|
25/09/2003
ŞULE
SOYER
Mali
Müşavir
sule115@hotmail.com
EKONOMİ
NEREYE GİDİYOR?
Ekonomik
verilere ve piyasa analizlerine göre TL’nın değeri
artıyor ve ters orantılı olarak enflasyon düşmeye
devam ediyor. Ekonomide hissedilen büyüme
,kamuoyu’nun bir kesiminde iyimser bir hava oluşturuyor.Ancak
oluşan bu iyimserlik işsizliğin artmaya devam
etmesi nedeni ile toplumun bazı kesimlerinde görülmüyor.
Bu
noktada kafaları meşgul eden soru şu; "Ekonomi
kime ve neye göre iyiye gidiyor?"…
Ülkemizde
yaşanan krizin sonucunda, şirketler küçülme
politikası uyguladılar. İşten çıkartmalar çalışma
verimliliğini artırmak için çoğaldı.
Şirketler, işçileri fazla mesai ücreti ödemeden
çalıştırıyorlar. Artık 10 işçinin yaptığı
işi 6 işçi yapıyor. Böylece şirketler maliyetlerini
büyük ölçüde kısarak verimlilik
artışı sağlamaya çalışıyorlar. Ancak kabul gören
verimlilik artışı bu şekilde sağlanamaz.
Türkiye
Kamu-Sen’in araştırmasına göre dört kişilik
bir ailenin açlık sınırı Ağustos ayı itibariyle
581 milyon TL.'sına yükselmiş durumda. Asgari ücretin
brüt 306 milyon TL. olduğu ülkemizde, toplumun
büyük bir kesiminin yaşamını idame ettirmeye
çalışırken mucize yarattığı da bir gerçek.
Diğer
yönden, batan bankaların devlete yükü
56 milyar dolardır. Bu kaynağın halkın yararına kullanılması
gerekirken, birilerinin planlı bir şekilde ve
kanunun boşluklarından yararlanarak kendilerine sağladıkları
çıkarların vebalini devlete yüklemeleri,
ekonominin sırtındaki ekstra kamburdur.
VE;
Dövizdeki
aşağı doğru düşüşün önümüzdeki
yıl da devam edeceği muhtemel görünüyor.
Artık yatırımcıların uzun vadeli düşünmeleri
gerekiyor. Kısa sürede büyük kârlar
getiren yatırımların dönemi kapandı.
Önerilen,
A tipi, B tipi fon yatırım araçları ve borsa
yatırımlarıdır. Ancak, borsa yatırımları, sadece uzun
vadeli getiri düşünen yatırımcılar için
akıllıca olur. Yine de bu yatırımlara yönelen yatırımcıların
profesyonellerden yardım almaları iyi olur.
Doların
düşmesi ihracatçılar için kötü
mü?
HAYIR!
Çünkü, ihraç edilen malların
üretimlerinde kullanılan malzemelerin çoğu
yurt dışından ithal edilmektedirler. Doların düşmesi
aynı zamanda üretim girdilerinin maliyetlerini
de düşürmüş olacaktır. Böylece ithalat
ve ihracat arasındaki maliyet farkı birbirini dengeleyecektir.
Dış
ekonomik dengeye baktığımız zaman hem ihracatımızda,
hem de ithalatımızda artış görülmektedir.
Ekonomik aktivitenin canlı olduğu ve Türk
Lirası’nın değerlendiği bir dönemde ithalatımızdaki
artış beklenen bir gelişme olmakla beraber, ihracat
performansımızda görülen iyileşme de fevkalade
sevindiricidir.
Tekstil,
ekonomimizdeki en rahatsız sektör; Ancak tekstilin
ekonomimize katkı payı "fason çalıştığı
için" çok değil. Bu sektörde
henüz markalaşmayı tamamlayamayan firmalar mevcut.
Bu nedenle sorun yaşanıyor.
OTOMOTİV
sektörünün ise ekonomiye katkısı yadsınamaz.
Otomobil üretimi, dünyadaki en önemli
endüstriyel etkinliklerden biridir ve otomotiv
dünya ticaretinin en hızlı büyüyen sektörleri
arasındadır.
Turizm
sektörünün yüzü Temmuz ayında
gülmeye başladı ve turizm sektöründe
beklenilen hareketlilik bu aydan itibaren istenilen
canlılığa kavuştu.
Sonuç
olarak;
Tüm
olumsuzluklara rağmen, Türkiye dünya ile entegrasyona
doğru gidiyor. Gerek Avrupa Birliği açısından,
gerek yapısal değişiklikler açısından, gerek
özelleştirme çabaları açısından...
Türkiye’deki
yapısal değişiklikler Türkiye’yi bambaşka bir yöne
götürüyor; Dış yatırımcılar için
Türkiye çok ama çok cazip bir
ülke durumuna geldi.Türkiye büyüyen
ve genç bir ülke, dolayısı ile ürettiği
mallar gittikçe değerlenmektedir.
Dış
ekonomik gelişmeler geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.
Biraz
Gülelim
Temel
bir gün Dursun’a balık kılçığı yemenin insanın
kafasını çalıştırdığını söylemiş. Bu habere
sevinen Dursun yanına Temel’i de alarak hemen bir balık
lokantasına gitmiş. Az sonra gelen balıkların etini
Temel, kılçıklarını Dursun yemiş. Böylece
üç porsiyon balık tükettikten
sonra Dursun hesabı ödemiş ve dışarıya çıkmışlar.
Yolda
bir ara Dursun:
-Baa
bak Temel, Sen galiba kazuklayisun beni? Demiş. Temel
gülerek cevap vermiş:
-Bak,
gördün mü? Kafan çalışmaya başladı
bile.
|