak
toplam yatırım artmayabilir ya da özel yatırımlarda da bir artma olmayabilir.
Yatırım indiriminin özel yatırımları artırıcı etkisinin fazla olması halinde,
istisnadan yararlanma imkanlarına sahip olanlar açısından vergi yükünü
azaltacağı açıktır. Yatırım yapma imkanına sahip olanlar yüksek gelir ve
sermaye sahipleri olduğu için yatırım yapanların vergi yükünün hafifletilmesi,
vergide eşitlik ilkesinin bozulması ve diğer az gelirli vergi ödeyicileri
aleyhine olacak şekilde vergi yükünün adil dağıtılmaması sorununu ortaya
çıkarır. Yatırım indiriminin seçici bir şekilde uygulanması halinde, aynı
durumdaki girişimcilerden bir kısmının bile diğerlerinden farklı
vergilendirilmelerine yol açılmaktadır.
Yatırım indirimi ile amaçlanan ekonomik kalkınmanın hızlandırılmasının
sağlanabilmesi, belirtilen maliyet ve faydaların göz önünde tutulması suretiyle
uygulamaya yön verilmesine bağlıdır. Bu bakımdan yasa koyucu; her yatırımı,
yatırım indiriminden yararlandırmamış, yatırım indiriminden yararlanabilmek
için bazı koşullara yer vermiştir. Yatırım indirimi ile ilgili olarak çeşitli
koşul ve sınırlamalara yer verilmiş olması; yatırım indirimi müessesesinin yol
açacağı faydalar ile kısa dönemde toplanmasından vazgeçilmiş olan vergi vb.
maliyetlerin göz önünde tutulması
gereğinden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan koşulların etkin bir şekilde
belirlenmesi kadar, bunların sağlıklı bir şekilde uygulamaya dönüştürülmesi de
önem taşımaktadır. Aksi takdirde, yatırım indirimi ve benzeri teşvik önlem ve
uygulamalarının birey ya da kurum bazında sübvansiyon sağlanması gibi bir
fonksiyon görmesi sonucuyla karşılaşılabilir. Böyle bir durum, söz konusu
teşviklerin maliyetlerinin çeşitli şekillerde toplum tarafından üstlenilmesine
yol açacaktır. Dolayısıyla belirli amaçları gerçekleştirmek amacıyla uygulanan
bu müessesenin uygulama sonuçları iyi analiz edilerek uygulamaya yön
verilmelidir.
Türkiye’de, 1997-2003 yıllarında 24.957 adet teşvik belgesi
ile 76.642.425 milyar liralık toplam yatırım, 76.606.333 milyar liralık sabit
yatırım gerçekleştirilmiştir. Aynı dönemde toplam özel sektör sabit sermaye
yatırımları tutarı 148.586.573 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Bahse konu
olan dönemde teşvik belgeli olarak gerçekleştirilen özel sektör sabit sermaye
yatırımları, toplam özel sektör sabit sermaye yatırımlarının % 51.5’ini
oluşturmaktadır.
1997-2003 yıllarında 24.957 adet
yatırım teşvik belgesi ile, 978.732 milyar lira tarımda, 1.376.239 milyar lira
madencilikte, 38.548.508 milyar lira imalat alanında, 5.989.998 milyar lira
enerji alanında ve 29.844.975 milyar lira da hizmetler alanında olmak üzere
toplam 76.642.425 milyar liralık teşvik belgeli yatırım gerçekleştirilmiştir.
Söz konusu alanlarda yatırım indirimi uygulanmasaydı bu yatırımların daha başka
alanlara gitmesi muhtemel olacaktı. Dolayısıyla yatırım indiriminin ikame
etkisinden yararlanılarak bu alanlarda söz konusu yatırım tutarları
gerçekleştirilerek, yatırımların istenilen alanlara yönlendirilmesi sağlanmıştır.
TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı verilerine
göre, 1997-2003 yıllarında 24.957 adet yatırım teşvik belgesi ile yapılan
76.642.425 milyar liralık toplam yatırım tutarları ile 1.434.822 kişilik
istihdam sağlanmıştır. İncelenen dönemde bir kişiye istihdam sağlanabilmesi
için gerekli olan yatırım tutarı 53.415.000.000.TL olmuştur.
Yukarıdaki
veriler sadece Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen teşvik belgeli yatırım
sayısı ve tutarları ile yapılan yatırımlarda istihdam edilen kişi sayısını
kapsamaktadır. Bu noktada gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin teşvik
belgeli yatırımlar dolayısıyla yararlandıkları vergi avantajlarının tespit
edilmesi gereklidir. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün Internet
sayfalarında yer alan Türkiye Geneli Beyanname Özet Bilgilerinden
yararlanılarak, söz konusu verilere kısmen ulaşılabilmesi mümkündür. Bahse konu
sayfalarda, gelir vergisi mükelleflerinin yararlanmış oldukları yatırım
indirimi ile ilgili veriler yer almazken, kurumlar vergisi mükelleflerinin
yararlanmış olduğu yatırım indirimi tutarlarının hesaplanması mümkün
bulunmaktadır.
1997-2001
yıllarında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından yararlanılmış olan yatırım
indirimi nedeniyle 4.785.166 milyar liralık kurumlar vergisinin tahsil edilmesinden
vazgeçilmiştir. Vazgeçilen verginin
hesaplanan kurumlar vergisine oranı % 39.9 olarak gerçekleşmiştir. Kurumlar
vergisinden istisna tutulan rakamlar üzerinden gelir vergisi stopajı yapılması
nedeniyle, 2.797.490 milyar liralık gelir vergisi stopajı yapılmıştır. Yapılan
gelir vergisi stopajı sonrasında ortaya çıkan net maliyetin hesaplanan kurumlar
vergisine oranı % 16.4 olarak gerçekleşmiştir. Beş yıllık dönemde net olarak
1.987.675 milyar liralık kurumlar vergisi tahsilatından vazgeçilmiştir. Ayrıca,
478.5 trilyon lira olarak hesaplanması gereken fonlar, uygulanan istisna
nedeniyle 279.7 trilyon lira olarak hesaplanmıştır.
Tablo 1 : Yatırım İndiriminin Esneklikleri (Milyar TL)
|
|
Yıllar
|
1997
|
1998
|
1999
|
2000
|
2001
|
ORT
|
|
1
|
Yararlanılan Net Yatırım İndirimi
|
94.339
|
250.463
|
512.044
|
426.958
|
703.869
|
|
|
2
|
İstisna Tutarındaki Yüzde Değişim
|
|
% 165
|
% 104
|
-% 16
|
% 64
|
|
|
3
|
Özel Sektör Sabit Sermeye Yatırımları
|
5.945.673
|
9.662.778
|
12.197.844
|
19.705.465
|
23.514.941
|
|
|
4
|
Özel Sektör Sabit Sermaye Yatırımlarındaki
Yüzde Değişim
|
|
% 62
|
% 26
|
% 61
|
% 19
|
|
|
5
|
Esneklik
|
|
|
|
|
|
|
|
6
|
Özel Sektör
Sabit Sermaye Yatırımları Esnekliği (4/2)
|
|
0.37,5
|
0.25
|
3.8
|
0.29,6
|
1.18
|
Kaynak: Mehmet ÖZKARA, “Vergi
Harcamalarının Ekonomik Analizi: Gelir, Kurumlar ve Katma Değer Vergilerinde
Ölçülebilen Vergi İstisnaları ile İlgili Bir Araştırma”, Vergi Sorunları, Sayı 194, Kasım 2004, s.168.
1997-2001 yılları arasında özel sektörde gerçekleşen
sabit sermeye yatırımları ile ilgili veriler ve uygulanan yatırım indirimi
dikkate alınarak, yatırım indiriminin esneklikleri hesaplanmıştır. Yatırım
indiriminin, özel sektör sabit sermaye yatırımları üzerindeki etkisinin
incelenmesi açısından hesaplanan esnekliklerde, özel sektör sabit sermaye
yatırımlarının yatırım indirimi esnekliğinin ortalama olarak 1.18 olduğu görülmektedir.
Belli bir dönem içinde birim esnekliğin altında olan esneklikler verimsiz,
birim esneklik nötr ve birim esnekliğin üzerindeki esneklik ise verimli olarak
nitelendirilmektedir. İnceleme konusu yapılan dönemde, yatırım indirimindeki
bir birimlik artış, özel sektör sabit sermaye yatırımlarında 1.18 birimlik
artışa yol açmaktadır. Diğer bir ifadeyle, yatırım indirimi uygulamasının
incelenen dönem itibariyle nötr’e yakın bir değere sahip olduğu görülmektedir.
Ayrıca incelenen
dönemde, 2000 yılındaki yatırım indirimi tutarı 1999 yılına göre % 16 oranında
azalmasına rağmen, özel sektör sabit sermaye yatırımlarının 2000 yılında 1999
yılına göre % 61 oranında artmış olması, esnekliğin nötr’e yakın çıkmasında
önemli bir rol oynamaktadır. 1998-1999 ve 2001 yılları esneklik ortalaması ise,
0.30 olarak gerçekleşmiştir ve bu rakamlar söz konusu yıllarda yatırım indirimi
uygulamasının özel sektör sabit sermaye yatırımları üzerinde etkin olmadığını
göstermektedir.
Girişimcilerin yatırım kararlarında vergi istisna ve
muafiyetlerinden önce pek çok faktör etkili olmaktadır. Girişimcilerin yatırım
kararı alırken daha çok üzerinde durdukları konular, ekonomik istikrar, siyasi
istikrar ve geleceğe yönelik öngörüde bulunabilecekleri bir ortamdır. Eğer
böyle bir ortam yoksa, girişimciler hangi teşvikler verilirse verilsin yatırım
yapmakta istekli değildirler. İncelenen dönemde, 2000 yılındaki yatırım
indirimi tutarı 1999 yılına göre % 16 oranında azalmasına rağmen, özel sektör
sabit sermaye yatırımlarının 2000 yılında 1999 yılına göre % 61 oranında artmış
olması, bu durumun çarpıcı bir örneğidir. İncelenen dönemde yatırım indirimi
uygulamasının gelir etkisi oluşturarak yatırımlarda net artış sağlamadığı
görülmektedir.
SONUÇ
Ekonomik bakımdan gelişmekte olan
ülkelerin kalkınmalarını sağlamak ve gelişmiş olan ülkelerin gelişmelerini
devam ettirmek için yatırım yapmaları zorunludur. Dolayısıyla yatırımları
teşvik edici vergi politikaları uygulamasına ihtiyaç vardır. Yatırım indirimi;
kanunda belirtilen koşullara uygun olarak yatırım yapan gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin, gerçekleştirdikleri yatırım tutarının belirli bir
yüzdesini, vergilendirilebilir kazançlarından indirebilmeleri şeklindeki bir
yatırım teşvik tedbiridir. Bu yolla sağlanan vergi tasarrufu yatırımın net
maliyetini düşürmektedir. Yatırımdan beklenen net gelir akımının değişmeyeceği
varsayıldığında, sağlanan vergi tasarrufu oranında yatırımın kârlılık derecesi
yükselmektedir.
Yatırım indirimi, yararlanan
işletmeler açısından böyle bir önem taşırken, devlet açısından ise;
vergilendirilmesi gereken bir mali güç mevcut iken, bazı ekonomik ve sosyal
hedefler doğrultusunda, bu mali güçten belirli sınırlamalar çerçevesinde vergi
alınmaması anlamı taşımaktadır. Alınmasından vazgeçilen bu vergilerin, bir yandan
yatırım yapılması istenilen alanlara yatırımların yönlendirilmesini sağlayarak
ikame etkisi, diğer yandan da girişimcilerin sermaye maliyetinde meydana
getireceği düşüşle gelir etkisi sağlayarak toplam yatırım hacminin artmasına
katkıda bulunacağı varsayılmaktadır.
Bu çalışmada 1997-2001 yılları
arasında Türkiye’de yatırım indirimi uygulamasının ekonomik etkileri
incelenmiştir. İncelenen dönemde, özel sektör tarafından gerçekleştirilen sabit
sermaye yatırımlarının % 51.5’lik bir oranının uygulanan yatırım indirimi
aracılığıyla, tarım, madencilik, imalat, enerji ve hizmetler alanlarına
yönlendirilmiş olduğu görülmektedir. Bu yönlendirmenin neticesinde yapılan
teşvik belgeli yatırımlarda, beş yıllık süre içinde 1.434.822 kişilik istihdam
sağlanmış olması, yatırım indiriminin olumlu yönü olarak ortaya çıkmaktadır.
Yatırım
indiriminden yararlanan girişimcinin vergi yükündeki azalmanın bir sonucu
olarak daha fazla gelire sahip olması ve bu gelirin tüketim ve yatırım arasında
dağılımı söz konusu yatırım indiriminin gelir etkisini oluşturmaktadır. Yatırım
indiriminin gelir etkisinin yüksek olabilmesi indirimden sonra toplam
yatırımların bir artış göstermesi ve girişimcilerin vergi tasarrufu ile
birlikte tüketimlerinden de yaptıkları kısıntıyı yatırıma yöneltmelerine
bağlıdır. Ülkemizde yatırım indirimi uygulamasının, 1997-2001 yılları arasında
özel sektör sabit sermaye yatırımları üzerindeki etkisinin nötr olduğu
hesaplanmıştır. Bulunan değerler söz konusu yıllarda yatırım indirimi
uygulamasının özel sektör sabit sermaye yatırımlarının hacmini artırmada etkin
olmadığını göstermektedir. Ancak, söz konusu dönemde yatırım indirimi
uygulaması yatırımları yönlendirmede önemli bir fonksiyon üstlenmiştir.[1]
|