|
09.02.2006
Yrd.Doç.Dr.
Türker SUSMUŞ
Ege Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü
Muhasebe-Finansman Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
turker.susmus@ege.edu.tr
VADE FARKININ TALEP
EDİLEBİLME ŞARTLARI, FAİZ KARŞISINDAKİ DURUMU VE KDV İLİŞKİSİ
1. Vade Farkı - Faiz ilişkisi ve KDV
karşısındaki durumu
Vade farkı, taraflar
arasında borcun vadesinde ödenmemesi halinde mal ve hizmet bedeline belirlenen
oranda ekleme yapılarak borcun ulaştığı miktarı belirleyen bir unsurdur. Bu
yönüyle vade farkı, faiz olarak nitelenemez.
Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu E. 1999/19-933 K. 1999/950 T. 17.11.1999 sayılı ilamında şu hüküm söz
konusudur;
“Vade farkı alacaklının gecikmeden kaynaklanan zararını karşılamayı
amaçlar. Ne var ki, temerrüt faizinde olduğu gibi alacaklının uğradığı zararı
telafi eder fonksiyonu ile temerrüt faizine benzerlik göstermekte ise de, vade
farkı hem kendine özgü yapısı hem de temerrüt faizi sözleşme ile başka bir
usul kararlaştırmış değilse borçlunun temerrüde düşmesi tarihinden başlayacağı
halde; vade farkı vadeden itibaren başlar. Vade farkı, mal bedelinin geç ödenmesinden dolayı yapılması
gereken fer'i bir ödemeyi değil, bu bedelin vadesinden sonra ödenmeye
kalkışılması halinde, mal bedelinin belirlenmesine esas teşkil eden bir unsur (taksitli
mal satımlarında mal bedelinin belirlenen vadeye göre değişmesinde olduğu gibi)
olmaktadır. İşte bu sebepledir ki ana alacağın unsurunu teşkil eden vade farkı
miktarına da BK. nun 101 nci maddesi uyarınca temerrüt faizi
yürütülebilmektedir. O nedenle birbirlerinden ayrı hukuki statüye tabidirler”
Yukarıdaki içtihattan
da anlaşılacağı üzere, vade farkına faiz yürütülebilir, fakat faize faiz
yürütülemez. Vade farkı vadeden başlar iken, temerrüt faizi ise borçlunun Borçlar
Kanunu md. 104/1’ e göre temerrüde düşmesi ile ancak istenebilecektir. Bu
konuda ayrıca TTK madde 10 da söz konusudur.
Diğer yandan,
vade farkı 3065 sayılı KDV Kanunu’ nun 24/c maddesine göre KDV’ sine tabiidir. Nitekim, Danıştay Vergi Dava
Daireleri Genel Kurulu E. 1999/58 K. 1999/426 T. 8.10.1999 sayılı ilamında; “Sonradan ortaya çıkan vade farklarının alacak olarak
doğdukları dönemde elde edilmiş sayılarak vergilendirilmesi gerekmektedir.” hükmü yer
almaktadır. Ayrıca, gerek vade farkına gerekse de asıl alacak tutarlarına
yürütülecek faizlerin de yine KDV Kanunu’ nun 24 /c maddesine göre KDV’ sine
tabii olduğu da unutulmamalıdır.
2. Vade farkı konusunda taraflar arasında yazılı bir
sözleşme ve bu yönde bir uygulama söz konusu değilse, fakat faturada “gecikme
halinde %... oranında vade farkı alınır”
ibaresi var ise, vade farkı talep edilebilir mi?
Bilindiği üzere, Hukuk sürekli olarak yeniliklere
açık bir şekilde değişen ve gelişen bir bilim dalıdır. Yüksek Mahkeme olarak
adlandırılabilecek Yargıtay’ ımızın da zaman içinde görüşünü değiştirdiği,
hatta Hukuk Daireleri arasında bile görüş farklılıklarının yaşandığı bilinen
bir gerçektir. Bu da bilimde tek bir doğrunun olmadığının en güzel göstergesidir.
Fakat, Yargıtay Hukuk Dairelerinde benzer olaylar için sürekli yaşanan bu görüş
ayrılıkları, gerektiğinde, bir üst ve son Yüksek Mahkeme olan Yargıtay
İçtihatları Birleştirme Genel Kurul Kararlarında ortadan kaldırılmakta ve görüş
birliğine varılmaktadır. Öncelikle vade farkı konusunda Yargıtay 15. ve 19.
Hukuk Dairelerindeki örnek kararlarına işaret etmek faydalı olacaktır.
Fatura üzerinde bulunan vade farkı
ibaresi hakkında Yargıtay Hukuk Dairelerinde 27.06.2003 tarihine kadar farklı görüşler söz konusu idi. Örneğin Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin aşağıdaki
kararlarına göre, fatura üzerinde vade farkı ibaresi yer almış olsa bile bunun kabul göremeyeceği
yönündedir:
- YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ E. 1999/4192 K. 1999/4070 T. 15.11.1999 - Taraflar
arasında "vade farkı" uygulanacağına dair bir anlaşma
yapılmamasına rağmen, faturaların alt kısmına matbu şekilde "15 gün
içinde ödenmeyen faturalara % 15-20 vade farkı uygulanır" ibaresinin
yazılması halinde TTK. 23/II. maddesindeki karine uygulama alanı bulamaz.
Fatura altındaki böyle bir kayıt faturanın zorunlu içeriğine dahil olmayıp
bu yolda fiili bir uygulamanın varlığı da iddia ve isbat edilebilmiş
değildir.
- YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 1999/1670 K. 1999/1854 T.
11.5.1999 - Geciken bir alacağa vade farkı uygulanabilmesi için, taraflar
arasında bu konuda yapılmış anlaşmanın bulunması ya da yanlar arasında oluşan
uygulamada, fiilen vade farkının benimsenip itirazsız ödenmiş olması gerekir.
Gecikme halinde aylık vade farkı uygulanacağına dair faturalara itiraz
edilmemiş olması, vade farkının kabul edildiği anlamına gelmez. Bu nedenle,
mahkemece vade farkı istemi reddedilmeli, borçlu usulüne uygun biçimde
temerrüde düşürülmüş ise, bu alacaklar yönünden reeskont faizi uygulanmalıdır.
- YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ E. 1999/1670 K. 1999/1854 T. 11.05.1999 - Davalıya
gönderilen ve içeriğinde vade farkından doğan alacak kaleminin yer
almadığı ancak altında gecikme halinde aylık %12 vade farkı uygulanacağına
dair faturalara itiraz edilmemiş olması vade farkı konusunun davalı yanca
kabul edildiği anlamına gelmez.
Buna
karşın, Yargıtay 19. Hukuk Dairesince kabul gören görüşe göre ise fatura
üzerinde vade farkı ibaresi yer alıp faturayı alan tarafından herhangi bir
itiraza uğramıyorsa ve faturayı alan
kişinin ticari defterlerinde bu fatura kayıtlı ise bu durumda vade farkının
talep edilmesi mümkündür:
- Yargıtay
19. Hukuk Dairesi E. 2002/8613 K. 2002/8246 T. 27.12.2002
- Yargıtay
19. Hukuk Dairesi E. 2002/5836 K. 2002/3075 T. 25.4.2002
- Yargıtay
19. Hukuk Dairesi E. 2001/5134 K. 2002/2805 T. 12.4.2002
- Yargıtay
19. Hukuk Dairesi E. 2001/4471 K. 2002/1963 T. 21.3.2002
- Yargıtay
19. Hukuk Dairesi E. 2000/7961 K. 2001/1797 T. 15.3.2001
19.
HUKUK DAİRESİNİN YUKARIDA
BELİRTİLEN İLAMLARINDAKİ ORTAK KARARI ŞUDUR: “Bir ticari ilişki sebebiyle vade farkı talep
edilebilmesi için bu konunun taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alması veya bu yönde yanlar arasında
belirtilmiş bir uygulamanın mevcut olması ya
da, mal satışı ile ilgili olarak düzenlenen faturalarda vade farkı
talep edileceğine dair fatura içeriğinden sayılabilecek bir kayda itiraz
edilmemiş olması gerekir.”
Keza aynı Dairenin bir
başka kararı da şöyledir; T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2002/8613 K.
2002/8246 T. 27.12.2002 - Mal satışı ile ilgili olarak düzenlenen faturada vade
farkı talep edileceğine dair kayda itiraz etmeyen alıcı vade farkı ödemekle
yükümlüdür.
Yukarıda
belirtilen ilamlarda, Yargıtay 15. ve 19. Hukuk Dairelerinin “Fatura Üzerinde
belirtilen Vade Farkı” ibaresi ile ilgili olarak aralarındaki 27.06.2003
tarihine kadar olan görüş farklılıkları ortaya konulmuştur. Yargıtay 19. Hukuk
Dairesinin burada belirtilmeyen fakat yukarıdaki aynı görüşü içeren başka bir
çok kararları da mevcuttur. 15. ve 19. hatta 11. ve 13. Hukuk Dairelerinde de
yaşanan vade farkı konusunda benzer görüş ayrılıkları aşağıdaki içtihatları
birleştirme kararıyla ortadan kaldırılmıştır:
24 Aralık
2003 Tarihli Resmi Gazete’ nin 25326 nolu sayısında yayınlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararı
(Esas No: 2001/1 Karar No: 2003/1)’ na
Göre;
“Taraflar
arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme
ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede
ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği
ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi
halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu
doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına
gelmeyeceğine 27.06.2003 tarihli ilk toplantıda üçte iki çoğunlukla karar
verildi.”
Yukarıdaki içtihattan, faturada
vade farkı ibaresinin yazılmış olması ile vade farkı istenebilmesinin yeterli
olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, vade farkının başta sözleşme ilişkisi
kurulurken kararlaştırılabileceği gibi başta kurulmuş olan sözleşme şartlarına
ek olarak, sonradan tarafların müşterek kabulü, yürüyen uygulamalar ya da genel
olarak piyasa alışkanlıkları nedeniyle de ortaya çıkabileceğine işaret
edilmiştir.
3. Vade
Farkı Talep Edilebilme Şartları
Vade farkı, sözleşmede
kararlaştırıldığı ya da sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir
unsuru olarak kabul edildiği durumlarda uygulanabilir. Bu nedenle, faturada
“vade farkı alınır” ibaresine ayrıca ihtiyaç bulunmayacağından, alacak
iddiasında bulunan/bulunacak olan tarafın bu talebini TTK’ nun 23/2.
maddesindeki karineye değil, doğrudan sözleşmeye dayandırma hakkına sahiptir. Bu
yönüyle, vade farkı talep edilebilmesi veya alacak iddiasında bulunan tarafın
bu alacağını ispat edebilmesi için 2 koşuldan birinin varlığı gerekmektedir:
Bunlar;
1) Tarafların
vade farkını yazılı bir sözleşmeyle kararlaştırmaları
2) Yazılı
bir sözleşme bulunmasa bile vade farkı konusunda taraflar arasında bu yönde alışa gelmiş bir uygulamanın
bulunmasıdır.
Yukarıdaki şartların
yanında, bu durum yargıya intikal ettiğinde, alacak takibine girişen/girişecek
olan tacirin vade farkı talebini açılan icra takibinde “açıkça” belirtmesi
gerekir. Aksi takdirde ilgili tacir talebiyle bağlı kalacak, daha sonra
açılacak itirazın iptali davasında talepte bulunsa bile hukuken geçerli
olmayacazktır. Çünkü; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 1999/11-189 K.1999/217 T. 14.4.1999 sayılı ilamında;
“Dava açılmasının,
maddi hukuk ve usul hukuku bakımından neticeleri vardır. Usul hukuku açısından
iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı mevcuttur. İcra takibi ile
asıl alacağın takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili istendiğine
göre davacının, dava açıldıktan sonra, takip konusunun vade farkı olduğunu
beyan ederek iddiasını genişletmesi, davalının buna karşı çıkmayarak zımnen
muvafakat etmesi halinde geçerlidir. Ne var ki dava bir tahsil davası
olmayıp itirazın iptali davası olduğundan somut olayın bu ilkeler içerisinde
incelenmesi gerekir. Bu nedenle itirazın iptali davasında BK 113 ve 84.
maddesinin uygulanma olanağı yoktur.”
hükmü bulunduğundan vade farkı
talebinin takip talepnamesinde net bir şekilde belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde açılacak itirazın iptali
davasında bu talebi reddedilecektir. Eğer, ilgili tacir, icra takibine girişmeden
doğrudan dava yolunu denerse, bu durumda da dava dilekçesinde de vade farkı
talebini göstermesi gereklidir.
|