TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 405)     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

1 Aralık 1998 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 23550

 

405 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ

 

22/7/1998 tarihli ve 4369 sayılı Kanun(1) ile 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun(2) bazı maddeleri değiştirilmiş, bazı maddelerinde ibare değişiklikleri yapılmış, bazı hükümleri de yürürlükten kaldırılmıştır.
4369 sayılı Kanunla yapılan bu düzenlemelerin uygulamasına ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

1. 6183 SAYILI KANUNUN DEĞİŞEN MADDELERİ

1. Limited Şirketlerden Tahsil Edilemeyen Amme Alacaklarından Ortakların Sorumluluğu

6183 sayılı Kanunun 35’inci maddesi, başlığı ile birlikte;

“ Limited şirketlerin amme borçları :

Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu düzenlemeye göre, limited şirket ortakları şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklardır.

Madde uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tahsil imkanının bulunmaması gerekmektedir.

1.1 Limited Şirketten Tahsil İmkanı Bulunmayan Amme Alacağı

Amme alacağının şirketten tahsil imkanı bulunmaması;

- Şirketin haczedilen mal varlığının, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,

- Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
- Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması,

- Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması,

gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı hallerdir.

1.2 Limited Şirket Ortakları Hakkında Yapılacak Takip

Yukarıda sayılan hallerde limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarını ödemek mecburiyetinde olan hakiki veya hükmi şahıs ortaklar, 6183 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi uyarınca amme borçlusu olup, bu Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.

1.2.1 Limited Şirket Ortağı

29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun(3) 503 ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, Kanunun 511’inci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında; ortakların kimliği ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almış, 515’inci maddesinde şirket esas mukavelesinde yapılan her değişikliğin ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği, 519’uncu maddesinde de pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların ad ve soyadlarının, pay miktarlarının, vukuu bulan ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili değişikliklerin kaydedileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 520’nci maddesi hükmüne göre de ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakatı ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade etmektedir.

Bu hükümlerin birlikte incelenmesinden de görüleceği gibi, limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesinde, bu sözleşmede yapılan değişikliklerde, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde pay defterinde yer almaktadır.

1.2.2 Ortaklar Hakkında Yapılacak Takipte Dikkat Edilecek Hususlar

Limited şirket ortakları hakkında yapılacak takipte aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.

- Öncelikle şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilecektir.

- Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu miktar belirlenecektir.

- Takip konusu amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında pay devri nedeniyle farklı kişilerin ortak olması halinde, bu kişiler hakkında müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre takip yapılacaktır.

- Ortaklar hakkında takip muamelesine 6183 sayılı Kanunun 55’inci maddesine göre tanzim edilecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanılacaktır.

Ayrıca, 6762 sayılı Kanunun 540’ıncı maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür sıfatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları hükme bağlanmıştır. Böyle bir durumda ortaklar hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak takip; 35’inci madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında olmayacaktır. Ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, haklarındaki takip Mükerrer 35’inci madde hükmü uyarınca, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre 387 Seri No’lu Tahsilat Genel Tebliğinde(4) yer alan açıklamalar çerçevesinde yürütülecektir.

Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun “ Amme alacaklarının korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer koruma hükümleri yeterli şartların varlığı halinde, bu tebliğdeki düzenlemeler dikkate alınarak amme borçlusu sayılan ortak hakkında da uygulanacaktır.

1.3 Yürürlük

Bu maddede yapılan değişiklik 4369 sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 29/7/1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu itibarla, 29/7/1998 tarihi ve bu tarihten sonraki dönemlere ait olan amme alacakları, limited şirketten tahsil imkanı bulunmaması halinde yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde ortaklardan takip ve tahsil olunacaktır.

2. Ödemenin Mahsup Edileceği Alacaklar

6183 sayılı Kanunun 47’nci maddesi;

“Amme alacağına karşılık rızaen yapılan ödemeler sırasıyla; ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş, içinde bulunulan takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak, aynı tarihte zaman aşımına uğrayacak alacaklarda her birine orantılı olarak, vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olana mahsup edilir. Ödemenin, alacak aslı ile fer’ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer’ilerine orantılı olarak yapılır.

Amme alacağına karşılık cebren tahsil olunan paralar; önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer’ilerine orantılı olarak mahsup edilir.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede yapılan değişiklik iki hususa yöneliktir.

Bunlardan biri, borçlunun muhtelif borçlarına karşılık rızaen yaptığı ödemeler ile tahsil dairelerince cebren tahsil olunan paraların mahsup sırasını belirlemektedir.

Diğeri ise, gerek rızaen yapılan ödemelerin, gerekse cebren tahsil olunan paraların alacak aslı ve fer’ilerinin tamamını karşılamaması halinde, mahsubun alacak aslı ve fer’ilerine orantılı olarak yapılacağına ilişkindir.

6183 sayılı Kanunun 37’nci maddesi ile amme alacaklarının özel kanunlarında belli edilen zamanlarda ödeneceği, özel kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Bakanlığınca belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, ödeme sürelerinin son gününün amme alacağının vadesini oluşturacağı hükme bağlanmıştır.

Kanunun 51’inci maddesine göre ödeme müddetinde ödenmeyen amme alacağına vade tarihinden ödeneceği tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı tatbik edilmekte ve bu alacaklar Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre tahsil dairelerince cebren tahsil edilmektedir.

Bilindiği üzere amme alacağının süresinde ve süratli bir şekilde tahsili esastır. Bu bakımdan; amme alacaklarının süresinde ödenebilmesi, ödeme süresinde ödenmeyen alacakların cebri takibe intikali ve bu aşamada borçlunun yükümlülükleri ile karşılaşacağı müeyyideler de dikkate alınarak rızaen ve cebren yapılan tahsilatlara ilişkin mahsup işlemleri aşağıda açıklanmıştır.

2.1 Rızaen Yapılan Ödemeler

2.1.1 Ödeme Süresi Başlamış Henüz Vadesi Geçmemiş Alacaklara Karşılık Yapılan Ödemeler

Madde hükmüne göre, amme borçlusunun ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş borçlarına karşılık yapacağı ödemeler öncelikle bu alacaklara mahsup edilecektir.

Ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş alacağın aynı vadeli birden fazla türden olması ve yapılan ödemenin alacağın tamamını karşılamaması halinde, ödemenin mahsubu borçlunun talebi doğrultusunda, talep bulunmaması halinde tamamı karşılanabilen alacaktan başlanarak yapılacaktır.

Diğer taraftan, amme alacaklarının ödeme zamanları belirli süreleri kapsamaktadır. Amme borçlusu, borcunu bu sürenin herhangi bir gününde ödeyebilir. Bu husus dikkate alınarak amme borçlusunun ödeme yaptığı tarihte, vadesi sona erecek borcu bulunmaması halinde, vadesi geçmiş borçlarına karşılık ödeme yapması mümkündür.

2.1.2 Vadesi Geçmiş Alacaklar İçin Yapılan Ödemeler

Madde hükmüne göre vadesi geçmiş alacaklar için rızaen yapılan ödemeler, öncelikle ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak alacağa, bu takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak alacak birden fazla ise herbirine orantılı olarak yapılacaktır.

Zaman aşımına uğrayacak alacağa yapılan mahsuptan sonra kalan miktar bulunması veya ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak alacağın bulunmaması halinde yapılan ödeme, vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olan alacağa mahsup edilecektir.

Mahsup işleminde, her bir alacak aslının, fer’ileri ile birlikte tahsil edilmesi gerekmektedir. Ancak mahsup edilecek miktarın alacak aslı ve fer’ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup, alacak aslı ve fer’ilerine orantılı olarak yapılacaktır.

Örnek 1 : Kavaklıdere Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi (A), 25/1/1999 tarihinde borçlarına karşılık 392.000.000.TL. ödemede bulunmuştur. Mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler 1,2 ve 3 no’lu sütunlarda gösterilmiştir. Ödemenin mahsubu, 4 no’lu sütundaki gibi yapılacaktır.

                                                                Ödemenin 
        Ödeme Tarihi İtibariyle Amme Alacağının                 Mahsubu

          (1)                         (2)             (3)             (4)                   
Türü      /       Vadesi        Miktarı (TL)       Durumu      Mahsup (TL)        

KDV               25/1/1999     20.000.000           ---        20.000.000
Gelir  V.         31/3/1998    150.000.000        Teminatsız   150.000.000
Gecikme zammı                  198.000.000        198.000.000
KDV               25/5/1998     30.000.000        Teminatlı       ---  
Gecikme zammı                   30.600.000           ---  
KDV               25/8/1998     25.000.000        Teminatsız     15.000.000  
Gecikme zammı                   15.000.000          9.000.000
G. Stp.V.         20/10/1998    10.000.000        Teminatsız       --- 
Gecikme zammı                    4.800.000                         ---     
                               483.400.000                      392.000.000



Görüldüğü gibi mükellefin ödeme yaptığı 25/1/1999 tarihi 20.000.000.TL Katma Değer Vergisi borcunun ödeme süresinin son günüdür. Bu durumda yapılan ödemeden öncelikle bu alacak tahsil edilecektir. Mükellefin 1999 yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak borcu olmadığından, vadesi önce gelen 31/3/1998 vadeli teminatsız gelir vergisi borcu gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.

Bu mahsuplardan sonra yapılan ödemeden (392.000.000 - 368.000.000 =) 24.000.000 TL kalacaktır. İzleyen 25/5/1998 vadeli alacak teminatlı olduğundan madde hükmüne göre kalan miktar 25/8/1998 vadeli teminatsız alacağa mahsup edilecektir.

Ancak, 24.000.000 TL’ lık ödeme 25/8/1998 vadeli alacak aslı ve gecikme zammının tamamını karşılamadığından mahsup, alacak aslı ve gecikme zammına orantılı olarak yapılacaktır.

Bunun için borca uygulanacak gecikme zammı ile bu alacağın asıl ve fer’i toplamı hesaplanacaktır.

Gecikme zammı 25/8/1998 ila 25/1/1999 tarihleri arasında aylık %12 nispetine göre 5 aylık süre için 25.000.000 X %60 = 15.000.000.TL, toplam alacak ise 25.000.000+15.000.000= 40.000.000.TL’ dır.

Alacak aslı ve gecikme zammına yapılacak mahsup miktarı aşağıdaki formüle göre bulunacaktır.


  Her bir alacak        Her bir alacak            Yapılan             
  için yapılacak      =    miktarı        X        ödeme     
  mahsup miktarı               Toplam alacak miktarı

Buna göre, 24.000.000.TL’nın


   Alacak aslına 
   mahsup             = 25.000.000 X 24.000.000    =15.000.000 TL.        
   edilecek miktarı            40.000.000 


Gecikme zammına mahsup = 15.000.000 X 24.000.000 = 9.000.000 TL. edilecek miktarı 40.000.000


olacaktır. Mahsuptan sonra kalan 10.000.000. TL alacak aslı ise vade tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsil edilecektir.

Örnek 2 : Pendik Vergi Dairesi mükellefi (B), vadesi geçmiş borçları için 4/2/1999 tarihinde 50.000.000.000.TL ödemede bulunmuştur. Mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler 1,2 ve 3 no’lu sütunlarda gösterilmiştir. Mükellefin ödemenin yapıldığı yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacak borcu yoktur. Mükellefin borçları; 1995 takvim yılı hesaplarının incelenmesi sonucu kesinleşen gelir vergisi ve kaçakçılık cezası olmak üzere iki tür asli alacak, gecikme zammı ve gecikme faizi olmak üzere iki tür fer’i alacaktan oluşmaktadır. Ödemenin mahsubu, 4 no’lu sütundaki gibi yapılacaktır.

                                                   Tahsilatın
Tahsilat Tarihi İtibariyle Amme Alacağının           Mahsubu

          (1)                       (2)               (3)                              
Türü      /       Vadesi        Miktarı (TL)          Mahsup         

Takip Gideri        ---             31.000.000        31.000.000   
Gelir  V.         30/9/1997      2.500.000.000     2.500.000.000
Gecikme zammı                    5.500.000.000     5.500.000.000
G.Stp.V.          20/1/1998        200.000.000       200.000.000  
Gecikme zammı                      324.000.000       324.000.000  
KDV               25/1/1998        750.000.000       750.000.000  
Gecikme zammı                    1.250.000.000     1.250.000.000
Gelir V.          31/3/1998      3.500.000.000       431.034.000
Gecikme zammı                    4.620.000.000       568.966.000 
                                18.690.000.000    11.570.000.000

Tabloda görüldüğü gibi tahsil olunan 11.570.000.000. TL.’dan öncelikle 31.000.000.TL. takip gideri düşüldükten sonra kalan miktar mükellefin vadesi önce gelen 30/9/1997 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı borcundan başlayarak sırası ile 20/1/1998 vadeli gelir stopaj vergisi, 25/1/1998 vadeli katma değer vergisi ve bu vergilere ilişkin gecikme zamlarına mahsup edilecektir.

Bu mahsuplardan sonra yapılan tahsilattan 1.000.000.000.TL. kalacaktır. Ancak, kalan miktar 31/3/1998 vadeli gelir vergisi ve gecikme zammının tamamını karşılamadığından mahsup alacak aslı ve gecikme zammına orantılı olarak yapılacaktır.

Bunun için borca uygulanacak gecikme zammı ile bu alacağın asıl ve fer’i toplamı hesaplanacaktır.

Gecikme zammı, 31/3/1998 ile 15/1/1999 tarihleri arasında geçen 10 aylık süre için toplam %132 nispetine göre 3.500.000.000 X %132 = 4.620.000.000.TL., toplam alacak ise 3.500.000.000 + 4.620.000.000 = 8.120.000.000.TL.’dır

Alacak aslı ve gecikme zammına yapılacak mahsup miktarlarının hesaplanmasında Örnek 1’deki formül kullanılacaktır.

Buna göre, 1.000.000.000.TL’nın


   Alacak aslına 
   mahsup             = 3.500.000.000 X 1.000.000    =431.034.000.000 TL.        
   edilecek miktarı            8.120.000.000 


Gecikme zammına mahsup = 4.620.000.000 X 1.000.000 = 568.966.000 TL. edilecek miktarı 8.120.000.000



olacaktır. Mahsuptan sonra kalan 3.068.966.000 TL. alacak aslı ise vade tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsil edilecektir.

2.3 Yürürlük

Bu maddede yapılan değişiklik 1/1/1999 tarihinde yürürlüğe girmektedir. 1/1/1999 tarihinden itibaren rızaen ya da cebren yapılan tüm tahsilatların mahsubu yukarıdaki esaslara göre yapılacaktır.

1/1/1999 tarihinden itibaren 253 ve 254 Seri No’lu Tahsilat Genel Tebliğleri yürürlükten kaldırılmıştır.

3. Menkul Mal Satışı

6183 sayılı Kanunun 85’inci maddesinin birinci fıkrası;

“Menkul mallar, tahsil dairelerinin satış mahallinde açık artırma ve peşin para ile satılır. Tahsil dairesince uygun görülmesi halinde, artırma malın mahallinde de yapılabilir. Açık artırma ile satışa çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra en çok artırana ihale edilir. Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle korunması mümkün olmayan ya da beklediği zaman önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı anlaşılan mallar en uygun yerde pazarlıkla, borsası bulunan mallar ilgili borsada satılabilir. İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir başka il veya ilçede yapılabilir.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede yapılan değişiklik, özellik arzeden durumlarda, menkul malların satış yeri ve satış şekline yöneliktir.

Haczedilen menkul malların tahsil dairelerinin satış mahallinde açık artırma ile satılması esastır.

Bununla birlikte, haczedilen malın satış mahalline naklinin çok zor olması , nakil sırasında önemli bir değer kaybına uğramasının muhtemel olması gibi nedenlerle alacaklı tahsil dairesince uygun görüldüğü hallerde malın mahallinde satışının yapılması mümkün olabilecektir.

6183 sayılı Kanunun 87’nci maddesine göre haczedilen menkul mallar ilk artırmada satılamadığı takdirde ilk artırma tarihinden itibaren 15 gün içinde uygun görülen zamanlarda yeniden satışa çıkarılır.

Ancak, özellikle küçük yerleşim yerlerinde birinci artırmada alıcı çıkmaması nedeniyle satışın gerçekleşmemesi halinde; maddede yapılan değişiklik ile ilk artırmada satılamayan malların ikinci artırmasının bir başka il veya ilçede yapılabilmesi imkanı getirilmiştir.

Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle korunması mümkün olmayan ya da beklediği zaman önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı anlaşılan mallar ise açık artırma usulüne başvurulmadan pazarlıkla satılabilecektir.

Satış yeri ve şekline yönelik olarak yapılan bir diğer değişiklik ise altın, zirai ürün ve hisse senedi gibi borsası bulunan malların satışının borsada yapılabileceğine ilişkindir.

3.1 Yürürlük

Maddede yapılan değişiklik 4369 sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 29/7/1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2. İBARE DEĞİŞİKLİKLERİ

1. Teminat İsteme

4369 sayılı Kanunun 81’inci maddesinin B fıkrasının 1 numaralı bendi ile 6183 sayılı Kanunun “Teminat isteme” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesinde sayılan kaçakçılık halleri ile mükerrer 347 nci maddesinin 1 numaralı bendinde belirtilen .........” ibaresi “213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359 uncu maddesinde sayılan .....”,

şeklinde değiştirilmiştir.

4369 sayılı Kanun ile 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun(5) ceza sisteminde yapılan değişiklikle kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları kaldırılarak yerine vergi ziyaı cezası ihdas edilmiştir. Bu değişikliğe paralel olarak 6183 sayılı Kanunda da ibare değişiklikleri yapılmıştır.

4369 sayılı Kanunun Geçici 1’inci maddesinin birinci fıkrası ile de, 1/1/1999 tarihinden önceki vergilendirme dönemleri için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9’uncu maddesinin ibare değişikliğinden önceki hükmünün geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.

Bu düzenleme ile, 1/1/1999 tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak bu tarihten sonra yapılacak inceleme ve tarhiyatlar sırasında teminat istenmesini gerektiren hallerin tespiti hususuna açıklık getirilmiş ve bu durumda eski hükümlerin geçerli olacağı belirtilmiştir.

Değişiklik 1/1/1999 tarihinde yürürlüğe girmektedir.

2. Gecikme Zammı

4369 sayılı Kanunun 81’inci maddesinin B fıkrasının 2,3 ve 4 numaralı bentleri ile 6183 sayılı Kanunun “Gecikme zammı, nispet ve hesabı” başlıklı 51’inci maddesinin;

- İkinci fıkrasında yer alan “5.000” ibaresi “500.000”,

- Üçüncü fıkrasında geçen “... kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları ...” ibaresi “... vergi ziyaı cezası ...”,

- Dördüncü fıkrasında yer alan “ ... iki katına kadar artırmaya veya bu nispetleri %30’una kadar indirmeye, yeniden kanuni hadlerine getirmeye ve gecikme zammı asgari miktarını 10 katına ... “ ibaresi “... %10’una kadar indirmeye, bir katına kadar artırmaya ve gecikme zammı asgari miktarını 3 katına ...”

şeklinde değiştirilmiştir.

Gecikme zammı asgari miktarını, 5.000 liradan 500.000 liraya çıkaran hüküm ile gecikme zammı nispetlerini ve asgari miktarını belirleme hususlarında Bakanlar Kuruluna verilen yetki hükmü 4369 sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 29/7/1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

51’inci maddenin üçüncü fıkrasında yapılan ibare değişikliği ise ceza sisteminde yapılan değişikliklere paralel olarak 1/1/1999 tarihinde yürürlüğe girmektedir.

4369 sayılı Kanunun Geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrası ile “213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarından; vadesi 1/1/1999 tarihinden önce olup, bu tarih itibariyle ödenmemiş olanlar ile 1/1/1999 tarihinden sonra kesinleştiği halde ödenmeyenlere, vade tarihinden ödendikleri tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammı uygulanır.” hükmüne yer verilmek suretiyle de 1/1/1999 tarihinden önce kesinleştiği halde vadesinde ödenmeyen kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları ile bu tarihten önceki dönemler için 1/1/1999 tarihinden sonra kesilecek olan bu cezalara, vade tarihlerinden ödeme tarihlerine kadar geçen süre için gecikme zammı uygulanacağı açıklanmıştır.

3. KALDIRILAN HÜKÜMLER

1. Taksitlerin Zamanında Ödenmemesi

4369 sayılı Kanunun 82’nci maddesinin 2’nci fıkrası ile 6183 sayılı Kanunun “Taksitlerin zamanında ödenmemesi” başlıklı 38’inci maddesi 1/1/1999 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.

Bazı amme alacakları, kanunları gereği taksitler halinde ödenebilmektedir.

6183 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 38’inci maddesine göre bu taksitlerden biri vadesinde ödenmez ise; tahsil dairesince bu taksitle beraber vadesi henüz gelmeyen izleyen taksitler de cebri takibe alınmakta, ancak vadesinde ödenmeyen taksidin, haczedilen malların paraya çevrilmesine kadar ödenmesi halinde cebri takibe son verilerek izleyen taksitlerin kanuni ödeme sürelerinde ödenmesine imkan verilmekte idi.

Bu hükmün yürürlükten kaldırılması ile özel kanunları gereğince taksitler halinde ödenmesi gereken amme alacaklarının taksitlerinden biri süresinde ödenmese de amme alacağının tamamı muaccel hale gelmeyecek, sadece süresinde ödenmeyen taksit cebri takibe konu olacaktır.

2. Amme Borçlularının İlanı

4369 sayılı Kanunun 1’inci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5’inci maddesine eklenen fıkra ile Maliye Bakanlığı, mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanlarının, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarlarının açıklanması hususunda yetkili kılınmıştır.

Bu nedenle, 4369 sayılı Kanunun 82’nci maddesinin 2’nci fıkrası ile 6183 sayılı Kanunun “Yasaklar ve cezalar” başlıklı 107’nci maddesinin amme borçlularının ilanına ilişkin üç, dört ve beşinci fıkraları Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 29/7/1998 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

Buna paralel olarak 384(6) ,386(7) ,394(8) , 399(9) Seri No’lu Tahsilat Genel Tebliğleri de yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ olunur.



(1) 29/7/1998 tarihli ve Mükerrer 23417 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(2) 28/07/1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(3) 9/7/1956 tarihli ve 9353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(4) 1/7/1995 tarihli ve 22330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(5) 10/1/1961 tarihli ve 10703 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(6) 8/5/1994 tarihli ve 21928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(7) 16/5/1995 tarihli ve 22285 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(8) 4/6/1996 tarihli ve 22656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(9) 6/6/1997 tarihli ve 23011 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.