|
04
Mayıs 2005
Şükrü
Şenalp
YMM
ZORUNLU
İHRACAT GİDERLERİ BELGELENDİRİLEBİLİR Mİ?
1980 yılında 2
milyar dolar olan ihracat hacmi 1984 yılında 7 milyar dolara, 1988 yılında ise
12 milyar dolara ulaşmıştır. Bu gelişme o günden bu güne artarak sürmüş ve
gelinen noktada;
Türkiye
İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan ihracat kayıt rakamlarına göre,
Türkiye’nin genel ihracatı 2003 yılına kıyasla % 33,7 oranında bir artışla 2004
yılında 64 milyar dolara yükselmiştir. Yılın ilk ve ikinci çeyreğindeki genel
ihracat artış oranlarının % 35,5, üçüncü çeyreğindeki artış oranının %34 olduğu
dikkate alındığında, ihracat artışının devam ettiği ifade edilebilir.
Tekstil sektörünün de içinde bulunduğu tarıma dayalı işlenmiş ürünler ihracatı
ise 2004 yılında % 20,5 oranında artış kaydederek, 5,1 milyar dolardan 6,1
milyar dolara yükselmiştir.
Genel ihracatın
% 50 civarında bir kısmının AB ülkeleri ve euronun etkili olduğu alanlara
yapıldığı düşünüldüğünde, görülen artışları euro/dolar paritesine göre
düzeltmek gerekir. Oniki aylık ortalamalar itibariyle, euro, dolar karşısında
% 10 oranında değer kazanmıştır. Bu durum dikkate alındığında, genel
ihracatın % 28,7 oranında, tarıma dayalı işlenmiş ürünler ihracatının da % 15,5
oranında arttığı hesaplanabilir.
|
Genel
İhracat Performansı İçinde Tekstil ve Hammaddeleri İhracatının
Payı
|
|
Birim:
1000.$
|
2003
Ocak-Aralık
|
2004
Ocak-Aralık
|
2004/2003
Değişim
%
|
|
Türkiye Genel İhracatı
|
47.880.277
|
64.010.231
|
33,7
|
|
Tekstil ve Hammaddeleri ihracatı
|
3.661.104
|
4.565.602
|
24,7
|
|
Teks. ve Hammadeleri İhracatının Payı (%)
|
7,6
|
7,1
|
|
|
Tarıma Dayalı İşlenmiş Ürünler İhracatı
|
5.061.956
|
6.100.521
|
20,5
|
|
Teks. ve Hammaddeler İhracatının Tarıma Dayalı İşlenmiş Ürünler
İhracatındaki Payı (%)
|
72,3
|
74,8
|
|
Kaynak: İhracatçı Birlikleri Kayıtları
2005 yılının ilk dört aylık
rakamları ise aşağıda olduğu şekilde gerçekleşmiş, yıllık (1 Mayıs 2004- 30
Nisan 2005) 68,3 milyar dolara ulaşmıştır.
|
GENEL İHRACAT
|
|
2004
|
2005
|
|
19.071.001
|
23.437.849
|

İhracatta 25 yıllık bir süreçte yaşanan bu olumlu
gelişmeyi övgü ile değerlendirmek gerekir. Bu süreç içerisinde dış ticarette
sektörler bir yandan üretimde, diğer yandan pazarlama tekniklerinde önemli
sayılabilecek gelişmelere imza atmışlardır.
Ancak,
aynı olumlu gelişmeyi yurt dışı zorunlu ihracat giderlerinin vergisel boyutunda
görmek maalesef mümkün olamamıştır. 13 Kasım 1989 tarihinde Türkiye Giyim
Sanayicileri Derneği tarafından düzenlenen ve şahsen ilgi ile izlediğim
“İhracatta Zorunlu Giderler ve Vergi Sorunları” başlıklı Panelde dile getirilen
görüş ve düşünceleri kitaplığımda mevcut broşürden bir kere daha gözden
geçirdiğimizde bir arpa boyu yol alınmamış olduğunu gözledim. Konunun önemi
bakımından bir kere daha altını çizmek ve ilgilileri bu konuda uyarmak
ihtiyacını duyduk.
İHRACAT GİDERLERİ
İhracatçının
ödemek durumunda kaldığı ve belgelendirilmesinde Türk vergi mevzuatı gereğince
sıkıntılar yaşanan giderleri ana başlıkları itibariyle şu şekilde sıralamak
mümkündür.
- İhraç potansiyeli olan
mallarımızın uluslar arası piyasalarda rekabet gücünü korumak ve devamını
sağlamak için yapılan özel giderler,
- İhraç mallarımızın
tanıtılması ve aktif şekilde pazarlanması konusunda aracılara ödenenler,
- Yurt dışında ihraç
mallarımızın ithalatını yapan alıcılara ödenen satış primleri ve yapılan
iskontolar,
- İhraç edilen malların
kalite ve imalat hatalarından kaynaklanan ve yurt dışında yapılan tamir ve
onarım giderleri ile evsaf farkı nedeniyle fiyat tenzili sonucu ödenen
giderler,
- Yüklemede gecikme
tazminatı,
- Komisyoncu komisyonu.
-
Diğerleri.
Gelir
Vergisi Kanununda 4108 Sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile; İhracat, yurt dışında
inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu
bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri
hâsılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili
giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de
indirebilirler.
GÖTÜRÜ GİDER UYGULAMASI
Gelir Vergisi Kanununun "İndirilecek Giderler"
başlığı altında yeralan 40 ıncı maddesinin l numaralı bendinde, ticari kazancın
elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, düzenlenmiştir.
Bu giderlerin, Vergi Usul Kanununun 227 ve müteakip maddeleri hükümlerinde
belirtilen şekilde tevsiki zorunlu olup, bu hükümler çerçevesinde tevsik
edilemeyen giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılması
mümkün değildir.
Ancak, 4108 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı
maddesinin 1 numaralı bendine eklenen bir hükümle, bazı giderlerin Vergi Usul
Kanununun ilgili hükümlerine göre tevsik edilemediği, hallerde de ticari
kazancın tespitinde indirimine müsaade edilmiştir. Söz konusu hüküm aşağıdaki
gibidir:
"(İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve
taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere
ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini
aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak
üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.)"
Götürü gider uygulaması olarak adlandırılabilecek bu
düzenlemeye ilişkin çeşitli hususlar, aşağıda açıklanmıştır.
1. Götürü Gider Uygulamasından
Yararlanabilecek Olan Mükellefler
Götürü, gider uygulamasından ihracat, yurt dışında inşaat,
onarma, montaj ve teknik, hizmetler, ile taşımacılık faaliyetinde bulunan, dar
mükellefiyet esasında, vergilendirilenler de dahil olmak üzere gelir ve
kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabileceklerdir. Bu tür faaliyetleri
bulunmayan mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi hükmüne göre
götürü gider kaydı ve bu giderleri kazancın tespitinde indirim konusu yapmaları
mümkün değildir.
Dar mükellefiyete tabi olanların Türkiye ile yabancı
memleketler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar,
Türkiye'de elde edilen hasılata Maliye, Bakanlığınca, belirlenen ortalama emsal
nispetlerinin uygulanması suretiyle hesaplandığından, bunların vergiye tabi
kazançlarının tespitinde ayrıca, götürü gider uygulamasından yararlanmaları söz
konusu olmayacaktır.
2. Götürü Giderlerin Belgeli
Giderlere İlaveten Uygulanması
Belgelendirilememiş giderlere karşılık olmak üzere, götürü
gider kaydı, mükelleflerin genel esaslara göre tevsik edilmiş giderlerinin
gider kaydına engel teşkil etmemektedir:
3. Götürü Gider Kaydedilebilecek
Azami Tutar
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendine 4108
sayılı Kanunla eklenen parentez içi hükme göre, tevsik edilemeyen giderlere
karşılık olmak üzere, götürü olarak gider kaydedilebilecek tutar, ihracat ve
yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj, teknik hizmetler ile
taşımacılık faaliyetlerinden döviz olarak elde edilen
hasılatın binde beşini aşamayacaktır. Sözü edilen hasılat kavramı içinde
değerlendirilecek dövizlerin, kambiyo mevzuatı gereğince Türkiye'ye getirilme
şartı aranılmayacaktır:
4. Götürü Gider Uygulamasında
Hasılat
a) İhracat Hasılatı
Her türlü ihracat ve yurt dışı taşımacılıktan döviz cinsinden
sağlanan hasılat, götürü gider kaydına esas azami tutarın hesaplanmasında
dikkate alınabilecektir. Türk Lirası karşılığı yapılan ihracat hasılatı azami
gider tutarının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’ne Türk Lirası karşılığı yapılmış ihracat, döviz cinsinden hasılat
olarak kabul edilecektir.
İlgili mevzuat çerçevesinde yapılan serbest ihracat, kredili
ihracat, konsinyasyon ve müşterek hesap yoluyla ihracat, prefinansman yoluyla
ihracat, bedelli ticari numune ihracatı, serbest bölgelere yapılan ihracat ile
sınır ve kıyı ticareti yoluyla yapılan ihracattan sağlanan hasılat götürü gider
hesaplanmasına konu olabilecektir. Yurt dışında ortak olunan firmalara aynî
sermaye olarak mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat ile müteahhitlerin
yurt dışındaki şantiyelerine şube, büro, temsilcilik ve acentelik gibi yerlere
mal gönderilmesi durumunda da anılan mal bedelleri ihracat hasılatı kapsamında
değerlendirilecektir.
Ancak, gümrük hattı dışındaki mağaza ve işletmelere yapılan
mal teslimleri, yabancı gemi ve uçaklara ve uluslar arası taşımacılık yapanlara
akaryakıt, su, kumanya ve sair malzeme teslimleri, Türkiye'deki konsolosluklara
diplomatik temsilciliklere, uluslar arası kuruluşlara ve askeri tesislere
yapılan mal teslimleri, Türkiye'de ikamet etmeyenlere yurt içinde yapılan mal
teslimleri, uluslar arası ihaleye çıkarılan projelere ilişkin olarak Türkiye'de
yapılan mal teslimlerinden sağlanan hasılat ile transit ticaretten sağlanan
hasılat götürü gider kaydedilmesinde ihracat hasılatı olarak dikkate
alınmayacaktır. Bu şekilde satılan malların yurt dışına çıkarılmış olması önem
arz etmemektedir.
Döviz olarak elde edilen ihracat hasılatının Türk Lirası
karşılığının tespitinde, hasılatın kanuni defterlere kaydedildiği tarihte
geçerli olan ve T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilmiş döviz alış
kurlarının esas alınması gerekmektedir.
Hasılatın kanuni süreden sonra kayıtlara intikal ettirilmesi
halinde, götürü gider uygulamasında dikkate alınacak hasılat, kayıtlara intikal
ettirilmesi gerektiği tarihteki kur üzerinden hesaplanacaktır. Dövizlerin yurda
getirilmesi gerektiği tarihe kadar doğan kur farklarının ise bu uygulamada
dikkate alınamayacağı tabidir.
Bilindiği üzere, ihracat, FOB teslim şartının yanı sıra CF
veya CIF teslim şartı ile de, yapılabilmektedir. CF satış bedeli, mal bedeli
ile birlikte navlun bedelini; CIF, satış bedeli ise bunlara ilaveten sigorta
bedelini kapsamaktadır. İhracatçı taşımayı bizzat kendisi gerçekleştirebileceği
gibi Türk Lirası veya döviz karşılığında diğer gerçek ve tüzel kişilere de
yaptırabilmektedir. İhracatçının, CF veya CIF teslim şartı ile ihracatta;
taşımayı döviz karşılığında başka kurum ve gerçek kişilere yaptırması halinde,
götürü gider uygulamasında gümrük çıkış beyannamesinde yer alan FOB değerler
esas alınacaktır. Başka bir deyişle, taşımanın başkasına döviz karşılığı
yaptırıldığı durumda, ihracatın FOB, CF veya CIF teslim şartı ile yapılmış
olmasına bakılmaksızın azami götürü gider tutarı FOB satış bedeli üzerinden
hesaplanacaktır. Nakliyenin bizzat ihracatçı tarafından yapılması veya Türk
Lirası karşılığında diğer gerçek veya tüzel kişilere yaptırılması durumunda ise
ihracatçı, götürü gider uygulamasında sigorta bedeli hariç CF hasılat tutarını
dikkate alacaktır. Öte yandan, taşımayı Türk Lirası karşılığında gerçekleştiren
nakliyecinin, bu taşımacılık hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulamasından
yararlanması söz konusu değildir.
Geçici, kabul, rejimi çerçevesinde ithal edilen, ham ve yarı
mamül maddelerin Türkiye'de bir işlem gördükten sonra ihracatından sağlanan
döviz hasılatı da diğer ihracat şekillerinde olduğu gibi götürü gider
uygulamasına konu olabilecektir.
b) İhraç Kaydıyla Mal Tesliminde
Hasılat
İhraç kaydıyla yapılan mal
teslimlerinde, bu ihracat hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulaması
ihracatçı ve ihracatçıya ihraç kaydıyla mal tesliminde bulunan işletmenin
ihracattaki katkıları oranında yapılacaktır.
Buna göre, 3065 sayılı Katma Değer
Vergisi Kanununun ll/ 1-c maddesi hükmü uyarınca, ihraç edilmek şartı ile
ihracatçıya yapılan mal teslimlerinden elde edilen hasılat, döviz olarak elde
edilmiş hasılat olarak kabul edilerek götürü gider uygulamasında dikkate
alınabilecektir. İhracatçılar ise elde ettikleri ihracat hasılatından ihraç
kaydıyla satın aldıkları malın alış bedelini indirecekler ve kalan tutarı
götürü gider uygulamasında dikkate alacaklardır. İhraç kaydıyla teslim edilen
malların ihraç edildiği, Katma Değer Vergisi Kanunu uygulamasına ilişkin olarak
yayınlanmış bulunan genel tebliğlerde belirtilen açıklamalar çerçevesinde
tevsik edilecektir. İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihracatının aynı yılda
gerçekleşmemesi, bu malı ihracatçıya teslim eden mükellefin bu teslimden elde
ettiği hasılat dolayısıyla götürü gider uygulamasına engel teşkil etmemektedir.
Başka bir ifade ile ihraç kaydıyla mal teslim eden mükellef ile ihracatçı için
götürü gider uygulaması farklı dönemlerde olabilecektir. Ancak ihraç kaydıyla
yapılan teslimden doğan hasılat dolayısıyla bu uygulamanın yapılabilmesi için
söz konusu malın Katma Değer Vergisi Kanununda öngörülen süresi içinde ihraç
edilmesi gerektiği şüphesizdir.
Ancak daha sonra 233 Seri Nolu GV GT
ile yapılan düzelmeye göre Götürü Gider Uygulaması,
Gelir
Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendine 4108 sayılı Kanunun 19
uncu maddesiyle eklenen hükümle, ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj
ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükelleflere, bu işlerle ilgili
belgelendiremedikleri giderlerine karşılık olmak üzere götürü gider
kaydedebilme imkanı getirilmiş, konuya ilişkin açıklamalar 7 Mart 1996 tarih ve
22573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 194 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliği ile yapılmıştır.
Söz
konusu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin I/4-b bölümünde, ihraç kaydıyla yapılan
mal teslimlerinde, bu ihracat hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulamasının,
ihracatçı ve ihracatçıya ihraç kaydıyla mal tesliminde bulunan işletmenin
ihracattaki katkıları oranında yapılacağı açıklamasına yer verilmiştir.
Danıştay
4. Dairesi 17.3.1999 tarih ve Esas No: 1998/594 Karar No: 1999/1152 sayılı
kararı ile, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 inci
bendinde yer alan götürü olarak hesaplanan giderleri indirme hakkının, yurt
dışında yaptıkları ve belgelendirme imkanı bulamadıkları harcamalarına karşılık
olmak üzere ihracatçılara verildiğinden bahisle ihraç kaydıyla ihracatçıya mal
teslim edenlerin bu uygulamadan yararlanamayacağı belirtilerek 194 sayılı Gelir
Vergisi Genel Tebliğinin I/4-b bölümünün iptaline karar vermiş olup, bu karar
kesinleşmiş bulunmaktadır.
Buna
göre, ihracatı gerçekleştirenler ihracat hasılatlarının tamamını dikkate alarak
götürü gider uygulamasından yararlanacaklardır. İhracatçıya ihraç kaydı ile mal
teslim edenlerin ise bu uygulamadan yararlanmaları mümkün bulunmamaktadır.
İHRACAT GİDERLERİNİN
BELGELENDİRİLMESİ
Götürü gider uygulaması ihracattaki yukarıda belirttiğimiz
gelişmenin çok gerisinde kalmıştır. Uluslar arası ticarette belge düzenindeki gelişmeler
yanında Türk vergi sisteminin belge düzenindeki eli sıkılık, bir çok ihracat
giderinin gider olarak kabulünü kısıtlamaktadır.
Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde İspat Edici Kağıtlar
başlığı ile; Bu kanunda aksine hüküm
olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.
(205
sayılı Kanunun 14'üncü maddesiyle eklenen fıkra) Defter tutmak mecburiyetinde olmayan mükellefler
vergi matrahlarının tespiti ile ilgili giderlerini tevsike mecburdurlar.
(Götürü usulde tespit edilen giderler hariç.)
(3505
sayılı Kanunun 3'üncü maddesiyle eklenen fıkra) Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun Maliye ve
Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, kullanma mecburiyeti getirilen
belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi
kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır.
Örneğin,
ihracatçı firmaların zorunlu giderlerinin belgelendirilmesinde sıklıkla
karşılaşılan Debit-Note’ların yukarıda sayılan türden belgelerden olup
olmadıkları bile tartışmalı haldedir. Konuya ilişkin verilmiş bir mukteza ise
şöyle denilmektedir.
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü
Sayı
: B.07.0.GEL.0.29/2020-227-80/38132
İSTANBUL VALİLİĞİ
(Defterdarlık : Usul Gelir Müdürlüğüne)
İlgi :
25.06.2001 Gün ve 4656 sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınızın
incelenmesinden, iliniz mükelleflerinden (X) Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin
gerçekleştirdiği ihracatlarla ilgili olarak kalite hataları nedeniyle
müşterilerinin kabul edilebilirlik derecelerine göre kendi müşterilerine
tanıdıkları indirimleri ihracat bedeli üzerinden reklamasyon kesintisi olarak
şirketlerine yansıttığı bu kesintiler içinde kendi ülke mevzuatlarında yer
aldığı şekilde ilgili şirketlerin ithalat departman yetkilisinin imzaladığı
“Debit Note” (Para kesintisi belgesi) başlıklı bir belgenin düzenlendiği
belirtilerek, bu belgenin reklamasyon giderlerinin tesviki için vergi
mevzuatımız açısından yeterli bir belge olup olmadığına ilişkin olarak
yetkili makamlardan bir yazı alınması halinde söz konusu reklamasyon
giderlerinin tevsikinde fatura yerine kabul edilmesinin mümkün olacağının
düşünüldüğü belirtilerek konuya ilişkin görüşümüzün bildirilmesinin istenildiği
anlaşılmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun
227’nci maddesinde “Bu kanunla aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve
üçüncü şahıslara olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki
mecburidir.” hükmü yer almıştır. Söz konusu kayıtların ise,aynı kanunun 229 ve
müteakip maddelerinde yer alan, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu...
şeklindeki belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Buna göre, üçüncü şahıslara olan ve
münasebet ve muamelelere ait kayıtların vesikalara dayanılarak tevsik edilmesi
gerekmektedir.
Ancak,
Defterdarlık görüşünüzde de belirtildiği üzere Debit Note’nin alındığı ülkelerde uygulanan vergi mevzuatı açısından
geçerli bir belge olduğuna ilişkin yetkili makamlardan bir yazı alınması
halinde, kanıtlayıcı bir belge olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Maliye
Bakanlığı’nın yayınladığı başka bir muktezada da reklamasyon giderleri konusunda, ihracat faturasının iptal
edilerek Debite Note’un dikkate alınmasıyla yeni bir fatura düzenlenmesinin mümkün
olduğu açıklanmıştır. Mukteza metni
aşağıdadır.
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü
Tarih : 20.08.1999
Sayı : 39884
İSTANBUL VALİLİĞİ
(Defterdarlık : Katma Değer Vergisi Gelir Müdürlüğüne)
İliniz, Vergi Dairesi mükelleflerinden ..........
Tekstil İhracat Pazarlama A.Ş.
tarafından Bakanlığımıza verilen 10.02.1999 tarihli bir örneği ilişik yazıda,
dış ticaret sermaye şirketi olan adı geçen şirketin ihracatlarını
gerçekleştirebilmek için yurt dışında bulunan gerçek veya tüzel kişilere
mümessillik komisyonu, pazarlama, masraf karşılığı, reklam hizmet bedeli,
aracılık komisyonu gibi hizmet bedeli ödemelerinin katma değer vergisi
karşısındaki durumu ile yurt dışına
gönderilen mallarla ilgili olarak verilen reklamasyonlar hakkında bilgi
verilmesi istenmektedir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 1/1. maddesine göre, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet
ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki mal teslimi ve hizmet ifaları katma
değer vergisine tabi bulunmaktadır.
Türkiye’den ihraç edilecek mallar
için yurt dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından verilen mümessillik
komisyonu, pazarlama, masraf aktarımı, reklam hizmet bedeli ile aracılık
komisyonu gibi hizmet bedellerinin, yurt dışında ifa edilmesi ihracatçı
firmanın bu hizmetlerden yurt dışında faydalanması ve hizmetin yurt dışında
tüketilen ihraç malına yönelik olması nedeniyle katma değer vergisinin konusuna
girmemektedir.
Bu nedenle adı geçen firmanın bu
hizmetler karşılığında yurt dışındaki
firmalara ödediği bedeller üzerinden katma değer vergisi hesaplanarak sorumlu
sıfatıyla beyan edilmesi söz konusu değildir.
Öte yandan, yurt dışına gönderilen
malların evsafına uygun olmamasından
dolayı mal bedelinin belli bir cüzü olarak ödenen reklamasyonlar matrahta
değişiklik meydana getirdiği için Kanunun 35.
maddesi gereğince işlem yapılacaktır. Dolayısıyla ihraç edilen mallar
katma değer vergisinden istisna olduğundan, reklamasyon bedeli üzerinden katma
değer vergisi hesaplanmayacaktır.
Reklamasyon giderlerinin
ihracatın yapıldığı ülkedeki müşterinin vereceği fatura veya ilgili ülke
mevzuatına göre fatura yerine geçen belgelerle tevsiki asıldır. Ancak bu tür
belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir belge düzenleyerek
önceki faturayı iptal etmesi ve reklamasyon bedeline
isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası
olarak kullanması mümkündür.
Bilgi edinilmesini, gereğini ve
durumun dilekçesine cevaben adı geçen şirkete duyurulmasını rica ederim.
SONUÇ VE ÖNERİLERİMİZ
Ülkemizin
kalkınmasında ve insanlarımızın refah düzeylerinin artmasında ihracat
satışlarının önemi gün geçtikçe artmaktadır. Ülkeler arasında ticari ilişkileri
düzenleyen belgeler çeşitlenmekte, iletişimdeki gelişme belge düzeninde
farklılaşmalara neden olmaktadır. Taraflar arasındaki basit yazışmalar çoğu
ülkede tevsik edici belge niteliği kazanmışken Vergi Usul Kanununda bu hususta
düzenleme yapılması artık bir gereklilik olmaktan çok zorunluluk haline
gelmiştir.
Bununla
birlikte, sırf yukarıda belirtilen nedenlerle tevsik edici belge niteliğine
haiz olmadıkları gerekçesi ile ihracatçıların defter kayıtlarında yurt dışından
gelmemiş gibi görünen mal bedelleri bulunmaktadır. Aslında bunlar artık hiç
gelmeyecek olan bedeller olup, ihracatçı tarafından kapatılmış hesaplardır.
Ancak, muhasebe defter kayıtlarında çığ gibi büyüyerek kapatılması mümkün
olmayan tutarlara ulaştıkları gözlenmektedir. Bu alacakların Değersiz Alacak,
Vazgeçilen Alacak gibi değerlendirilmeleri de yasal düzenlemelere göre mümkün
görülmemektedirler.
Kanaatimizce,
yasalarda yapılacak olan basit düzenlemeler ile ihracat giderlerinin
belgelendirilmesinin mantığı değiştirildiğinde bu önemli sorun kendiliğinden
çözümlenmiş olacaktır.
|