TBB EKONOMİ ÇALIŞMA GRUBU DEĞERLENDİRMESİ     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

Türkiye Bankalar Birliği

Ekonomi Çalışma Grubu

Makro Ekonomi Alt Çalışma Grubu Değerlendirmesi[1]

2 Mart 2005

 

Büyüme

 

Alınan tedbirlere ve baz etkisine bağlı olarak 2004 yılının ortasından itibaren aylık sınai üretim artış hızı yavaşlamıştır. Bu durum yılın ikinci yarısında büyümenin hız kestiğine işaret etmektedir. 2004 yılının tamamında büyüme hızının yüzde 8-9 aralığında gerçekleştiği tahmin edilmektedir.

 

Haziran 2004 tarihinden itibaren aylık İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı (KKO) yüzde 80 seviyesinin üzerinde gerçekleşmektedir. Yüksek seyreden oranlar, Türkiye ekonomisinde yatırım ihtiyacının devam ettiğini göstermektedir.

 

İstihdam

 

2004 yılının son çeyreğinde işsizlik oranı yüzde 10 olarak gerçekleşmiştir. Yüksek büyüme hızına rağmen artan verimlilik, istihdamdaki artışı sınırlamaya devam etmektedir.

 

Dış ticaret ve cari işlemler dengesi

 

2004 yılında ihracat yüzde 33,4 artarak 63 milyar dolar, ithalat ise yüzde 40,4 artarak 97,3 milyar dolar olmuştur. Dış ticaret açığı ise yüzde 55,4 oranında genişleyerek 34,3 milyar dolara ulaşmıştır. İthalatın yüzde 17,9’u sermaye malları, yüzde 69,2’si ara malları, yüzde 12,4’ü ise tüketim malları ithalatından oluşmuştur. Yüksek büyüme hızı ara malı ithalatını, değerlenen TL ise tüketim malı ithalatını hızlandırmıştır. 2003 yılında yüzde 68,1 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2004 yılında yüzde 64,7 olarak gerçekleşmiştir.

 

Ocak 2005 itibariyle son 12 ayda ihracat yüzde 30,4 artarak 63 milyar dolar, ithalat yüzde 37,6 artarak 98 milyar dolar, dış ticaret açığı ise yüzde 55,2 oranında genişleyerek 35 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

 

Dış ticaret dengesindeki bozulmanın etkisiyle 2004 yılında cari işlemler açığı yüzde 93,8 genişleyerek 15,5 milyar dolara yükselmiştir. Turizm gelirlerinde kaydedilen yüzde 20,5 oranındaki artış, cari işlemler açığındaki genişlemeyi sınırlandırmıştır. 2004 yılında cari işlemler açığının GSMH’ye oranının yüzde 5-5,5 aralığında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Ortaya çıkan cari açığın finansmanında; portföy yatırımları, doğrudan yatırımlar ile banka ve şirketlerin yurtdışından sağladıkları krediler önemli bir rol oynamıştır.

 

-2004 yılında yurtiçine doğrudan sermaye girişi yüzde 51,5 artarak 2,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Gelen yabancı sermayenin yaklaşık yüzde 52’si gayrımenkul alımlarına yöneliktir. Doğrudan net yabancı sermaye girişi ise 1,7 milyar dolara ulaşmış olup son 3 yılın en yüksek seviyesindedir.

 

-Cari açığın finansmanında portföy yatırımları önemli bir rol oynamıştır. Bir önceki yıla göre yüzde 214 oranında artan portföy yatırımları 8 milyar doları aşmıştır. Portföy yatırımları içinde Hazine tarafından ihraç edilen yabancı para cinsinden DİBS ve eurotahviller önemli bir paya sahiptir. Bu ihraçların tamamı orta ve uzun vadelidir.

 

-Cari açığın finansmanında banka ve şirketlerin yurtdışı borçlanmaları da önemli bir paya sahiptir. 2004 yılında bankalar net 5,7 milyar dolar, şirketler ise net 5,1 milyar dolar dış kaynak kullanmışlardır. Kullanılan kredilerin yüzde 65,2’si uzun vadelidir. Bankaların sağladıkları orta ve uzun vadeli yurtdışı krediler içinde seküritizasyon işlemlerinin payı artmaya devam etmiştir.

 

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 2004 yılında ortaya çıkan cari açığın önemli bir bölümü, doğrudan yatırımlar ve uzun vadeli borçlanmalarla finanse edilmiştir.

 

2005 yılında, büyümedeki beklentiler paralelinde ara malı ve yatırım malı ithalatındaki yavaşlamaya ve turizm gelirlerindeki artışa bağlı olarak yıl sonu cari işlemler açığının GSMH’ye oranının yüzde 4-5 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Vadeli piyasaların ABD Merkez Bankası’nın faizleri agresif ölçüde artırmayacağı yönündeki beklentileri ile Türk eurotahvillerinin, gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha istikrarlı bir performans göstermesi dikkate alınarak, ortaya çıkacak cari açığın finansmanında önemli bir sorunla karşılaşılmayacağı düşünülmektedir. TCMB’nin oldukça güçlü bir uluslararası rezerve sahip olması da olumlu bir faktör olarak değerlendirilmektedir.

 

Kamu maliyesi

 

2004 yılında kamu harcamaları yüzde 0,2 azalmış, gelirler ise yüzde 9,6 oranında artış göstermiştir. Bütçe açığı ise yüzde 24,6 daralarak TL 30,3 katrilyon olarak gerçekleşmiştir. Faiz dışı fazlada yıl sonu hedefi TL 6 katrilyon aşılmıştır. Dolayısıyla sıkı maliye politikasının izlendiği 2004 yılında da bütçeyle ilgili olarak alınan sonuçlar, hedeflerle büyük ölçüde uyumlu bir gelişim göstermiştir.

 

Konsolide bütçedeki iyileşme 2005 yılının ilk ayında da devam etmiştir. Bir önceki yılın aynı ayına göre bütçe açığı yüzde 80,9 gerileyerek 1 milyar YTL seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıllık faiz dışı fazla hedefinin yüzde 15,4’ü Ocak ayında realize edilmiştir. Bununla birlikte sosyal güvenlik harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı yükselmeye devam etmektedir. 2004 yılının ilk ayında yüzde 14,4 olan sosyal güvenlik harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı Ocak 2005’te yüzde 17,9’a yükselmiştir.

 

2004 yılında konsolide bütçe borç stoku yüzde 16,2 oranında artarak 235,6 milyar dolara yükselmiştir. Değerlenen TL’nin de etkisiyle konsolide bütçe iç borç stoku yüzde 20,1, dış borç stoku ise yüzde 7,7 artış göstermiştir. Konsolide bütçe toplam borç stoku içinde iç borç stokunun payı, yüzde 68,7’den yüzde 71’e yükselmiştir. 2004 yıl sonu itibariyle iç borç stokunun yüzde 42,3’ü sabit getirili, yüzde 40,1’i değişken faizli ve yüzde17,6’sı döviz/dövize endeksli kıymetlerden oluşmaktadır. Bir başka ifadeyle iç borç stokunun yüzde 57,7’si, faiz ve kur artışından olumsuz yönde etkilenebilecektir.

 

Konsolide bütçe toplam borç stoku artış göstermekle birlikte net kamu borç stokunun GSMH’ye oranı giderek azalmaktadır. 2007 yılında oranın yüzde 60’ın altına gerilemesi kuvvetle muhtemel görülmektedir.

 

Enflasyon

 

Enflasyondaki düşüş trendi 2005 yılının ilk ayında da devam etmiştir. Yeni endekse göre TÜFE yüzde 0,55 artmış, ÜFE ise yüzde 0,41 oranında azalmıştır. Uçtan uca yıllık enflasyon ise sırasıyla yüzde 9,23 ve yüzde10,7 olarak gerçekleşmiştir. Mevcut göstergeler ve piyasa beklentileri; yıllık enflasyonun, yüzde 8 olarak belirlenen resmi hedefin gerisinde kalabileceğine işaret etmektedir.

 

Bankacılık sektörü

 

18 Şubat itibariyle yıl sonuna göre toplam mevduat, büyük ölçüde TL’nin değer kazanması nedeniyle YP mevduatın TL karşılığının gerilemesine bağlı olarak yüzde 2,9 oranında azalmıştır. Yabancı para cinsinden mevduatın toplam mevduat içindeki payı da yüzde 44,6’dan yüzde 42,8’e düşmüştür.

 

Bankacılık sektörü kredi hacmi, YTL kredilerdeki artışın etkisiyle genişlemeye devam etmektedir. Yıl sonuna göre bireysel krediler yüzde 3,2, tüketici kredileri yüzde 10,4, konut kredileri ise yüzde 12,8 oranında artış göstermiştir.

 

Riskler

 

Önümüzdeki dönemde piyasalarımızın, dış gelişmelerden daha fazla etkileneceği tahmin edilmektedir. Bu kapsamda ABD’nin faiz politikası, petrol fiyatlarındaki dalgalanma, ABD’nin dış politikası, seçim sonrası Irak’ta yaşanan belirsizlikler önem arz etmektedir. Ayrıca IMF ile yapılacak yeni stand-by anlaşması ile AB ile müzakerelere yönelik gelişmelerin de piyasalarımızı etkileyebileceği düşünülmektedir.

 



[1] Ekonomi Çalışma Grubu’nun 2 Mart 2005 tarihli toplantısında Makro Ekonomi Alt Çalışma Grubunca yapılan sunuma ilişkin değerlendirmedir. Üye görüşleri alınarak 23 Mart 2005 tarihinde nihai hale getirilmiştir.